Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Bir arada yaşamayı savunmak bedel ister

ZEYNEL GÜL

Published

on

Geçen cuma gününden bu yana katıldığım eylemlerde, eylemlerin aciliyeti üzerine ön sıralarda konuşmalar yapılıyor olsa da, geri de duranlar daha çok semboller üzerine tartışma sürdürüyorlardı. Oysa hiç bir sembol üzerine tartışacak kadar vaktimiz yok. İşçilerin, Sendikacıların, Aydınların, yazarların, Belediye Başkanlarının, Milletvekillerinin beşer, onar tutuklandığı; bir ülkenin geleceğinden kaygı duyan duyarlı insanlarının yarın başına ne geleceğini bilmediğimiz karanlık bir süreçten geçiyoruz.

Bir iktidar kendine biat etmeyen her muhalifi dize getirmek, kendi gücüne boyun eğdirmek için her türlü faşizan kirli yolları deniyor. Yasaları kendi ideolojilerine göre çıkarıyor, güvenlik kararnamelerini, iletişim yasalarını kendilerine kolaylık getirecek biçimde formüle ediyorlar, biz hala bu tehlikenin boyutunu göremiyoruz.

Semboller üzerine tartışmayı bu yaşıma kadar bir türlü anlayabilmiş de değilim aslında. İnsanlar yanımda mı, karşımda mı odur ölçüm.

Böyle değil tabi, bu duruma neden ideolojik bakmıyorsun? Gibi sorular sorulabilir. Peki, ideoloji dediğimiz şeyin insanların refahı, mutluluğu, sevinci ile bir bağı varsa ve biz bu bağı güçlendirmekle görevlendirmişsek kendimizi, neden kendi ellerimizle bu bağı kesiyoruz; Mücadelesini verdiğimiz gelecek insanlığın mücadelesi değil mi? İnsanlarla yan yana gelme olanakları varken, öteki görmek, öteki gördüğümüzü kendimize benzetmek yada bizden uzaklaştırmanın ideolojik bir anlatımı var mı bu durumda? Öyleyse, kim hangi rengiyle geliyorsa, kim kendisini nasıl ifade ediyorsa; yan yana olabileceğimiz herkesi dost, yoldaş görmeye alışmalıyız.

Karanlık bir iktidarın kendinden geçmiş bir hırs ve acelecilikle karanlık bir diktatörlüğe doğru koşar adım gittiğini görürken, insan yaşamı, insan geleceği üzerine kafa yorulması üzerine yoğunlaşmak yerine, üç beş sembole takılmanın izah edilecek yanı yoktur. Sembollerde taşınanların suç olup olmadığını belirleyen sistemden hem şikâyet etmek, hem de onun ağzıyla konuşmak farklı bir tartışma konusu. Her konuşmamızda GEZİ RUHU’ndan bahsederken, gezi ruhunu da anlayamadan konuştuğumuz çıkıyor ortaya.

12 Kasım 2016 tarihinde Avrupa Alevi Konfederasyonu Köln şehrinde bir miting çağrısı yaptı. Binlerce insan bu çağrıya ses verdi, Ren nehri kenarındaki meydan doldu. Bu insan kalabalığına birlikteliğin gücü anlatılmalıydı, bu yapılamadı. Sembollere tosladı otuz bin insan.

Alevilerin değişik kimliklerden olduğunu biliyoruz, değişik siyasi gruplardan olduğunu da biliyoruz. Yaşananlardan ve geleceklerden rahatsız olan herkes kendi sembolünü orada açsaydı fotoğrafımız çok daha zengin olacaktı. Gezi olaylarında hepimiz şahit olduk, insanlarımızın öyle sembollere falan takıntısı yok. Sorunlu olan örgütlerimizin siyasetlerini pratiğe uygulamasından kaynaklı.

Eylem sonrası yazılanları içim kanayarak okuyorum. Herkes kendi örgütünün ne kadar doğru, ne kadar becerikli olduğunu yarıştırıyor. İnsan ne söyleyeceğini ne yazacağını bilemiyor bu durumda. Eyleme katılanların hepsi iktidarın hedefindeki insanlar, karanlığın karşısında durmaya çalışan insanlar. Mitingler, kitle psikolojisini, kitle cesaretini yükseltmek için yapılıyorsa, buna uygun hareket etmek yerine, neyin yarışıdır, neyin becerisidir bu yapılan anlayabilmiş değilim. Pir Sultan duruşu dediğiniz şeyi beceremediniz arkadaşlar, hiç kusura kalmayın. Otuz bin insana umut değil, karamsarlık verdiniz; otuz bin insana cesaret değil, kaygı verdiniz. Bu durumu hemen düzeltmelisiniz. Bilerek, isteyerek tapmadınız elbette ama sonuç böyle.

Hiç bir şey için geç kalınmış değil. Ülkemizin sadece insanları değil, her karış toprağı, her damla suyu, her yeşili tehlike altında. Bizim daha büyük birlikteliklere ihtiyacımız var, ayrışımlara değil. Aydınları, yazarları, gazetecileri, bilim insanları, belediye başkanları, milletvekilleri hapislerde olan insanların sorumluluğunu öne çıkararak gel. Zalimliğe dur demek istiyorsan, nasıl geliyorsan öyle gel. hangi sembolle geliyorsan öyle gel. Yeter ki gel… Diyebilmeliyiz. Yarışma yapmadığımızı, üzerimizde tarihi bir insanlık yükü taşıdığımızı bilincimizden çıkarmadan.

Yaklaşan tehlikeli karanlıktan ancak çoğalarak çıkabileceğimizin bilinciyle… Birarada yaşamanın bedelini göze alarak….

 

Sevgiyle.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Dink davasında 9 sanık hakkında karar verildi

AleviNet

Published

on

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katledildiği dava İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkemede “zaman aşımı” gerekçesiyle dosyası ayrılan 9 sanığın dıruşması görüldü.

Sanıkların son sözlerini aldıktan sonra duruşmaya ara veren mahkeme kararını açıkladı.

Heyet, Yasin Hayal için “Suç örgütü kurmak ve yönetmek” suçunu sabit görerek 6 yıl hapis cezası verdi.

Mahkeme, örgütün silahlı olması nedeniyle verilen cezayı 1/4 oranında artırarak cezayı 7 yıl 6 aya çıkardı.

Erhan Tuncel’e Mcdonalds patlamasında 6 kişi için ayrı ayrı “Tasarlayarak ve bomba kullanmak suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs etmek” suçlarından 6 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Eylemin teşebbüs aşamasında kalması gerekçesiyle 6 kez 13 yıl hapis cezası verildi. Tuncel’e ayrıca “Mala zarar vermek” suçundan 1 yıl hapis cezası verildi. “Hrant Dink’i tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etmek”ten verilen ağırlaştırılmış müebbet cezası da suç işlemeye teşvik etme aşamasında kaldığı gerekçesiyle, 18 yıl hapis cezasına mahkum edildi.

Bununla birlikte Tuncel’e “Silahlı örgüte üye olmak” suçundan ise 2 yıl 6 ay hapis cezası verilerek, tutuklanması yönünde karar alındı.

Zeynel Abidin Yavuz’a “Hrant Dink’i tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etmek” suçlamasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi ancak eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından 15 yıl hapse çevrildi. Cezada indirime giden mahkeme heyeti, Yavuz’a 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Yavuz’a ayrıca “Silahlı örgüte üye olmak” suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verrildi. Mahkeme heyeti, Yavuz’un tutuklanmasına karar verdi.

Ersin Yolcu, “Silahlı örgüte üye olmak” suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Tuncay Uzundal’a da “Hrant Dink’i tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Bu ceza da eylemin teşebbüs aşamasından kalması gerekçesiyle hafifletilerek 15 yıla düşürüldü. Uzundal’a “Silahlı Örgüte üye olmak” suçundan da 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Ahmet İskender’e “Silahlı örgüte üye olmak” suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Samast, “Silahlı örgüt üyesi olmak” suçlamasından 3 yıl 9 ay hapis cezası alırken, cezası “çocuk” olması gerekçe gösterilerek 2 yıl 6 aya indirildi. Osman Hayal ve Salih Hacısalihoğlu için de beraat kararı verildi.

Elleri kelepçelenen Tuncel, duruşma salonundan çıkartıldığında hem itiraflarda hem de tehditlerde bulundu: “Devlete yapılan hiçbir hizmet cezasız kalmaz. Ergenekon’u çökerttiğim herkes tarafından bilinmektedir. Aynı yapı bu cezayı vererek beni cezaya bağlamıştır. Herkes Erhan Tuncel’in kim olduğunu biliyor. Bunun bedelini bu kararı aldırtanlara sordurtacağım.”

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

ABD: Türkiye’nin F-35 programına katılımı imkansız!

AleviNet

Published

on

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “Rusya’dan s-400 hava savunma sistemlerini satın alma kararı, Türkiye’nin F-35 programına katılımını imkânsız kılmaktadır” vurgusu yapıldı.

F-35’lerin aynı zamanda bu uçaklar üzerine istihbarat toplama amacıyla kullanılacak Rus istihbarat platformu ile bir arada bulunmayacağına dikkat çekilen açıklamada, Trump yönetiminin Türkiye’ye Patriot sistemini alabilmesi için birçok teklifler sunduğunun altı çizildi.

Türkiye’nin 1950’lerden bu yana NATO üyesi olarak müttefik olduğu belirtilen açıklamada, “Ancak S-400 sistemlerinin alınması, bütün NATO müttefiklerinin Rus sistemlerinden uzaklaşma noktasında verdikleri taahhüde zarar vermektedir” denildi.

TÜRKİYE’NİN NATO İTTİFAKI İÇİNDE ÇALIŞMASINA OLUMSUZ ETKİ EDECEK

Rus hava savunma sisteminin NATO üyesi bir ülke tarafından kullanımının zararlarına dikkat çekilen açıklamada, “Bunun Türkiye’nin (NATO) içinde birlikte çalışılabilirliği noktasında olumsuz etkileri olacaktır” uyarısı yapıldı.

Türkiye, ABD Başkanı Donald Trump ve NATO yetkililerinin uyarılarına rağmen Rusya’dan S-400 hava savunma sistemini almıştı. Bu ise, rakip güç olarak görülen Rusya’nın NATO ülkesi ABD’ye ait F-35’lere ait temel bilgileri ele geçirmesine olanak tanıyor ve Türkiye bu konuda birçok kez uyarılmıştı.

Kıbrıs krizi: AB Türkiye’ye yaptırımları onayladı

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Erbil’de silahlı saldırı

AleviNet

Published

on

Bugün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de yapılan silahlı saldırıda, Türkiye Cumhuriyeti Erbil Başkonsolosluğu çalışanı bir kişi hayatını kaybetti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada bir konsolosluk görevlisinin hayatını kaybettiğini silahlı saldırının faillerinin süratle bulunması için Irak makamları ve yetkilileri nezdinde girişimlerin sürdüğü belirtildi.

Bu açıklamanın ardında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Twitter’da bir açıklama yaptı.

Kalın açıklamasında, “Erbil’deki menfur saldırıda hayatını kaybeden konsolosluk çalışanımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum” ifadelerine yer verdi.

Faillerin bulunması için çalışma başlatıldığını duyuran Kalın, “Bu hain saldırıyı yapanlara gereken cevap verilecektir” dedi.

Reuters’ın haberine göre ise saldırıda üç Türk Başkonsolosluğu çalışanı hayatını kaybetti. DW Türkçe’nin edindiği bilgiye göre saldırı bugün yerel saat ile 14:30 sularında, Erbil’deki Hoqqabaz isimli restoranda gerçekleşti.

Saldırıyı yapan kişiler olay yerinden kaçarak izini kaybettirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen emniyet güçleri Erbil-Kerkük karayolunu trafiğe kapattı. Saldırganların yakalanmaları için yol güzergâhında operasyon başlatıldı. Saldırının kim veya kimler tarafından gerçekleştirildiği henüz tespit edilemedi.

PKK yöneticilerinden Diyar Deniz, Westga News isimli siteye yaptığı açıklamada, Erbil’deki olayla ilgili bir ilgilerinin olmadığını söyledi.

DW, DA,GA

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI