Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

HDP’den sel felaketleriyle ilgili araştırma önergesi

AleviNet

Published

on

Baluken, önerge gerekçesinde “Karadeniz’de meydana gelen sel felaketleri sonrası ortaya çıkan manzaralar da duruma ilişkin hiçbir tedbirin yeterince alınmadığını görmekteyiz. Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerinin neden ve sonuçlarıyla birlikte araştırılması elzem bir hale gelmiştir” dedi.

“SEL FELAKETLERİ AKP’NİN RANT POLİTİKALARININ SONUCU OLARAK MEYDANA GELMEKTEDİR”

HDP’li Baluken, 21 Eylül günü Trabzon’un Beşikdüzü İlçesi ile Giresun’un Eynesil İlçesi’nde şiddetli yağış sebebiyle yaşanan sel ve su baskınlarını Meclis gündemine taşıdı. Sel felaketi nedeniyle hayatını kaybedenler olduğunu hatırlatan Baluken, Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerinin neden ve sonuçlarıyla araştırılarak, önlemler alınmasını istedi. HDP’li Baluken, konuyla ilgili Meclis’e sunduğu araştırma önergesinde “21 Eylül 2016 tarihinde Trabzon’un Beşikdüzü ilçesi ile Giresun’un Eynesil ilçesinde şiddetli yağış sel ve su baskınlarına yol açarak üç yurttaşımızın ölümüne sebep oldu. 2015 yılının Ağustos ayında Rize’nin Hopa ilçesinde meydana gelen sel felaketi edeniyle 8 yurttaşımız yaşamını yitirmişti. O günlerde konuya ilişkin açıklama yapan Hopa Belediye Başkanı Nedim Cihan, ‘Yaşadığımız sel ve heyelan ilçemiz için son 50 yılın felaketi diyebiliriz’ ifadelerini kullanmıştı. Hükümet yetkililerinin son sel felaketini kot farkıyla açıklamaları meseleyi tamamen çarpıtmaya dönük bir ifadedir. Karadeniz’in yaşadığı sel felaketleri AKP’nin rant politikalarının birebir bir sonucu olarak meydana gelmektedir. TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar, Hopa’da yaşanan sel felaketinin ardından yaptığı açıklamada ‘Barındırdığı yanlışlar nedeniyle Karadeniz Sahil Yolu’nun neden olduğunu belirterek, ‘Karadeniz Sahil Yolu’nun set oluşturduğu tüm Karadeniz kentlerinde benzer sel baskınlarının yaşanmasının kaçınılmaz hale geldiği görülmektedir’ ifadelerini kullanmıştı. Aradan geçen bir yıldan sonra açıklamanın doğruluğu bu kez Trabzon ve Giresun’da karşılığını bulmuş durumdadır. Karadeniz Sahil Yolu projesine yönelik eleştirilere kulak tıkayan hükümetin felaketler sonrası yaptıkları açıklamaların bile yeni rant alanları oluşturacak bir mahiyette olması durumun vehametini kavramaktan oldukça uzak bir yerde durmaktadır. Bu ülkenin mühendislerinin, STÖ ve DKÖ’lerinin yaptıkları itirazları, eleştirileri görmezden gelerek Karadeniz Sahil Yolu`nu kentler ile Karadeniz arasına çeken, Karadeniz kentlerini bir yandan denizden kopartırken, diğer yandan kentleri sel baskınlarına mahkûm hale getiren AKP’nin rantçı anlayışı yaşanan felaketlerin başlıca sorumlusu durumundadır” ifadelerini kullandı.

“KARADENİZ SAHİL YOLU VE DİĞER YANLIŞLAR HER SELİ FELAKETE DÖNÜŞTÜRMEYE BAŞLAMIŞTIR”

HDP’li Baluken, araştırmasında önergesinde şu görüşlere yer verdi: “‘Dere yatakları ve vadiler ile deniz arasına girerek, sistemin işlerliğini ortadan kaldırmış olan Karadeniz Sahil Yolu, yoğun yağışlarda yağmur sularının denize deşarjını kaçınılmaz olarak engellemektedir. Karadeniz, kentler, sahil yolu ve dereler bugünkü haliyle yerlerinde kaldıkça, hatalardan vazgeçilerek önlem alınmadıkça, Karadeniz kentleri açısından sel baskınlarından kaynaklı can ve mal kayıpları ‘kader’ değil, AKP hükümetinin aymazlığının doğal bir sonucudur. Karadeniz Bölgesi gibi yılın büyük bölümünde yağış alan bir coğrafyada bu durum, daha büyük felaketlere kapı aralamaktadır. Buradan Hükümeti bir kez daha uyarmak istiyoruz. ‘Karadeniz Sahil Yolu yerinde durdukça, Karadeniz kentlerinde dere yataklarının yanı sıra sokaklar, parklar, meydanlar ve okullar da büyük risk altındadır.’ TMMOB Şehir Plancıları Odası, bir başka felaketin yaşanmaması için öncelikle sel baskınlarının başlıca nedeninin ‘Karadeniz Sahil Yolu` olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtmiş ve alınması gereken önlemleri şöyle sıralamıştır. ‘Yolun kent içi geçişlerinin alternatifleri hızla projelendirilmeli, kentler ile Karadeniz arasındaki set ortadan kaldırılmalı, yağmur sularının ve kentte yaşayanların Karadeniz`e erişimi kolaylaştırılmalıdır’. ‘Yerel rant baskısına direnemeyen dere yatakları mutlaka özgürleştirilmeli, yapılaşmadan arındırılmalı, üstü kapatılan derelerin açılması için yapılması gereken çalışmalar kısa süre içinde tamamlanmalıdır. Kent içinden geçen dereler üzerinde var olan köprü, menfez vb. alt yapı tesisleri bilimsel veriler temel alınarak yenilenmeli, suyun doğal akışını kolaylaştıracak, engel oluşturmayacak biçimde yapımları sağlanmalıdır. Karadeniz`de yapılan her yeni deniz dolgusunun, gelecekte ortaya çıkması olası bir felaketin ön adımı olduğu bilinciyle hareket edilmeli, denizlere yönelik insan eliyle yapılan müdahalelerin, bölge ekolojisinde ve coğrafyasında zincirleme değişimlere neden olacağı unutulmamalıdır. Başta karayolu için yapılan dolgular olmak üzere, Karadeniz sahilinde sürdürülen tüm dolgu çalışmaları durdurulmalıdır. Son yıllarda sayıları hızla artan HES inşaatları, derelerin doğal yapısında bozulmaya, bitki örtüsünde tahribata neden olmasının yanı sıra, sel baskınlarında suya karışan malzemenin de artmasına neden olmaktadır. Derelerin doğal ortamında bozulmaya neden olan HES uygulamalarına son verilmelidir. Bölgede başta çay üretimi olmak üzere, tercih edilen tarım türü heyelanlara ve önemli toprak kayıplarına neden olmaktadır. Doğal bitki örtüsünde değişime ve tahribata neden olan uygulamalardan, orman açmalarından, çay, fındık vb. yeni tarım alanı oluşturulmasından kaçınılmalıdır. Karadeniz Sahil Yolu ve yapılan diğer yanlışlar, her yağışı sele, her seli felakete dönüştürmeye başlamıştır.”

“HİÇBİR TEDBİRİN YETERİNCE ALINMADIĞINI GÖRMEKTEYİZ”

Karadeniz’de yaşanan sel felaketleri üzerinden gerekli tedbirlerin alınmadığını savunan Baluken, araştırma önergesine ilişkin gerekçesinde şunları kaydetti: “Uzmanların görüşlerinden de yola çıkarak Karadeniz’de meydana gelen sel felaketleri sonrası ortaya çıkan manzaralar da duruma ilişkin hiçbir tedbirin yeterince alınmadığını görmekteyiz. Sel felaketi sonrası erken müdahalenin yapılmadığı, bölgede bulunan afet ekiplerinin yetersiz kaldığı, sonradan müdahale için gelen ekiplerin geç kaldığı, ekipler arasındaki koordinasyon eksikliği, coğrafyayı tanımayan ve afet konusunda yeterli bilgi ve birikime sahip olmayan memurların atanması, il ve ilçe afet planlarının mevcut durumu karşılamaktan uzak ve güncellenmemiş olması, kurumlar arası yetki çatışmasından kaynaklanan kargaşalar sel felaketlerinin halka olumsuz yansımasında çarpan etkisi göstermektedir. Tüm bu bilgiler ışığında Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerinin neden ve sonuçlarıyla birlikte araştırılması elzem bir hale gelmiştir”
ANKARA (DHA)

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Af Örgütü’nden Türkiye’ye suçlama

AleviNet

Published

on

Uluslararası Af Örgütü, Türk Silahlı Kuvvetleri ve müttefiki Suriye Milli Ordusu’na (eski adıyla Özgür Suriye Ordusu) bağlı milisleri Suriye’nin kuzeydoğusunda ağır insan hakları ihlallerinde bulunmak ve savaş suçu işlemekle suçladı.

Af Örgütü’nden Cuma günü Berlin’de yapılan açıklamada, Suriye’nin kuzeydoğusunda sivillerin de yaralandığı veya öldürüldüğü belirtildi. “Meskûn yerlere keyfi saldırılara ilişkin yoğun kanıtlar” olduğuna dikkat çekilerek bir apartman, bir fırın ve bir okula saldırı düzenlendiği ifade edildi. Bunun yanı sıra Suriyeli Kürt siyasetçi Hevrin Halef’in Suriye Milli Ordusu’nun bir parçasını oluşturan Ahrar el-Şarkiye adlı gruba mensup kişiler tarafından öldürüldüğü bilgisi yer aldı.

Af Örgütü’nün hazırladığı rapor 12 ile 16 Ekim tarihleri arasında aralarında doktor, ilk yardım personeli, kaçmak zorunda kalan siviller, gazeteciler ve yardım örgütlerinin temsilcilerinin bulunduğu 17 görgü tanığının ifadesine dayanıyor.

Kumi Naidoo

Kumi Naidoo

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtının bölgede yaşayan siviller üzerinde “korkunç etkilerinin” olduğunu belirterek “Yine evlerinden kaçmak zorunda kaldıklarını, bombardıman, kaçırılma ve öldürülme korkusu altında yaşadıklarını” söyledi.

Ölen sivillerin sayısına ilişkin bilgiler çelişkili

Türkiye’nin askeri harekâta başladığı 9 Ekim’den beri bölgede kaç sivilin öldüğüne dair çelişkili bilgiler bulunuyor.

Af Örgütü’nün açıklamasına göre, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yönetimin sağlık yetkilileri 17 Ekim’e kadar aralarında 18 çocuğun bulunduğu en az 218 sivilin öldüğü bilgisini verdi.

Af Örgütü, Türk yetkililerin 15 Ekim’de 18 sivilin öldüğü, 150 sivilin yaralandığı bilgisini verdiğini aktardı.

Londra merkeli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verilerine göre askeri harekâtın başlamasından bu yana bölgede en az 72’si sivil olmak üzere yaklaşık 500 kişi öldürüldü, 300 binden fazla kişi de evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ise bölgede yaklaşık 166 bin kişinin kaçmak zorunda kaldığını tahmin ediyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü Andrej Mahecic, kaçan insanların kamplara yerleştirildiğini veya  tanıdık ve akrabalarının yanına gittiğini belirtti. Bunun yanı sıra yüzlerce kişinin de Irak’a kaçtığı kaydedildi.

Erdoğandan iddialara yanıt

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün İstanbul’da yabancı basın mensuplarıyla düzenlediği toplantıda konuyla ilgili bir soruya yanıt verdi. Suriye Milli Ordusu içinde bu tür hataları yapanların bulunduğunu belirten Erdoğan, ordunun konuyu araştırdığını ve istihbarat yöntemleri ile sorumluların bulunacağını ifade etti.

AFP,dpa,epd/JD,HS

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

İsveç’den Kuzey Suriye için 100 milyon kron insancıl yardım

AleviNet

Published

on

İsveç Hükümeti’nin resmi internet sitesinde yayımlanan açıklamada, hükümetin Suriye bölgesel stratejisinin kapsamında Kuzey Suriye’de kullanılması için 100 milyon kron kaynak ayırdığı belirtildi.

Bölgede yaşayan halkın ihtiyaçlarının büyük olduğu ve yerel olanakların sınırlı olduğu belirtilen açıklamada Türkiye’nin süren saldırılaraının durumu daha da kötüleştirdiğine dikkat çekildi.

Hükümetin Kuzey Suriye için 100 milyon kron ek kaynak aktarılması kararı Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı İlham Ehmed’in İsveçli siyasi partiler ve hükümet yetkililerinden sonra geldi.

Ehmed, İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ve Savunma Bakanı Peter Hultqvist’le yaptığı görüşmelerde İsveç’in Rojava ve Kuzey Suriye’ye insancıl yapması önerisinde de bulunmuştu.

İsveç Hükümeti, 2016 yılnda yürürlüğe koyduğu ve Suriye, Lübnan, Ürdün ve Türkiye’yi kapsayan Suriye için bölgesel strateji kapsamında 2020 yılına kadar 1,8 milyar kron yardım yapma kararı almıştı.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

BM: En az 165 bin insan yerinden edildi

AleviNet

Published

on

Türk devletinin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik yaptığı işgal ve soykırım saldırılarına yönelik Birleşmiş Milletler’den (BM) tepkiler gelmeye devam ediyor. Türk devletinin 9 günlük işgal saldırılarında yaşananlara dikkat çekmek amacıyla bölgede araştırma yapan BM’ye bağlı kuruluşların temsilcileri açıklamada bulundu.

OCHA: ATEŞKESE RAĞMEN ÇATIŞMALAR DEVAM EDİYOR

Türk devleti ile ABD arasında 5 günlük bir ateşkes yapıldığının hatırlatan BM İnsani Yardım Koordinasyonu (OCHA) sözcüsü Jens Laerke, “Ateşkesten kaynaklı bazı yerlerde durum sakin olsa da bu sabah itibariyle Serêkaniyê çevresinde bombardıman ve aralıklı çatışmaların devam ettiği rapor edilmeye devam ediliyor” dedi.

WHO: HASTANELER İŞLEVSİZ BIRAKILDI

Sivillerin güvenlik arayışından kaynaklı yerlerini terk etmeye devam ettiğine söyleyen BM Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sözcüsü Tarik Jasareviç ise bölgede kritik ihtiyaçlara dikkat çekerek, insani yardımların acil bir şekilde artırılmasını istedi. Jasareviç, saldırılardan kaynaklı Serêkaniyê ve Girê Spî hastanelerinin zarar gördüğünü ve kapalı olduğunu söyledi.

Jasareviç, ayrıca Tıl Temir Hastanesinin, Serêkaniyê’de yaralanan insanlar için ana kabul merkezi haline geldiğini belirtti.

WFP: EN AZ 165 BİN İNSAN YERİNDEN EDİLDİ

BM Dünya Gıda Programı (WFP) sözcüsü Herve Verhoosel ise çatışmalardan kaynaklı insanların yerini terk etmeye devam ettiğini söyleyerek, “Kuzey Doğu Suriye’de bugüne kadar en 165 bin insanın yerini terk etti. Yerlerini terk eden insanlar toplu barınaklarda kalmaktan ziyade aile ve arkadaşlarında kalıyor, bu yüzden verdiğimiz bu rakam daha da yüksek olabilir. Acil ihtiyaçlar devam ediyor” ifadelerini kullandı.

UNICEF: SU İSTASYONLARI HEDEF ALINDI

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) sözcüsü Marixie Mercado ise çatışmalardan kaynaklı Hesseke bölgesinde yüzbinlerce insana su sağlanamadığından dolayı duyduğu endişeyi dile getirdi. Sözcü Mercado, “400 bin insanın su ihtiyacını karşılayan Heseke’deki Alouk su istasyonu saldırılardan kaynaklı hasar gördü ve hala işlev görmüyor” dedi.

UNHRC: MÜLTECİ YASALARINI HATIRLATTI

BM Mülteci Örgütü (UNHRC) sözcüsü Andrej Mahecic de Türkiye’nin kendi sınırları içerisindeki Suriyeli mültecileri bölgeye yerleştirmek istemesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Türkiye’nin bu isteğinin kimse tarafından destek görmediğini söyleyen ve mülteci yasalarını hatırlatan sözcü Mahecic, “Mülteciler ancak kendi isteğiyle ve gidecekleri yerin güvenli olması şartıyla geri gönderilebilir” dedi.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI