Connect with us

.

Haberler

Aleviliğin kadim merkezi Çorum

MEHMET KABADAYI

Published

on

“Bir Toplum Gerçeklerden Ne Kadar Uzaklaşırsa, Gerçeği Söyleyenlerden O Kadar Nefret Eder” George Orwell.

Kızılırmak yayının ortası Anadolu’da uygarlığın ortaya çıktığı coğrafyadır Çorum… Yerleşim bölgeleri insanların toplandığı, sözlerin, davranışların dolayısıyla fikirlerin, inancın, kültürün yeniden üretildiği, akışkanlık kazandığı, tabiatla irtibat kurduğu, tabiata ikrar verdiği, varoluşun görünür kılındığı mekânlardır. Toplumsallık birlik, ortak hareket etme, geçmişi hatırlama, geleceğe yönelik planlamayı hayal etme, doğum, ölüm ve evlilik gibi toplumu ilgilendiren bütün foksiyonlar kutsal mekânlarda çeşitli ritüellerle devam ettirilir. Bu yönüyle de kutsal mekânlar Kızılbaş-Alevi-Bektaşi inancının yeniden varoluş mekânlarıdır.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-01

Alaca-Çorum. Hattuşa Yazılıkaya’da 12 Tanrı Motifi İ.Ö 1250/1275 arası.  12’ler… 12 Tanrı, Kadın erkek eşit tanrılar… Kaynak: Kemal Soyer/www.yolunezeli.com

Selçuklular ve Osmanlılar dönemi Kızılbaş Türkmen boyları kendi güvenlikleri ve beslenme, hayvancılık, tarım için uygun gördükleri kışlak ve yaylaklara yerleşerek yurt edinmişlerdir. Alaca’ya (Hüseyin Abâd (Hüseyin Ova’ya) ilk yerleşen köylerinden bazıları; Bozdoğan, Büyük Söğütözü, Eskiyapar, Kızıllı, Kargın, Kara Mahmut, Alamas, Camili ve Geven. Kafkas- Rus Savaş’ında sonra, 1864’te Osmanlı topraklarına sürgün edilen Çerkesler, Osmanlı’nın taraflı iskân politikalarıyla, ülkenin diğer bölgelerine olduğu gibi bu bölgeye de yerleştirilmişlerdir. Çorum ili sınırları içerisinde 30’a yakın Çerkez (Abhaza) köy vardır. Tarihi kaynaklarda Hüseyin Abâd (Hüseyin Ova) “Ankara ilinin Yozgat (Bozok) Sancağı’na bağlı küçük bir kasaba” olarak yer alıyor. XIV. Yüz yıla ait bir belgede, Hüseyin Ova’da aynı adı taşıyan bir KIızılbaş-Alevi köyden söz edilmektedir. Önceleri bucak olan Hüseyin Abâd (Hüseyin Ova) 1919’da ilçe yapılmıştır. 1932’de Hüseyin Abâd (Hüseyin Ova) adı değiştirilerek, Alaca yapılmıştır.

Çorum’da Kızılbaş-Alevi yerleşkelerinin 16’cı yüz yılda var olduğunu kanıtlayan iki BELGE: Bozok’ta Cuma Namazı Kılmak ve Hutbe Dinlemek İstemeyenlerin Cezalandırılmalarına İlişkin Buyruk:  “Hüseyin Abad ilçesinde (Hüseyin Abad diye geçen ilçe, Çorum’un Alaca İlçesidir.)  üç dört yerde cami var iken onurlu hutbeleri ve dört halifenin yararlı adlarını duymak istemeyen, bu nedenle de Cuma namazı kılmak istemeyen Bozdoğan bölgesinin sipahisi olan Hüseyin Kayabüken bölgesinden Yolkulu, Yerkulu ve Yakup, Minşar bölgesinden Hızır Şah yanlısı oldukları, bunlardan kimilerinin eşkıyalık ettikleri ve yargılamadan kaçtıklarını duydum. Şimdi, buyurdum ki: Bunların durumlarını gizlice araştırıp bilgi edinesin. İmamlarının, hatiplerinin ve topluluklarının durumları nedir bilesin. İmam ve hatipleri karıştırıcı mıdır, şeytani midir? Anlayasın. Cuma namazı kılmayan bu adamlar nasıl şeylerdir bilesin. Asıl hutbecileri dinlemeyen bu adamlar nerelerde otururlarsa öğrenesin. Bütün bunları yazıp bana gönderesin ve sonra durum üzerinde buyruklarımı bekleyesin. Bu adamların yukarıdaki durumlar aleyhine işleri varsa bekletmeden yakalayıp içeri atasın.” (6 Recep 976  (1568, II. Selim Dönemi)” (Kaynak: M. Kabadayı, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kitle Katliamları, s. 34.)

“Çorum Dul Köyü’den Beğ Adlı Kızılbaş’ın Cezalandırılmasına Dair HÜKÜM: KİMDEN: Padişah’tan, KİME: Çorum Beği’ne ve Osmancık ve Çorum Kadıları’na HÜKÜM. KONU: Çorum İlçesinin Dul köyünde Beğ adında bir kişi çevresinde birçok kişileri toplayarak kadın erkek birlikte içki içtikleri, bu kişinin yakalanıp hakkında soruşturma yapılması.  BELGENİN MEÂLİ: Hacı Paşa Hazretlerinin hizmetinde olan Fazlullah Çorum Beği’ne ve Çorum ve Osmancık Kadıları’na HÜKÜM Kİ, Sen ki Sancak Beğisin mektup göderüp Çorum kazasına tabi “Dul nâm karyede Beğ nâm kimesne üzerine karye-i mezbhurdan (yukarıda adı geçen) nice kimesneler CEM’ olup KIZILBAŞ tavrı üzere kendü avreti ve oğlanları ile sürb-i hamr (içki içme) muâşeret (birlikte) idüp ve nice yerden dahi mezbûre (yukarıda adı geçene) nezir ve cerrare ve kurban cem’ olup bu minval üzere envâ’-ı fiil-i şeni’ (çeşit kötü işler yapıldığı) eyledükde karye-i mezbûre (adı geçen) ahalisinden emir ve Mehmet keyfiyet-i ahvâli a’yan-ı vilâyetden ve bî-garaz (tarafsız) müselmanlardan suhal olındıkda vech-i meşrûh üzere (anlatıldığı gibi) aldığın haber virdiklerin bildirdüğin ecilden BUYURDIM Kİ, vardıkda te’hîr (geçiktirmeden) itmeyüp mezkûrı ele getirüp dahi meclis-i şer’de (mahkemede) ahvâli a’yan-ı vilâyetten ve bhi-garez kimesnelerden hakk üzere teftiş idüp göresin hakkında ne vechile şahadet iderler ise sicil idüp shuret-i sicil ile arz eyliyesin eğer vech-i meşrûh üzere mülhidler (sapık) olduği şer’le sâbit olur ise habs eyliyesin sonra emrim nevechile sâdır olur ise mûcibi ile ( gereği gibi) amel eyliyesin. (Kaynak: M. Kabadayı, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kitle Katliamları, s. 38.) Bu iki BELGE: BOA Mühimme Defteri, Cilt: 31, s. 234/517. 22 Cemaziyelahîr sene 985 (Ağustos 1577), Padişah 3. Murat Dönemi.   (Kaynak: M. Kabadayı, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kitle Katliamları, s. 38.)  Bu iki belgeden de  (Buyruk ve Hüküm) anlaşılacağı üzere Kızılbaş-Alevi toplumu, 16’ıncı yüzyılda Çorum merkez köylerinde ve Hüseyin Abad’ta var ve yerleşik olarak yaşıyor

Çorum İlinde 238–240 köy Kızılbaş-Alevi yerleşkesidir, bu köylerden bazıları karışıktır. Bazı karışık köylerde ise alevi sayısı yok denecek kadar azdır, hatta hiç yoktur. Genelde de Alevi köylerinin çoğu göçten dolayı ya tamamen ya da kısmen boşalmıştır. Günümüzde Kızılbaş-Alevi nüfusun büyük bir çoğunluğu Ankara’da ve Çorum Merkez’de yaşamaktadır.    Çorum Merkez Kızılbaş-Alevi Köyleri: Düdüklü, Eymir, Harmancık, Sarmaşa, Hızırdede, Büğet, Güvenli, Karasar, Palabıyık, Atçalı, Pancarlık, Kavacık, Eskiekin-(karışık), Kazıklıkaya, Turgut, Tolamehmet, Şekerbey-(karışık), Yoğunpelit, Sazak, Çobandüven, Ahmetoğlan, Üçköy, Örencik, Karagöz, Hımıroğlu, Gökçepınar, Kadıderesi, Mollahasan, Şanlıosman, Kuşsaray, Mustafaçelebi, Gökköy, Kozluca, Sevindikalan, Mühürler, Teslim, Karacaköy, Kılıçören, Büyükdivan, Budakören, Yenice, Kadıkırı-(karışık), Tahran, Çayhatap, Sapaköy, Narlık, Karadona, Çağşak, Evciortakışla, Evciyenikışla, Evcikuzkışla, Yenihayat, Sarinbey, Seyfe, Mislerovacığı, Bürüoğlu, Hamdiköy, Serban, Sırıklı, Morsümbül, Bektaşoğlu, Seydimçakallı, Arpalık, Altınbaş, Kertme, Karakeçili, Şahinkaya, Ülkenpınarı, Dereköy, Eskiören, Kızılkır, İnalözü (karışık), Hacıbey, Dut, Çaltıcak, Aslanköy, Eşençay, Eskiköy, Çalyayla, Kızılpınar, Acıpınar, Dutçakallı, Erdek, Çukurören, Çanakçı, Deller, Ömerbey, Laloğlu, Karabayır. İğdeli (karısık),  Bogazönü,  Kirazlipinar, Sazdegirmeni

Alaca’nın (Hüseyin Abad) Kızılbaş-Alevi köyleri: Çırçır, Harhar, Karkın, Kalınkaya, Çevreli, Karamahmut, Alacahöyük, İmat, Keşlik, Çelebibağ, Eskiyapar, Gıcıklı, Külah, Çomar, Perçem, Velet, Değirmendere, Haydar, Büyük Söğütözü, Onbaşılar, Akçaköy, Kayabüğet, Kuyumcusaray, Yenice, Karetepe, Koçhisar, Balçıkhisar, İsaağacı, Akören, Yeniköy, Kürkçü, Soğucak, Bozdoğan, Büyük Keşlik, Kılavuz, Akpınar, Dutluca, Dereyazıcı, Büyük Camili, Küçük Camili, Geven, Kuzkışla, Değirmenözü, Akçasoku, Küre, Koyunoğlu, Mazıbaşı, Çikhasan.

Mecitözü’nün Kızılbaş-Alevi köyleri: Köseeyüp, Boğazkaya, Kalecik, Dağsaray, Kayaı, Alancık, Totali, Kavaklı, Koyunağlı, Karacuma, Yeşilova, Boyacı, Geygoca, Hisarkavak, Kozören, Körücek, Karacaören, Sorkoğlan, Akpınar, Konak,  Emirbagı (karışık)   Sungurlu’nun Kızılbaş-Alevi köyleri: Karakaya, Beyyurdu, Şekerhacı, Gökçam, Kamışlı, Körkü, Çiçeklikeller, Sarıkaya-(Karışık), Alembeyli-(karışık), Kemallı-(karışık), Akpınar, İnegazili-(karışık), Oğlaközü, Cevheri, Çayan, Mağmatlı, Akçalı, Topuz, Besevler, Bağdatlı, Çavuş, Beylice, Çukurlu, Çayyaka-(karışık), Aydogan, Ciftlikköy, Dertli, Oyaca. Ortaköy’ün Kızılbaş-Alevi köyleri: Aşar, Büyükkışka, Senemoğlu, Cevizli, Kavakalan, İncesu-(karışık), Kuyucak, Kızılhamza, Fındıklı, Yaylacık,  Salbas, Yukari Kuyucak, Esenkent (Dirgenli) Osmancık’ın Kızılbaş-Alevi köyleri: Çampınar, Kumbaba, Baltacı Mehmet Paşa, Yağsiyen, Karağaç, Fındıcak,  Çampınar (Seciğen)  Dutludere (Yahu), Sütlüce, Umaç, İskilip’in Kızılbaş-Alevi köyleri: Kılıçdere, İbik-(karışık), Veletler-(karışık), Hasandeğen, Karlık, Cıngıllıoğlu, Soğucak. Boğazkale’nin Kızılbaş-Alevi köyleri: Sarıçiçek, Yazı, Yanıca. Uğurludağ’ın Kızılbaş-Alevi köyleri: Büyükerikli, Küçükerikli, Gökçeağaç-(karışık). Laçin’in Kızılbaş-Alevi köyleri: Gökgözler, Kuyumcu(bir mahallesi), Gözübüyük. Dodurga’nın Kızılbaş-Alevi köyleri: Obruk, Mehmet Dede Tekkesi.  Kargı’nın Kızılbaş-Alevi köyleri: Karapürçek. Bayat’ın Kızılbaş-Alevi köyleri: Eskialibey. 

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-02

Birinci resim; Çorum-Alaca-Büyük Keşlik (Nesimi Keşlik) Köyünde Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Piri Nesimi Dedenin Türbesi ve Yanında Bulunan Tarihi Mezarlık.  Şıx (Şıh) Çoban Ocağının Merkezi Dersim’in Mazgirt İlçesindedir. İkinci Resim; 1996’da yapılan Nesimi Dede Cem Evine ait, Bu tarihe kadar köyümüzde yapılan Cemler, İbrahim Dede’ye ait Büyük Evde yapılırdı.

Aleviliğin kökleri bu kutsal mekânlardadır. Belki de tarihteki ilk kutsal mekânlar mağaralarla birlikte mezarlıklardır. Mezarlıklar insanların toplumsal kimlikleridir. Bir mezar taşına sahip olmak geçmişi hatırlamaktır, geçmişi örüp, geleceğe yol almaktır. Alevilerde her ferdin, her kabilenin, her köyün kendi yeminleri, yemin ettikleri kutsal mekânları ve kutsal şahısları vardır. Çorum çevresinde genellikle yeminler, Şıx (Şıh) Çoban Ocağı üzerine ve Ocağın Piri Nesimi Dede üzerine yapılır.

Çorum İli Sınırları İçerisinde Bulunan Bazı Kürt-Kızılbaş-Alevi (yerleşkeleri) Köyleri:  Alaca (Hüseyin Abad) İlçesine bağlı, Kavili-Gavili-Kâvli aşiretine mensup Büyük Keşlik  (Nesimi Keşlik) Köyü, Şıx (Şıh) Çoban Ocağı’nın bir kolu bu köydedir. Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Kâvli aşiretinin bağlı olduğu Ocak’tır. Ocağın ana merkezi Dersim’in Mazgirt ilçesindedir. Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Talibi ve Kâvli aşiretine bağlı köyler. Düdüklük Köyü Alaca ilçesinden Çorum Merkeze aktarıldı.  Bekâroğlu (köyü) Düdüklü Köyüne (muhtarlığına bağlı bir   mahalledir. Soyucak Köyü, Kadıderesi Köyü, Mollahasan Köyü, Fındıklı Köyü, Mustafaçelebi Köyü,  Kirazlıpınar  (Haydutoğlu) Yaylacık (Göpsen) Köyü, Şanlıosman (Kanlıosman) Köyü,  18.5.1956 tarihli kararnameyle Şanlıosman adı verildi. Değirmenönü (Dibareş) Köyü, Koyunoğlu Köyü, Mazıbaşı Köyü, Kozulca Köyü, Çikhasan Köyü, Kuzkışla Köyü, Ağcasoku Köyü Bu Köy’ün bir kısmı Alaca’ya bir kısmı da Geven Köyüne nakledilmiştir. Bunların dışında Alaca İlçesine bağlı Haydar Köyü,  Çorum merkeze bağlı  Palabıyık Köyü, Ortaköy’e bağlı  Kavakalan Köyü ve  Sungurlu’ya bağlı Yeşilova (Büyükkızıl) Köyü de  Kızılbaş-Alevi Kürt yerleşimidir. Bu köyler Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Talibi değildir. Ayrıca Çorum’da, Çorum merkeze bağlı Sarılık Köyü örneğinde olduğu gibi, Sünni-Kürt köyleri de vardır. Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Talibi Türk- Türkmen köyler. Kılavuz Köyü, Akpınar Köyü, Tutluca Köyü, Çırçır Köyü, Camilli Köyü, Kızılhamza Köyü, Dereyazıcı Köyü ve Gökköy.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-03

Çorum’un Alaca İlçesine bağlı Büyük Keşlik (Nesimi Keşlik) Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından 22 Şubat 2014 tarihinde Nesimi Dede Cem Evinde gerçekleştirilen Hıxır Cemi ritüelleri. Cemi Hacı Bektaş Hüdadat Çelebi’ye bağlı, aynı zamanda Çorum Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’ Şube Başkanı Nurettin Aksoy Dede, Ağuçan Dedelerinden Niyazi Bozdoğan Dede ve Şıx (Şıh) Çoban Dedelerinde aynı zamanda Büyük Keşlik (Nesimi Keşlik) Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Garip Aygün Yürütüyor. Cem Evi Hakk Yol’a inananların yani Kızılbaşların-Alevilerin-Bektaşilerin inanç merkezidir. İnanç merkezlerinde birey-toplum ve evren arasında kurulan sisteme inanç ritüeli diyoruz. Ritüeller mesajları, hafızayı ve kabulleri kapsamaktadır. Toplumsal değerler inançsal ritüellerle Cem Evlerinde ve kutsal mekânlarda (ziyaretlerde) her daim canlı tutulur. Cemde her can kendini tanımlar, konumlar, ikrar verir, hesap sorar, hesap verir ve küskünler barışır. Bu çaba aynı zamanda doğayı, evreni anlama ve ona yoldaş olma çabasıdır.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-044

Çorum Merkez Seyfe Köyü Kırklar Türbesinden görüntüler.

Aleviliği toplumsal ve kuramsal olarak tanımak istersek kutsallarını incelememiz lazım. Hakk Yol toplumsallığı rızalık ve ikrarlık ekseninde dostluk üzerine kurulur. Hakk özünde toplumun kimliğidir, bu kimlik kutsal mekânlarda tazelenmektedir. Kutsal mekânlar yani Ziyaretler toplumsallığın yeniden üretildiği mekânlardır. Kutsallığı bundan kaynaklıdır. Aslında kutsanan toplum, kutsallığın ta kendisidir. Bu yönüyle ziyarete atfedilen, temizlik, bereket ve bolluk aynı zamanda kadın merkezli üretimi anlatmaktadır. Yine ziyaretlerde bazı anlarda adaklarla, niyazlarla, lokmalarla bazen dualarla dile getirilen minnettarlık, aslında toplumsal hakikatin ve doğanın kutsanmasıdır. Cemlerde olduğu gibi ziyaretlere gitmeden önce de küskünler varsa barışır, iç huzurla kutsal mekâna gidilir. Çünkü bireyin toplumla, toplumun ise tabiatla, evrenle bir olduğu alanlardır bu kutsal mekânlar.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-06

Hititlerin Kartal Semahı-Tokat Amasya Corum Yöresinde Yasamaya Devam ediyor. İlk resim Alacahöyük-Yazılıkaya-Hattuşa’da, Hitit dönemine ait bir kaya kabartması, İ.Ö 1250/1275 arası bir tarihe dayanıyor… Bu Motif’i Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde görmek mümkün… İkinci resim günümüze ait, Hakk için semah dönen Tokat’lı canlarımız… Semah erenlerindir, Çarka da dönenlerindir. Bu yola eğri girmez, Doğru da sürenlerindir… Hakk ve Hakikatin yolcusu Canlar Anadolu’da 4 bin yıldır pervaz vurup çark ediyor… Yol yürüyor, Erkan kesintisiz sürüyor…

Çorum’da Kızılbaş-Alevi Çoğunluğun yaşadığı mahalleye mescit yapılmış. Evet, asimilasyoncu akıl boş durmuyor. Siz ‘Sünni’leştiremiyorsanız bırakın biz ‘Şii’eştirelim mantığı devam ediyor.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-07

Yüzyıllardır sistematik olarak asimile edilmeye çalışılan Aleviler, yurt dışında ve yurt içinde kendi öz kimliğiyle yakalamaya başladığı yeni özgürleşme mücadelesi, hem dıştan, hem de içten çürütülmeye ve etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Selçuklu’da, özellikle Osmanlı’da ve Cumhuriyet döneminde uygulanan baskı-inkâr ve etkisizleştirme çabaları, ne yazık ki günümüzde de devam etmektedir.

Çorum-Osmancık’ta Bulunan Koyun Baba (Türbesi) Dergâhı.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-05

Evliya Çelebi’nin anlatımlarına göre Bektaşi Erenlerinden Koyun Baba, Bizzat Hacı Bektaş’ın halifesidir. Yine Evliya Çelebi’nin anlatımlarına göre Osmancık Halkı, çoğunlukla Alevi-Bektaşi’dir. Gel gelelim ki, asimilasyon ve baskılardan dolayı günümüzde bu ilçe de Alevi-Bektaşi nüfusu yok denecek konumdadır. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Çorum Alevi Kültür Merkezi tarafından her yıl geleneksel olarak “Koyun Baba Anma Etkinlikleri” düzenleniyor. Koyun Baba Hazretlerinin türbesinin ziyaret edildiği etkinliklerde kurban kesiliyor, cem yapılarak lokma dağıtılıyor, semahlar dönülüyor. Koyun Baba (Türbesi) Dergâhı Alevi-Bektaşi canların inanç mekânı olmasına rağmen Diyanet buraya mescit yapıp imam atadı. Bu durum üzerine Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi, Çorum Valiliği, Müftülük ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunarak, Çorum Bölge İdare Mahkemesine Dava Açtı. Koyun Baba (Türbesi’nin) Dergâhı’nın bir Alevi-Bektaşi inanç merkezi olduğunu belirterek, dergâhın kendilerine verilmesini talep etti. Konuyla ilgili bana bilgi veren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi Başkanı Nurettin Aksoy Dede, 30 Mart Çarşamba günü Çorum İdare Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, mahkeme Dergâhı Osmancık Müftülüğüne verdiğini söyledi. İnancımızı yok sayan, susturan, kutsalımıza saldırıp el koyan, tekçi-inkârcı, asimilasyoncu anlayışlara karşı, kendi tarihi hakikatimizle bütünleşerek özümüze dönüşü hızlandırabiliriz. Aşk İle.

 

Continue Reading
5 Comments

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Almanya’da çocuklara başörtüsü yasağı tartışması

AleviNet

Published

on

Avusturya Parlamentosu’nun dün aldığı ilköğretim öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı kararı Almanya’da tartışmalara yol açtı. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Almanya’da da ilköğretim öğrencisi çocuklara başörtüsü yasağı getirilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Küçük kızların başörtüsü takması saçmalık. Müslümanların çoğu da böyle düşünüyor. Ailelerle diyalog kurmaktan yasağa kadar, çocukları korumak için tüm önlemlerin düşünülmesi ve uygulanması gerekiyor” dedi.

Annette Widmann-Mauz

Annette Widmann-Mauz

Almanya’da hükümeti oluşturan koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden Avusturya Parlamentosu’nun kararına destek veren siyasetçiler var. Partinin aile politikaları uzmanı Leni Breymaier başörtüsü yasağını olumlu bulduğunu belirterek, “Bu bana göre dini olmaktan öte toplumsal bir sorun, bir eşitlik sorunu” ifadesini kullandı.

Weinberg’ten anayasal hak vurgusu

Koalisyonun büyük ortağı Hristiyah Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) aile politikaları sözcüsü Marcus Weinberg ise Avusturya örneğinde görülen tarzda bir başörtüsü yasağına mesafeli yaklaştı. Weinberg kız çocuklarına toptan bir yasak getirmenin, inancı gereği örtünmeye karar veren kızları mağdur edeceğini ve bunun da anayasada çerçevesi çizilen dini inancını özgürce yaşama hakkıyla ters düştüğünü belirtti.

Marcus Weinberg

Marcus Weinberg

Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Heinz-Peter Meidinger ise çocuklara aileleri tarafından başörtüsü takmaları için baskı yapıldığını dile getirerek, “Okulda başörtüsü takmak, daha çocuk yuvalarında ve ilkokulda görsel bir ayrım yarattığı için uyuma zarar vermektedir” dedi.

Lamya Kaddor

Lamya Kaddor

Yasak yerine ikna

İslam bilimci Lamya Kaddor ise yasak uygulamasının yanlış bir yol olduğunu savunarak, böyle bir adımın kutuplaştırıcı olduğunu ve çocuk üzerinde aile ile okul arasında seçim yapma baskısı getirdiğini dile getirdi. Kaddor, konunun çözülmesi için pedagojik yollarla ailelere ulaşılmasını ve bu buluşmalara cami derneklerinin de davet edilmesini tavsiye etti.

KNA / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Haberler

Ezidi kadınlar çocuklarının kabul edilmesini istiyor

AleviNet

Published

on

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla birlikte serbest kalan tutsaklar topraklarına, ülkelerine dönmeye başladı. Özgürlüğüne kavuşanların bir bölümünü de Ezidiler oluşturuyor. Irak’ın kuzeyinde dini bir azınlık olan Ezidiler, 2014 yılında IŞİD’in vahşi soykırımına hedef olmuş, binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırılarak tutsak alınmış köle yapılmış, cinsel şiddete maruz kalmıştı.

Ancak artık Suriye’nin kuzeyinde IŞİD esareti son bulmuş olsa da, özgürlüklerine kavuşan Ezidi kadınların bir bölümü Suriye’den ayrılıp, topraklarına dönemiyor. Soykırımın yol açtığı acıların hala canlı olduğu Ezidi toplumunun bir bölümü, IŞİD’lilerin tecavüzü sonucunda dünyaya gelen çocuklara, “soykırımcıların çocukları” gözüyle bakıyor, bu çocukları cemaatin içine almayı kabul etmiyor.

Irak’taki Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin IŞİD’in tutsaklığından kurtulanların yeniden cemaate kabul edileceğini açıklamış olması umutlara yol açmıştı. Fakat kararın duyurulması ile birlikte cemaat içinde başgösteren itirazlar konseye geri adım attırdı, Ezidi dini liderler aslında bu kararın IŞİD’lilerin tecavüzü sonucu dünyaya gelen çocukları değil, sadece anne ve babası Yezidi olan IŞİD tutsaklarını kapsadığını açıkladı.

Ezidi cemaatinde evlilikler ancak iki Ezidi arasında gerçekleştiği takdirde kabul ediliyor. Din değiştirerek Ezidi olmayı seçenlerle de evlenmek mümkün ancak din değişikliğinin de cemaatin onayı ile gerçekleşmiş olması koşulu var. Ezidiler soykırıma karşı bu şekilde karşı koyabileceklerine, ancak bu yolla kimliklerini koruyabileceklerine inanıyorlar.

Karar ailelere bırakılmalı

Ezidi insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, yayınladığı video mesajında dini liderlerin kararına ilişkin şu değerlendirmeyi aktardı:

“Karar verme hakkına sahip olanlar soykırımdan hayatta kalanlar ve aileleridir. Kimsenin onlarla ilgili kararlar almaya hakkı yok. Eğer çocuklarıyla birlikte Irak’a dönme kararı alırlar ise, cemaat olarak bunu kabul etmek, onlara iyi karşılamak ve akla gelebilecek her türlü desteği sunmak zorundayız.”

İki kez mağdur oluyorlar

“Bir anne olarak kadınların neler hissettiklerini anlayabiliyorum” diyen Ezidi aktivist ve eski Irak milletvekili Amina Said de çocukların kaderiyle ilgili kararların ailelere bırakılması gerektiğini söyledi. DW’ye konuşan Said, “Üyesi olduğum için Ezidi cemaatindeki tepkileri de anlıyorum. Ama bu insanlar mağdur. Eğer kapılarımızı onlara kapatırsak, şiddet kurbanlarını da cezalandırmış oluruz” diye konuştu.

Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin 2015 yılında, din değiştirerek Müslüman olmaya zorlanmış olan kadınların yeniden din değiştirerek Ezidi cemaatine geri kabüllerini sağlamaya dönük olumlu, yapıcı kararlar aldığını söyleyen Amina Said, “Ama şimdi yanlış bir karar aldılar. Eğer vakit ayırıp aileler, kadınlar ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileriyle konuşsalardı, bu kadınlar için bir çözüm bulunabilinirdi” dedi.

Video izle 04:41 Paylaş Kayıp Ezidilerin peşinde

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/33vMp

Kayıp Ezidilerin peşinde

Kimi Ezidi cemaati üyesine göre sözkonusu kadınların çocuklarıyla birlikte başka bir yerde yaşamaları, cemaat içinde dışlanmalarını önlemek için tek yol ve zaten çok büyük sıkıntıları göğüslemeye çalışan cemaatin korunması, bazı çocuk ve annelerinin çıkarlarından daha önemli.

Neden çocuklar kabul edilmiyor?

Yazda adlı yardım kuruluşunun direktörü Ahmed Burjus, bir zamanlar nüfuzu 500 bin olan Ezidiler için, soykırımdan sorumlu tuttukları kişilerin çocuklarını kabul etmenin çok acı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Burjus, Ezidi bir erkeğin kendisine karısıyla ilgili şu sözleri aktardığını söyledi: “Karımın dönmesini istiyorum. Ama Çeçenistan, Türkiye ya da Suudi Arabistan’dan bir adamın çocuğu ile gelmesini istemiyorum. Çünkü bu insanlar soykırımdan, talandan sorumlu, evlerimizi yıkıp yok ettiler, ailelerimizi öldürdüler. Şimdi de onun kızını ya da oğlunu evimize almak mı zorundayız.”

Burjus kimi çocukların, IŞİD nedeniyle büyük acılar yaşamış olanların intikam eylemlerinin kurbanı olabileceğine dikkat çekerken, Irak yasalarında, Müslüman anne ya da babadan olma bir çocuğun Müslüman olarak kaydedilmesi yönündeki tartışmalı maddenin de sorun yaratabileceğini söyledi.

Burjus, “kadın ve çocuklar saygıyı hak ediyor” demekle birlikte, bunun ancak bu çocukların Irak dışında bir yerde yerleştirilmesi ve hayatlarını orada sürdürmelerine imkan tanınmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor.

Video izle 11:55 Paylaş Ezidilerin parçalanan hayatları

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/317c7

Ezidilerin parçalanan hayatları

Kadınlar tercihe zorlanıyor

Kimi kadınlar Almanya’ya, Avrupa’nın farklı bölgelerine ve Avustralya’ya göç etti. Kimi kadınlar da bir yolunu bulup, fark edilmeksizin eski cemaatlerine döndü, bazıları hamile olduklarını gizledi, dünyaya getirdikleri çocukları, ailelerinin diğer fertlerine verdi.

London School of Economics Ortadoğu Merkezi uzmanı Zeynep Kaya, 3 bin 500 Ezidi kadından 200’ünün çocuklarıyla birlikte IŞİD tutsaklığından kaçabildiğinin tahmin edildiğine dikkat çekti. Ezidi kadınların çoğunluğunun cemaatlerine dönmek istediğini belirten Zeynep Kaya, “Ama bu durumda çocuklarından vazgeçmek zorundalar” diye konuştu.

Bunun Ezidi kadınlar için çok sancılı bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, kadınların çocuklarından vazgeçmek ve başka yerlere göç etmek arasında tercih yapmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekerek, “yaşadıklarına ilaveten bir de dışlanıyorlar, geri dönmek istedikleri cemaatlerine kabul edilmiyorlar” dedi.

Hänel, Lisa

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading

Haberler

Abdullah Gül’den YSK’nin kararına tepki: Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız

AleviNet

Published

on

Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.” dedi.

YSK değil AKP açıkladı: İstanbul seçimi iptal! Bir garip iptal gerekçesi: O sandıklarda 16 bin 253 AKP görevlisi vardı Dışişleri’nden “seçim” açıklaması Yeni seçim 23 Haziran’da… İptalden sonra ne olacak? AKP İstanbul İl Başkanı Şenocak’tan YSK’ye teşekkür CHP: Millet iradesine darbe yapanlara izin vermeyeceğiz Mansur Yavaş’tan Ekrem İmamoğlu açıklaması YSK kararı sonrası dolarda sert tırmanış Tunç Soyer’den İstanbul açıklaması: Hiçbir güç durdurumaz

Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım.
Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.

— Abdullah Gül (@cbabdullahgul) 7 Mayıs 2019

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI