SON DAKİKA

Her Can Ermez Bu Sırra: Rıza Şehri

Bu haber 05 Aralık 2017 - 11:53 'de eklendi ve 74 views kez görüntülendi.

“Rızasız bahçenin gülü derilmez.”

Bir türküde duymuştum bu cümleyi. Bana sorarsanız, hayatımın en büyük cümlesidir. Rıza ve gül! Ne derin mânâ…

Peki, ne demek istiyor rızasız bahçenin gülü derilmez derken. Bunu anlamak için Rıza Şehri’nin kapısına yüz sürmek mühimdir.

Rıza Şehri

Cihânı dolaşan bir gezginin hâtırasındadır Rıza Şehri; zira gezerken bir gün yol düşer oraya. Girer kapısından, muhabbet eder, dolaşır. Gördüğü şey ilginçtir; evlerin kapıları hep açıktır,
anahtar da yoktur üstlerinde. Kadın erkek birdir; tek nazardadırlar. Hepsi çalışıp emek vermektedirler bu şehirde. Gezgin gözlemlemeye devam eder, acıkınca ise fırıncıya gider,
ekmek ister. Ekmeği alınca cebindeki parasını çıkarır verir. Fırıncı parayı görünce “Biz bunu kaldırmak için ne kadar çaba sarf ettik bilir misin? Koy onu cebine.” der. Gezgin bu
yaşadığına inanamaz. Para hiçbir yerde geçerli değildir; hiçbir şeyin karşılığı maddiyatla değildir. Sevgi, saygı ve hoşgörü diyârıdır burası.

Böylece Gezgin bir süre mekân eder Rıza Şehri’ni kendisine. Sonra bir gün gitmeye karar verir. Yürürken yanına şehirden insanlar gelirler, “Gezgin, sen şehrimizde kaldın. Söyle bakalım bizden razı mısın?” derler. Gezgin sevinir, “Razıyım.” der; lâkin bitmemiştir. Gezgin yoluna devam etmeye yeltenirken tekrar söze girerler, “Eyvallah, sen bizden razısın; ama bizim de senden razı olmamız gerek.”

Sonrasında gezgini Divâna götürürler. O mecliste Pir ve nice talibi vardır. Durumu anlatırlar. Meclistekiler kendi aralarından mevzûyu istişare ettikten sonra gezgine kararı açıklarlar. Pir
söyler, “Burada bir süre kalıp çalışman, halkımıza yardım etmen, onlarla bir olman gerekir ki onlar da senden razı olsunlar.” Karar işler ve gezgin misafirhânede kalmaya başlar, çalışır,
çalışır, çalışır…

Günler böyle geçer, gezgin öğrenir ki evlenmek isteyen gençlerin birbirlerini görmek niyetiyle gittikleri bir göl var imiş. Evlenme arzusuyla oraya gider, etrafına bakar. Güzeller güzeli bir kadına âşık olur, yanına yaklaşır. Bir sonraki gün buluşmak üzere sözleşirler. Gün gelir, gezgin hazırlanıp kadın ile buluşacağı yere doğru yola çıkar. Yolda giderken bir bahçe görür, nar ağaçları ile doludur burası. Kadına nar götürmeyi aklına koyar, aşıktır! Bahçeden narları toplar, bir heves yoluna devam eder; fakat arkasında bıraktığı bahçeye izinsiz girdiği gibi zarar da vermiştir. Aceleden ağaçların dallarını kırmış, incitmiştir. Ne yaptığını bilmeden gider kadının yanına gezgin, onu görünce narları uzatır. Kadın, “Sen bunları nereden aldın?” diye sorar. Gezgin söyler, “Ben o bahçeyi biliyorum.” der kadın.

“Peki izin aldın mı?” deyince sessizlik olur; zira kadın bahçenin halini görmüştür. “Sen Rıza Şehrinde o kadar vakit kaldın; ama bir şey öğrenememişsin. Var git yoluna Gezgin!” der ve
oradan uzaklaşır. Gezgine de yol görünür.

Derilmedi elbette gül!

İnsan rızasız olmayı versin. Rıza Şehri’ne de varsa fayda etmez. Görüyorsunuz ya, gezgin para ile almak istiyor her şeyi; ama halk, muhabbet istiyor, sevgi istiyor. Bu anlatıda çok
önemli noktalar vardır; örneğin, fırıncının parayı kabul etmemesi ve “Biz onu kaldırana kadar neler çektik” demesi; zira öyledir, para üzerine kurulu bir düzeni silmek zor. İnanın, hiçbir
kelâm boşuna edilmemiştir: “Bu bir rıza lokmasıdır, yiyemezsin demedim mi?” misal! Diğer bir nokta ise Gezgin şehirden ilk gitmeye karar verdiğinde halkın kendisinden rızalık istemesidir. Rızalığını verir gezgin; ama bitmez; zira razılık karşılıklı bir mevzudur. Sen bizden razısında bakalım biz senden razı mıyız? Mühim bir nokta daha: divan! Ve veya meclis diyelim… Gezgini meclise götürmek, onun için orada ortak karar vermek adalet demektir, eşitlik demektir, rıza demektir! Kaldı ki o meclis gezginin kafasındaki gibi gösterişli bir yer de değildir…

Son olarak ise gezgin evlenmek istediği kadın ile buluşmaya giderken yaşanan hâdise vardır; nar! Gezgin, kadını sevindirmek için nar ağaçlarını kıra döke toplar meyveyi. Bir heyecan ile
getirir kadının yanına; lâkin işte yine karşımıza rızalık çıkar. Gezgin narları ağaçtan toplamıştır da bahçeye emek edenin rızası var mıdır? Dalından meyve koparılmasına ağacın
rızası var mıdır? Kaldı ki, gezgin bunları ağaca zarar vererek yapmıştır. Kadın haklıdır; hiçbir şey öğrenememiştir Rıza Şehri’nden Gezgin. Ne demişler: her Can ermez bu sırra!

“Pir Sultan’ım der Şah’ımız
Hakk’a ulaşır rahımız
On’ki İmam katarımız
Uyamazsın demedim mi?”

CEREN ATAŞ
CEREN ATAŞcerenaatas@gmail.com