Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

23 yıldır kayıp Bulmuş’un eşi: Bir mezarımız olsun

AleviNet

Published

on

Galatasaray Medyanı’nda 631. kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 1994’te Nisan ayında Beyaz Toros ile kaçırılan Ahmet Bulmuş’un akıbetini, Bulmuş’un eşi Fatım Bulmuş’un “Bir mezarımız olsun, bize bu acıları yaşatanlar yargılansın!” sözleri ile sordu.

Cumartesi Anneleri, kayıplarının akıbetini sormak ve faillerinin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda 631’inci kez bir araya geldi. Eylemde, üzerine kımızı karanfillerle barışı simgeleyen beyaz tülbendin bırakıldığı, “Failler belli kayıplar nerede” pankartı açılarak, kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı. Eyleme, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve çok sayıda insan hakları savunucusu destek verdi.

DİSK, TMMOB, KESK, TTB tarafından Kazancı Yokuşu’nda 1 Mayıs 1977 tarihinde gerçekleştirilen saldırıda yaşamını yitirenlerin anıldığı anma ardından Şişhaneye’ye yürüyen yüzlerce işçi-emekçi, sloganlar eşliğinde bu haftaki eyleme destek verdi. DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen, TTB Genel Başkanı Raşit Tükel ile TMMOB Genel Başkanı Emin Korumaz ve sendika yöneticileri de eylemde yerini aldı.

Ellerinde karanfiller ve kayıpların fotoğrafları ile her hafta eylem alanına gelenler arasında en dikkat çekenler ise eylemin önünde oturan 3 çocuk oldu.

Bu haftaki eylemde Cumartesi Anneleri, 1994 Nisan ayında Şırnak’ın Cizre ilçesinde Beyaz Torosla kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Ahmet Bulmuş’un (48) akıbetini sordu.

1 MAYIS’DA TAKSİM’E İZİN VERİLMEMESİNE TEPKİ GÖSTERDİ

Eylemde ilk olarak konuşan 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara’da gözaltına alınarak kaybedilen Kenan Bilgin’in ağabeyi İrfan Bilgin, adaletten hiçbir şey beklemediklerini söyledi. Bilgin, “Adalet siyasi erkin tahakkümü altına girmiştir. Katliamcılar yargılanmadı. Bugünden sonra adalet burada yoktur” dedi.

Gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır ise, “Devletin gözetimi altında kaybedilen yakınlarımızın hesabını sormak için burada oturuyoruz” diye konuştu. Kırbayır, 1 Mayıs kutlamaları için Taksim Meydanı’na izin verilmemesine de tepki gösterdi.

‘BİZE BU ACILARI YAŞATANLAR YARGILANSIN’

Bu haftanın açıklamasını ise Cumartesi Anneleri adına polisler tarafından katledilen gazeteci Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe okudu. Göktepe, “Ahmet Bulmuş dosyasındaki 23 yılık cezasızlık son bulsun!” dedi.
Göktepe, devletin bu ağır insanlığa karşı suçtan sorumlu olan kamu görevlilerine karşı, ceza ve disiplin tedbirleri içeren bir mekanizma sağlama görevi olduğunu kaydederek, “Türkiye’de devlet tarafsız ve bağımsız soruşturmalar yürüterek, gözaltında kaybetme suçuna karışanların yargılanıp layıkıyla cezalandırılmasını güvence altına alma görevini yerine getirmiyor. Adalet sistemi ve siyasi iktidarlar, bir devlet politikası olarak gözaltında kaybetme suçunun faillerini cezasız bırakıyor. Hak ve özgürlüklerin teminatı olması gereken yargı, hak ve özgürlükleri etkisiz hale getirmenin, ortadan kaldırmanın aracı olarak kullanılıyor” diye konuştu.

Göktepe, eylemlerinin 631’inci haftasında 23 yıldır yargı ve siyaset işbirliğiyle üzeri kapatılmak istenen bir cezasızlık dosyasını kamuoyu ile paylaştıklarını dile getirerek, Ahmet Bulmuş’un eşi Fatım Bulmuş’un “Bir mezarımız olsun, bize bu acıları yaşatanlar yargılansın!” diyen seslerini Galatasaray’dan yükselttiklerini vurguladı.

23 YILDIR KAYIP

Göktepe, Ahmet Bulmuş’un hikayesini şu sözlerle dile getirdi: “Ahmet Bulmuş ailesi ile birlikte Cizre’nin Hebler (Hisar) köyünde yaşıyordu. Cudi Dağı eteklerinde bulunan köy 1992 yılında güvenlik güçlerince yakılarak boşaltıldı. Bunun üzerine aile Cizre’ye göç etmek zorunda kaldı. 48 yaşındaki Ahmet Bulmuş 1994 yılının Nisan ayında bozuk radyosunu tamirciye götürmek için evinden ayrıldı. Yolda arkadaşı B.G’ye rastladı. Arkadaşının tanıdığı bir tamirciye doğru birlikte yürüdüler. Mardin Caddesi üzerinde bulunan tamirci dükkanına 4-5 metre kala, bölgedeki insanlar için devlet şiddetinin simgesi olan Beyaz Toros marka bir araç yanlarında durdu. Aracın içinden inen silahlı ve telsizli üç kişi Ahmet Bulmuş ve B.G’ye kimliklerini sordu. Kimlik kontrolü sonrasında B.G’nin kimliği iade edildi. Ahmet Bulmuş ise araca bindirildi. Araç hızla Dörtyöl istikametine doğru gitti. Olaya tamirci B.E. de tanık oldu. Olaydan bir süre sonra Cizre İlçe Jandarma Komutanı Cemal Temizöz ve emrindekiler Ahmet Bulmuş’un evine geldi. Evde arama yapıldı ama bir şey bulunamadı.

Temizöz, Fatım Bulmuş’a ‘Eşini götürdük, misafirimiz oldu, üç dört güne bırakacağız, sen bize evde ne sakladığını göster’ dedi. Fatım Bulmuş bir şey saklamadıklarını söyleyince Temizöz tarafından darp edildi. Bundan sonra da ailenin evi polis ve jandarma tarafından defalarca basılarak arandı. Sonunda gündüz vakti avluya atılan el bombası ile ev tahrip edildi. ‘Ahmet Bulmuş’la birlikte gözaltındaydık, gözlerimiz bağlıydı ama sesimizden birbirimizi tanıdık’ diyen bir tanık da aileye bilgi verdi. Ancak ailenin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Ahmet Bulmuş’dan bir daha haber alınamadı.”

‘FAİLLER KORUNDU’

1996 yılının Ocak ayında Silopi Sinan Lokantası’nın bahçesindeki kuyuda 6-7 kişiye ait olduğu düşünülen kalıntılara ulaşıldığını söyleyen Göktepe, “Kuyudan çıkartılan çuvalın içinde kafası olmayan bir beden de bulunuyordu. Bedenin üzerindeki giysiler sağlamdı. Olay yerinde bulunan Fatım Bulmuş bu giysilerden bedenin eşine ait olduğunu teşhis etti. Ancak yoğun korku ortamında resmi bir başvuru yapamadı. Silopi Belediyesi bulunan kalıntıları yer bilgisini açıklamadan toplu olarak Silopi kimsesizler mezarlığına gömdü. 9-14 Mart 2009 tarihleri arasında Silopi’deki BOTAŞ tesislerinde iki kuyuda yapılan kazılarda biri kafatası olmak üzere 17 kemik parçasına ulaşıldı. Bunun üzerine Vedat Bulmuş bulunan kafatasının babasına ait olabileceği düşüncesiyle Cizre Cumhuriyet Savcılığına başvuru yaptı. 24 Mart 2009 tarihinde Vedat Bulmuş Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma (2009/430) kapsamında savcıya ifade verdi. İfadesinde Cemal Temizöz’ün babasının kaybından sorumlu olduğunu belirterek olayı anlattı. Aradan 8 yıl geçmesine rağmen maddi gerçeği açığa çıkartacak ve ceza adaletini sağlayacak adli bir süreç işletilmedi, bilinen failleri korundu” dedi.

Bulmuş ailesinin adalet mücadelesinin kendi mücadeleleri olduğunu kaydeden Göktepe, Bulmuş dosyasındaki 23 yıllık cezasızlığın son bulmasını faillerin yargılanmasını talep etti.

Açıklamanın ardından her hafta olduğu gibi bu hafta eylem bir sonraki hafta aynı yerde buluşmak üzere sessizce sonlandırıldı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Serêkaniyê’ye saldırılarda 22’si çocuk 235 sivil şehit düştü

AleviNet

Published

on

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sağlık Komitesi Eşbaşkanı Ciwan Mustafa ve Cizre Bölgesi Sosyal Yardım Komitesi Xalid İbrahim tarafından, işgalci Türk devletinin saldırılarına ilişkin basın toplantısı düzenlendi.

“İşgalci Türk ordusunun Serêkaniyê’deki sağlık merkezlerini hedef alması sonucu bu merkezler hizmet dışı kaldı” diyen Ciwan Mustafa şöyle konuştu:

“5 gündür kuşatma altında bulunan Serêkaniyê kenti tamamen kuşatılmış durumda. Kentteki hastanede onlarca yaralı bulunmakla beraber enkaz altlarında çok sayıda şehit cenazesi bulunmaktadır.

Kentte 22’si çocuk olmak üzere 235 sivil şehit düşmüş, 677 sivil de yaralanmıştır.”

Xalid İbrahim ise basın toplantısında şunları söyledi: “İnsani bir krizle yüz yüzeyiz. Sınır üzerindeki köylerde, 300 bin kişi halen evlerinde bulunuyor. Hesekê kentinde bulunan 42 okul binasında siviller bulunmaktadır.

9 Ekim tarihinde Serêkaniyê’deki Elok su istasyonunun işgalci Türk ordusu ve çeteleri tarafından bombalanması sonucu Hesekê kentinin suyu kesilmiştir.”

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Türkiye’nin Suriye harekatı Köln’de protesto edildi

AleviNet

Published

on

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonu Almanya’nın Köln kentinde Kürt gruplar tarafından protesto edildi.

“Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki saldırı savaşına karşı – Rojava ile dayanışma” sloganıyla düzenlenen gösteri Ebertplatz’da başladı. Göstericilerin “Türkiye’nin saldırı savaşını durdurun” ve “Alman hükümetinin Türkiye ile askeri işbirliğine son verilsin” yazılı pankartlar ve YPG flamaları taşıdığı görüldü.

Gösteriye sol grupların yanı sıra meclisteki muhalefet partilerinden Sol Parti de destek veriyor.

Gösteri öncesinde Köln’de güvenlik amacıyla helikopterler, TOMALAR ve binlerce polis memuru görevlendirildi. Polis Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada gösteri öncesinde Köln ana tren istasyonunda birçok kişinin arandığını ancak kimsenin gözaltına alınmadığını söyledi.

Güvenlik güçleri gösteriye 20 bin kişinin katılmasını bekliyor. 

dpa, epd / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Sol Parti: Türkiye’ye tüm silah ihracatları durdurulsun

AleviNet

Published

on

Sol Parti Eşbaşkanı Bernd Riexinger Hamburg’da yaptığı açıklamada Türkiye’ye tüm silah ihracatlarının durdurulmasını istedi. Partisinin eyalet kongresinde konuşan Riexinger “Türkiye’ye tüm silah ihracatları derhal durdurulmalı, verilmiş izinler de geri çekilmeli” dedi. Sol Parti lideri, “Kürtlere karşı savaşı durdurmak sorumluluğumuzdur” diye konuştu. Riexinger partisinin bugün birçok kentte “Suriye’deki kirli ve uluslararası hukuka aykırı” savaşa karşı “Kürt dostlarıyla” birlikte gösteriler düzenlediğini söyledi.

Silah ihracatının askıya alınması eski izinleri kapsamıyor

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçen hafta Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda YPG milislerine karşı düzenlenen askeri operasyonda kullanabileceği silah ve teçhizatın satışına izin verilmeyeceğini duyurmuştu. Ancak diğer silahlar ve daha önce onaylanan satışlar bu karardan etkilenmiyor. Bu sebepten dolayı Almanya’dan Türkiye‘ye, senenin sonuna dek silah gönderilmeye devam edilebilecek. Durumun böyle olduğu Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich’in verdiği soru önergesine hükümetin verdiği yanıta da yansıdı. Liebich konuyla ilgili yaptığı açıklamada Almanya Başbakanı Angela Merkel’in kamuoyunu yanılttığını söyledi.

Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich

Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich

Liebich “Uluslararası hukukun açık bir şekilde ihlal edilmiş olmasına rağmen silah teslimatlarının sürmesi bir rezalettir. Suriye’nin kuzeyindeki ölü ve yaralılar konusunda Almanya kendini suçlu konumuna sokmuştur” diye konuştu.

Almanya Türkiye’ye geçen yıl da 242 milyon 800 bin euro değerinde silah satmış, bu da Almanya’nın toplam 770,8 milyon euro tutarındaki yıllık silah ihracatının yaklaşık üçte birine tekabül etmişti.

CDU’dan da sesler yükseliyor

Almanya’da konuyla ilgili bir açıklama da koalisyonun büyük ortağı Hrıstiyan Demokrat Birlik (CDU) partili siyasetçi Christian Baldauf’tan geldi. CDU Rheinland-Pfalz Eyalet Başkan Yardımcısı Baldauf Türkiye’ye yönelik ihracatlar için hükümetin verdiği “Hermes kefaletlerini” kaldırması gerektiğini söyledi.

“Hermes kefaleti” Alman ihracat firmalarına ve kredi şirketlerine yabancı müşterilerin ödeme yapmaması halinde hükümetin vermeyi taahhüt ettiği güvenceye deniyor. Daha önce Yeşiller, Hür Demokrat Parti ve Sol Parti’den de Hermes güvencelerinin kaldırılması istenmişti. 2018 yılında Almanya’nın hazinesinden en çok güvence, Rusya’nın ardından Türkiye’ye ihracat yapan firmalara tanınmıştı. Alman hükümeti 2018 yılından bu yana Türkiye’ye yapılan ihracatlara 2 milyar 600 milyon euroluk Hermes kefaleti vermeyi üstlendi.

CDU’lu Baldauf ayrıca Volkswagen’ın Manisa’da açmayı planladığı yeni fabrikasını Türkiye’nin Suriye operasyonu üzerine “incelemeye almasını memnuniyetle karşıladığını” söyledi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı değerlerini ayaklar altına aldığını söyleyen Baldauf Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yapılan hangi desteklerin kaldırılabileceğini gündemine alması gerektiğini söyledi. CDU’lu siyasetçi “Bu tarzda hareket eden bir devletin Avrupa ve dolayısıyla Almanya hazinelerinden para alması kabul edilemez” diye konuştu.

DW, dpa / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI