İletişim öğrencileri gazeteciliğin geleceğinden endişeli

Gazetecilik bölümü öğrencilerinden Barış Kop ve Bedri Türmen, Türkiye’de haber alma ve haber verme hakkının baskı altına alındığını belirtti. Çok sayıda gazetecinin cezaevinde olduğu Türkiye’de bu bölümden mezun olduktan sonraki gelecek idealleri ise ne yazık ki çok aydınlık değil. 

Özgür Gazeteciler İnisiyatifi’nin yayınladığı Mart ayı basın ihlal raporuna göre, gazetecilere dönük engelleme, baskı ve saldırılar devam ederken 166 gazeteci ise cezaevinde. Gazetecilerin haber takibi sırasında birçok engelle karşılaştığına da yer verilen rapor şöyle: “Türkiye’de Mart ayında 37 gazeteci haber takibi sırasında gözaltına alınırken, bunlardan 5’i tutuklandı. Bu ay içinde 6 gazeteci saldırıya uğradı, bunlardan 3’ü yaralandı. 8 gazeteci hakkında soruşturma, 1 gazeteci hakkında dava açıldı. Mart ayında 10’dan fazla duruşma görüldü. 3 duruşmada yargılanan gazetecilere ceza verildi. 3 ayrı duruşmada yargılanan 12 gazeteci, para ve hapis cezası ile cezalandırıldı. 8 Mart ve 21 Mart kutlamalarında gazetecilerin haber takibi engellendi. Gazetecilerin alana girmesi engellendi. Gözaltına alınan gazetecilerin 2 fotoğraf makinesi, 2 kamera, 1 bilgisayar, 1 tripod ve 11 telefon cihazına el konuldu. Mart ayı itibariyle Türkiye’de 166 gazeteci tutuklu bulunuyor.”

“BU GÜNKÜ KOŞULLAR GAZETECİLİĞE PEK UYGUN DEĞİL”

Gazetecilik bölümü okuyan öğrenciler açısından tüm bu verilere bakıldığında tedirginliklerini anlamak güç olmasa gerek. İstanbul Üniversitesi’nde Gazetecilik Bölümü’nde okuyan öğrencilerden Barış Kop ve Bedri Türmen halkın yararına yapılan gazeteciliğin suç olarak görüldüğünü söyledi. Mezun oldukları bölüme ilişkin kaygılarının olduğunu PİRHA’ya anlatan öğrencilerin, referandumdan da pek bir beklentileri yok.

İstanbul Üniversitesi Gazetecilik 3. Sınıf öğrencisi Barış Kop, bu bölümü isteyerek seçmiş. “Ancak ülkemizin bugünkü süreci gazeteciliğe pek uygun değil. Gazeteciliğin zor bir meslek olduğunu biliyorduk. Çünkü gazetecilik kamusal bir iş olduğu için önceliğiniz halk yararını gözetmektir” diyen Kop son zamanlarda gazeteciler ve haber alma hakkına yönelik hak gasplarından kaynaklı yaşadığı tedirginliğini dile getirdi.

“ÜNİVERSİTELER İŞLEVSİZ HALE GELDİ”

Referandumdaki tutumunu açıkladığı için işten çıkarılan Gazeteci İrfan Değirmenci’yi hatırlatan Kop, “İllaki patronların dediğini yapacaksın gerçeği yansıtmayacaksın ve aç kalmayacaksın. Aksi takdirde gerçeği yansıtarak birçok gazeteci gibi işinden edilip aç kalacaksın” ifadelerini kullandı.

Bugün gazetecilik okuyan birçok arkadaşının kendi işini yapmak istemediğine dikkat çeken Kop, “Ama ben bu yolda ilerlemek istiyorum” dedi. Kop, OHAL’den sonra çıkarılan KHK ile birçok akademisyenin ihraç edilmesi ile birlikte okulların tamamen işlevsiz hale geldiğini söyledi.

Referanduma ilişkin de konuşan Kop şunları söyledi:

“Hayır çıkarsa bir nebzede olsa fiili olarak uyguladığı başkanlık, tek adamlık sistemini resmiyete kavuşturamayacaktır. 7 Haziran’dan sonra tekrar savaş politikaları masa üzerine çıkarıldı. Bölgede aylarca süren sokağa çıkma yasakları, cinayetler ve birçok insan hakları ihlalleri yaşandı. Buralarda yaşanan zulmü ve yaşam hakkı ihlallerini belirli sayıda basın ancak yansıtabildi. Yayınlayanlar da baskı ve tutuklamalarla karşılaştı. Bugün yüzlerce gazeteci yaptığı haberlerden dolayı hapse atılmıştır.”

“GAZETECİLİK PATRON TEKELİNDE”

İstanbul Üniversitesi Gazetecilik 3. Sınıf Öğrencisi Bedri Türmen’de çocukluğundan beri gazetecilik yapmak istemiş. “Gazetecilik benim için tamamen halkın yararına yapılan bir meslek. Yapılan haberleri doğru ve tarafsız bir şekilde halka aktarmaktır” diyen Türmen, şimdilerde Türkiye’de gazeteciliğin devlet ve patron tekelinde yer aldığını vurguladı.

Halk yararına haber yapan çok az sayıda muhalif gazetenin bulunduğunu söyleyen Türmen, “Ancak birçok basın yayın kuruluşu hükümet adına tek manşette yayın yapmaktalar. Günümüz koşullarında artık gazetecilik yapmak gittikçe zorlaşmaktadır. Artık gazeteler istediği gibi özgürce haber yapamıyor” dedi.

MEZUN OLDUKTAN SONRA ÇİFTÇİLİK YAPACAK

Türmen, isteyerek okumaya geldiği gazeteciliği ise şimdilerde tüm bu nedenlerden dolayı yapmak istemediğini söyledi. Türmen, mezun olur olmaz memleketine gidip çiftçilik yapacağını şu sözlerle ifade ediyor:

“İsteyerek geldiğim bir bölüm olmasına rağmen geçen yıldan bu yana gazeteciliği kafamda bitirdim. Okulu bitirip mezun olduktan sonra memleketim Bitlis’e dönüp baba mesleği olan çiftçiliğe devam etmeyi düşünüyorum. Günümüzde de gazetecilik yapmanın şartları ve koşulları zorlaştı. Bugün birçok gazeteci yaptığı haberden dolayı içeri mahkûm edilmiştir. Haksız yere yapılan bu tutuklamalardan ve baskılardan korkmuyorum. Ancak iktidarın istediği şekilde haber yapmamak için gazetecilik yapmayı düşünmüyorum. Bugün sadece gazetecilik bölümü öğrencileri değil birçok alanda mezun olan öğrenciler işsiz kalmaktadır. KPSS’de yüksek puan alan ve sözlü mülakatta geçemeyen çok sayıda öğrenci var. Hepsi okuduğu mesleği bırakıp başka işlere yönelmektedir.”

Türmen öte yandan referandumdan da umutsuz: “16 Nisan’da yapılacak olan referandumda ‘Hayır’ çıksa bile 17 Nisan’da tutuklu gazeteciler ve milletvekilleri yine serbest bırakılmayacaktır. İşsizlik ve benzeri problemlerin bir çözümü olmayacaktır. Kısacası yapılacak olan bu referandumda çok bir beklentim yok. Resmi olmasa da fiili bir başkanlık sistemi uygulanmaktadır.”

Sevim KAHRAMAN / PİRHA

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.