Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Bakanlıktan Sûr raporuna ayar

AleviNet

Published

on

Kültür ve Turizm Bakanlığı, UNESCO’nun talebi üzerine Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan Sûr raporu istedi. Kurul raporunda ‘Yapılar tank atışlarından zarar gördü’ yazıldı. Bakanlık bu ibareden rahatsız olunca ikinci bir rapor hazırlandı. Bu raporda ise tank ibaresi çıkarıldı

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından koruma altına alınan Amed’in tarihi Sûr ilçesinde, sokağa çıkma yasağı devam ediyor. Çatışmaların 103 gün yaşandığı ilçede, Bakanlar Kurulu tarafından alınan “Acele kamulaştırma” kararıyla da 6 mahallede başlatılan yıkım sürüyor. Kentin mimari dokusunun tahrip edilmesine yönelik gösterilen tepkiler üzerine UNESCO, yıkımın devam ettiği mahalleler için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bilgi istedi.

İlk raporda tank yıktı

UNESCO’nun bu kararının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü’ne Sûr’da koruma altında olan yapıların son durumuyla ilgili bilgilendirme raporu hazırlama talimatı verdi. Dihaber’e konuşan Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü yetkilileri, yapılan inceleme ve araştırmalar sonucu hazırlanan raporun Ankara’ya gönderildiğini söyledi. Söz konusu raporda, 103 gün süren çatışmalar sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait tankların ilçede yaptığı top atışlarından dolayı koruma altında olan 220 tescilli eserin zarar gördüğü ve 50 tescilli yapının ise tamamen yıkılarak restore edilemeyecek durumda olduğuna yer verildi.

İkinci raporda tank yıkmadı!

Hazırlanan raporun ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı, Koruma Kurulu yetkililerini Ankara’ya çağırdı. Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, rapordan duyduğu rahatsızlığını kurul yetkililerine iletti. Bakan ile yapılan toplantının ardından koruma kurulu üyeleri, kabul edilmeyen raporun yerine başka bir rapor hazırladı. “Tank atışlarının zarar verdiği” kısım bu kez rapordan çıkarıldı. Ve rapor tekrardan hazırlandı.

‘Tank ve topla dövüldü’

Konuya ilişkin gazetemize konuşan Türkiye Mimar ve Mühendisler Odası Amed Şube Başkanı Şerefhan Aydın, raporda yapılan değişikliğin gerçeklerin üstünü örtme çabası olduğunu belirterek, “Ne yaparlarsa yapsınlar bu gerçeklik var. Diyarbakır halkı bu gerçekliği aylarca gördü ve duydu. Sur tank ve toplarla dövüldü. Belki ibareyi ‘Türkiye’nin imajı bozulmasın’ diye çıkartıyorlar ama şunu iyi bilsinler. Bu gerçekliği Diyarbakır halkının belleğinden kolay kolay silemezler” dedi. Aydın, çatışmaların yaşandığı süreçte defalarca Sûr’a girmeye çalıştıklarını ve her defasında engellendiklerini söyledi.

AMED

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Türkiye’nin IŞİD stratejisi var mı?

AleviNet

Published

on

Türkiye’ye Suriye’deki askeri harekâtı durdurması için uluslararası toplumdan yapılan çağrılar sürüyor. Art arda yapılan çağrılarda Türkiye ağır suçlamalara hedef oluyor.

ABD, Avrupa Birliği ve Arap Birliği’nden yapılan açıklamalarda Türkiye’nin harekâtının bölgede istikrarsızlığı artıracağı, insani krizi derinleştireceği endişeleri dile getirilirken, en büyük uyarılar ise IŞİD tehdidi konusunda yapılıyor. Türkiye’nin harekâtının, “IŞİD ile mücadelede son yıllarda elde edilen kazanımları baltaladığı” belirtiliyor.

ABD yönetimi, son günlerde eleştirilerinin dozunu daha de sertleştirerek, Türkiye’yi “savaş suçlarına zemin hazırlamakla” suçladı, “çok sayıda tehlikeli IŞİD’linin kaçabilmesine yol açmaktan” sorumlu tuttu. Üst düzey ABD yetkililerine dayandırılan haberlerde, “IŞİD tutsaklarının Türkiye tarafından serbest bırakıldığı” dahi iddia edildi.

Demir Murat Seyrek

Demir Murat Seyrek

“Türkiye stratejisini açıklamalı”

Uluslararası güvenlik uzmanı Demir Murat Seyrek, son günlerde yaşanan gelişmeleri DW Türkçe’ye değerlendirirken, “Türkiye IŞİD ile mücadelede ciddi olduğunu göstermek istiyorsa, çok acil strateji oluşturarak bunu hemen dünya ile paylaşması gerekiyor” dedi.

Brüksel merkezli Avrupa Demokrasi Vakfı kıdemli uzmanlarından Seyrek, Batılı ülkelerde kamuoylarında ve karar alıcılarının zihinlerinde birçok soru işareti olduğuna işaret ederken, şöyle devam etti:

“IŞİD’lilerle savaşılacak mı, bölgede mi tutulacak, Türkiye’ye mi getirilecek, AB vatandaşları için iade çalışması mı başlayacak, AB ile koordinasyon mekanizması oluşturulacak mı? Tüm bu sorulara yanıt verilmesi gerekiyor.”

Şu ana kadar yaşananların herhangi bir koordinasyonun olmadığını gösterdiğini, büyük bir karmaşa yaşandığını ifade eden Seyrek, “Türkiye ivedilikle IŞİD stratejisini ortaya koymak zorunda. Bunu sadece imajı için değil kendi güvenliği için de yapmak zorunda. Çünkü IŞİD Türkiye için de büyük bir tehdit” değerlendirmesini yaptı.

Trump und Erdogan

Erdoğan neden “evet” dedi?

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ekim tarihinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin tek taraflı harekâtının ilk sinyalini vermiş, “bundan sonra IŞİD tutsakları Türkiye sorumluluğunda” demişti.

Seyrek, “Trump, ‘operasyonu yaparsanız bu sorumluluk da sizin olur’ diyerek Türkiye’yi korkutmak istemiş olabilir. Türkiye de gerçekten bu operasyonu gerçekleştirmek istediği için de bunu bir şekilde kabul etmiş olabilir. Ama buna çok hazırlıklı olmadığını görüyoruz. Türkiye bu gelişmeleri çok da hesaba katmamış görünüyor. Operasyon düzenlediği bölgede IŞİD tutsaklarının sadece yüzde 10’u bulunuyor. Peki, diğerlerini YPG Türkiye’ye mi teslim edecek? Edemeyeceğine göre ABD mi teslim edecek?” diye konuştu.

Türkiye’nin askeri operasyona başlamasının ardından bölgedeki hapishanelerde IŞİD’li tutukluların kaçmaya başladığı haberleri en çok Avrupa başkentlerini endişelendiriyor.

Bölgede 1000’den fazla IŞİD’li tutuklunun Avrupa ülkelerinden gelmiş yabancı savaşçılar olduğu, bunların tekrar Avrupa’ya dönmeleri durumunda, terör tehdidinin daha da artacağından korkuluyor.

“Kâbus senaryosu gerçek oldu”

Thomas Renard

Thomas Renard

Brüksel merkezli Egmont Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Thomas Renard, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, “Biz IŞİD’in hilafetini yenilgiye uğrattık ama ne IŞİD’i ne de El Kaide’yi bozguna uğratabildik… IŞİD’in neredeyse ordusunun yarısını yakalamayı başarmıştık ve oluşturdukları tehdidi nispi olarak düşük düzeyde tutmayı sağlamıştık. Ancak şimdi bu kişilerin kaçmaya başlaması tabii ki IŞİD’in yeniden güçlenmesi riskini artırıyor” dedi.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Halkbank: İddianame ABD yaptırımlarının parçası

AleviNet

Published

on

Halkbank ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı New York Güney Bölge Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame ile ilgili Kamuoyu Bilgilendirme Platformu’na (KAP) açıklama yaptı. Banka, Hakan Atilla davasında ileri sürülen iddialarla bağlantılı olarak bir iddianame hazırlanarak Halkbank hakkında dava açılmak üzere yargı sürecinin başlatıldığını öğrendiklerini belirtti.

Açıklamada iddianamede yeni bir bilgi ve bulguya yer verilmeksizin, çoğunlukla Hakan Atilla davasında ileri sürülen iddiaların tekrarlandığı belirtilerek “Söz konusu iddialara ilişkin Bankamız masumiyetini ortaya koyan bağımsız inceleme sonuçlarının, kanıtları ile birlikte ABD Adalet Bakanlığı ile paylaşılmasına rağmen iddianame hazırlanarak dava açılması manidardır” denildi.

“İddianame yaptırımların parçası”

Açıklamada “Bankamız ile ABD Adalet Bakanlığı arasında meselenin iddianame düzenlenmeden çözümlenmesi için yapılan görüşmeler sonuçlanmadığı halde, söz konusu suçlamalar, Kahraman Ordumuzun sınırlarımızın güvenliğini sağlamak ve bölgede barışı tesis etmek üzere başlattığı “Barış Pınarı Harekatı” sebebiyle, ABD hükümetince ülkemize karşı başlatılan yaptırımların bir parçası olarak ortaya atılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Bankanın açıklamasında iddianamede, “hukuk dışı yollarla elde edilen ve doğruluğu ispatlanmamış deliller kullanıldığı ve inanılırlığı hayli şüpheli olan tanıkların mahkemedeki sözlü beyanlarına itibar edildiği” belirtildi.

Halkbank “Bu haksız dava ile ilgili olarak uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm yasal haklarımız kullanılacaktır” denildi.

USA Anklage gegen Mehmet Hakan Atilla

New York Güney Bölge Mahkemesi

ABD altı suçlama yöneltti

ABD’de savcılık makamı dün gece Halkbank’ı ABD’nin İran yaptırımlarını ihlal etmekle suçladı ve banka aleyhine hazırlanan iddianameyi açıkladı. New York Güney Bölgesi Savcılığı Halkbank hakkında, milyarlarca dolarlık bir sistem kurarak ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine yardımcı olduğu gerekçesiyle dolandırıcılık ve kara para aklama da dahil altı suçtan iddianame hazırladı.

ABD’nin Halkbank’ı İran yaptırımlarını delmekle suçlamasının ardından gelen kararla Halkbank dahil yedi banka hissesine açığa satış yasağı getirildi. İddianame ve açığa satış yasağının ardından Borsa İstanbul’da Halkbank ve banka hisseleri bugün sert düşüşle açıldı.

DW/SSB, BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

‘Rojava için ayağa kalkalım’

AleviNet

Published

on

Yazılı bir açıklama yapan Defend Rojava, “19 Ekim’de Avrupa merkezlerinde gerçekleştirilecek yürüyüşlerin bir parçası olan NRW merkezli yürüyüşümüze tüm demokrasi güçlerini davet ediyoruz. 19 Ekim 2019” dedi.

Defend Rojava’nın açıklaması şöyle: “Erdoğan hükümetinin ve Türk devletinin Rojava’ya dönük işgali ve katliamları tüm dünyanın gözü önünde devam etmektedir. Tüm dünyayı barbar DAİŞ çetelerinden kurtaran, Kuzey ve Doğu Suriye’de halkların barışı temelinde kadın merkezli, demokratik ve ekolojik bir sistem oluşturan Rojava Devrimi Erdoğan eliyle, temelinde Kürt düşmanlığı yatan bir savaşla boğulmak istenmektedir. İşgal ve katliamların ardından da bölgede demografik değişiklik yapılması faşist rejim tarafından planlanmaktadır. Bu saldırılara karşıda QSD, YPG, YPJ, enternasyonalist güçler ve halklarımız tarafından tarihi bir direniş sergilenmektedir.

Başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok merkezinde de başta Kürt halkı olmak üzere tüm demokrasi ve özgürlük güçleri Rojava’yı savunmak için her gün sokaklara çıkmakta, Rojava Devrimi’nin sesi olmaya devam etmektedir. Rojava Devrimi başta Rusya ve Amerika olmak üzere, tüm emperyalist devletlerin çıkar savaşı olmanın ötesinde, halklarımızın kendi öz gücüne dayanarak yürüttüğü bir mücadeledir. Bu sebeple ‘Defend Rojava Avrupa’ platformu olarak 19 Ekim’de Avrupa merkezlerinde gerçekleştirilecek yürüyüşlerin bir parçası olan NRW merkezli yürüyüşümüze tüm demokrasi güçlerini davet ediyoruz.

19 EKİM 2019
SAAT: 11.00
İlk kol: Ebertplatz (Düsseldorf, Essen, Duisburg, Dortmund, Münster, Bielefeld)
İkinci kol: Clodwigplatz (Köln, Aachen, Bonn, Troisdorf)”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI