Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Aleviliğin kadim merkezi Çorum

MEHMET KABADAYI

Published

on

“Bir Toplum Gerçeklerden Ne Kadar Uzaklaşırsa, Gerçeği Söyleyenlerden O Kadar Nefret Eder” George Orwell.

Kızılırmak yayının ortası Anadolu’da uygarlığın ortaya çıktığı coğrafyadır Çorum… Yerleşim bölgeleri insanların toplandığı, sözlerin, davranışların dolayısıyla fikirlerin, inancın, kültürün yeniden üretildiği, akışkanlık kazandığı, tabiatla irtibat kurduğu, tabiata ikrar verdiği, varoluşun görünür kılındığı mekânlardır. Toplumsallık birlik, ortak hareket etme, geçmişi hatırlama, geleceğe yönelik planlamayı hayal etme, doğum, ölüm ve evlilik gibi toplumu ilgilendiren bütün foksiyonlar kutsal mekânlarda çeşitli ritüellerle devam ettirilir. Bu yönüyle de kutsal mekânlar Kızılbaş-Alevi-Bektaşi inancının yeniden varoluş mekânlarıdır.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-01

Alaca-Çorum. Hattuşa Yazılıkaya’da 12 Tanrı Motifi İ.Ö 1250/1275 arası.  12’ler… 12 Tanrı, Kadın erkek eşit tanrılar… Kaynak: Kemal Soyer/www.yolunezeli.com

Selçuklular ve Osmanlılar dönemi Kızılbaş Türkmen boyları kendi güvenlikleri ve beslenme, hayvancılık, tarım için uygun gördükleri kışlak ve yaylaklara yerleşerek yurt edinmişlerdir. Alaca’ya (Hüseyin Abâd (Hüseyin Ova’ya) ilk yerleşen köylerinden bazıları; Bozdoğan, Büyük Söğütözü, Eskiyapar, Kızıllı, Kargın, Kara Mahmut, Alamas, Camili ve Geven. Kafkas- Rus Savaş’ında sonra, 1864’te Osmanlı topraklarına sürgün edilen Çerkesler, Osmanlı’nın taraflı iskân politikalarıyla, ülkenin diğer bölgelerine olduğu gibi bu bölgeye de yerleştirilmişlerdir. Çorum ili sınırları içerisinde 30’a yakın Çerkez (Abhaza) köy vardır. Tarihi kaynaklarda Hüseyin Abâd (Hüseyin Ova) “Ankara ilinin Yozgat (Bozok) Sancağı’na bağlı küçük bir kasaba” olarak yer alıyor. XIV. Yüz yıla ait bir belgede, Hüseyin Ova’da aynı adı taşıyan bir KIızılbaş-Alevi köyden söz edilmektedir. Önceleri bucak olan Hüseyin Abâd (Hüseyin Ova) 1919’da ilçe yapılmıştır. 1932’de Hüseyin Abâd (Hüseyin Ova) adı değiştirilerek, Alaca yapılmıştır.

Çorum’da Kızılbaş-Alevi yerleşkelerinin 16’cı yüz yılda var olduğunu kanıtlayan iki BELGE: Bozok’ta Cuma Namazı Kılmak ve Hutbe Dinlemek İstemeyenlerin Cezalandırılmalarına İlişkin Buyruk:  “Hüseyin Abad ilçesinde (Hüseyin Abad diye geçen ilçe, Çorum’un Alaca İlçesidir.)  üç dört yerde cami var iken onurlu hutbeleri ve dört halifenin yararlı adlarını duymak istemeyen, bu nedenle de Cuma namazı kılmak istemeyen Bozdoğan bölgesinin sipahisi olan Hüseyin Kayabüken bölgesinden Yolkulu, Yerkulu ve Yakup, Minşar bölgesinden Hızır Şah yanlısı oldukları, bunlardan kimilerinin eşkıyalık ettikleri ve yargılamadan kaçtıklarını duydum. Şimdi, buyurdum ki: Bunların durumlarını gizlice araştırıp bilgi edinesin. İmamlarının, hatiplerinin ve topluluklarının durumları nedir bilesin. İmam ve hatipleri karıştırıcı mıdır, şeytani midir? Anlayasın. Cuma namazı kılmayan bu adamlar nasıl şeylerdir bilesin. Asıl hutbecileri dinlemeyen bu adamlar nerelerde otururlarsa öğrenesin. Bütün bunları yazıp bana gönderesin ve sonra durum üzerinde buyruklarımı bekleyesin. Bu adamların yukarıdaki durumlar aleyhine işleri varsa bekletmeden yakalayıp içeri atasın.” (6 Recep 976  (1568, II. Selim Dönemi)” (Kaynak: M. Kabadayı, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kitle Katliamları, s. 34.)

“Çorum Dul Köyü’den Beğ Adlı Kızılbaş’ın Cezalandırılmasına Dair HÜKÜM: KİMDEN: Padişah’tan, KİME: Çorum Beği’ne ve Osmancık ve Çorum Kadıları’na HÜKÜM. KONU: Çorum İlçesinin Dul köyünde Beğ adında bir kişi çevresinde birçok kişileri toplayarak kadın erkek birlikte içki içtikleri, bu kişinin yakalanıp hakkında soruşturma yapılması.  BELGENİN MEÂLİ: Hacı Paşa Hazretlerinin hizmetinde olan Fazlullah Çorum Beği’ne ve Çorum ve Osmancık Kadıları’na HÜKÜM Kİ, Sen ki Sancak Beğisin mektup göderüp Çorum kazasına tabi “Dul nâm karyede Beğ nâm kimesne üzerine karye-i mezbhurdan (yukarıda adı geçen) nice kimesneler CEM’ olup KIZILBAŞ tavrı üzere kendü avreti ve oğlanları ile sürb-i hamr (içki içme) muâşeret (birlikte) idüp ve nice yerden dahi mezbûre (yukarıda adı geçene) nezir ve cerrare ve kurban cem’ olup bu minval üzere envâ’-ı fiil-i şeni’ (çeşit kötü işler yapıldığı) eyledükde karye-i mezbûre (adı geçen) ahalisinden emir ve Mehmet keyfiyet-i ahvâli a’yan-ı vilâyetden ve bî-garaz (tarafsız) müselmanlardan suhal olındıkda vech-i meşrûh üzere (anlatıldığı gibi) aldığın haber virdiklerin bildirdüğin ecilden BUYURDIM Kİ, vardıkda te’hîr (geçiktirmeden) itmeyüp mezkûrı ele getirüp dahi meclis-i şer’de (mahkemede) ahvâli a’yan-ı vilâyetten ve bhi-garez kimesnelerden hakk üzere teftiş idüp göresin hakkında ne vechile şahadet iderler ise sicil idüp shuret-i sicil ile arz eyliyesin eğer vech-i meşrûh üzere mülhidler (sapık) olduği şer’le sâbit olur ise habs eyliyesin sonra emrim nevechile sâdır olur ise mûcibi ile ( gereği gibi) amel eyliyesin. (Kaynak: M. Kabadayı, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kitle Katliamları, s. 38.) Bu iki BELGE: BOA Mühimme Defteri, Cilt: 31, s. 234/517. 22 Cemaziyelahîr sene 985 (Ağustos 1577), Padişah 3. Murat Dönemi.   (Kaynak: M. Kabadayı, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kitle Katliamları, s. 38.)  Bu iki belgeden de  (Buyruk ve Hüküm) anlaşılacağı üzere Kızılbaş-Alevi toplumu, 16’ıncı yüzyılda Çorum merkez köylerinde ve Hüseyin Abad’ta var ve yerleşik olarak yaşıyor

Çorum İlinde 238–240 köy Kızılbaş-Alevi yerleşkesidir, bu köylerden bazıları karışıktır. Bazı karışık köylerde ise alevi sayısı yok denecek kadar azdır, hatta hiç yoktur. Genelde de Alevi köylerinin çoğu göçten dolayı ya tamamen ya da kısmen boşalmıştır. Günümüzde Kızılbaş-Alevi nüfusun büyük bir çoğunluğu Ankara’da ve Çorum Merkez’de yaşamaktadır.    Çorum Merkez Kızılbaş-Alevi Köyleri: Düdüklü, Eymir, Harmancık, Sarmaşa, Hızırdede, Büğet, Güvenli, Karasar, Palabıyık, Atçalı, Pancarlık, Kavacık, Eskiekin-(karışık), Kazıklıkaya, Turgut, Tolamehmet, Şekerbey-(karışık), Yoğunpelit, Sazak, Çobandüven, Ahmetoğlan, Üçköy, Örencik, Karagöz, Hımıroğlu, Gökçepınar, Kadıderesi, Mollahasan, Şanlıosman, Kuşsaray, Mustafaçelebi, Gökköy, Kozluca, Sevindikalan, Mühürler, Teslim, Karacaköy, Kılıçören, Büyükdivan, Budakören, Yenice, Kadıkırı-(karışık), Tahran, Çayhatap, Sapaköy, Narlık, Karadona, Çağşak, Evciortakışla, Evciyenikışla, Evcikuzkışla, Yenihayat, Sarinbey, Seyfe, Mislerovacığı, Bürüoğlu, Hamdiköy, Serban, Sırıklı, Morsümbül, Bektaşoğlu, Seydimçakallı, Arpalık, Altınbaş, Kertme, Karakeçili, Şahinkaya, Ülkenpınarı, Dereköy, Eskiören, Kızılkır, İnalözü (karışık), Hacıbey, Dut, Çaltıcak, Aslanköy, Eşençay, Eskiköy, Çalyayla, Kızılpınar, Acıpınar, Dutçakallı, Erdek, Çukurören, Çanakçı, Deller, Ömerbey, Laloğlu, Karabayır. İğdeli (karısık),  Bogazönü,  Kirazlipinar, Sazdegirmeni

Alaca’nın (Hüseyin Abad) Kızılbaş-Alevi köyleri: Çırçır, Harhar, Karkın, Kalınkaya, Çevreli, Karamahmut, Alacahöyük, İmat, Keşlik, Çelebibağ, Eskiyapar, Gıcıklı, Külah, Çomar, Perçem, Velet, Değirmendere, Haydar, Büyük Söğütözü, Onbaşılar, Akçaköy, Kayabüğet, Kuyumcusaray, Yenice, Karetepe, Koçhisar, Balçıkhisar, İsaağacı, Akören, Yeniköy, Kürkçü, Soğucak, Bozdoğan, Büyük Keşlik, Kılavuz, Akpınar, Dutluca, Dereyazıcı, Büyük Camili, Küçük Camili, Geven, Kuzkışla, Değirmenözü, Akçasoku, Küre, Koyunoğlu, Mazıbaşı, Çikhasan.

Mecitözü’nün Kızılbaş-Alevi köyleri: Köseeyüp, Boğazkaya, Kalecik, Dağsaray, Kayaı, Alancık, Totali, Kavaklı, Koyunağlı, Karacuma, Yeşilova, Boyacı, Geygoca, Hisarkavak, Kozören, Körücek, Karacaören, Sorkoğlan, Akpınar, Konak,  Emirbagı (karışık)   Sungurlu’nun Kızılbaş-Alevi köyleri: Karakaya, Beyyurdu, Şekerhacı, Gökçam, Kamışlı, Körkü, Çiçeklikeller, Sarıkaya-(Karışık), Alembeyli-(karışık), Kemallı-(karışık), Akpınar, İnegazili-(karışık), Oğlaközü, Cevheri, Çayan, Mağmatlı, Akçalı, Topuz, Besevler, Bağdatlı, Çavuş, Beylice, Çukurlu, Çayyaka-(karışık), Aydogan, Ciftlikköy, Dertli, Oyaca. Ortaköy’ün Kızılbaş-Alevi köyleri: Aşar, Büyükkışka, Senemoğlu, Cevizli, Kavakalan, İncesu-(karışık), Kuyucak, Kızılhamza, Fındıklı, Yaylacık,  Salbas, Yukari Kuyucak, Esenkent (Dirgenli) Osmancık’ın Kızılbaş-Alevi köyleri: Çampınar, Kumbaba, Baltacı Mehmet Paşa, Yağsiyen, Karağaç, Fındıcak,  Çampınar (Seciğen)  Dutludere (Yahu), Sütlüce, Umaç, İskilip’in Kızılbaş-Alevi köyleri: Kılıçdere, İbik-(karışık), Veletler-(karışık), Hasandeğen, Karlık, Cıngıllıoğlu, Soğucak. Boğazkale’nin Kızılbaş-Alevi köyleri: Sarıçiçek, Yazı, Yanıca. Uğurludağ’ın Kızılbaş-Alevi köyleri: Büyükerikli, Küçükerikli, Gökçeağaç-(karışık). Laçin’in Kızılbaş-Alevi köyleri: Gökgözler, Kuyumcu(bir mahallesi), Gözübüyük. Dodurga’nın Kızılbaş-Alevi köyleri: Obruk, Mehmet Dede Tekkesi.  Kargı’nın Kızılbaş-Alevi köyleri: Karapürçek. Bayat’ın Kızılbaş-Alevi köyleri: Eskialibey. 

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-02

Birinci resim; Çorum-Alaca-Büyük Keşlik (Nesimi Keşlik) Köyünde Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Piri Nesimi Dedenin Türbesi ve Yanında Bulunan Tarihi Mezarlık.  Şıx (Şıh) Çoban Ocağının Merkezi Dersim’in Mazgirt İlçesindedir. İkinci Resim; 1996’da yapılan Nesimi Dede Cem Evine ait, Bu tarihe kadar köyümüzde yapılan Cemler, İbrahim Dede’ye ait Büyük Evde yapılırdı.

Aleviliğin kökleri bu kutsal mekânlardadır. Belki de tarihteki ilk kutsal mekânlar mağaralarla birlikte mezarlıklardır. Mezarlıklar insanların toplumsal kimlikleridir. Bir mezar taşına sahip olmak geçmişi hatırlamaktır, geçmişi örüp, geleceğe yol almaktır. Alevilerde her ferdin, her kabilenin, her köyün kendi yeminleri, yemin ettikleri kutsal mekânları ve kutsal şahısları vardır. Çorum çevresinde genellikle yeminler, Şıx (Şıh) Çoban Ocağı üzerine ve Ocağın Piri Nesimi Dede üzerine yapılır.

Çorum İli Sınırları İçerisinde Bulunan Bazı Kürt-Kızılbaş-Alevi (yerleşkeleri) Köyleri:  Alaca (Hüseyin Abad) İlçesine bağlı, Kavili-Gavili-Kâvli aşiretine mensup Büyük Keşlik  (Nesimi Keşlik) Köyü, Şıx (Şıh) Çoban Ocağı’nın bir kolu bu köydedir. Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Kâvli aşiretinin bağlı olduğu Ocak’tır. Ocağın ana merkezi Dersim’in Mazgirt ilçesindedir. Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Talibi ve Kâvli aşiretine bağlı köyler. Düdüklük Köyü Alaca ilçesinden Çorum Merkeze aktarıldı.  Bekâroğlu (köyü) Düdüklü Köyüne (muhtarlığına bağlı bir   mahalledir. Soyucak Köyü, Kadıderesi Köyü, Mollahasan Köyü, Fındıklı Köyü, Mustafaçelebi Köyü,  Kirazlıpınar  (Haydutoğlu) Yaylacık (Göpsen) Köyü, Şanlıosman (Kanlıosman) Köyü,  18.5.1956 tarihli kararnameyle Şanlıosman adı verildi. Değirmenönü (Dibareş) Köyü, Koyunoğlu Köyü, Mazıbaşı Köyü, Kozulca Köyü, Çikhasan Köyü, Kuzkışla Köyü, Ağcasoku Köyü Bu Köy’ün bir kısmı Alaca’ya bir kısmı da Geven Köyüne nakledilmiştir. Bunların dışında Alaca İlçesine bağlı Haydar Köyü,  Çorum merkeze bağlı  Palabıyık Köyü, Ortaköy’e bağlı  Kavakalan Köyü ve  Sungurlu’ya bağlı Yeşilova (Büyükkızıl) Köyü de  Kızılbaş-Alevi Kürt yerleşimidir. Bu köyler Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Talibi değildir. Ayrıca Çorum’da, Çorum merkeze bağlı Sarılık Köyü örneğinde olduğu gibi, Sünni-Kürt köyleri de vardır. Şıx (Şıh) Çoban Ocağı Talibi Türk- Türkmen köyler. Kılavuz Köyü, Akpınar Köyü, Tutluca Köyü, Çırçır Köyü, Camilli Köyü, Kızılhamza Köyü, Dereyazıcı Köyü ve Gökköy.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-03

Çorum’un Alaca İlçesine bağlı Büyük Keşlik (Nesimi Keşlik) Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından 22 Şubat 2014 tarihinde Nesimi Dede Cem Evinde gerçekleştirilen Hıxır Cemi ritüelleri. Cemi Hacı Bektaş Hüdadat Çelebi’ye bağlı, aynı zamanda Çorum Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’ Şube Başkanı Nurettin Aksoy Dede, Ağuçan Dedelerinden Niyazi Bozdoğan Dede ve Şıx (Şıh) Çoban Dedelerinde aynı zamanda Büyük Keşlik (Nesimi Keşlik) Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Garip Aygün Yürütüyor. Cem Evi Hakk Yol’a inananların yani Kızılbaşların-Alevilerin-Bektaşilerin inanç merkezidir. İnanç merkezlerinde birey-toplum ve evren arasında kurulan sisteme inanç ritüeli diyoruz. Ritüeller mesajları, hafızayı ve kabulleri kapsamaktadır. Toplumsal değerler inançsal ritüellerle Cem Evlerinde ve kutsal mekânlarda (ziyaretlerde) her daim canlı tutulur. Cemde her can kendini tanımlar, konumlar, ikrar verir, hesap sorar, hesap verir ve küskünler barışır. Bu çaba aynı zamanda doğayı, evreni anlama ve ona yoldaş olma çabasıdır.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-044

Çorum Merkez Seyfe Köyü Kırklar Türbesinden görüntüler.

Aleviliği toplumsal ve kuramsal olarak tanımak istersek kutsallarını incelememiz lazım. Hakk Yol toplumsallığı rızalık ve ikrarlık ekseninde dostluk üzerine kurulur. Hakk özünde toplumun kimliğidir, bu kimlik kutsal mekânlarda tazelenmektedir. Kutsal mekânlar yani Ziyaretler toplumsallığın yeniden üretildiği mekânlardır. Kutsallığı bundan kaynaklıdır. Aslında kutsanan toplum, kutsallığın ta kendisidir. Bu yönüyle ziyarete atfedilen, temizlik, bereket ve bolluk aynı zamanda kadın merkezli üretimi anlatmaktadır. Yine ziyaretlerde bazı anlarda adaklarla, niyazlarla, lokmalarla bazen dualarla dile getirilen minnettarlık, aslında toplumsal hakikatin ve doğanın kutsanmasıdır. Cemlerde olduğu gibi ziyaretlere gitmeden önce de küskünler varsa barışır, iç huzurla kutsal mekâna gidilir. Çünkü bireyin toplumla, toplumun ise tabiatla, evrenle bir olduğu alanlardır bu kutsal mekânlar.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-06

Hititlerin Kartal Semahı-Tokat Amasya Corum Yöresinde Yasamaya Devam ediyor. İlk resim Alacahöyük-Yazılıkaya-Hattuşa’da, Hitit dönemine ait bir kaya kabartması, İ.Ö 1250/1275 arası bir tarihe dayanıyor… Bu Motif’i Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde görmek mümkün… İkinci resim günümüze ait, Hakk için semah dönen Tokat’lı canlarımız… Semah erenlerindir, Çarka da dönenlerindir. Bu yola eğri girmez, Doğru da sürenlerindir… Hakk ve Hakikatin yolcusu Canlar Anadolu’da 4 bin yıldır pervaz vurup çark ediyor… Yol yürüyor, Erkan kesintisiz sürüyor…

Çorum’da Kızılbaş-Alevi Çoğunluğun yaşadığı mahalleye mescit yapılmış. Evet, asimilasyoncu akıl boş durmuyor. Siz ‘Sünni’leştiremiyorsanız bırakın biz ‘Şii’eştirelim mantığı devam ediyor.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-07

Yüzyıllardır sistematik olarak asimile edilmeye çalışılan Aleviler, yurt dışında ve yurt içinde kendi öz kimliğiyle yakalamaya başladığı yeni özgürleşme mücadelesi, hem dıştan, hem de içten çürütülmeye ve etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Selçuklu’da, özellikle Osmanlı’da ve Cumhuriyet döneminde uygulanan baskı-inkâr ve etkisizleştirme çabaları, ne yazık ki günümüzde de devam etmektedir.

Çorum-Osmancık’ta Bulunan Koyun Baba (Türbesi) Dergâhı.

alevi-kadim-kenti-corum-mehmet-kabadayi-05

Evliya Çelebi’nin anlatımlarına göre Bektaşi Erenlerinden Koyun Baba, Bizzat Hacı Bektaş’ın halifesidir. Yine Evliya Çelebi’nin anlatımlarına göre Osmancık Halkı, çoğunlukla Alevi-Bektaşi’dir. Gel gelelim ki, asimilasyon ve baskılardan dolayı günümüzde bu ilçe de Alevi-Bektaşi nüfusu yok denecek konumdadır. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Çorum Alevi Kültür Merkezi tarafından her yıl geleneksel olarak “Koyun Baba Anma Etkinlikleri” düzenleniyor. Koyun Baba Hazretlerinin türbesinin ziyaret edildiği etkinliklerde kurban kesiliyor, cem yapılarak lokma dağıtılıyor, semahlar dönülüyor. Koyun Baba (Türbesi) Dergâhı Alevi-Bektaşi canların inanç mekânı olmasına rağmen Diyanet buraya mescit yapıp imam atadı. Bu durum üzerine Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi, Çorum Valiliği, Müftülük ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunarak, Çorum Bölge İdare Mahkemesine Dava Açtı. Koyun Baba (Türbesi’nin) Dergâhı’nın bir Alevi-Bektaşi inanç merkezi olduğunu belirterek, dergâhın kendilerine verilmesini talep etti. Konuyla ilgili bana bilgi veren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi Başkanı Nurettin Aksoy Dede, 30 Mart Çarşamba günü Çorum İdare Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, mahkeme Dergâhı Osmancık Müftülüğüne verdiğini söyledi. İnancımızı yok sayan, susturan, kutsalımıza saldırıp el koyan, tekçi-inkârcı, asimilasyoncu anlayışlara karşı, kendi tarihi hakikatimizle bütünleşerek özümüze dönüşü hızlandırabiliriz. Aşk İle.

 

Continue Reading
5 Comments

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

HACI BEKTAŞ-I VELİ ANMA ETKİNLİĞİ YOĞUN KATILIMLA BAŞLADI

editor

Published

on

By

56. Ulusal 30. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Ekinlikleri yoğun katılımla başladı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı anma etkinliğinin açılışına Alevi kurum temsilcileri, ocakzadeler, siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı.

Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür  Sanat Etkinlikleri büyük bir katılım ile başladı.

Açılış etkinliğinde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül,  Alevilerin isteklerinin yer aldığı bildirgeyi okudu. Alevi toplumunun haklarının iade edilmesi istediklerini belirten Güzelgül, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlar uygulansın. Devlet, Alevi katliamlarından dolayı özür dilesin. Munzur’da, Kaz Dağları’nda katliam son bulsun” diye konuştu.

Anma etkinliğinde kısa bir konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ”Hacı Bektaş-ı Veli, yaşamı boyunca hep hakkı hukuku ve adaleti savunmuştur. O, barışın huzurun birlikte yaşamanın öncüsü olmuştur. Bugün Avrupa’nın pek çok ülkesinde onun düşünceleri toplumu aydınlatıyor” dedi.

“AYDINLANMA MEŞALESİ İLE ANADOLU’YA GELDİ”

Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş-ı Veli’nin hak ve adaleti savunduğuna vurgu yaparak, dünya toplumların huzur ve adaleti aradığına vurgu yaptı. Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

”Hacı Bektaş-ı Veli, yaşamı boyunca hep hakkı hukuku ve adaleti savunmuştur. O elinde kılıçla değil aydınlanma meşalesiyle Anadolu’ya gelmiştir. Toplum onu güvercin donuyla Anadolu’ya geldiğini kabullenmiştir. Çünkü o barışın, huzurun, birlikte yaşamanın öncüsü olmuştur. O kendi deyimiyle 72 milleti bir saymıştır. Anadolu’ya geldiğinde 35 yaşlarında bilgin bir insandı. Selçuklu sultanı önemli kararlar aldığında onun düşüncelerine başvuruyordu. Dergahında düşüncelerini öğrencilerine aktararak yaygınlaştırılmasını sağladı. Bugün Avrupa’nın pek çok ülkesinde onun düşünceleri toplumu aydınlatıyor. Anadolu’yu bize yurt yapan işte bu gönül erenleridir. Aslanla ceylanı hünkarın kucağında buluşturan huzurdur adalettir. Dünya hala huzuru ve adaleti arıyor.”

PİRHA / NEVŞEHİR

 

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Kaz Dağları halkı: Zehirlenmek istemiyoruz

editor

Published

on

By

Su ve Vicdan Nöbeti’ndeki yöre halkı, yıllardır yaşadıkları yerlerin çöle döndüğünü belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şu çağrıyı yaptı: “Gelip yerinde görün, zehirlenmek istemiyoruz.”

Kaz Dağları’nda altın çıkarmayı planlayan Alamos Gold Şirketi’nin doğa tahribatına karşı Su ve Vicdan Nöbeti 22’nci gününde devam ediyor. Kaz Dağları eteklerinde süren Su ve Vicdan Nöbeti’ni çevre köylerden ziyaret etmeye gelenler de var. Her gün çevre köylerden gelen yöre halkı, maden sahasını gördükten sonra nöbet alanında bekleyişlerini sürdürüyor. Nöbet eylemine ilk günden bu yana gelmeye devam eden Bahriye Duman ve Fevzi Duman çifti de yıllardır yaşadıkları doğanın yok olmasını istemiyor. Doğma büyüme Çanakkaleli olan 68 yaşındaki Fevzi Duman, yıllarca Balaban mevkiine yakın Çan ilçesinin Kulfa köyünde yaşıyor, sonra Kepez ilçesine yerleşiyor.
‘İÇME SUYUMUZ ZEHİRLİ AKACAK’
Çiftçilik yapan Duman, siyanürle altın çıkarıldığını duyunca nöbet alanına gelmeye başladıklarını söyledi. “Havamız, suyumuz, oksijenimiz gitmesin” diyen Duman, siyanür ile altın çıkarılmasını istemediklerini söyledi. Siyanürün bütün halkı, çevreyi etkileyeceğini ifade eden Duman, “Sularımızı zamanla zehire dönüşecek. Özellikle çamların kesilmesine dur demek için geldim. Kullanma sularının Atik Hisar Barajı’ndan sağlanıyor. Zamanla sularımıza siyanür karıştığı zaman zehir akacak. Biz buna karşıyız. Yıllardır içme sularımızı Balaban’daki çeşmelerden götürüyoruz. Dünyada en çok oksijen üreten Kaz Dağları oksijen üretemeyecek, sularımız zehirlenecek” şeklinde konuştu.
‘CUMHURBAŞKANI GELİP YERİNDE GÖRSÜN’
Duman, ağaçların kesildiği tepeleri göstererek, “Devletimizin buralarda yaşananlardan sanırım haberi yok. Çünkü her yer çöle dönmüş. Bu kadarıyla da kalmayacak. Aldıkça bitirecekler her tarafı. 195 bin çam diyorlar. Kolay mı bu çamların tekrar yeşermesi? Devletin görevi, buralara gelip baksın.  Cumhurbaşkanına sesleniyoruz. Gelip yerinde görsün biz zehirlenmek istemiyoruz.  Dağlarımızın yok olmasını istemiyoruz. Oksijeniniz yaşam alanlarımız yok olduktan sonra çocuklarımız geleceğimiz ne olacak?” diye sordu.
SANTRALDEN SONRA KANSER ARTI
Yöre halkının tamamının yaşanan doğa katliamına tepki göstermemesini de eleştiren Duman, şunları söyledi: “Bugün köylerde iş bulduk diye seviniyorlar, 10 yıl sona ne olacak burası, çöl olarak bırakacaklar. Kanadalılar parayı alıp gidecek. Yazıktır, günahtır, Türkiye’ye yüzde 2 pay verecekmiş, vermesin kardeşim bizim çamlarımız, havamız bize yeter. Eskiden bu kadar çok kanser hastası yoktu buralarda. Bizim köyde Termik Santral yapıldıktan sonra 5 akrabam kanserden yaşamını yitirdi.”
MEMLEKET ÇÖLE DÖNDÜ
Evlendikten sonra Kulfa köyüne yerleştiğini ve 40 senedir bu doğada yaşadığını dile getiren Bahriye Duman da, “Suyumuzu Kaz Dağları’ndan alıyoruz. Çamların kesilmesine karşıyız. Maden çıkarsa siyanürle her taraf zehirlenecek. Havamız da suyumuz da kirlenecek. Dağlarımız, suyumuz, vatanımız, havamız gidiyor. Yaşam alanlarımız elimizden alınıyor.  Durdurulmasını istiyoruz. Böyle olmasın. Devlete çağrı yapıyoruz. Memleket çöle döndü” dedi.
MA / Zemo Ağgöz – Esra Solin Dal
Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Bütçeden müteahhit ve müşavirlere 7 ayda 20 milyar

AleviNet

Published

on

Bunun tamamına yakını ‘Diğer’ adı altında aktarıldı.İktidarın kamu olanaklarını kullanmadan özel sektöre yaptırdığı işlerin büyük bölümünü oluşturan müteahhitlik hizmetleri ile danışmanlık hizmeti aldığı şirketlere aktardığı tutarlar yedi ayda 20 milyar TL’ye yaklaştı.

Birgün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre; Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan Temmuz ayı bütçe harcamaları bütçenin kara delikleri olarak isimlendirilen harcamalarda gerileme olmadığını gösterdi.Harcama rakamları iktidarın tartışmalı projelere ortak imza attığı müteahhit firmalara bütçe kaynaklarını aktarmayı sürdürdüğünü gösterdi.

ÖDEMEDE REKOR AYI

Buna göre, 2019 yılı temmuz ayı sonunda müteahhitlik giderleri 9 milyar 599 milyon TL’ye ulaştı. 2 milyar 780 milyon TL ile temmuz ayı, müteahhitlik harcamalarının 2019’da zirve yaptığı ay oldu.İktidarın müteahhitlere aktardığı tutarlar arasında 5.4 milyar TL ile “Hizmet binası yapımı” ilk sırada yer aldı. Bunu 3.9 milyar TL ile “Diğerleri” kalemi izlerken 189 milyon TL ile “Hizmet tesisleri” üçüncü sırada yer aldı.MÜŞAVİRLERE 8 MİLYARBütçeden, “Müşavir firma ve kişilere ödemeler” adı altında da yedi ayda 8 milyar TL aktarıldı. Bunun 7.7 milyar TL’si, “Diğer müşavir firma ve kişilere ödemeler” adı altında yapıldı. Üçüncü sırada da 229 milyon TL ile “İş sağlığı ve güvenliği hizmeti” alım gideri yer aldı. İktidar, müşavir firma ve kişilerden “etüt-proje bilirkişi ekspertiz, araştırma ve geliştirme, bilgisayar hizmeti, harita yapım ve alım, enformasyon ve raporlama, danışma yönetimi ve işletim, temizlik, özel güvenlik ve çağrı merkezi” hizmeti alımı yaptı.‘DİĞER’İN ‘DİĞER’İBütçe analitik rehberinde müşavir firmalara aktarılan tutarların tamamına yakınını oluşturan “Diğer” hizmetler çok ayrıntılı tanımlanmadı. Müşavir firmalardan alınan “diğer” adı altında alınan hizmetler şöyle sıralandı:“Milli Savunma Bakanlığına bağlı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığına, NATO petrol boru hattının işletme ve bakımı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin akaryakıt ve madeni yağ sevkiyatı hizmeti karşılığında yapılacak ödemeler,İhale yolu ile yapılan tarımsal mücadele işleri ile ilgili her türlü giderler,Devlete ait gemilerin müşavir firma ve kişilerce işletilmesi ile ilgili giderler.Ancak dördüncü bir kalem olarak “Yukarıda sayılan gruplara girmeyen müşavir firma ve kişilere ödemeler” denilmekle yetinildi.

2.3 MİLYAR TL DAHA…

“Gayrimenkulün kurum tarafından üretilebilmesi için gerekli olan proje, müşavirlik, kontrollük” hizmeti alımı için yapılan harcama da 2 milyar 392 milyon TL oldu. Bunun 1.2 milyarı proje giderleri için aktarılırken 987 milyonun “diğer” ödemeler olduğu açıklandı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI