Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Alevi Derneklerin raporunda neler var?

AleviNet

Published

on

alevi-malatyaMalatya’daki bazı alevi derneklerin çözüm sürecini destekleyici olarak okudukları raporun içeriğinde neler var?.

Cem Vakfı Malatya Şubesi’nde önceki gün düzenlenen basın toplantısında, Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan, Zeynel Abidin Vakfı Başkanı Erdoğan Ünverdi, Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı Genel Başkanı Hasan Meşeli, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Songül Canpolat, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Elazığ Cemevi Başkanı Polat Şaroğlu ile İkinci Başkanı Cafer Yeşil, Tunceli Üniversitesi Alevi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Kadir Bulut’un da destekleriyle hazırlanan ve Güneş TV imtiyaz sahibi M. Duran Özkan tarafından okunan raporda bakın nelere yer verildi:

“Türkiye, bugün bir sorunlar yumağı ile yüz yüze kalmış durumdadır. Bu siyasi ve sosyal sorunlar tek tek sıralanabileceği gibi üst bir ifadeyle betimlenebilir/ tanımlanabilir.  Bu sorun, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, evrensel standartlara çekilmesi; daha genel söylemle demokratikleşme sorunudur. İçinde bulunduğumuz yüzyıl bu sorunların çözümü noktasında dış bir etki oluştururken, ülkenin iç dinamikleri de çözümü zorunlu kılmaktadır. Doksan yıllık sistem; sosyal, siyasal, ekonomik birçok sorun yaratmış, bu sorunlarla karşı karşıya kalan sosyal grupları baskılamak artık nerede ise imkânsız hale gelmiştir. 30 yılı aşkın bir süredir süren, binlerce insanın hayatına mal olan Kürt Sorunu barışçıl yollarla çözüm sürecine girmiş bulunmaktadır. Üç aşamalı olarak ifade edilen bu sürecin ilk aşaması olan silahların susması ve sınırlar ötesine çekilme başlamıştır. İkinci aşama 1980 askeri darbenin ürünü olan Anayasanın iptal edilerek demokratik bir anayasanın oluşturma süreci olarak düşünülmektedir. Üçüncü aşama ise normalleşme ve demokratik kültürün yaygınlaşması ve silahlı güçlerin tasfiyesidir. Süreci oluşturan aktörler rollerini oynarken, akil insanlar grubu da bu geçiş sürecinde toplumsal refleksi gözlemleme ve raporlama amacıyla tüm ülkeyi dolaşmaktalar. Siyasal iktidar sürecin hızlı işlemesi ve kazaya uğramadan sonlandırılması için muhalefetin desteğini alarak, sürecin sağlıklı ve toplumsal mutabakata dönüşmesini sağlanmalıdır.

Süreci başlatan hükümet kanadının ülkenin önemli sorunu olan Alevilik sorunu konusunda sesiz kalması, bu sorunu dillendirmemesi Alevi yurttaşlar tarafından kaygıyla izlenmektedir. Temel inançsal kaynağını kırklar meclisinin eşitlikçi ve adil paylaşım anlayışından alan Aleviler; 72 millete bir gözle bakmaktadırlar. Tarihsel genlerinden gelen barış ve hoşgörü anlayışı; Alevileri süreci desteklemeye yönlendirmektedir. Tarafların başlatmış olduğu barış sürecinin başarıya ulaşması ve akan kanın durması, Alevi inançsal anlayışının bir parçasıdır. Aleviler bu sorumlulukla hareket ederek sürecin aksamadan devamından ve sonuçlanmasından yana tavır koyacaklardır. Süreç cumhuriyetin demokrasiyle imtihanıdır. Demokratik bir cumhuriyet eşit yurttaşlık anlayışıyla ancak gerçekleşebilir. Ülkeyi oluşturan tüm bireyleri eşit gören temel hak ve hürriyetlerini koruyan bir cumhuriyet ancak demokratik olabilir. Türkiye nüfusunun ciddi bir büyüklüğünü oluşturan Aleviler 90 yıllık cumhuriyet tarihinde kendi kimliklerini gizlemişler, ibadetlerini yapamamışlar, en temel insan haklarından olan inanç hürriyetinden mahrum bırakılmışlardır. Yeni bir anayasanın yapım sürecinden Aleviler görmezden gelinemez.

