Connect with us

.

Haberler

İçinde olsak da dışındayız

TUNCAY DOĞAN

Published

on

Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Derneği (PODEM) ve Berghof Vakfı tarafından geçtiğimiz hafta önemli bir rapor yayınlandı. Rapor, Kentsel Alevilik ve Alevi Gençlerin Kimlik Arayışları başlığını taşıyor.

Raporda, araştırma konusu olan Aleviler, toplumsal alanda karşılaştıkları sorunları ama en önemlisi de günlük olarak maruz kaldıkları dışlanmayı-horlanmayı anlatıyorlar.

Okuduklarım beni çok geriye, babamın-dedemin yaşadıklarına, hayattan edindikleri ve sıkça duyduğum olumsuz tecrübelerine götürdü. Dehşetle farkettim ki, aslında Alevilik algısı ve Alevilere davranışta tarihte olduğu gibi günümüzde de fazla birşey değişmemiş.

Raporu okuduğum sırada internete Almanya Müllheim’dan bir haber düştü. Müllheim Alevi Kültür Merkezi’ne saldırı. Merkez kapısına büyük kırmızı harflerle yazılan yazı çok tanıdık: MUM SÖNDÜRÜN KÖPEKLER. İmza da Osmanlı Ocakları.

***

Hani biz Aleviler ‚Alevilik İslamın içinde mi dışında mı‘ diye kafa patlatıyoruz ya. İnanın bizim dışımızdakiler, yani ille de içlerine girmeye gayret gösterdiklerimiz bu konudaki kararlarını çoktan vermişler. Üstelik bu karar yeni de değil.

İslam Kongresi, El Ezher ve tek tek islam alimlerine, islamın resmi tarihine, Diyanet Başkanlarına ve müftülerin fetva ve açıklamalarına bakın. Hiçbirinde Aleviliği bulamazsınız. Islam, Aleviliği mezhepten bile saymaz.
İslam Kongresi, islam ve mezhepler konusunda Amman Bildirgesi’ni esas alıyor. Buna göre İslamda 8 mezhep vardır. Bunlar Hanefi mezhebi, Şafii mezhebi, Maliki mezhebi, Hanbeli mezhebi, Zahiri mezhebi, Zeydîyye, Caferiyye ile İbadiyye mezhepleridir.

Nizâr’îyye, Alev’îyye, Nusayr’îyye, Dûrz’îyye ve Bektâş’îyye i’tikadları ise fıkhi mezhep olarak kabul görmemişler, Sufilik kapsamında değerlendirilmişlerdir.

***

O zaman asıl soru ‚Alevilik İslamın içinde mi dışında mı‘ olmamalı. İrdelenmesi gereken, islam Aleviliği kendisinden görüyor mu görmüyor mu?

Resmi islam, Aleviliği en pozitiv yorumuyla ‚Bektaşilik içinde bir tarikat‘ olarak niteliyor. Hepsi bu.

Ama biz resmi islamı geçerek, asıl sorgulamamız gereken konuya gelelim. Müslümanlar, senin benim gibi insanlar; bakkal, manav, kapı komşusu, asker arkadaşı ve okulda sıra arkadaşı, yani normal vatandaşlar Alevileri nasıl görüyor ve hangi gözle bakıyor?

İşte tam da bu noktada girişte bahsini ettiğimiz rapora dönelim ve toplumdaki Alevi algısına raporun tespitleriyle bakalım:

**

‚Alevilerin kimlik inşasında belirleyici olduğunu dile getirdiğimiz ayrımcılık başlıklarının ikinci kümesini birey olarak Alevi yurttaşların uğradığı mağduriyetler oluşturuyor. Bireysel mağduriyetlere neden olanlar genellikle diğer yurttaşlar, müteşebbisler, yöneticiler ya da kamu görevlileridir.

Aleviler, öğrencilik ve çalışma yaşamlarında, kamusal hizmetlerden faydalanırken, erkek olanlar da askerde Alevi olmaları nedeniyle birçok haksızlığa uğradıklarını söylerler. Bu ayrımcı pratikler, kayırma ve izolasyondan hakaretlere, psikolojik ve daha ender rastlansa da fiziksel şiddete kadar uzanıyor.

Aleviler hakkında toplumdaki güçlü önyargı ve rivayetlerin, Alevi olmayanlarla kurulan temas ve ilişkilerde önemli kültürel ve psikolojik engeller oluşturduğu sıkça dile getiriliyor.

Aleviler, “Alevilerin kestiği, yaptığı yenmez,” “Aleviler pistir,” “Mum söndü yaparlar,” “Kuyrukları vardır” gibi ifadelerle, Alevi olmayan yurttaşlarla temaslarında sıkça karşılaştıklarını aktarıyorlar.

Alevi olmayanlarla ilişkilerinin bir safhasında Alevi olduklarını söylemek durumunda kaldıklarında aldıkları bu tür tepkiler, diğer yurttaşlarla temasa geçme motivasyonunu da olumsuz etkiliyor. Birçok Alevi, çevrelerindeki arkadaşlarının bile bu tür önyargılara sahip olduğunu söylüyor. “Ya, sen hiç Alevi’ye benzemiyorsun,” “Ama sen iyi bir insansın,” “Mümkün değil, sen Alevi olamazsın” gibi tepkiler aldıklarını ifade eden Alevi yurttaşlar, kendilerine yönelik bu önyargıların en yakın çevrelerinde bile bulunmasını, Sünni toplulukla etkileşimi imkansızlaştıran ve yeniden içe dönmelerine neden olan bir faktör olarak görüyorlar.

***

Bence bu kadarı yeterli. Uzak ve yakın tarihte Aleviler hakkında çıkarılan ‚katli vaciptir, namusu yoktur‘ türündeki fetvalara girmiyorum bile.

Sokak aslında herşeyi söylüyor. Cevabı Mekke’de Medine’de aramaya gerek yok.

Bize söyledikleri çok açık: Değilsiniz! Ama içinde olsanız da dışındasınız!

 

Haberler

CUMARTESİ ANNELERİ: “Adalet Herkes İçindir”

AleviNet

Published

on

“Türkiye’de siyasi sorumluluk sahibi olanlar, anayasal görevlerini yerine getirmiyor. Hukuk uygulama kurumlarının işlevsizleştirilmesi sonucunda, yurttaşın hak ve özgürlükleri güvencesiz durumdadır. İnsan hakları İhlallerinin yarattığı cezasızlık kültürü ve siyasallaşan hukuk sistemi ihlallerin ve adaletsizliğin yaygınlaşmasına neden olmaktadır.

“Bu adaletsizlik ikliminde 742 haftadır “Adalet herkesi kapsamalıdır çünkü adalet herkes içindir” diyerek buluşuyoruz. Adalete erişimin imkânsızlaştığı bu topraklarda ahlaki sorumluluğumuzun gereği olarak adalet çağrımızda ısrar ediyoruz.”

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Sebla Arcan, böyle seslendi.

Eylemlerinin 742. haftasında gözaltında kaybedilen Abdulkadir Çelikbilek’e dikkat çeken Cumartesi Anneleri/İnsanları, bir kez daha Galatasaray Meydanı’nındaki eylem yasağının kaldırılmasını istedi.

İçişleri Bakanlığı’nın “yasaklaması” nedeniyle 42 haftadır Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapamayan Cumartesi Anneleri/İnsanları, bu haftaki eylemlerini de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Çukurluçeşme Sokak’ta yaptı.

Ellerinde karanfiller ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri/İnsanları’na, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Oya Ersoy ile Ahmet Şık da destek verdi.

Arcan: Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz

Eylemde ilk olarak konuşan Arcan şunları söyledi:

“742 haftadır yaşadığımız, tanık olduğumuz vahşet karşısında susmuyoruz; hakikati bilmenin sorumluluğuyla devleti yönetenlerin ve toplumun karşısına etik bir taleple çıkıyoruz; gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetleri açıklansın, kaybetme suçunun tüm aktörleri hesap versin!

“742. haftamızda ‘25 yıldır inkar edilen hakikat açıklansın, Abdulkadir Çelikbilek için adalet sağlansın!’ diyerek buluştuk.

“Uzun yıllardır sürüncemede bırakılan dava bu suç ikliminin bütün aktörlerini kapsayarak evrensel hukuka uygun bir biçimde sonuçlandırılmalı ve adalet sağlanmalıdır.”

“Uzun yıllardır sürüncemede bırakılan dava bu suç ikliminin bütün aktörlerini kapsayarak evrensel hukuka uygun bir biçimde sonuçlandırılmalı ve adalet sağlanmalıdır.

“Abdulkadir Çelikbilek ve tüm kayıplarımızla ilgili hakikat açıklanıncaya, tüm failler yargılanarak ceza adaleti sağlanıncaya kadar mücadelemizden ve 43 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma ve mücadele mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz”

Arcan’ın ardından 1995 yılında İzmir’de gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız konuştu. Yıldız şunları söyledi:

“Biz diyoruz ki ‘Alanımızda basın açıklaması yapmak istiyoruz’. Vali beye sesleniyoruz. Bu yasağını kaldır bizi polisle burada karşı karşıya getirme. Bize burada hareket eden polis, Çorlu’da yakınlarını kaybedenlere de aynı şekilde hakaret etti. Bunları insan olmaya davet ediyorum.”

Abdulkadir Çelikbilek nasıl kaybedildi?

38 yaşındaki Abdulkadir Çelikbilek Diyarbakır’da yaşıyordu. 14 Aralık 1994 tarihinde şehir merkezinde bulunan Esnaflar Kahvehanesine gitti. On dakika kadar sonra içinde dört sivil görevlinin bulunduğu beyaz bir Toros araba kahvehanenin önünde durdu. Araçtan inen silahlı iki kişi kahvehaneye girdi. Abdulkadir kahvehaneden ayrılınca onlar da çıktı ve kısa bir süre takip ettikten sonra Abdulkadir’i zorla Beyaz Torosa bindirdiler.

Olaya tanık olan kişiler durumu Çelikbilek Ailesi’ne bildirdi. Ailenin yaptığı başvurular sonuçsuz kaldı; Çelikbilek’in gözaltına alındığı inkâr edildi.

21 Aralık 1994 tarihinde Abdulkadir Çelikbilek’in ağır işkence görmüş bedeni Diyarbakır’daki Mardinkapı Mezarlığı’nın dışında bir çöp yığını içinde elleri arkadan bağlı halde bulundu.

JİTEM mensubu Abdulkadir Aygan olayın nasıl gerçekleştiğini detaylarıyla anlattı. Savcılık iddianamesinde de yer alan beyanında Aygan ‘Abdulkadir Çelikbilek’i kaçakçılık yapıyor ve örgüte finans sağlıyor suçlamasıyla Diyarbakır postanesi civarında toros arabaya bindirdik.

Olayda ben, Kemal Emlük, uzman çavuş Abdulkadir Uğur, uzman çavuş Uğur Yüksel vardı. JİTEM’e götürdük.

Buradaki sorgusunda üzerinden hiç para çıkmadı, yoksul bir adamdı, bizde de şüphe olmuştu; ama bir defa almıştık. JİTEM alınca sağ bırakmaz. Şehmuz kod adlı uzman çavuş Uğur Yüksel onu boğarak öldürdü. Beyaz Station arabanın arka kısmına Çelikbilek’in cesedi atıldı. JİTEM tim komutanı Tunay Yanardağ’da oradaydı. Ardından ceset Mardinkapı’daki Diyarbakır Mezarlığı duvarının yanına atıldı’ dedi.

Çelikbilek’in nasıl ve kimler tarafından gözaltına alındığı, işkenceyle sorgulanıp gözaltında katledildiği, suça iştirak eden JİTEM mensubu tarafından açıklanmasına rağmen bugüne kadar iç hukuktan bir sonuç alınamadı.

AİHM’e taşınan davada Mahkeme, Hükümet’in Abdulkadir Çelikbilek’in ölümüne ilişkin açıklamada bulunmadığını, polisler hakkında gerekli soruşturmaların yürütülmediğini ve dosyadaki bilgilerin AİHM’den gizlendiğini kaydetti. 3 1 Mayıs 2005 tarihinde AİHM; Hükümet’in, Abdulkadir Çelikbilek’in gözaltında ölümünden sorumlu olduğu ve yetkili makamların etkili bir soruşturma yürütmediği sonucuna vararak Türkiye’yi mahkûm etti.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 13 maktulünden biri de Abdulkadir Çelikbilek’tir. (EMK/TP)

Evrim Kepenek

bianet kadın ve LGBTİ haberleri editörü. Cumhuriyet, Birgün, Taraf, DİHA ve Jin News için çalıştı. Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergileri için yazılar yazdı. Okulun Duzi belgeselini yönetti. Hemşin kültür dergisi GOR’un yazarlarından. Yeşilden Maviye & Karadeniz’den Kadın Portreleri, Sırtında Sepeti, Medya ve Yalanlar isimli kitaplara katkı sundu. 2011 Musa Anter Gazetecilik ödülü sahibi. İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği bölümünden mezun oldu, eğitimine Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde devam etti.

Bianet

Continue Reading

Haberler

Garip Dede Dergahı’nda “Sözümüz Kutsaldır, Sözümüz Cesaretimizdir” etkinlikleri bu yazda devam ediyor

editor

Published

on

By

Garip Dede Dergahı’nda “Sözümüz Kutsaldır, Sözümüz Cesaretimizdir” adı altında yürüttüğümüz etkinlikler bu yaz da devam ediyor. Dergah Başkanı Pir Celal Fırat sosyal medya hesabından yayınladığı açıklama’da cümle canları etkinlilere davet etti.

Pir Celal Fırat’ın açıklaması şöyle: 

“Sevgide buluşarak; şiirle, nefesle, türkülerle, deyişlerle ve muhabbetle anlatmak istediklerimizi dile getireceğiz.

Sadece inançsal değil bütün ferdi ve sosyal meselelere tercüman olmak için çabalayacağız. Çünkü birlikte, ama farklılıklarımızla yaşama konusunda müşterek ve kadim bir geleneğe sahibiz.

Bu amaçla çıktığımız yolda; asimilasyona, gericiliğe ve dayatmalara karşı toplumuzun sesi olacak ve herkesi bir araya getirmek için çaba göstereceğiz.

“Sözümüz Kutsaldır, Sözümüz Cesaretimizdir” adı altında gerçekleşecek etkinliklerimizin duyuruları sosyal medya hesaplarımızdan yapılacaktır.

Cümle canlar davetlidir.”

Continue Reading

Haberler

Hubyar köyünde dördüncü cemevinin temeli atıldı

editor

Published

on

By

Tokat Almus’a bağlı Hubyar Köyünün 19 mahallesinden biri olan Kamişçek mahallesinde cemevi temelli atıldı.  Temeli atılan bu cemevi Hubyar köyünde dördüncü cemevi olacak.

Cemevi temeli atma sırasında çekilen bir fotoğraf dikkati çekti. Fotoğrafta, temel atılmadan önce bir dedenin diz çökerek, temel atılacak yerde kutsal tekeli dağına dönerek dua ettiği görülüyor.

Hubyar Ocağı bölge açısından önemli olmakla beraber Alevi gelenek ve göreneklerinin sürüldüğü nadide yerlerdendir.

Temel atması ardından Kamişçek mahallesinde cemevinin inşaatına başlanacak.

 

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI