Connect with us

.

Haberler

Hakikatin tarihinden, tarihin hakikatine

KEMAL BÜLBÜL

Published

on

RAKKA’da KADİM TARİHTEN KALMA BİR HESABIMIZ VAR…!

  1. Rakka
  2. Kerbela

SIFFİN SAVAŞI ve RAKKA

Bugün Rakka IŞİD’in Merkez Üssü Durumundadır.

02 Mayıs 2017 İtibariyle Demokrasi ve Özgürlük Güçleri Rabqa’yı özgürleştirdi.

Sıra RAKKA’da…!

26/28 Temmuz 657’de Rakka/Sıffin’de Ne Olmuştu?..

HAKİKATİN TARİHİNDEN, TARİHİN HAKİKATİNE

GÜNCEL Bir OLAYIN TARİHİ SEYRİ…!!!

Irak, Suriye, Şerngal (Sincar Dağları) Ninova, Telafer, Rojava…

Kürtler, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler…

Ezdiler, Aleviler, Hıristiyanlar, Ehlibeyt’e aşık İslami kesim… IŞİD Canileri Tarafından KATLEDİLİYOR…!!!

Sıffin Savaşı Şahı Merdan Ali ve Muaviye bin Ebu Süfyan kuvveleri arasında yaşanan Hakikat ve Adalet ile Zulmat ve Saltanatın savaşıdır.

Sıffin Savaşı bu gün Suriye sınırları içinde ve IŞİD canilerinin kontrolünde bulunan Rakka Kentinin doğusunda Fırat Nehri kıyısındaki Sıffin bölgesinde yaşandı.

“Camel Vakası”ndan (656) sonra Kûfe’ye çekilen Şahı Merdan Ali, Mayıs 657’de Şam üzerine yürüyerek, Muaviye bin Ebu Süfyan’ı ve onun kirli saltanatını ortadan kaldırmak istedi. Zira, Muaviye uyguladığı zulüm ve katliam saltanatıyla yaşamı çekilmez hale getirmiş, kendini hükümdar ilan etmişti. Bu arada şu hakikatin de tarihe not düşülmesi gerekir. Asıl büyük çatışma yani savaş başlamadan önce Şah-ı Merdan Ali bir cengaver olarak meydana çıkar ve Muaviye’ye;

– Seni meydana bekliyorum! Hadi gel ya hakikati kabul et ya da karşıma çık teke tek çözelim bu meseleyi. Der…

Lakin Muaviye bırakın meydana çıkmayı, çadırından bile çıkmaz…!

Yaklaşık üç ay süren ve final muharebesi 26/28 Temmuz 657’de olan savaşta Muaviye bin Ebu Süfyan yenileceğini anlayınca Amr ibn El-as’ın öğüdüyle askerlerine “Kur’an sayfalarını yırtıp mızraklarınızın ucuna takın!” emri verdi.

Bu Muaviye Hilesi karşısında Şahı Merdan Ali askerlerine “Durun!” dedi. Zira Muhammet Mustafa Habibullah’ın “Ben hikmetin şehriyim Ali kapısıdır. Bana gelmek isteyenler O kapıdan geçecek!” dediği ve Ali Haydar’ül Murtaza Ebu Turap diye sıfatlandırdığı Şahı Merdan Ali Kur’an-ı Kerim’e olan hürmet ve mukaddesattan mürekkep bağlılıkları ve Kur’an-ı Kerim’i Hakkın Kelamı, Muhammet Mustafa Habibullah’ın tebliği bilmesinden dolayı askerlerine “Durun!” demişti.

Bunun üzerine İslam Tarihinde “Hakem Olayı” diye bilinen durum yaşandı. Sıffin Savaşı’nın sonucunu Hak, hakikat, adalet ve merhamet ölçeğiyle belirlemek yerine “Hakem” ile belirlemek kirli, kanlı bir zulüm tarihinin yaşanmasına sebep oldu. Bu gün IŞİD eliyle mazlum ve masumlara yaşatılan canilik, tecavüz, katliam… Ve akla hayale gelmedik türlü iblislikler o günlerden kaldı.

Şahı Merdan Ali güçleri Muaviye Hilesi nedeniyle “Dur”unca savaşı sonuçlandırmak için “Hakem Olayı” gerçekleşti. Kur’an sayfalarını yırtarak mızrakların ucuna takma sahtekârlığı ve “Hakem” hilesi sonucunda 658 yılında Muaviye bin Ebu Süfyan Şam’da “halifeliğini” ilan etti.  Emeviler’in ihtişam ve zulüm yüklü saltanatına 755 yılında Eba Müslim Haorasani/Teberdari tarafından son verildi.

“Gelmeseydi Eba Müslim cihana

Eşek bile çağırırdı Mervan’a”

Hile ve sahtekârlıkla edinilen masalsı Emevi saltanatı Eba Müslim Horasani tarafından yıkıldı.

Emevi saltanatına son veren Eba Müslim Teberdari Şahı Merdan Ali aşkı ve hikmetiyle yetişmiş, yokluk ve yoksulluktan gelen bir Hak ve hakikat aşığıydı.

Hakikat ve zulmat çatışması önce Muhammet Mustafa Habibullah ile Ebu Süfyan (Ümeyye Oğullları – Haşim Oğulları) arasında, ardından Şahı Merdan Ali ve Muaviye bin Ebu Süfyan arasında, devamla Şahı Şehidan İmam Hüseyin ile Yezit bin Muaviye arasında süregelmiştir. Eba Müslim Teberdari; Muhammet Mustafa Habibullah, Şahı Merdan Ali ve İmam Hüseyin aşkına Emevilerin zulüm saltanatına son vermiştir.

Emevi saltanatının İslam Hakikatini esir aldığı 658 yılından beri İslam Dini çıkarcılığa, iktidara, ırkçılığa, sömürüye, saltanata, katliama ve tekçi devletlerin kirli politikalarına alet edilmiştir. Arap Şeyhleri, Ortadoğu Devletleri, Selçuklu, Osmanlı, 90 yıllık Türk/İslam Tekçiliği ve bu gün AKP eliyle yürütülen “Tek devlet, tek millet, tek din” politikasının inançsal kaynağı Muaviye İslamı’dır.

IŞİD, El Nusra, El Kaide “Selefi”liği, tecavüz, zulüm katliam, ırkçılık, Muaviyelik ve Yezitliktir.

Özgürlük Güçlerinin Rakka’da IŞİD canilerine karşı kazanacağı zafer burada yaşayan halkları ve inanç gruplarını özgürleştireceği gibi, Sıffin Savaşından kalma bir davanın da Hakkaniyetle sonuçlanmasını sağlamış olacaktır.

Kemal BÜLBÜL (02 Mayıs 2017 – Ankara)

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bülent Felekoğlu

YENİ BİR YAŞAM VE UTANÇ

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Yeni bir hayat arayışıyla ABD’ye geçmeye çalışırken Meksika sınırındaki Rio Bravo nehrinde hayatını kaybeden El Salvadorlu Oscar Alberto Martinez Ramirez ve 2 yaşındaki çocuğu Valeria’nın görüntüsü, 2015’de Yunanistan’a geçerken boğularak hayatını kaybeden Aylan Kurdi’yi hatırlattı.

Toprak doğmak ve doymak ah Aşure Ana Kadının Dayenin, Qile’nin ilk ahdı can doğduğu toprakta yaşam hakkına sahiptir. Her evlat anasının peşine düşer. İlk mürşidi makamın eteğidir o. Hakk’ın temel yasasıdır yaşam hakkı. Nehaklık bu yaşam hakkına zulüm edenlerin nefsani yenilik vaatleri. Sınırlar ise zülümkarların nefis arzuları. Onlar ölümsüz olmak isterken Şir(Süt) sahibi ana kadının rıza ahlakına Şirk koşanlardır. Şirden gelen hukuklarından Şeriat doğururken. Eşir(Aşiret- Sütünü helal edenler) değil Beşir(Sütünü helal etmeyenler) lerdir. Hakk Yasası külli evrende birdir. Değişmez her can doğmak için gayret eder. Gayret ile doğan yaşamak ve doymak hakkına haizdir. Her can bu hali bilmelidir. Lakin tüm yasalar bu yasa üzeri kuruludur. Muhammet Mustafa İkra(İkrar) derken bu hakikatten bahsetti. Ne mutlu Fakir olana dedi. Fakir olmak Fikir sahibi olmaktır. Fikir sahibi olmayan Kafir olur çünkü. Qile’nin, Daye’nin, Ma’nın, Ana’nın takipçisi tüm Peygamberler buna şahitlik ve elçilik ettiler.

Aylan bebek sahile vururken, rızasız yaşanmışlıkla soyu tükenmekte olan bir yunus sürüsü de ordan geçiyordu, Ramirez evladı ile can verirken Meksikalı kardeşleri topraklarında eziliyordu. Her kardeşi sokak başında katili olmuştu. İlk inka evladının başı kesilirken donuk gözlerle İspanyolun gözlerine bakıyordu. Kendi krallığını ölülerimiz üzerine kuran parlak kentler Rızalı tarlasını haram kılarken sınırlar çizdi. Şimdi bu sınırlarında reklam parlaklığında çaldığı insanlığı bize satarken ölüyoruz tel çitlerinin önünde. Hakkın Deryası olan denizlerinde kıyıya vuruyor. Doğmak için milyon gayret etmiş evlatler. Zaman da hiçbir ah kaybolmaz. Hesapsız değil hiçbir an herşey birbiriyle bağlı. Başına vura vura derisi için öldürülen Fok’un çığlığı, eriyen buzul üzerinde kolonsi yok olan Penguenin ahı, güzel kokacaz diye katledilen balina sürülerinin çığlığı, acısına dayanamayıp insan ırkının karaya vuran balina sürülerinin şehadet bedeleni görmemek ve utanmamak ah utanmamak. Ananın ilk sözü utan yaptığından utan nasihati. Aylan bebek kıyıya vururken herkes evladına daha sıkı sarılıp kendi hanesini koruduğu için mutlu oldu biraz. Dünya ikrarsızlaşırken hangi soy kendini koruyabilir. Soysuzlaşırken soylu hukuklardan milyonlarcası bir canlının varlığını önemsemeden işkembesini doyururken. Evladını heykel gibi severken kim utanabilir. Utanmak ah utanmak Ana kadının ilk düsturu. Lokmasını paylaşmanın onurlu hanedanlığı.

Marguez tişörtünün altına sığdırdığı “ Ez bi rahme ki, hezar rahme pişta xwe dikişinim” diyen Ape Kekil’in iki büklüm bilgece çaresizliği gibi. Evladı sırtında aynı cümleyi kuruyordu. “ Ben bir rahimle, sırtımda binlerce rahmi taşıyorum” dedi. Ah o sen evlat nefislerimizin ve dünyayı koruyamadığımızın kurbanısın. Nefislerimizin hırsızlığından, utanmayan yüzsüzlüğümüzden karaya vuran balinaların ibretlik kurban ritüeli, gibisin evlat. Yol gör der evlat, niyaz ol ki göresin. Görmezsen suç olur, görmezsen rızalık biter. Hakk ta görünmek ister. Semahını Çark-ı Pervaz ederken bu Alem’de döner seninle kollarını açarken bahtında açılır. O baht anadır. Anaların gücü Alemi kurtaracak. Bir Yol evladı olarak ah dört bir yanda ölen evlatlar, nefislere kurban giden evlatlar. Barış ve rızalık mücadelesinde ısrar etmeden geçirdiğimiz her saniye kurbanların arttığı zamanlara sebep. Israrla, sabırla, ikrarla Barış için mücadele boynumuza borç. Sırtımızda taşıdığımız rahimdir. Gayret ile her can yaşam ve doyma hakkını korumalıdır.Sınırlar Fakir’in değil, sınırlar küfre girenlerin işidir. Kefareti ise külli Alemin omuzunda döner.

Xızır yardımcımızdır.

Continue Reading

Haberler

Kazdağları’nda orkide hasadı başladı

AleviNet

Published

on

Kış aylarında ekilen ve sonra Nisan – Mayıs aylarında hasada hazır hale gelen orkideler orman köylüsüne katkı sağlayacak. Hasat zamanında her filizin altında 4-5 tane salep tohumu elde edilebiliyor. Bilimsel çalışmaları ile dikkatleri çeken AR-GE firması ve Kazdağları Sağlıklı Yaşam ve Bilim Köyü sahibi Faruk Durukan deneysel olarak başlattığı Kazdağları’nda salep üretimi için orkide üretiminde başarıya ulaştı. Geçen yıl dikilen orkideler hasat edilerek salep ham maddesi üretimi yapıldı.

İlk günden bu yana orkide üretiminde görev yapan Arda Ulutaş, “Burada tükenme tehlikesi ile karşı karşıya bitkileri ya da tıbbi değeri olan bitkileri üretip bu bölgeye kazdağları’nın florasına uyumlu hale getirmeye çalışıyoruz. İki senedir salep denedik. İlk başta toprak altı seralarında bir deneme maksatlı bir çalışma yaptık. Bunda çok başarılı olduk. Ürünü ikiye katladık. İkinci sene üstü açık olarak bir kış geçirdi. Saleplerimizin üzerine karlar yağdı. Hiçbir zararımız olmadı. Şu anda da bunun hasadını gerçekleştiriyoruz” dedi.

AR-GE firması sahibi Faruk Durukan yapılan çalışmanın bölge ekonomisine artı değer katacağını ifade ederek, “Bilim köyümüzde bilimsel çalışmalar devam etmekte. Bu çerçevede orman köylüsüne de desteğimiz devam etmekte. Orman köylülerine yeni iş alanları çalışmalarımız devam etmekte. Maksadımız, orman köylüsünün gelir seviyesini yükseltmek” dedi.

Salep üretiminde kullanılan orkide cinsinin Kazdağları’na uyum sağladığını ifade eden Durukan, “Bu anlamda tıbbi bitkiler çalışmalarımız da sürmekte. Tohum çalışmalarımız zaten devam etmekte. Salep çok önemli bir gelir kaynağı. Şimdi hasadını yapıyoruz. Kazdağı köylülerine hayırlı olsun” dedi.

Continue Reading

Haberler

Yenişehir’de, buğday hasadına yağmur engeli

AleviNet

Published

on

Yenişehir’de günlerdir etkili olan yağış, olgunluğa ulaşan buğdayların hasadına engel oldu. Buğdaylardaki nem oranı yükselirken, biçerdöverlerde oluşan çamur nedeniyle tarlalara girilemedi. Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Sadi Aktaş, haziran ayının başından bu yana yağan yağmurun, buğday hasadını olumsuz etkilediğini söyledi. Her sezon haziranda başlanan buğday hasadının temmuz ortalarında sona erdiğini belirten Aktaş, “Bu sezon yoğun yağmur, tarlalardaki üründe normalin çok üzerinde nem oluşmasına neden oldu. Hasat öncesi en çok yüzde 14 olması gereken nem oranı yüzde 20’leri geçti. Yağmurların dinip toprağın kurumasını bekliyoruz” dedi.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI