Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Eyy Avrupa, Eyy Faşizm Diplomasisi

ZEYNEL GÜL

Published

on

Son üç haftadır Avrupa ülkeleri ile Türkiye hükümeti arasında hakaret içeren, meydan okuyan sözler tekrarlanıp duruyor. Avrupa Türkiye hükümetini, hükümetin başı olarak da Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ı diktatörlükle suçlarken, Türkiye Avrupa’yı geçmişiyle, yani Nazi olmakla suçluyor. Seçim dönemlerinde politikacıların böyle cilveleşmesine alışığız da, bu cilveleşme sınırları epey aşıldı şu an. 14 senedir Avrupa’nın, daha çok da Almanya’nın AKP hükümetine verdiği destek bu referandumda tersine döndü hakaret sınırları aşılması nedeniyle.

Buraya gelmenin birkaç sebebi var, her şey bir anda olmuş değil.

Geçen hafta Almanya’nın Türkiye’ye silah satışını durdurması sırasında konuşulanlardan anlayabildiğimize göre, Almanya Hükümeti 2015 yılından bu yana Türkiye’ye silah satılmasını onbir (11) defa durdurmuş.

Son iki senedir Merkel hükümetinin her koşulda AKP hükümetine destek sunmasına karşılık, hatta Alman milletvekillerinin İncirlik’teki Alman askerlerini ziyaret edemeyişlerinin esas nedeninin bu silah satışının durdurulması olduğunu yeni öğrenmiş olduk.

Türkiye bir Anayasa referandumuna gidiyor. Bu referandum sadece bir anayasa seçimi olsaydı, tartışmalar belki bu noktaya gelmeyecekti. Türkiye’de sistem değişiyor. Ülkemizin yüz yıl önce terkettiği bir sisteme geri dönülüyor. Yeni “Türk Tipi” başkanlık sistemi, günümüz siyasetinde, (yine anlayabildiğimiz kadar) yeni bir Padişahlık gibi bir şey olacak. Ülkenin politik, ekonomik, hukuksal, güvenlik, eğitim, hatta ailelerin çocuk yapmaları dahil her şey bir elden yönetilecek (Şu anda zaten öyle yönetiliyor). Avrupa ülkelerinde böyle bir idare şekli olmadığı için Avrupalıları kaygılarında haklı çıkaracak bir çok malzeme var sonuçta.

a) Satılacak silahların, Türkiye Hükümeti’nin desteklediği ve eğittiği Özgürlükçü Suriye Ordusuna, dolaylı olarak IŞID gibi terör örgütlerine ulaştırılacağından kaygı duyuluyor. Avusturya hükümeti Türkiye’ye silah satışını durdururken, bu kaygılarını açık olarak söylemişlerdi. Almanya herhangi bir gerekçe göstermedi henüz.

b) Yerel politikacıların sohbetlerde dile getirdikleri bir diğer konu da; Türkiye’nin yanlış Suriye politikası. Halep’in kuşatılması sırasında Türkiye’nin yaptığı mızmızlık, İdlib için büyük tehlike taşıyor, çünkü “İdlib’ten kaçacak olan Cihatcı çetelerin tek kaçış yolu Türkiye’nin Yayladağı, Altınözü sınırı” diyenler var. Hatta, açıkca dile getirilmese de dolaylı olarak Türkiye’nin Cihatçı teröristleri kendi politikaları için kullanabileceği gibi korkuları anlaşılıyor.

c) Tüm bunların kaynağı kapitalist sistemin pazar kazanma yarışı aslında. Çünkü, Almanların Türkiye’de 5 bin 726 şirketi, Hollanda’nın 2 bin 711 şirketi var. Almanya ve Hollanda’da Türkiyelilerin birçok şirketi var.

d) Türkiye yaptığı ihracatın yüzde 60’ını Avrupa’ya yapıyor. Almanya’ya yapılan ihracat 2016 Aralık ayında 1 milyar 189 milyon dolar olurken, Avrupa Birliği’ne 2016 Aralık ayında 5 milyar 670 milyon dolar olarak gerçekleşti.

e) Alman firmalarının Türkiye’de 30 milyar dolarlık ticari hacmi var ve bu Firmalar da toplam 60 bin kişi istihdam etmekteler.

Tüm bu verilere baktığımızda Türkiye Hükümetini yönetenlerin “Mülteci anlaşmasını iptal ederiz yada mültecileri üzerinize salarız” gibi söylemleri gerçekçi değil. Ayrıca, Avrupa gelecek olan Mültecilere karşı sınır önlemlerini hayli artırmış durumda. Burada en çok duyulan kaygı, cihatçı çetelerin kendi ülkelerinde huzursuzluk çıkaracak eylemler.

Tekrar tehditlere dönersek, Avrupalıların Türkiye ile bir sorunları yok. Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı, iktidarı yönlendiren Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan ile sorunları var. Meydanlarda ağzına geleni söyleyen, herkese hakaret eden ama kendisine karşı en küçük espiriye tahammülü olmayan bir insanla karşı karşıyalar. Alışageldikleri diplomasi dilinden öte sözler, bir mahalle kabadayısı tarzında bir söylem tüm ilişkileri bozmaya yetiyor. Televizyon programlarında, gazete sayfalarında “Diktatör” diye bahsetmeleri Türk hükümetinin alışılmadık söylemleri.

Almanya’yı Nazi faşizmi ile suçlarken, Alman çocukların daha Ana okulunda Hitler dönemi ile yüzleştiğini ya bilmiyor yada bilerek boş karına yumruk vurmaya çalışıyorlar. Bilmiyorlarsa “beter” bir durum, bilerek yapıyorlarsa bu “Beterin beteri” bir durum.

Aynı Avrupalı’nın gördüğü şeyler de var;

Bin bir yalan söylemle, hiçbir mahkeme kararı olmadan cezaevlerine atılan aydınlar, gazeteciler, bilim insanları,

KHK ile Üniversitelerden uzaklaştırılan, açlığa terkedilmiş dünyada isim yapmış öğretim üyeleri, öğretmenler,

Hapiste gün geçiren, halkın seçtiği Milletvekilleri, Belediye Başkanları,

Muhalefet milletvekillerine yapılan saldırılar,

AKP’li olmayan, yeni başkanlık sistemine HAYIR diyecek olan herkes terörist ilan edilmiş durumda. Hiç biri hakkında herhangi bir suç duyurusu yapılmış değil, hiçbiri hakkında bir mahkeme kararı yok. Yani ülke nüfusunun yarısından fazlası, devletin tüm olanaklarını kullanarak terörist ilan edenler,

Eşit koşullarda bir referandum olsaydı sonucun “evet” yada “hayır” çıkmasının hiçbir önemi olmayacaktı. Bu kadar haksızlığın, hukuksuzluğun, insanların bölündüğü, ayrıştığı bir seçim sonucu ne olursa olsun ülkeye asla bir arada yaşamayı geri getirmez.

Ülkedeki muhalifleri susturarak, Avrupa Birliği’nden ayrılarak hilafetin Osmanlılara geçtiği 1517 yılının 500. yılında bir hilafet devleti kurmayı deneyebilirler ancak, küçülen dünyada bunun da çok ağır bedeli olacaktır ülkemize.

Bu dikleşme devam ederse, AB Türkiye’ye ambargo koyabilir, AB ülkelerinde yaşayan 4,5 milyon Türkiyeli insanın huzuru bozulduğunda, bu insanlar ne yapacaklardır.

Eyy Avrupa!!… diye meydanlarda ahkam kesenler, Türkiye’deki şu an devam eden sistemin adını koyarak dünyaya demokrasi dersi verirlerse ciddiye alınırlar. Hiç kimsenin bir ülkenin geleceğini karartma hakkı yok. Bu nedenle, “Hayır” oylarının kazanması çok şey getirmeyecek ama en azından ülkemizin nefes almasına yarayacaktır.

Yine de umudu dik tutalım…

Sevgi ve selamlarımla…

GÜNCEL HABERLER

Dünya 5G ile tanıştı onlar 1G’ye hasret

AleviNet

Published

on

Dünya’da 5G teknolojisi yaygınlaşırken Sivas’a bağlı Gazi köyü internet ile hiç tanışmadı. Şehir merkezine 40 kilo metre mesafede ki köyde üç GSM firmasından sadece birinin sinyali ulaşıyor. Köy sakinleri, yetersiz sinyalden istifade edebilmek için sinyalin en güçlü yakalandığı köy camisinin minaresine çıkıyor. Minarede sadece görüşme yapabilen köy sakinleri internete ise bağlanamıyor. Minarede çıkıp cep telefonu görüşmesi yapmak isteyenler bazen minare önünde sıra beklemek zorunda kalıyor. Köy sakinleri GSM firmalarına seslenerek, köy halkı olarak herkesin köylerinde baz istasyonu kuracak ilk firmanın hatlarını alıp kullanacakları sözünü verdiler. Köyde internet ve cep telefonları çekmediği için sürekli köyde yaşayan çok sayıda kişinin cep telefonu ve bilgisayarı bulunmuyor.

Muhtar: “Mağduruz”
Köy Muhtarı Osman Yıldırım, köylerinde internet ve cep telefonu çekmediği için mağduriyetler yaşadıklarını belirterek, “Köyümüze gelen memurlar mağdur oluyor. Gelen maillerini okuyamadıkları, devletin onlardan istedikleri bilgileri internete giremedikleri için burada görev yapmak istemiyorlar. Bizim acil bir ihtiyacımız olsa, sabit telefonlardan uzaktaysak o ihtiyacımızı gideremiyoruz. Tarlaya, araziye çıktığımızda dünya ile olan iletişimimiz kesiliyor. GSM firmalarından biri köyümüzde baz istasyonu kurarsa, yaklaşık 800 nüfusumuz var, hepimiz o firmanın hatlarından alacağız” dedi.

Minare önünde sıra oluşuyor
Köy sakinleri ise yaptıkları açıklamada, “Dışarıdan köye gelen misafirlerimiz veya köy dışında yaşayan köylülerimiz daha büyük sıkıntı yaşıyor. İşleri aksadığı için köyde fazla kalmak istemiyorlar. Çocuklarımız ödevlerini araştıramıyor. Cep telefonu ile görüşme yapabilmek için yüksek tepelere veya minareye çıkmak zorunda kalıyoruz. Gençler çıkıyor ama yaşlılar zorluk yaşıyor. Dünya 5G’ye geçti. Biz 1G’yi bile bulamıyoruz” dediler.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Maganda kurşunuyla hayatını kaybeden minik Selin’in organları 6 çocuğa umut oldu

AleviNet

Published

on

Balıkesir’e tatile giden aile, eğlenmek için gittiği mekan da büyük bir şok yaşadı. Bir mekan da eğlenen çift bir anda silah sesleri yükselmesiyle korku doldu anlar yaşadı. Saniyeler önce babasıyla oynayan Selin kurşunların hedefi oldu. Hastanede minik kız 6 günlük süren yaşam savaşını kaybetti. İstanbul’da yaşayan acılı anne Sinem Cebeci, minik kızının odasında İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

“Çok neşe dolu ve merhametliydi”
6 gün hastanede kaldıklarını ve kızının çok direndiğini anlatan anne Sinem Cebeci, “6 gün biz hastanedeydik, çok direndi. Derman arayamadık. Elimiz kolumuz bağlı bekledik. O kadar saat bir umut bekledik. Onca insan bizimle dua etti. Selin yaşının çocuğu değildi. Her konu hakkında bir fikri vardı. Çok neşe dolu ve merhametliydi. Giyinmeyi, gezmeyi ve dolaşmayı çok seven bir çocuktu. Benim çocuğum hiç yoktan gitti. Doktorlar da bizimle birlikte her gün ağladılar. Hiç tanımadığım bir kadın diz çöktü önümde ve ‘Biz de acı çekiyoruz’ dedi” şeklinde konuştu.

“Ben bağış yapmak istiyorum”
Minik Selin’in 3 ay önce izlediği bir haberden etkilenerek organ bağışı yapmak istediğini anlatan anne “Bize ‘Organ bağışı için vaktiniz var, bir dinlenin düşünün’ dediler. Daha sonra zaman kısaldı. Kalp zorlanmaya başladı, organlar zarar görecek ve bir an önce karar vermeniz lazım. 3 ay önce Selin’in ‘bağış yapmak istiyorum’ sözleri aklımıza geldi ve biz de organları bağışladık” dedi.

“Benim canımdan can şu anda yaşıyor”
Başka ailelerin çocuklarına ışık olduklarını anlatan Sinem Cebeci, “Biz o gün acımızı bıraktık, umut aramadığımız için kızımın organları o kadar çocuğa can oldu. Bir anda onları düşünmeye başladık. Işık oldunuz ve evlerine ışık yaktınız dediler. İnşallah şifa bulurlar. ‘İnsanlar daha küçük çocuk nasıl bağış yaptınız’ dedi. Toprak olacağını düşününce, bunu söylemek benim için çok acı ama orada çürüyüp gitmesindense birilerine umut olması gerektiğini düşünüyorum. Benim canımdan can şu anda yaşıyor aslında. Oraya götürüp bıraktığınız da birine umut olmayacak. İnsanların böyle bakması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Ölümlerin ve cinayetlerin yüzde 70’i son dönem de pompalı tüfekle oluyormuş”
Ölümlerin ve cinayetlerin yüzde 70’i son dönem de pompalı tüfekle olduğunu vurgulayan anne Cebeci, “Bu silah olayı düşündürüyor. İlk gün bunu sorgulayacak durumda değiliz ama birkaç gün sonra diyoruz ki pompalı tüfek yani. Bana göre ulaşılması zor bir silah gibi geliyor. İnsanlar dedi ki bunu temin etmek çok kolay. İnternete girince bulunabiliyor, adrese teslim ederek gönderiyorlar. Normal silah almak çok zormuş ama o pompalı tüfekler kolay satılabiliyormuş. Şunu öğrendik ki bu ölümlerin ve cinayetlerin yüzde 70’i son dönem de pompalı tüfekle oluyormuş. Bana göre buna bir düzenleme getirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Ne oyuncaklarına ne elbisesine bakamadık”
Kızının organlarının başkalarına şifa olmasını söyleyen baba Serkan Cebeci ise şunları söyledi:
“Biz meleğimizi kaybettik. Onun organları başkalarına şifa oldu. Pompalı tüfekle ilgili meclisin ya da hükumetin bir önergesi midir? Bu şekilde bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Pompalı tüfek internette satılması çok saçma bir şey. Acımız taze ama düşüncemiz kıyafetlerini çocuk esirgeme kurumuna bağışlamayı düşünüyoruz. Ne oyuncaklarına ne elbisesine bakamadık”

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Alevilerden Kayyum protestoları: konsolosluklara siyah çelenk

AleviNet

Published

on

HDP’li Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyımlara tepkiler giderek büyüyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), kayyımları protesto etmek için Avrupa’nın bir çok kentinde  Türk Konsoloslukları önüne siyah çelenk bıraktı.

LONDRA

İngiltere’nin başkenti Londra’da Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Londra Türkiye Büyükelçiliği’ne siyah çelenk bıraktı. Burada yapılan basın açıklamasını BAF yönetiminden Dilek İncedal ve Hasan Bölücek okudu.

AKP hükumetinin iktidara geldiği günden bu yana ülke üzerine kabus gibi çöktüğü belirtilen açıklamada, AKP’nin Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarını görevden alması ve kendi kadrolarını kayyım olarak atamasının kabul edilemez olduğuna dikkat çekildi.

DÜSSELDORF

Almanya’nın Düsseldorf kentinde de Türk Konsolosluğuna siyah çelenk bırakıldı. Eyleme AABK Genel Başkanı Hüseyin Mat’ın yanında AABF yöneticileri ve üyeleri katıldı.

Ortak açıklamayı AABF yöneticisi Mesut Kabakçı okudu. Açıklamada, “Bu farkındalıkla sadece Alevilerin talepleri söz konusu olduğunda değil, ülkemizdeki toplumsal mücadele noktasında her zaman sokağa çıkarak sesimizi yükselttik. Yüzyıllardır sahip olduğumuz mazlumdan, demokrasiden ve halkların kardeşliğinden yana olan duruşumuz nedeniyle bu haksız kararlar karşısında da sessiz kalmayacağımızı kamuoyuna duyururuz. Ülkemizde din, dil, renk, milliyet ayrımı olmadan kardeşçe barış içinde yaşamak mümkün. Tüm demokrasi güçleriyle el ele vererek, tek adam rejiminin baskıları karşısında asla boyun eğmeyeceğiz.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın ardından Düsseldorf Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı. Burada bir konuşma yapan AABK Genel Başkanı Mat, kimseden korkularının olmadığını belirterek, Alevilerin tarihi boyunca mazlumun yanında olduğunu belirtti, Kürt halkına yapılan her türlü haksızlığın Alevilere de yapıldığını kaydetti. Açıklamanın ardından , bir vatandaş yaklaşarak, “boş işlerle uğraşıyorsunuz” deyince kısa bir gerginlik yaşandı.

MÜNİH

Münih’te yaşayan Aleviler, kayyum işgalini Türk konsolosluğunun önünde protesto etti.

Avrupa Alevi Birlikler Konfederasyonu’nun (AABK) kayyum işgaline ilişkin Türk konsolosluklarına siyah çelenk bırakma çağrısı üzerine, Münih Türk Konsolosluğu önünde eylem yapıldı.

Münih Alevi Derneği’nin öncülüğünde düzenlenen eylemde, AKP-MHP faşizmi protesto edildi. Ortak mücadelenin önemine dikkat çekilen eylemde, “Baskılara direneceğiz” mesajı verildi.

Eylemde sık sık “Direne direne kazanacağız”, “Diktatör Erdoğan” sloganları atıldı. Eylemin sonunda konsolosluk binasının önüne siyah çelenk bırakıldı.

MARSİLYA

Öğle vakti konsolosluk önünde bir araya gelen AKM üyeleri, “Katil Erdoğan” ve “Diktatör Erdoğan”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarını attı.

Basın açıklamasında demokrasi savunucularına Erdoğan rejimine karşı birleşme çağrısı yapıldı. Eylemciler basın açıklaması ardından kapıya siyah çelenk bıraktı.

Ayrıca Cumartesi günü saat 18:00’de Canabiere meydanında yapılacak yürüyüşe de katılım çağrısı yapıldı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI