Hz. Hüseyin
Seyit Rıza
$ DOLAR → Alış: 2,90 / Satış: 2,91
€ EURO → Alış: 3,25 / Satış: 3,26

Alevi kurumları, örgütlülük ve asimilasyon

Alevi kurumları, örgütlülük ve asimilasyon
  • 05.08.2012
Arif DİRİK
Örgütlenme adına her ne kadar cemevi, dernek, federasyon şeklinde organizeler olsa da Alevi kurumları henüz net bir kimlik sahibi olmaktan uzaktır. Asıl Alevilikle hiç ilgisi olmayan, İmam Ali’ye endeksli tartışmalarla Alevilik yavaş yavaş İslam içi bir kültüre dönüştürülüp özünden uzaklaştırılmaktadır.
Egemen sistemlere muhalif olarak kendini var eden Alevilik, sürekli egemen devlet din ve sistemlerin saldırısına maruz kalmıştır. Biat kültürünün dışında komünal bir yapı olarak kendisini var etmeye çalışması, egemenlerin sürekli tehlike olarak görmesine neden olmuştur. Bu temelde sürekli bilinen kanlı katliamlar yaşana gelmiş ve günümüzde halen devam etmektedir.
Özellikle cumhuriyet dönemi ile birlikte laisizm adı altında tekke ve zaviyelerin kapatılması ile asıl örgütlülükleri dumura uğrayan Alevilik olmuştur. Cumhuriyet dönemi ile beraber fetvaların yerini ‘kanunlar’, kadıların yerini hakim savcılar almış, bu ister istemez daha önceleri Osmanlının ya da devletin kurumlarını asla çözüm mercii olarak görmeyen Alevilerin mahkemelerle tanışmasına, artık bazı sorunları cemde çözmek yerine mahkemelere taşımasına sebep olmuştur.
Artık, Pir yerine devletin kanunlarını işleten mahkemeler yaşama müdahale etmiştir. Zaten tek dil, tek din ideolojisi temelinde kurulu Türk devlet sistemine dahil olmakla beraber Alevilik de fiilen yasak duruma gelmiştir.
Okullar, kışlalar ve bir bütün tekçi devlet sistemi tarafından topluma enjekte edilen kemalist ideoloji ile sistemin yasak saydığı ya da en azından yasak değilse bile kendi dışında gördüğü Alevilik – Kürtlük -, Lazlık, Çerkeslik, Hıristiyanlık vb yani Türk ve müslüman olmayan her türlü etnik ve kültürel yapı ,resmi yaşamın dışına sürülmüş ve unutulmaya-unutturulmaya, yer yer şiddetle yok edilmeye çalışılmıştır.
Öyle bir kendine yabancılaşmış toplum oluşturulmuştur ki Türk ve müslüman olmayan her türlü etnik ve kültürel yaklaşımlardan bu toplumun bireyleri utanır duruma getirilmiştir. Devlet tarafından devşirilerek özellikle yatılı bölge okulları ile bu öyle bir hal almıştır ki belli bir süre devlet okullarında eğitim gören gençler, köylerine ya da ailelerine geldiklerinde yeni ideolojinin birer temsilcisi konumunda, geçmişinden utanır bir şekilde, hatta geri döndükleri toplumu da tekçi ideoloji için gönüllü asimile eden birer nefer durumuna getirilmiştir.
Bütün bunların gölgesinde sürekli yer yer tartışmalar olsa da devletin tekçi mantığı örgütsüz bir toplumu alt etmede zorlanmamıştır.
Özellikle 84 yılı ile, Kürt özgürlük hareketinin çıkışı ile beraber bütün etnik ve dinsel yapılarda bir sarsılma meydana gelmiştir. Artık Kart Kurt teorisi çöp sepetine yollanırken, yok sayılanların üzerindeki ölü toprağı savrulmuş ve bir dirilme başlamıştır. Ve artık toplumda arayışlar başlamıştır. Kürt, “Kürdüm”, Alevi, “Aleviyim” deme cesareti bulmuştur. Özellikle yasaklı bu iki ana unsur örgütlenmeye başlamıştır. Kürt özgürlük hareketi bir çığır açmış, Kürtler bir şekilde yavaş da olsa örgütlenmeye bedel ödeyerek başlarken, Alevilerde durum farklılık göstermiştir.
Aleviler genel toplumsal bir örgütlenmeden henüz uzak ve daha çok duygusal temelde ve devletle de fazla karşı karşıya gelmeyi göze almayan, daha çok sistemin kabul edebileceği bir şekilde başlamıştır.
Özellikle Turgut Özal’ın Gölbaşı Toplantısı ile organize bir şekilde devlet Aleviliğe müdahale etmiştir. Bundan sonra anlayış; Alevilik olacaksa Türklük temelinde olmalı, devlet hizmetinde olmalı, cami ile barışık olmalı, Kürtlükle hiçbir şekilde alakası olmamalıydı. Ana çerçeve bu olmuştur. Bu şekilde Aleviler devletten bütçe istemeden yasal hiçbir statüsü olmadan örgütlenebilirdi. Devlet de bu yapılanmaya, Kürt özgürlük hareketi ile karışmamalarına dikkat ederek göz yummaktaydı.
Devlet ilk zamanlarda seyirci kalmayı tercih etmiştir. Zamanla derneklerde sayısal bir çoğalmanın gözlenmesi ile Alevilerin denetimden çıkacağı ihtimaline karşı, her ne kadar yasal bir statü tanımasa da valilerin, kaymakamların, yurtdışında da elçilik ve konsoloslukların yardımı ve iştiraki ile mantar gibi Türk bayraklı, büyük Atatürk fotoğraflı “cemevleri” açılmaya başlanmıştır.
Konumuz bunun tarihçesi ve detayları olmadığından bu yazımızda daha çok güncel Alevi kurumları ve örgütlenip, kendisini geleceğe taşırırken uğradığı erozyon ve sistemin asimile etme çabalarına karşı duruşu irdelenecektir.
Yeryüzünde hiçbir din kurumunda siyasi liderlerin posterleri bulunmazken, ülkenin bayrağı diye bir sorun yokken ve hatta otuz kırk yıl önce Alevilerde de öyle bir durum yokken, şimdi tüm Alevi cemlerine istisnasız bir şekilde Atatürk posteri ve Türk bayrağı asılması, tekçi devlet ideolojisinin Alevilerde meydana getirdiği erozyonla açıklanabilir. Atatürk ne Alevi ne de bir din adamıdır, ancak Atatürk posteri ve Türk bayrağı büyük çoğunlukla cemevlerinin demirbaşı olmuştur. Bunun da gerekçesi devlet ile arayı bozmamak. Yeri geldiğinde sığınak yapmışlardır.
Bu yaklaşım da gösteriyor ki örgütlenme adına her ne kadar cemevi, dernek, federasyon şeklinde organizeler olsa da Alevi kurumları henüz net bir kimlik sahibi olmaktan uzaktır. Kendisini İslam içi muhalefetmiş gibi görenler çoğunluğu oluşturmaktadır. Asıl Alevilikle hiç ilgisi olmayan, İmam Ali’ye endeksli tartışmalarla Alevilik yavaş yavaş İslam içi bir kültüre dönüştürülüp özünden uzaklaştırılmaktadır. İslamın beş şartı ile ilgisi bulunmaz ve hiçbir Alevi bu şartların hiç birini yerine getirmezken kendini İslam içi tartışmalara teşne ederek hızlı bir şekilde asimilasyona meydan vermektedir.
Cemevleri adı altında minaresiz birer cami denebilecek yapılar oluşturulmuştur. İçinde kuran okunan, mevlit verilen, yer yer namaz kılınan yapılar meydana getirilmiştir. İsim düzeyinde cemevi olsa da işlev olarak birer minaresiz camiden farksızlar.
Burada tek tek hangi cemevinin durumu nedir gibi detaylara girmek sayfaların konusudur, ancak “insan eksik bir tanrı, tanrı mükemmel bir insandır” anlayışı ve felsefesinin çok uzağında durmaktadır Aleviler. Diğer yandan da hiçbir bayrak ve egemene yakın olmayan, “insanı hakta, hakkı insanda” gören, mazlumun yanında yapılar da yeşermektedir.
Dikkat çektiğimiz bu tartışmalar, özellikle Avrupa’da Kürdistan Aleviler Birliği’nin kurulması ile yeni bir boyut kazanmıştır. Alevi öz be öz Türktür anlayışı tartışılmaya başlanmıştır. Aleviliğin Ortaasya ile Arap çölleri ile ilgisi olmadığını vurgulayan bu yeni anlayış etrafında düşünsel bir tartışma başlatılmış olmakla beraber örgütlenme ve bunu kitlelere taşırmada yeterli başarı sağlanamamıştır.
Başını, Gülen cemaatinden aldığı destekle Cem (Cumhuriyet Eğitim Merkezi) Vakfı’nın çektiği bir kesim örgütlenme ile cemlerde kadınların ayrı oturtulması, baş örtülmesi, cemde secdeye eğilmek, cemde kuran okutmak gibi Alevilikle ilgisi olmayan yapılar halen her alanda minaresiz camiler denebilecek cemevlerini yürütmekte ve asimilasyonun değirmenine su taşımaktadırlar.
Alevilikte “yol bir, sürek binbir” derken bazılarının camiye götürme projelerine ve İslamın iç muhalefet sorunlarına indirgeyerek bitirmeye, asimile etmeye çalışmasına rağmen, Aleviliğin özünün asıl çıkış kaynağı Mezopotamya’nın değerlerine göre ortaya çıkması için çabalar son zamanlarda yaygınlaşmıştır. Geçmişte hiçbir Alevi derneğinde böyle bir tartışma yokken “Biz Aleviyiz, İslam değiliz” tartışması hemen hemen her dernekte tartışma konusudur.
Sonuç olarak; örgütlenme bir başlangıç olsa da bir yandan örgütlenirken bir yandan da kendi kurumları aracılığı ile hızlı bir şekilde asimile edilmektedirler. Alevi kurumları her ne kadar kendi adına örgütlenip değerlerini geleceğe taşırma çabası içinde iseler de, birçok kurum ve dernek halen asimilasyona alet olmaktadır. Kimisi bilerek, kimisi de bilmeyerek…
FEDA: ‘İrfan Evleri’ düşkünlerin yeridir
Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Pirler Kurulu, AKP hükumetinin Alevileri hedef alan politikalarına ilişkin açıklama Read More..
Reya Haq Alevi Pirleri çalıştayı sona erdi
Reya Haq Alevi Pirleri Çalıştayı, “ReyaHaq inanç ve itikatında kadın” ile “Reya Haq inancında kültür, Read More..
Avrupa Maraş Girişimi dernekleşiyor
Almanya, Belçika ve İsviçre’den Maraşlıların katılımı ile gerçekleştirilen kongrede, Avrupa genelinde yaşayan 250 bin Maraşlı’nın Read More..
Kürde, Alevi’ye düşman
Alevilerin talepleri belidir. Aleviliğin anayasal güvenceye kavuşturulması suretiyle, devletin tüm alanlarında uygulanan ayrımcı politikalara son Read More..
Aleviler de görüyor!
Anlaşılan o ki; IŞİD ile içine girilen stratejik ortaklık Türkiye’yi Ortadoğu’daki kavganın içine derinlemesine çekiyor. Read More..
Sizin Savaşınız Bizim Ölülerimiz
ROJDA YILDIRIM Republique meydanındayız. Paris’te 132 insanın ölümüne ve yüzlercesinin de yaralanmasına sebep olan 7 Read More..
Kendimizi savunmak
ŞÜKRÜ YILDIZ Paris’teki son saldırıyla bir kez daha, IŞİD ve zihniyetinin nasıl bir tehdit oluşturduğunu Read More..
Reya heq-Alevi inancını bekleyen tehlike
DEMİR ÇELİK / DBP MYK üyesi Reya Heq inancıyla ilgili Kemalizm’in neden olduğu kimlik erozyonu olanca Read More..
Aleviler sistemi ürkütüyor!
ŞÜKRÜ YILDIZ Alevileri hedef alan saldırılar yeni bir boyut kazanarak, seçim sonrası derinleştirilerek devam etmektedir. Read More..
Aşk olsun Hüseyin gibi duranlara
ŞÜKRÜ YILDIZ Muharrem matemini geride bırakan Aleviler, aşure aşlarının pişirmeye, dağıtmaya başladılar. Alevi Kurumları Üst Read More..
Alevilerin partisi artık HDP’dir
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan “Alevilerin partisi HDP’dir” dedi. Türkiye’de  kardeşçe bir arada yaşamanın koşullarının Read More..
Cemil Bayık, Antep, Adıyaman, Maraş ve Malatya halkına seslendi
Antep, Adıyaman, Maraş ve Malatya halkına seslenen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, “1 Kasım Read More..
Dilek Doğan, Beyaz Toros ve Alevi Katliamları…
CAN KASAPOĞLU 1 Kasım’a beş kala Alevilere bir kez daha hatırlatalım dedik.. İki hafta önce Read More..
1 Kasım: Alevi seçmenler CHP – HDP arasında denge gözetiyor
Dört milyona yakın seçmeni bulunan Ankara’da Aleviler ağırlıklı olarak Çankaya, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinde yaşıyor. Read More..
Tanığım, katili tanıyorum!
GÜLŞEN İŞERİ Ne çok ölüyoruz, nefes alacak bir yer ararken bile genzimizde kan kokusu hissediyoruz, Read More..
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