Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Sarraf‘ın Cep Telefonu İçin Özel Duruşma Kararı

New York’ta tutuklu olarak yargılanan Rıza Sarraf’ ın Miami’de tutuklandığı sırada cep telefonundan alınan bilgilerin mahkemede delil olup olmayacağının kararanın verileceği özel bir duruşma yapılacak

AleviNet

Published

on

New York’ta tutuklu olarak yargılanan Rıza Sarraf’ın Miami’de tutuklandığı sırada cep telefonundan alınan bilgilerin mahkemede delil olup olmayacağının kararanın verileceği özel bir duruşma yapılacak.

Sarraf’ın avukatları, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’ne yaptıkları itirazda, cep telefonundan elde edilen bilgilerin hukuksuz bir şekilde ele geçirildiği için davada delil olarak kullanılmaması gerektiğini savunmuştu.

Hakim Richard Berman, Sarraf’ ın avukatları tarafından New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’ne yaptığı itirazı değerlendirdi.

Berman, 22 Kasım’da Sarraf’ın cep telefonundan elde edilen bilgilerin dava sürecinde delil olarak kullanılıpp kullanılmama konusunda tarafları dinleyeceği özel bir duruşma yapma kararı aldı.

 

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı’na ve Sarraf’ın savunma avukatlarına kararın tebligatını yapan hakim Berman, tarafların mahkeme tarihine itirazı olmaması halinde yapılacak tek celselik özel duruşmada tarafların gösterecekleri şahitlerin de ifadelerini dikkate alacağını belirtti.

22 Kasım’da New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde yapılacak özel duruşmada Sarraf’ın cep telefonundan elde edilen bilgilerin delil olup olmayacağı yönünde karar verilecek.

 

Cep telefonundan elde edilen fotoğraflar aleyhine delil olarak kullanıldı

Sarraf’ın cep telefonundan elde edilen fotoğraf ve bilgiler, iddianameye de girmiş, kefaletle serbest bırakılmaması için aleyhine kullanılmıştı.

New York Güney Bölgesi Savcılığı, cep telefonundan alınan bilgiler doğrultusunda, “özel uçağı, denizaltısı bile olan Sarraf, kefaletle serbest kalırsa ABD’de kaçar” ifadesini kullanmıştı.

Miami’de tutuklandığı gün yaşadıklarını kaleme alan Sarraf, mahkemeye sunduğu dilekçede, tutuklandığında haklarının ihlal edildiğini iddia etmişti.

 

Sarraf: ‘Hiç bir şansım yok diye telefonumun şifresini verdim’

Mahkemeye sunduğu dilekçeyi avukatlarının yardımıyla kendisinin kaleme aldığını belirten Sarraf, mahkemeye sunduğu dilekçede tutuklandığı sırada cep telefonundan alınan bilgiler konusunu şöyle anlatmıştı:

“Ajan benim ve eşimin cep telefonlarını istedi. Benim ve eşimin telefonlarını onlara verdim. O dakikalarda bir şeylerin yanlış gittiğini hissetmeye başladım. Bu gümrüklerde yapılan rutin bir işlem değildi. Daha sonra ajan beni terminalden oldukça uzak başka bir boş odaya götürdü. Bana deklare ettiğim para tutarını görmek istediğini söyledi. Daha sonra da iPhone’un açılış şifresini istedi. Hiç bir şansım olmadığını düşünerek ajana iPhone’un şifresini verdim. Ajan, iPhone’umu alıp odadan çıktı. Tekrar odaya dönüp verdiğim şifrenin yanlış olduğunu söyledi. Tekrar şifremi verdim. Verdiğim iPhone şifremi girdi. Bana göre artık iPhone’umda bulunan tüm bilgiye erişebilmesini sağlamıştım. Ajan iPhone’um ile birlikte yeniden odadan çıktı. iPhone’umu bir daha görmedim. Ajana iPhone’umun şifresini vermeme hakkım olduğunu bilmiyordum. Susma hakkımın veya şifremi ajana vermem için bir avukat hakkım olduğu bana söylenmedi. Telefonumu alan ajan geri geldi ve beni bir başka odaya götürdü. Bazı soruları sözlü, bazılarını yazılı olarak yanıtladıktan sonra FBI ajanlarından iPhone’umdaki numaradan avukatımı arayıp arayamayacağımı sordum. Erkek olan FBI ajanı, telefondaki rehberden avukatımın numarasını almak istiyorsam, onların telefonuma erişmelerine izin verecek formu imzalamam gerektiğini söyledi. Bu formu imzalamayı reddettim. Erkek FBI ajanı ardından bana bu formu imzalamazsam, avukatımın numarasına iPhone’um üzerinden erişemeyeceğimi söyledi.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Türkiye’nin IŞİD stratejisi var mı?

AleviNet

Published

on

Türkiye’ye Suriye’deki askeri harekâtı durdurması için uluslararası toplumdan yapılan çağrılar sürüyor. Art arda yapılan çağrılarda Türkiye ağır suçlamalara hedef oluyor.

ABD, Avrupa Birliği ve Arap Birliği’nden yapılan açıklamalarda Türkiye’nin harekâtının bölgede istikrarsızlığı artıracağı, insani krizi derinleştireceği endişeleri dile getirilirken, en büyük uyarılar ise IŞİD tehdidi konusunda yapılıyor. Türkiye’nin harekâtının, “IŞİD ile mücadelede son yıllarda elde edilen kazanımları baltaladığı” belirtiliyor.

ABD yönetimi, son günlerde eleştirilerinin dozunu daha de sertleştirerek, Türkiye’yi “savaş suçlarına zemin hazırlamakla” suçladı, “çok sayıda tehlikeli IŞİD’linin kaçabilmesine yol açmaktan” sorumlu tuttu. Üst düzey ABD yetkililerine dayandırılan haberlerde, “IŞİD tutsaklarının Türkiye tarafından serbest bırakıldığı” dahi iddia edildi.

Demir Murat Seyrek

Demir Murat Seyrek

“Türkiye stratejisini açıklamalı”

Uluslararası güvenlik uzmanı Demir Murat Seyrek, son günlerde yaşanan gelişmeleri DW Türkçe’ye değerlendirirken, “Türkiye IŞİD ile mücadelede ciddi olduğunu göstermek istiyorsa, çok acil strateji oluşturarak bunu hemen dünya ile paylaşması gerekiyor” dedi.

Brüksel merkezli Avrupa Demokrasi Vakfı kıdemli uzmanlarından Seyrek, Batılı ülkelerde kamuoylarında ve karar alıcılarının zihinlerinde birçok soru işareti olduğuna işaret ederken, şöyle devam etti:

“IŞİD’lilerle savaşılacak mı, bölgede mi tutulacak, Türkiye’ye mi getirilecek, AB vatandaşları için iade çalışması mı başlayacak, AB ile koordinasyon mekanizması oluşturulacak mı? Tüm bu sorulara yanıt verilmesi gerekiyor.”

Şu ana kadar yaşananların herhangi bir koordinasyonun olmadığını gösterdiğini, büyük bir karmaşa yaşandığını ifade eden Seyrek, “Türkiye ivedilikle IŞİD stratejisini ortaya koymak zorunda. Bunu sadece imajı için değil kendi güvenliği için de yapmak zorunda. Çünkü IŞİD Türkiye için de büyük bir tehdit” değerlendirmesini yaptı.

Trump und Erdogan

Erdoğan neden “evet” dedi?

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ekim tarihinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin tek taraflı harekâtının ilk sinyalini vermiş, “bundan sonra IŞİD tutsakları Türkiye sorumluluğunda” demişti.

Seyrek, “Trump, ‘operasyonu yaparsanız bu sorumluluk da sizin olur’ diyerek Türkiye’yi korkutmak istemiş olabilir. Türkiye de gerçekten bu operasyonu gerçekleştirmek istediği için de bunu bir şekilde kabul etmiş olabilir. Ama buna çok hazırlıklı olmadığını görüyoruz. Türkiye bu gelişmeleri çok da hesaba katmamış görünüyor. Operasyon düzenlediği bölgede IŞİD tutsaklarının sadece yüzde 10’u bulunuyor. Peki, diğerlerini YPG Türkiye’ye mi teslim edecek? Edemeyeceğine göre ABD mi teslim edecek?” diye konuştu.

Türkiye’nin askeri operasyona başlamasının ardından bölgedeki hapishanelerde IŞİD’li tutukluların kaçmaya başladığı haberleri en çok Avrupa başkentlerini endişelendiriyor.

Bölgede 1000’den fazla IŞİD’li tutuklunun Avrupa ülkelerinden gelmiş yabancı savaşçılar olduğu, bunların tekrar Avrupa’ya dönmeleri durumunda, terör tehdidinin daha da artacağından korkuluyor.

“Kâbus senaryosu gerçek oldu”

Thomas Renard

Thomas Renard

Brüksel merkezli Egmont Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Thomas Renard, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, “Biz IŞİD’in hilafetini yenilgiye uğrattık ama ne IŞİD’i ne de El Kaide’yi bozguna uğratabildik… IŞİD’in neredeyse ordusunun yarısını yakalamayı başarmıştık ve oluşturdukları tehdidi nispi olarak düşük düzeyde tutmayı sağlamıştık. Ancak şimdi bu kişilerin kaçmaya başlaması tabii ki IŞİD’in yeniden güçlenmesi riskini artırıyor” dedi.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Halkbank: İddianame ABD yaptırımlarının parçası

AleviNet

Published

on

Halkbank ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı New York Güney Bölge Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame ile ilgili Kamuoyu Bilgilendirme Platformu’na (KAP) açıklama yaptı. Banka, Hakan Atilla davasında ileri sürülen iddialarla bağlantılı olarak bir iddianame hazırlanarak Halkbank hakkında dava açılmak üzere yargı sürecinin başlatıldığını öğrendiklerini belirtti.

Açıklamada iddianamede yeni bir bilgi ve bulguya yer verilmeksizin, çoğunlukla Hakan Atilla davasında ileri sürülen iddiaların tekrarlandığı belirtilerek “Söz konusu iddialara ilişkin Bankamız masumiyetini ortaya koyan bağımsız inceleme sonuçlarının, kanıtları ile birlikte ABD Adalet Bakanlığı ile paylaşılmasına rağmen iddianame hazırlanarak dava açılması manidardır” denildi.

“İddianame yaptırımların parçası”

Açıklamada “Bankamız ile ABD Adalet Bakanlığı arasında meselenin iddianame düzenlenmeden çözümlenmesi için yapılan görüşmeler sonuçlanmadığı halde, söz konusu suçlamalar, Kahraman Ordumuzun sınırlarımızın güvenliğini sağlamak ve bölgede barışı tesis etmek üzere başlattığı “Barış Pınarı Harekatı” sebebiyle, ABD hükümetince ülkemize karşı başlatılan yaptırımların bir parçası olarak ortaya atılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Bankanın açıklamasında iddianamede, “hukuk dışı yollarla elde edilen ve doğruluğu ispatlanmamış deliller kullanıldığı ve inanılırlığı hayli şüpheli olan tanıkların mahkemedeki sözlü beyanlarına itibar edildiği” belirtildi.

Halkbank “Bu haksız dava ile ilgili olarak uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm yasal haklarımız kullanılacaktır” denildi.

USA Anklage gegen Mehmet Hakan Atilla

New York Güney Bölge Mahkemesi

ABD altı suçlama yöneltti

ABD’de savcılık makamı dün gece Halkbank’ı ABD’nin İran yaptırımlarını ihlal etmekle suçladı ve banka aleyhine hazırlanan iddianameyi açıkladı. New York Güney Bölgesi Savcılığı Halkbank hakkında, milyarlarca dolarlık bir sistem kurarak ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine yardımcı olduğu gerekçesiyle dolandırıcılık ve kara para aklama da dahil altı suçtan iddianame hazırladı.

ABD’nin Halkbank’ı İran yaptırımlarını delmekle suçlamasının ardından gelen kararla Halkbank dahil yedi banka hissesine açığa satış yasağı getirildi. İddianame ve açığa satış yasağının ardından Borsa İstanbul’da Halkbank ve banka hisseleri bugün sert düşüşle açıldı.

DW/SSB, BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

‘Rojava için ayağa kalkalım’

AleviNet

Published

on

Yazılı bir açıklama yapan Defend Rojava, “19 Ekim’de Avrupa merkezlerinde gerçekleştirilecek yürüyüşlerin bir parçası olan NRW merkezli yürüyüşümüze tüm demokrasi güçlerini davet ediyoruz. 19 Ekim 2019” dedi.

Defend Rojava’nın açıklaması şöyle: “Erdoğan hükümetinin ve Türk devletinin Rojava’ya dönük işgali ve katliamları tüm dünyanın gözü önünde devam etmektedir. Tüm dünyayı barbar DAİŞ çetelerinden kurtaran, Kuzey ve Doğu Suriye’de halkların barışı temelinde kadın merkezli, demokratik ve ekolojik bir sistem oluşturan Rojava Devrimi Erdoğan eliyle, temelinde Kürt düşmanlığı yatan bir savaşla boğulmak istenmektedir. İşgal ve katliamların ardından da bölgede demografik değişiklik yapılması faşist rejim tarafından planlanmaktadır. Bu saldırılara karşıda QSD, YPG, YPJ, enternasyonalist güçler ve halklarımız tarafından tarihi bir direniş sergilenmektedir.

Başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok merkezinde de başta Kürt halkı olmak üzere tüm demokrasi ve özgürlük güçleri Rojava’yı savunmak için her gün sokaklara çıkmakta, Rojava Devrimi’nin sesi olmaya devam etmektedir. Rojava Devrimi başta Rusya ve Amerika olmak üzere, tüm emperyalist devletlerin çıkar savaşı olmanın ötesinde, halklarımızın kendi öz gücüne dayanarak yürüttüğü bir mücadeledir. Bu sebeple ‘Defend Rojava Avrupa’ platformu olarak 19 Ekim’de Avrupa merkezlerinde gerçekleştirilecek yürüyüşlerin bir parçası olan NRW merkezli yürüyüşümüze tüm demokrasi güçlerini davet ediyoruz.

19 EKİM 2019
SAAT: 11.00
İlk kol: Ebertplatz (Düsseldorf, Essen, Duisburg, Dortmund, Münster, Bielefeld)
İkinci kol: Clodwigplatz (Köln, Aachen, Bonn, Troisdorf)”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI