Connect with us

.

Haberler

Her sabahın bir sahibi vardır!

ZEYNEL GÜL

Published

on

Son yıllarda “Eyy” diye başlayan söylemlere alıştırılıyor kulaklarımız. Eskiden “Eyy” diyenler ayıplanır, insanlara insan gibi üslupla hitap etmesi önerilirdi. Okulsuz, eğitimsiz köy insanını dahi rahatsız eden bir dil, ülkemizin ana dili gibi bir şey oldu. Kabadayıca, küstahça, diplomatik dilden, hukuk dilinden, saygı dilinden çok ötelerde. Seviyesiz, empatiden yoksun bir dil.

İnsan bir başka ülkede yıllarını göçmen olarak uzun yıllar yaşamış ise ülkesinin hayaliyle yaşar. Gözlerini kapatıp yatağına uzandığında büyüdüğü topraklardaki, dağlarda, derelerdeki güzellikleri arar. Çıplak tepelere binbir ağaç, çiçek diker özlem duygularıyla. Toprak ve bitki kokusunun insanı dinlendirdiği, can ve güç verdiği dağlar, dereler birer inşaat şantiyesi olsa da hafızalardaki güzellikler, insanlar yaşadıkça unutulmaz. Avrupa’dan ülkeye böyle koruyucu bir ruh haliyle baktığımız da, ülkemizde her şeyin gittikçe karanlıklaştığını görüyor ve kaygılanıyor insan; içi kararıyor.

Mesela: “Eyy…. kaç ağaç diktiniz bu ülkeye?” diyenleri hayretle dinlemekten acıtıcı bir şey olmadığını yaşıyor.  Yüreğimiz ağzımıza geliveriyor ne cevap vereceğimizi bilemez oluyoruz böyle bir kirli, çirkin yalana karşı. Ülkenin dağını, deresini, tepesini inşaat alanları yaparak, binlerce senelik ormanları sanki bizler tüketmişiz gibi. Yakınlarımıza, yandaşlarımıza rant alanı açmak için gece yarıları, oy çoğunluğu uyanıklığı ile kanunlar çıkaran “Eyy’ler”, Miteolojik kitaplardaki destanlarda anlatılan altın ovaların topraklarını zehirleyenler sanki bizleriz!

Yok edilen sadece topraklar mı?

Eskiden de ülkemizde devlet zorba yöntemleri çok kullanırdı ama en azından yine de dürüst hukuk adamları bulunurdu.  Polisin, jandarmanın, sorgucunun elinden “sağ kurtulabilirsem dürüst bir hukuk insanına kendimi anlatırım” güveni vardı. Nasıl ormanlar bitirildiyse o güvenilir hukuk insanları da yok edildi. Yerlerine, yukarıdan verilen emirlere göre karar veren bir takım emir erleri yerleştirildi. İnsanın adalete güveni de öldürüldü.

Devamı var: Temel insan hakları binlerce senedir sorun olmaktan çıkmayan toprakların çocuklarıyız. Tek tip, tek renk, tek dil olmamız için devletin yaptığı zulümlerle dolmuş tarih ananın defter sayfaları. Toplu kıyımlar, otel odalarında yakmalar, kurşunlamalar, evlerimizi başımıza yıkmalar bizim kuşağın gözleri önünde yaşandı. İnsanın insana güvenini de öldürdüler.  Bu kadar baskıya rağmen dünyaca ünlü aydınlar, yazarlar, şairler yetiştirdi çorak  topraklarımız. Bu insanlarımızı dünya kabul etti, bir tek bizim ülkemiz kendi aydını, yazarını, sanatçısını, bilim insanını kabul edemedi, yalancılar, talancılar, üçkağıtçılar hep değer buldu. 142 Gazeteci, binlerce aydın, yazar, onlarca Belediye Başkanı, Milletvekili şu an cezaevlerinde suçlarının ne olduğunu öğrenmek için bekliyor. Yazdıkları haberlerin, köşe yazılarının, altına imza attıkları barış bildirilerin, meydanlardaki konuşmalarının suç sayıldığı bir başka ülke yok dünyada.

Alevilerin çok sesli kanalı olan TV10 ekranı karartıldı., Alevi deyişlerinde, insanların gündeme ilişkin yorumlarında suç bulamayan devlet, Kanun Hükmünde Kararname çıkararak sazımıza, semahımıza, deyişlerimize dahi tahammül edemediğini gösterdi. Kendi yaptıklarının duyulmaması için Terör diyor, Terör örgütlerine destek diyor ama hakkımızda açılmış ne bir dava nede kesinleşmiş bir mahkeme kararı  Ne kadar baskı yapılırsa yapılsın, insanların iletişimini kesmek, dillerini susturmanın günümüzde mümkün olamayacağını dahi bilmeyen bir zihniyet.

Düşüncenin bir de öteki yüzü vardır; Güçlüye göre suçlu, güçsüze göre suçlu kavramları farklıdır. Bu durumu dost sohbetlerinde, derneklerde, kahvelerde konuşurken insanlar şu soruların cevabını öğrenmek istiyorlar: IŞID ile savaşan tüm ülkelere karşı savaş ilan edenler de bize göre suçludur.

Bir taraftan IŞID ile savaşıyorum diye yaygara koparırlarken diğer taraftan savaştığını söylediği örgüte silah yardımı, savaş cihazları ve güçlü silahlarla donatılmış TOYOTA arabaları verenler, petrol alış verişi yapanlar, sanki dünyayı salak, beyinsiz yerine koyuyor. Rant yasalarıyla, yandaşlarına en ilkel işyerlerini açtıranlar, ilkel çalışma koşulları sonucu yaşanan işçi katliamlarının üstünü örtmeye çalışanlar bize göre suçludur..

Köy okullarını kapatarak binlerce çocuğu şehirlerdeki tarikat yurtlarına muhtaç edenler, o körpecik çocukların geleceğini karartan, sapıklara kolaylık sağlayanlar bize göre suçludur.

Talan siyasetinizi daha uzun yıllara yaymak ve iktidarda kalmak adına, tüm muhalifleri uydurma suçlamalarla hapislere atanlar asıl suçludur.

Hukuk sistemini, siyasi tercihlerle uluslararası hukuka aykırı hale getirenler, sapıkları, katilleri, pisikopatları koruma altına almaya çalışanlar ağır suç işlemektedir Aldandık, kandırıldık diyerek, Allah affetsin diyerek bu suçlardan kurtulmak mümkün değildir.

‘Eyy’ler dünya kurulalı böyle zulüm yaşamadı. Ölümden ölüm beğeniyorlar.  Sadece insanların değil, çalıların, çirpilerin, börtülerin, böceklerin de katilleri olarak yazacak adınızı insanlık tarihi. Bizim gücümüz yetmeyebilir ama tarih asla affetmez.  Herkese aydınlık, acısız günler dileğimle, demiş ya ozan; Her sabahın bir sahibi vardır.

02.12.2016

 

Haberler

Almanya’da çocuklara başörtüsü yasağı tartışması

AleviNet

Published

on

Avusturya Parlamentosu’nun dün aldığı ilköğretim öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı kararı Almanya’da tartışmalara yol açtı. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Almanya’da da ilköğretim öğrencisi çocuklara başörtüsü yasağı getirilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Küçük kızların başörtüsü takması saçmalık. Müslümanların çoğu da böyle düşünüyor. Ailelerle diyalog kurmaktan yasağa kadar, çocukları korumak için tüm önlemlerin düşünülmesi ve uygulanması gerekiyor” dedi.

Annette Widmann-Mauz

Annette Widmann-Mauz

Almanya’da hükümeti oluşturan koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden Avusturya Parlamentosu’nun kararına destek veren siyasetçiler var. Partinin aile politikaları uzmanı Leni Breymaier başörtüsü yasağını olumlu bulduğunu belirterek, “Bu bana göre dini olmaktan öte toplumsal bir sorun, bir eşitlik sorunu” ifadesini kullandı.

Weinberg’ten anayasal hak vurgusu

Koalisyonun büyük ortağı Hristiyah Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) aile politikaları sözcüsü Marcus Weinberg ise Avusturya örneğinde görülen tarzda bir başörtüsü yasağına mesafeli yaklaştı. Weinberg kız çocuklarına toptan bir yasak getirmenin, inancı gereği örtünmeye karar veren kızları mağdur edeceğini ve bunun da anayasada çerçevesi çizilen dini inancını özgürce yaşama hakkıyla ters düştüğünü belirtti.

Marcus Weinberg

Marcus Weinberg

Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Heinz-Peter Meidinger ise çocuklara aileleri tarafından başörtüsü takmaları için baskı yapıldığını dile getirerek, “Okulda başörtüsü takmak, daha çocuk yuvalarında ve ilkokulda görsel bir ayrım yarattığı için uyuma zarar vermektedir” dedi.

Lamya Kaddor

Lamya Kaddor

Yasak yerine ikna

İslam bilimci Lamya Kaddor ise yasak uygulamasının yanlış bir yol olduğunu savunarak, böyle bir adımın kutuplaştırıcı olduğunu ve çocuk üzerinde aile ile okul arasında seçim yapma baskısı getirdiğini dile getirdi. Kaddor, konunun çözülmesi için pedagojik yollarla ailelere ulaşılmasını ve bu buluşmalara cami derneklerinin de davet edilmesini tavsiye etti.

KNA / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Haberler

Ezidi kadınlar çocuklarının kabul edilmesini istiyor

AleviNet

Published

on

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla birlikte serbest kalan tutsaklar topraklarına, ülkelerine dönmeye başladı. Özgürlüğüne kavuşanların bir bölümünü de Ezidiler oluşturuyor. Irak’ın kuzeyinde dini bir azınlık olan Ezidiler, 2014 yılında IŞİD’in vahşi soykırımına hedef olmuş, binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırılarak tutsak alınmış köle yapılmış, cinsel şiddete maruz kalmıştı.

Ancak artık Suriye’nin kuzeyinde IŞİD esareti son bulmuş olsa da, özgürlüklerine kavuşan Ezidi kadınların bir bölümü Suriye’den ayrılıp, topraklarına dönemiyor. Soykırımın yol açtığı acıların hala canlı olduğu Ezidi toplumunun bir bölümü, IŞİD’lilerin tecavüzü sonucunda dünyaya gelen çocuklara, “soykırımcıların çocukları” gözüyle bakıyor, bu çocukları cemaatin içine almayı kabul etmiyor.

Irak’taki Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin IŞİD’in tutsaklığından kurtulanların yeniden cemaate kabul edileceğini açıklamış olması umutlara yol açmıştı. Fakat kararın duyurulması ile birlikte cemaat içinde başgösteren itirazlar konseye geri adım attırdı, Ezidi dini liderler aslında bu kararın IŞİD’lilerin tecavüzü sonucu dünyaya gelen çocukları değil, sadece anne ve babası Yezidi olan IŞİD tutsaklarını kapsadığını açıkladı.

Ezidi cemaatinde evlilikler ancak iki Ezidi arasında gerçekleştiği takdirde kabul ediliyor. Din değiştirerek Ezidi olmayı seçenlerle de evlenmek mümkün ancak din değişikliğinin de cemaatin onayı ile gerçekleşmiş olması koşulu var. Ezidiler soykırıma karşı bu şekilde karşı koyabileceklerine, ancak bu yolla kimliklerini koruyabileceklerine inanıyorlar.

Karar ailelere bırakılmalı

Ezidi insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, yayınladığı video mesajında dini liderlerin kararına ilişkin şu değerlendirmeyi aktardı:

“Karar verme hakkına sahip olanlar soykırımdan hayatta kalanlar ve aileleridir. Kimsenin onlarla ilgili kararlar almaya hakkı yok. Eğer çocuklarıyla birlikte Irak’a dönme kararı alırlar ise, cemaat olarak bunu kabul etmek, onlara iyi karşılamak ve akla gelebilecek her türlü desteği sunmak zorundayız.”

İki kez mağdur oluyorlar

“Bir anne olarak kadınların neler hissettiklerini anlayabiliyorum” diyen Ezidi aktivist ve eski Irak milletvekili Amina Said de çocukların kaderiyle ilgili kararların ailelere bırakılması gerektiğini söyledi. DW’ye konuşan Said, “Üyesi olduğum için Ezidi cemaatindeki tepkileri de anlıyorum. Ama bu insanlar mağdur. Eğer kapılarımızı onlara kapatırsak, şiddet kurbanlarını da cezalandırmış oluruz” diye konuştu.

Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin 2015 yılında, din değiştirerek Müslüman olmaya zorlanmış olan kadınların yeniden din değiştirerek Ezidi cemaatine geri kabüllerini sağlamaya dönük olumlu, yapıcı kararlar aldığını söyleyen Amina Said, “Ama şimdi yanlış bir karar aldılar. Eğer vakit ayırıp aileler, kadınlar ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileriyle konuşsalardı, bu kadınlar için bir çözüm bulunabilinirdi” dedi.

Video izle 04:41 Paylaş Kayıp Ezidilerin peşinde

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/33vMp

Kayıp Ezidilerin peşinde

Kimi Ezidi cemaati üyesine göre sözkonusu kadınların çocuklarıyla birlikte başka bir yerde yaşamaları, cemaat içinde dışlanmalarını önlemek için tek yol ve zaten çok büyük sıkıntıları göğüslemeye çalışan cemaatin korunması, bazı çocuk ve annelerinin çıkarlarından daha önemli.

Neden çocuklar kabul edilmiyor?

Yazda adlı yardım kuruluşunun direktörü Ahmed Burjus, bir zamanlar nüfuzu 500 bin olan Ezidiler için, soykırımdan sorumlu tuttukları kişilerin çocuklarını kabul etmenin çok acı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Burjus, Ezidi bir erkeğin kendisine karısıyla ilgili şu sözleri aktardığını söyledi: “Karımın dönmesini istiyorum. Ama Çeçenistan, Türkiye ya da Suudi Arabistan’dan bir adamın çocuğu ile gelmesini istemiyorum. Çünkü bu insanlar soykırımdan, talandan sorumlu, evlerimizi yıkıp yok ettiler, ailelerimizi öldürdüler. Şimdi de onun kızını ya da oğlunu evimize almak mı zorundayız.”

Burjus kimi çocukların, IŞİD nedeniyle büyük acılar yaşamış olanların intikam eylemlerinin kurbanı olabileceğine dikkat çekerken, Irak yasalarında, Müslüman anne ya da babadan olma bir çocuğun Müslüman olarak kaydedilmesi yönündeki tartışmalı maddenin de sorun yaratabileceğini söyledi.

Burjus, “kadın ve çocuklar saygıyı hak ediyor” demekle birlikte, bunun ancak bu çocukların Irak dışında bir yerde yerleştirilmesi ve hayatlarını orada sürdürmelerine imkan tanınmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor.

Video izle 11:55 Paylaş Ezidilerin parçalanan hayatları

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/317c7

Ezidilerin parçalanan hayatları

Kadınlar tercihe zorlanıyor

Kimi kadınlar Almanya’ya, Avrupa’nın farklı bölgelerine ve Avustralya’ya göç etti. Kimi kadınlar da bir yolunu bulup, fark edilmeksizin eski cemaatlerine döndü, bazıları hamile olduklarını gizledi, dünyaya getirdikleri çocukları, ailelerinin diğer fertlerine verdi.

London School of Economics Ortadoğu Merkezi uzmanı Zeynep Kaya, 3 bin 500 Ezidi kadından 200’ünün çocuklarıyla birlikte IŞİD tutsaklığından kaçabildiğinin tahmin edildiğine dikkat çekti. Ezidi kadınların çoğunluğunun cemaatlerine dönmek istediğini belirten Zeynep Kaya, “Ama bu durumda çocuklarından vazgeçmek zorundalar” diye konuştu.

Bunun Ezidi kadınlar için çok sancılı bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, kadınların çocuklarından vazgeçmek ve başka yerlere göç etmek arasında tercih yapmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekerek, “yaşadıklarına ilaveten bir de dışlanıyorlar, geri dönmek istedikleri cemaatlerine kabul edilmiyorlar” dedi.

Hänel, Lisa

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading

Haberler

Abdullah Gül’den YSK’nin kararına tepki: Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız

AleviNet

Published

on

Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.” dedi.

YSK değil AKP açıkladı: İstanbul seçimi iptal! Bir garip iptal gerekçesi: O sandıklarda 16 bin 253 AKP görevlisi vardı Dışişleri’nden “seçim” açıklaması Yeni seçim 23 Haziran’da… İptalden sonra ne olacak? AKP İstanbul İl Başkanı Şenocak’tan YSK’ye teşekkür CHP: Millet iradesine darbe yapanlara izin vermeyeceğiz Mansur Yavaş’tan Ekrem İmamoğlu açıklaması YSK kararı sonrası dolarda sert tırmanış Tunç Soyer’den İstanbul açıklaması: Hiçbir güç durdurumaz

Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım.
Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.

— Abdullah Gül (@cbabdullahgul) 7 Mayıs 2019

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI