SON DAKİKA

Alevi medyası cinsiyetçi olmaya devam edecek mi?

Bu haber 09 Nisan 2018 - 11:34 'de eklendi ve 91 views kez görüntülendi.

Üç yıl önce “Kadın erkek eşitliği konusunda Alevi erkekler ne diyor?” başlıklı federasyon-konfederasyon düzeyinde Alevi kurum başkanları, milletvekilleri vb ile (ki hepsi erkekti ve hala hepsi erkek, neden hepsi erkek diye sorduğunuzda “Bizde kadın yok ki!” ve “Nitelikli kadın yok” dâhiyane cevapları ile karşılaşıyorsunuz) Alevi kurumlarında kadınların durumu ile ilgili röportajlar yapıyordum. Röportaj serime Alevi medyasında kadınların durumunu da koymuştum.

( http://siyasihaber3.org/kadin-erkek-esitligi-konusunda-alevi-erkekler-ne-diyor-1-gulfer-akkaya-2

http://siyasihaber3.org/kadin-erkek-esitligi-konusunda-alevi-erkekler-ne-diyor-2)

O dönem Alevi medyasında bilinen erkek kişilerle Alevi medyasındaki cinsiyetçilik konusunu görüşmek istemiştim. Açıktan hayır demediler ama her defasında bir mazeretle geldiler. Sonuçta o röportajlar olmadı.

Bu “kaçış” bile Alevi medyasında cinsiyetçiliğin hangi boyutlarda olduğunu göstermesi açısından başlı başına bir veriydi.

Alevi TV ve yazılı basının sahipleri erkekler. Yazan, çizen, konuşan, bilenleri erkekler. Program yapanları, kanal yöneticileri, kara vericileri hep erkek.

Geçtiğimiz aylarda Avrupa’da çıkan Alevilerin Sesi Dergisi bilmem kaçıncı yılı dolayısı ile emeği geçenlere uzun bir liste ile teşekkür ediyordu. Listede tek kadın yoktu. Zaten derginin künyesine baktığınızda tamamı erkeklerden oluşan kadroyu okuyorsunuz.

Derginin yazanları da erkek. Röportaj edilenleri de. Neden böyle diye sorduğunuzda “Kadınlar yazmıyor” cevabı alıyorsunuz. Derginin kadınlardan yazı almak, daha çok kadını yazar yapmak gibi hedefi, bu konuda spesifik çalışması olmuş mu?

Dergide içerik olarak eril perspektif aşılmamış, kadın çalışan yok. Yani dergi kadınlara hitap etmiyor. Kadınlar o dergiyi okumayı ihtiyaç olarak hissetmiyor ki, neden yazsın, neden okusun?

Benzer şeyleri tüm Alevi medyası için söylemek mümkün. Alevi medyası erkeklerin tekelinde. Kadın ve erkeklerden oluşan Alevi toplumunun emekleri ve paraları üzerinden var olabilen Alevi medyası çok büyük ağırlıkta erkeklerin hizmetinde.

Kapatılmadan evvel en çok bilinen ve takip edilen Yol TV ve TV10 kanallarında da durum böyleydi.

Geçtiğimiz hafta iki güzel haber duyduk. Biri Yol TV’nin Haziran ayı ile beraber çanaktan yayın yapacağı, diğeri Can TV adıyla 1 Mayıs’ta yeni bir Alevi kanalının açılacağı idi. Şahsen de çok sevindim çünkü Alevi kanalları özellikle izliyorum. Herkese de izlemelerini tavsiye ediyorum. Alevi olsun olmasın.

Ancak yol’la koyulacak her iki kanalın önünde önemli görev ve sorumluluklar var. Bunların başında Alevi medyasındaki cinsiyetçilikle yeni dönemde mücadele edip etmeyecekleri…

Açıkçası Alevi toplumunda kadın erkek eşitliği konusunda başta kadınlar olmak üzere, yanı sıra hatırı sayılar düzeyde erkeklerde de kadıncıl inanç olan Aleviliğin fark edilmesi, ona sahip çıkılması konusunda göğüs kabartan gelişmeler olduğu aşikâr.

Alevi toplumunun aynası olan medya organlarının da bu konuda kendisini yenilmesi ve hızlı adımlar atması gerekmekte.

Bahsettiğim şey bir, iki “kadın programı” yaparak kadınları sadece “kadın programlarına” sıkıştıran, bir tür daraltılmış alanda kendi kendinize konuşun tarzı medya anlayışı değil.

Bahsettiğim şey kökten bir değişim. Bu da teknik değil, içsel bir değişimi başarmış olmaktan geçiyor. O kanalları yönetecek emekçi arkadaşların kadın bilincine sahip, eşitliği içselleştiren kadın ve erkeklerden oluşması gerekiyor.

Atılacak her adımda, yapılacak her işte, kullanılan dilde, üslupta, içerikte kadınlar lehinde olmaya ve cinsiyetçi olmamaya dikkat edilmeli. Alevi medyasında çalışanlarda cinsiyetçilik özenle ayıklanmalı.

Bunun olabilmesi için kadınlara sadece “kadın konularında” mikrofon uzatılmamalı. Dünyada olan her şey kadınları ilgilendirir. Borsa, sinema, siyaset, iklimsel değişiklikler, yükselen enflasyon, cinsiyetçi diyanet, sarayın harcamaları, trend makyaj stilleri… Çünkü kadınlar tıpkı erkekler gibi hayatın her yerindeler, her şeyi yaşıyorlar, her şeyden etkilendikleri gibi her şeyi etkiliyorlar da.

Alevi medyası bunları bilerek yapılacak her programda, haberde, yorumda kadınları da bulundurmalı, kadınların fikirlerini almalı, kadınların olayları yorumlamalarına erkeklere sağladıkları kadar olanaklar tanımalı.

Alevi medyası bunları yapsın, yani cinsiyetçilikten uzak, kadın erkek eşit perspektifiyle medyada kadınlara yer versin bakalım kadınlar var mı, yok mu?

Bakalım kadınlar yazıyor mu, yazmıyor mu?

Bakalım kadınların fikri var mı, yok mu?

Bakalım sırf erkekler mi “biliyor?”

Yine Alevi medyası iddia ettiği gibi kadın erkek eşitliğini önemsiyorsa o halde Alevi medyasının sahipleri, yöneticileri arasında yeterli sayıda kadınlara yer vermek durumunda.

Tıpkı evdeki hâkim mantık gibi burada da kadınlara mutfakta yer verip, malı mülkü kendi üzerine yazamaz erkekler. O medya kadınların da emeği ile var. Oralar kadınların da hakkı ve bu hak daha fazla erkelerce gasp edilmemeli.

Mayıs ve Haziran aylarında evlerimize girecek olan Can TV ve Yol TV’nin Yol’u açık olsun. Zalimin zulmüne karşı direnen Alevi medyasının yaşadığı güçlüklerin farkındayız.

Ama biz kadınların da haklı beklentileri var. Biz o güçlükleri iki kat yaşıyoruz. Bu nedenle önceki halinden farklı, zengin, cinsiyetçi olmayan, bizleri de kapsayan medya istiyoruz.

Başından sonuna hem de birbirlerini tekrar eden erkeklerle doldurulmuş stüdyolar değil, kadınların sözlerini duymak istiyoruz.

Haftada bir iki kadın programı değil, daha fazla kadın programları ve her konuda kadınların yönettiği programlar, her konuda kadınları konuk alarak onların da fikirlerini duyuran programlar istiyoruz.

Kısacası biz kadınlar cam değil, can tv’ler istiyoruz.

GÜLFER AKKAYA
Güfer Akkayaakkayagulfer@gmail.com