SON DAKİKA

Akın Gedik ile Ovacık’ı gezerken

Bu haber 20 Ağustos 2017 - 11:01 'de eklendi ve 192 views kez görüntülendi.

Akın Gedik… O, Ovacık’lı bir gezgin… Geziyor ve fotoğraflıyor. Çektiği fotoğrafların tarihe kalacağına inanıyorum. Ovacık’ın mükemmel coğrafyasını onun gözüyle izliyor ve tanıyoruz.

Munzur sıradağlarının zirvelerini, buzul göllerini, tertemiz coğrafyada ayın ve yıldızların çırılçıplak görüntüsünü, Alevi ziyaretlerini, yaylaları, binbir çeşit çiçeği onun objektifiyle görüyoruz. Akın Gedik sadece keyfine göre gezmiyor. Son orman yangınında bizzat ateşin içine girip söndürmeye de çalıştı.

Akın Gedik ile Ovacık coğrafyası, ziyaretleri, Ovacık Ermenileri ve orman üzerine konuştuk…

Pulur/Ovacık… Ayın mükemmel görüntüsü.
Foto: Akın Gedik

Pirim önce seni tanıyalım… Nerelisin, ne zaman doğdun, hangi okulu okudun?
1976’da Ovacık merkezde doğdum. Orada büyüdüm. Lise mezunuyum.

Bazı fotoğraflar kalıcı olur. Senin çektiğin fotoğrafları öyle görüyorum. Önce dağlarla başlayalım. Şimdiye kadar Dêrsim’de hangi dağlara gittin?
Daha çok Ovacık’taki dağlara gittim. Munzur Sıradağları Dêrsim’de Ovacık sınırları içinde geçiyor. Onun yüksek zirvelerine gittim.

Hangi zirvelere gittin?
Hawaçûr Sırtı
Yılan Dağı
Qanikasik
Ziyaret Boğazı: Gözelerin olduğu yerdir.
Fîkîrîk Zirvesi
Gediktepe: En yüksek noktalardan biri.

Bu zirveler 2800-3200 metre arasıdır. Munzur Sıradağları’nın en yüksek zirvesi ise Ağbaba Tepe’dir. Burası Erzincan ile bizim aramızdaki sınırdır.

Çok çeşitli fotoğraflar çekiyorsun. Bunlar sadece Ovacık’a mı aitler? Dêrsim’ın diğer bölgelerini de dolaştın mı?
Dolaştım ama ayrıntılı değil. Pülümür, Nazimiye, Pertek, Mazgirt ve Hozat’a; yine Bingöl’e dahil olan Silbûs dağına da gittim. Ama en çok Ovacık’ı dolaştım. Fotoğraflarım daha çok Ovacık’a ait.

Ovacık’ta yüksek yerlerde ziyaretler var mı?
Var. Bazıları anlatayım…

Belesen Ziyareti: Zirveye 200 metre kala insanlar ayakkabılarını çıkarırlar, çıplak ayakla secde ederek çıkarlar. Orada yatır yeri de var. Yatırda Belesen yatıyor.

Sultan Baba (Tujik Dağı): Orada da ayakkabılar çıkarılır ve çıplak ayakla gidilir. Karın üzerinde… Sultan Baba’nın yatırı orada var. Orada kurban kesilir. Yatırın etrafını çevirmişler. Orada mum yakıyorlar.

Qalişiş: Zirvenin ismi Kaleşîş. Ovacık-Mercan arasında. O dağın kendisi kutsanıyor.

Ağlayan Kayalar… Pülümür Yolu… Kışın sertliği gözler önünde…
Foto: Akın Gedik

Pirim, bazı fotoğraflarında buz gölleri de görüyoruz. Munzur Sıradağları’nda buz gölleri çok mu?

Munzur Sıradağları’nın her tepesinde birden fazla buzul gölü var.
* Mesela Mercan Dağları kısmında 7-8 tane buzul gölü var.
* Katır Gölleri kısmında 5-6 tane irili ufaklı göl var. Biraz ilerisinde Munzurların ikinci büyük gölü Koç Gölü vardır. O da oraya aittir.
* Mesela Karagol var. O gölün etrafını yarım saatte ancak yürüyebilirsin. Bayağı büyük ve derindir. Kimi yerleri 50-60 metreye kadar ulaşıyor. Mayıs sonuna kadar buzdur, Haziran’da açılıyor.
* Xizir Gölü: Kepir Yaylası’ndadır. Haziran sonuna kadar gölün bir kısmı buzdur. Dêrsim’in genelinde adı Golê Xizir olan göller çoktur. Dağ köyleri yani yaylaya giden köyler oraları ziyaret olarak görüyor. Golê Xizir’a da kurban götürülür.

Akın Gedik… Ovacık coğrafyasını onun fotolarıyla tanıyoruz. Gedik’in çektiği fotoğrafların geleceğe miras kalacağına inanıyorum.

Ovacık’ta her köyü tek tek gidersek 100 tane ziyaret var mıdır?
Ovacık’ta her köyün ziyareti var. Bir de ortak gidilen ziyaretler var. Örneğin hemen her köyün yüksek noktası ziyarettir.

Bizim Alevi coğrafyasında her ziyaretin bir görevi var. Mesela bizim Pazarcık’ta Dorê Îçe diyoruz. Oraya hasta koyunları götürürüz. Bir ziyaret var, sara hastası olanlar gidiyor. Yel ziyaretleri var örneğin. Ovacık’ta da belli nedenlerle gidilen ziyaretleri anlatır mısın Pirim?

* Mesela Yeşilöre Ziyareti var. Ormanın içinde küçük bir göldür. Oraya ruhsal rahatsızlıkları olanları getiriyorlar. Onları iple ağaca bağlıyorlar. İnanışa göre o kişi düzelecekse meleyketler geliyor, ipini çözüyorlar ve omzuna atıp bırakıyorlar. O insan düzeliyor. İnsanlar başka da oraya gider. Kurban keser, niyaz ederler, yarım saat-bir saat orada yatıp gelirler.

* Mesela Elbaba Ziyareti var. Genelde Çarşamba günleri oraya gidilir. Romatizması olanlar oraya gidiyor. Orada düzeltilmiş bir yer var. Orada yarım saat, bir saat uzanıyorlar. Düzeleceğine inanıyorlar. Orada da bir yatır var. Elbaba Ziyareti dağın önündedir. Mum yakılır, teberik alınır.

* Sapkan mezrasında Nıngaxızır var. Oraya Gağand Bayramı’nda gidiliyor.

* Kedek köyü var. O köy iki mahalledir. Bir mahallesinde dua okunan, deyiş söylenen bir yer var. Diğer mahallesinde de bir tepede delikli taş var. Bir tarafında girip diğer tarafında çıkıyorsun. Deliğin uzunluğu 1.5 metredir. Orada da çıra ya da mum yakıyorlar. Rahatsızlığı olan oradan üç sefer geçiyor, düzeleceğine inanıyor.

Ben bu anlattıklarını arıyorum Pirim. Alevi literatürüne bakarsak çoğu insan aynı şeyleri yazıyor. Gidin Nıngaxızır’ı yazın. Yeşilöre’deki ziyaret üzerine anlatılan kerametleri yazın. Alevilik bu anlattığın ziyaretlerdir. Sen ne düşünüyorsun?

Aleviliği getirip cemevlerine sığdırmaya çalışıyorlar. Ben onu doğru bulmuyorum. Cemevi son zamanlarda açıldı.

Delikli Taş / Mercan Dağları
Foto: Akın Gedik

Cemevi buluşma mekanıdır. Bazı cemleri orada yapabiliriz. Ama koluma yel girse yel ziyareti veya yel ocağına giderim. Öyle değil mi?

Doğrudur. Mesela bizim burada bir çeşme var. Puşirik diyorlar. Çocuklar 40’ını doldurdukları zaman oradan kovayla su getirirler. O suyla banyo yaptırırlar. Halen o gelenek sürüyor.

Müsahiplik, güneşe-yıldızlara dua etme sürüyor mu Dêrsim’de…
Halen yapanlar var. Güneşe, aya dua edenler var. Ama belirteyim, yeni nesil o duaları yapmıyor.

Munzurlar’da Samanyolu’nun rüya gibi bir görüntüsü…
Foto: Akın Gedik

Galaksiyi çektin ya, orası tam olarak neresi? Ne hissettin Pirim. Yoksa hergün mü görüyorsun 🙂
Ovacık merkezde ışıklardan dolayı iyi gözükmüyor. Merkezden uzaklaşınca karanlıkta güzel görünüyor.

Pirim, sayende Dêrsimin güzelliklerini görüyoruz. Üç tane yer say desem nereleri sayarsın?
Her yerin farklı bir güzelliği var. Bir zirveye gidiyorum. “En güzel yeri burasıdır” diyorum. Başka bir yere gidiyorum, “yok burasıdır”. Kış gelince çok daha farklı… Sen çıkarken dağdan düşen çığı izliyorsun! Dağ geyiklerini görüyorsun. Kış uzun sürüyor. Yiyecek bir şey yok. Geyikler kaya yosunlarını ve kaya etrafında biriken otları yiyorlar. Onları görüyorsun. Geyikler bizim için kutsaldır.

Orman az mı, yakılmış mı eski orman?
Ovacık’ı şöyle düşün. Ortasında Munzur Nehri geçiyor. Sağ tarafı komple toprak ve ormanlıktır. Hep meşe ağacıdır. Diğer taraf yani Munzurlar ise sarp kayalıktır. Eteklerinde ağaçlar var.

Evdalê Zeynîkê Dêrsim’e geliyor. Doğaya hayran kalıyor ve orada bir destan söylüyor. O anlattığı 500-600 yaşındaki ağaçlar halen var mı?
Eskisi gibi kalmadı. 38 döneminde çok fazla yaktılar. 94’te yaktılar. Yine tüccarlar kestiler… Yine yaşlı ve görkemli ağaçlar halen var. Kendi gözümle gördüm. Üç insanın elleri birleşse ulaşmayacağı ağaçlar gördüm. Şakoklar çok geç büyüyorlar. Tilek köyündeki şakoklar çok büyüktür mesela. Yaşlı ceviz ağaçları var. Belki bin yıllıktır. Mesela onlar çok az kaldı. Tüccarlar kimi yerleri devletten izin alarak kesti. Kimi yerlerde de boşaltmalar sonrası insanlar olmadığı için gidip kesmişler. Yine de Ağdad, Çambulan, Hawaçûr tarafında bin yılın üzerinde olan ardıç ağaçlarımız var.

Yaşlı ağaçları koruma altına alamaz mısınız?
İnsanlar karışmıyor zaten. Yangınlar oldu mu gidiyor. Devlet de çok aldırmıyor. Yaşlı ağaçları gelip araştıran da olmamış. Akademisyenlerin gelip yaşını tespit etmeleri gerekiyor.

Dervişler halen var mı?
En son 90’larda vardı. Her köye giderlerdi. Bugün derviş kalmadı.

Pirim, bir de kiliselere ilişkin soralım. Gezilerinde kiliselere veya kalıntılarına rastlıyor musun?
Ovacık’ta büyük köylerin %70’inde kilise kalıntıları var. Geçmişte Kürd Zazalar ile Ermeniler içiçe yaşamış. Bazı köylerde kiliseler geniş olduğu için orada cem yapılırmış.

Yine anlatılan meşhur bir öykü var. Yağmur için bizimkiler kendi ziyaretlerine gidiyor. Yağmur yağmıyor. Sonra “Bir de Ermenilerin kilisesine gidelim” diyorlar. Gidiyorlar, orada da dua ediyorlar yağmur yağsın diye. Ve yağmur yağıyor.

Ovacık’a bağlı Hanuşağı köyüne giderseniz bazı evlerin duvarlarında kilise taşlarını görebilirsiniz. Ovacık köylerindeki kiliseler ev, ambar veya ağır olarak kullanılmadı. Ovacık’ta çok kar yağıyor. Bazen 7-8 metre yağar. Bir yapının ayakta kalması için bakıma ihtiyacı var. Kiliseler bakımsız kaldığı için yıkıldı. Dêrsimliler de biliyorsunuz 1938 sonrası 10 yıl dışarda kaldı. O süreçte onların yapıları da yıkıldı.

Defineciler her tarafta yaptıkları gibi, Ovacık kiliselerinde de bazı yerlerde kazılar yapmışlar. Bu kazılarda kiliselerdeki tarihi taş kabartmalar kırılmış, yok edilmiş.

Bir de şu var: Bu coğrafya hep acılar, savaşlar içinde kaldı. O nedenle insanlar öncekinin tarihini unutup, kendi derdine düşmüşler. Bu nedenle yazılı belge de hemen hemen yok gibi. 38’i yaşayanlar özellikle susuyorlar. Kendi çocuklarını korumak için… Tarih kısmı bizde biraz saklı kalmış. 38’de Ovacık çok zarar gördü. Seyid Rıza Ağdad köyündendir. Yani Ovacıklı. Orası yıllarca yasaklı mıntıka oldu. Onlar Abbasan Aşireti’dir. Abbasan aşireti çok sürgün, katliam yaşadı. Her aileden kayıplar, sürgünler var. Ovacık merkeze çok müdehale edilmemiş ama ona rağmen her ailede sürgüne gidenler var.

Bu güzel sohbet ve bilgiler için çok teşekür ederiz Pirim.
Ben de teşekür ederim.

FİRAZ BARAN
FİRAZ BARANfirazbaran6@hotmail.com