Temel insan haklarından olan:

– İnananların inançlarını serbestçe ifade edebilme,

– Serbestçe ibadet etme (cem yapma),

– İbadet hanelerini (cem evi) belirleme ve oluşturma,

– Dedelik makamı ve kurumunun yeniden aktif hale getirilmesi,

– Din hizmetlerini yürütecek hizmetlilerin yetiştirilmesi

– İnanç mensuplarının dini inançlarını öğrenme ve kendi sosyolojisinde yayma haklarından mahrum bırakılması düşünülemez.

Bu haklar evrensel hukukun tüm dünyada genel kabul gören insan haklarının ayrılmaz bir parçadır. Kaldı ki bu haklar; yargıçların, hâkimlerin, siyasi iktidarların karar vermesi noktasından çok uzaktır. Aleviler bu hakları, Yaratıcıdan ve onun peygamberi olan Hz. Muhammed’den ve onun Ehl-i Beyt’inden almaktadır.

Aleviler barış sürecini desteklemekte, yeni anayasa yapım sürecinde, seyirci değil; aktif rol alan olmak istemektedirler. Bu nedenle aşağıda sıraladığımız temel haklarımızın süreç içinde gerçekleştirmeye çalışacağız:

1. Eşit yurttaşlık hakkı:  72 millete bir gözle bakarız anlayışına sahip olan Aleviler, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm yurttaşların yasalar önünde eşit olması gerektiği bilinciyle hareket ederek, ayrımcı, ötekileştirici nefret söylemi içeren her türlü anlayışa karşıdır. Ötekileştirici nefret söylemi anayasal suç kapsamına alınmalı, bu suçla ilgili ağırlaştırılmış cezalar getirilmelidir. Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm bireyler eşit yurttaşlık hakkından yararlanmalıdır.

2. Sivil demokratik bir anayasa istemi: Aleviler 1980 darbesiyle topluma dayatılan cunta anayasasının, toplumun özgürlükçü gelişimi önünde engel teşkil ettiği ve değiştirilmesi gerektiği bilinciyle hareket etmektedir. Günümüzün çağdaş anlayışına ters düşen bu anayasa toplumun her kesiminin katıldığı ve temsil edildiği bir şekilde yeniden oluşturulmalıdır.

3. Cemevi istemi: Cemevleri Alevi inancının ibadet mekânlarıdır. Arapgir’in Onar Köyünde 800 yıllık Anadolu’nun en eski cem evlerinden biri bulunmaktadır. Hacı Bektaşı Veli Dergâhı Osmanlının oluşumundan öncedir. Cemevleri Anadolu Alevi inancının ayrılmaz bir tarihsel parçasıdır. Alevi ibadet merkezleri Dergâhlar, tekkeler, ocaklar vb şeklinde daima var olmuşlardır. Bugün Alevilerin tümü ibadethane olarak Cemevlerini kabul etmektedirler. İbadethaneler insanların inançsal irade ile belirledikleri mekânlardır. Bu bağlamda Cemevlerinin inançsal statüsü tanınmalı, ibadet hanelerin yararlandıkları tüm haklardan faydalanmalıdır.

4. Hacı Bektaşı Veli Türbesi Alevilere Devredilsin: Hacı Bektaşı Veli Dergâhı başta olmak üzere Alevi Bektaşi dergâh ve türbeleri bunlara ait mülklerin yönetimi yeniden düzenlenmelidir.

5. Özerk bir diyanet oluşturulsun: Diyanet işleri kurumu anayasal kurum olmaktan çıkartılmalı. Özerk din işleri kurumu haline getirilmelidir. İnanç gruplarını eşit temsiliyeti sağlanmalıdır. İnanç gruplarının belirleyeceği temsilciler tarafından oluşturulan birimler kendi inanç mensuplarına hizmet vermelidirler ve bunun sağlanması için her inanç grubu inanç bütçesinden pay almalıdır.

6. Alevilik ders kitaplarına girsin istemi: Ders kitaplarına giren Alevilik, Alevilerin belirleyeceği bir komisyon tarafından kaleme alınmalıdır. Din kültürü ve ahlak dersleri müfredatının oluşumunda tüm inanç grupları belirleyici olmalıdır

7. Alevi akademisi kurulsun: Alevi İslam inancının öğretilmesi ve din adamlarının yetiştirilmesi için üniversitelerde akademik birimler kurulmalıdır.

8. Alevi köylerine cami yapılmasın: 1980 askeri darbesi ardından hız verilen, alevi köylerine cami yaptırma ve imam atamaları durdurulmalı. Atananlarda geri çağrılmalıdır. Bu mekânlar köy tüzel kişiliğine devredilmelidir.

9. Asimilasyon politikalarına son verilsin: Milli tarih ve islam tarihi mezhepler üstü bir anlayışla doğru ve tarafsız olarak yeniden yazılmalıdır.

10. Madımak Oteli Utanç Müzesi olsun

11. Zorunlu din dersleri kaldırılsın: Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri zorunlu olmaktan çıkartılıp seçmeli hale getirilmelidir.

12. Alevilerin kutsal mekânlarına yönelik yağmaya son verilmelidir. Alevi kutsal mekânları çevresinde imar yeniden düzenlenmeli. Abdal Musa ve Dersim bölgesindeki kutsal mekânlar başta olmak üzere bu alanlarda oluşturulan taşocağı, baraj gibi çalışmalar derhal durdurulmalıdır.

Continue Reading
1 Comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

MSB: S-400’de ikinci sevkiyat tamamlandı

AleviNet

Published

on

Milli Savunma Bakanlığı Rusya’dan Türkiye’ye S-400 sevkiyatıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada S-400 savunma sisteminin ikinci batarya malzemelerinin Mürted Hava Meydanı’na intikalinin tamamlandığı belirtildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, sistemin kurulum çalışmalarının ve kullanıcı personelinin eğitiminin sürdürüldüğü ifade ederek şu görüşlere yer verildi:

“Türkiye’nin hava ve füze savunma ihtiyacının karşılanmasına yönelik S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin tedarik sözleşmesi 11 Nisan 2017’de Rusya Federasyonu ile imzalanmış, sözleşme kapsamında S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin birinci batarya malzemelerinin intikali 12-25 Temmuz 2019 tarihleri arasında tamamlanmıştı. S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin ikinci batarya malzemelerinin Mürted Hava Meydanı/Ankara’ya intikaline de 27 Ağustos 2019’da başlanmış ve bugün tamamlanmıştır. Sistemin kurulum çalışmaları ve kullanıcı personelin eğitimleri devam etmektedir.”

Açıklamada sistemin Nisan 2020’de faal hale getirilmesinin planlandığı kaydedildi.

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alma kararı ABD-Türkiye ilişkilerinde gerilim oluşturan konuların başında geliyor. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi geçen ay Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemiyle ilgili ikinci etap teslimata başlanması sonrasında ABD Başkanı Donald Trump’a Türkiye’ye yaptırım çağrısında bulunmuştu. ABD, S-400 alımı nedeniyle Türkiye’ye ortakları arasında olduğu F-35 savaş uçağı programından çıkarmıştı.

DW, DHA / HT, EC

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Masadaki en sıcak konu İdlib

AleviNet

Published

on

Suriye’de güvenli bölge oluşturulması için ABD’yle aradığı uzlaşmayı yakalayamayan Ankara’nın İdlib’den büyük göç dalgasına dönük endişesinin büyüdüğü bir dönemde Türkiye, Rusya ve İran; yarın Ankara’da bir kez daha devlet başkanları düzeyinde masaya oturuyor.

Suriye’deki siyasi krize çözüm için Astana toplantılarını başlatan üçlü olarak bilinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Ankara buluşmasında en kritik ve sıcak gündem maddesi İdlib. Çünkü; Rusya ve Türkiye’nin Suriye’de muhalifler ve rejim arasında silahtan arındırılmış bölge oluşturduğu İdlib’de Suriye ordusu; Rusya’dan hava, İran’dan da Şii milis gücü desteğiyle operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda.

Ankara, İdlib’deki operasyonlardan kaçan yarım milyon Suriyelinin Türkiye sınırına doğru yöneldiğini tespit ederek Rusya, İran ve ABD’yi alarma geçirmiş olsa da, yürüttüğü diplomatik çabalardan herhangi bir sonuç alamamanın sıkıntısını yaşıyor. Türkiye’nin Rusya ve İran’la birlikte uzlaşarak, Suriye’de ateşkesi ve ihlalleri takip etmek için kurduğu gözlem noktaları tehdit altında. Ağustosta İdlib’in güneyinde yer alan Han Şeyhun’dan Türkiye destekli muhaliflerin çekilmesiyle birlikte Türkiye’nin bölgedeki Morek gözlem noktası da Suriye ordusunca kuşatılmış durumda. Operasyonlar ve çatışmaların sürmesine karşın gözlem noktalarını başka bir yere taşımamayı düşünen Ankara, İdlib kaynaklı büyük göç dalgasını Washington yönetimi destek vermese de, Suriye’de oluşturulacak bir güvenli bölgede karşılamanın hazırlıklarını yapıyor. Ankara bu noktada Rusya ve İran’dan operasyonlarını durdurmalarını bekliyor. Ancak Rusya İdlib’de El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütüne karşı yürüttüğü operasyonlardan vazgeçmeyeceğini söylüyor. 

Anayasa komisyonu beklentisi

Peki Ankara ne yapmayı planlıyor? DW Türkçe’ye bilgi veren Türk Dışişleri yetkilileri, Türkiye destekli muhaliflerin İdlib’ten geri çekilmeye başlamasıyla birlikte, Esad rejiminin Afrin’e doğru yöneleceğine dikkat çekiyor ve siyasi çözüm için masaya oturulana kadar İdlib’te gözlem noktalarının korunacağını söylüyor. Yani, Ankara için önemli olan; siyasi çözüm için somut bir adım atılması. Peki, böyle bir adıma dönük herhangi bir işaret var mı? Dışişleri yetkilileri, HTŞ’nin kontrolü altında olan İdlib’de Türkiye destekli muhaliflerin de hakimiyetinin güçlendirileceğini belirtirken, anayasa yazım komitesinin de oluşturulmasına dönük son hazırlıkların yapıldığını söylüyor. Yaşanan uzlaşmazlıklara karşın komitenin Ankara’da duyurulması için taraflar son hazırlıklarını yapıyor.

Anayasa komitesinin oluşturulması aşamasında üç isim üzerinde anlaşma sağlanamamıştı. Rusya’nın komite listesinde olmasını istediği üç isme Türkiye karşı çıktığından uzlaşma gecikiyor. Rusya’nın, PKK’nın Suriye’deki kolu olarak görülen PYD ile bağlantılı üç ismi listeye aldığından yakınan Türkiye’nin itirazlarını Rus yönetiminin kabul ettiği bilgisi Ankara’ya ulaşmış durumda. Ancak Türkiye ile Rusya’nın tam olarak nasıl bir formül ürettikleri Ankara’daki zirvede daha açıkça görülebilecek.

Rusya uzmanı Kerim Has

Rusya uzmanı Kerim Has

“Türkiye ve Suriye ordusu karşı karşıya gelebilir”

Rusya uzmanı Kerim Has, DW Türkçe’ye Ankara’daki zirvenin ‘kritik önemde’ olduğunu söylüyor. İdlib’de rejimin ilerleyişinin sürdüğünü hatırlatan Has, “8 ve 10 numaralı Türk gözlem noktaları da kısa sürede Suriye ordusu tarafından kuşatılabilir. Bunun da ötesinde sahada Türk ve Suriye ordularının karşı karşıya gelme riski her geçen gün artıyor. Bu yüzden zirve sonrası Rusların eskortluğunda Türk gözlem noktalarının tahliyesi gündeme gelebilir” diyor. Has, cihatçı grupların Türkiye sınırına doğru ilerleyişinin de büyük bir risk olarak zirvede değerlendirileceğini öngörürken, tarafların İdlib’te çatışmaları durdurmak için yeni bir plan üzerinde durmaları gerekeceğini belirtiyor.

Has, Ankara’nın Suriye’de ABD işbirliği ile güvenli bölge kurma arayışının Moskova için sorun olduğuna dikkat çekiyor. Has “Rusya, güvenli bölgenin Türkiye’nin rızası ve dolaylı desteğiyle Suriye’de etnik planda bir çeşit siyasi Kürt özerkliğini ortaya çıkarabileceğini düşünüyor. Bu açıdan da Kremlin, Fırat’ın doğusunda Ankara’nın Kürtlere yönelik politikasını Washington’la değil, Şam ile koordineli bir şekilde yürütmesini istiyor” öngörüsünde bulunuyor.

Has “Rusya’nın bir yandan İdlib’de rejimin adım adım ilerleyişini sağlayarak Ankara’yı Şam’la doğrudan temasa ve işbirliğine zorlama politikasını sürdüreceğini, diğer yandan ise Kürt politikasında yine Ankara’yı Fırat’ın doğusunda tek taraflı operasyon kararıyla Washington’ın karşısına çıkmaya teşvik edebileceğini düşünüyorum” diyor.

ORSAM Suriye uzmanı Oytun Orhan

ORSAM Suriye uzmanı Oytun Orhan

“Somut sonuç beklemek zor”

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Suriye uzmanı Oytun Orhan da DW Türkçe’ye “Zirvenin en büyük önemi Suriye’deki gerginliklere, görüş ayrılıklarına karşın halen bu üç ülkenin işbirliğini sürdürmekte kararlı olduğunu göstermesidir. Siyasi çözüm tarafların en büyük beklentisi ancak somut sonuç beklemek zor” diyor.

Orhan’a göre taraflar terörle mücadele, Suriyelilerin güvenli bir biçimde ülkelerine dönmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gibi temel prensipleri zirvede bir kez daha dile getirecekler. Zirvede anayasa komitesinin duyurulmasına dönük beklentinin yüksek olduğunu anlatan Orhan “Ancak sahada çatışmalar sürüyor. Çatışmaların sürdüğü ortamda da muhalifler çözüm masasına oturmaya çok da yanaşmaz. Bu noktada taraflar nasıl bir formülle ilerleyecekler, hep birlikte göreceğiz” yorumu yapıyor.

Orhan; Rusya ile İran’ın, Türkiye’nin ABD ile birlikte Suriye’de güvenli bölge kurma çalışmalarına karşı çıktığını da hatırlatıyor. Orhan, “Rusya ve İran, güvenli bölge konusunda Türkiye’ye uyarıda bulunurlarsa anlaşmazlık büyür. Bu durumda, Ankara Rusya ve İran’ı karşısına alarak ABD’ye daha çok yaklaşma seçeneğini değerlendirebilir. Ama Ankara, ABD’yle de anlaşmazlığını bitiremiyor. Zirve sonuçlarının Türkiye’nin ikili ilişkilerine de doğrudan yansıyacağını söyleyebiliriz” diyor.

Hilal Köylü / Ankara

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

İstanbul’da AKP önünde oturma eylemi

AleviNet

Published

on

Eylemi, tutuklu öğrencilerin aileleri başlattı. Sözkonusu öğrenciler, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İstanbul Hava Harp Okulu’nda öğrenciyken 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü ardından tutuklanmışlardı.

Bu öğrencilerin aileleri, adalet talebiyle AKP İstanbul İl Başkanlığı önünde bir araya geldi.

İstanbul, Kayseri ve Denizli’den geldiklerini söyleyen aileler, sonuç alana kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

Ancak polis, aileleri binanın önüne yaklaştırmadı. Bunun üzerine aileler, kurulan bariyerlerin arkasına geçerek eylemlerini burada başlattı.

Polis sadece aileleri değil, eylemi takip eden basın mensuplarının görüntü almasını da engelleyerek, alandan uzaklaştırdı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI