Connect with us

.

Güncel

İnsan hakları örgütleri uyardı: Türkiye Avrupa Konseyi’nin dışında kalır

AleviNet

Published

on

AKPM kararına neden olan uygulamalar, karardan hemen sonra yayınlanan iki yeni kararnameyle sürdürüldü. Daha önce Türkiye’yi yaklaşmakta olan durum hakkında uyaran insan hakları örgütleri, Türkiye’nin uygulamaları sürdürmesi halinde Avrupa Konseyi dışında kalabileceğini kaydetti.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM), “İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi” konusundaki uygulamaları nedeniyle Türkiye’yi izleme sürecine almasına rağmen Türkiye uygulamalarına devam ediyor. AKPM’nin izleme kararından sonra yeni KHK’ler yayınlandı ve çok sayıda ihracın yanı sıra kimi basın kuruluşları da kapatıldı. Gözaltı ve tutuklamalar sürüyor.

AKPM’nin aldığı kararı yakından takip eden ve aynı zamanda Avrupa Konseyi (AK) mevzuatına hakim olan insan hakları örgütleri, Türkiye ve hükümeti, yaklaşmakta olan bu süreç konusunda defalarca uyardıklarını hatırlattı. Ayrıca insan hakları örgütleri, AKPM kararının alınmasında bölgede sürdürülen savaş ile OHAL sonrası uygulamaların etkili olduğunu söyledi.

BAKKALCI: YAŞADIĞIMIZ ACILARIN UTANCINI YAŞIYORUZ

Sokağa çıkma yasakları döneminde bunun haritasını yayınlayan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, Türkiye insan hakları kurumları ile 80 milyon insanın yaklaşmakta olan bu sonuç konusunda çok çığlık attığını söyledi. AKPM kararından ziyade yaşanan acıların kendilerini kahrettiğini belirten Bakkalcı, “Bunca acıları bu şekilde yaşanmayabilirdi. Biz bir şekilde birlikte, barış içinde insanca yaşayabilirdik. Bu acılar yaşanırken onlarca rapor ürettik, ‘Çok büyük acılar yaşanıyor, insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Bunlara hürmet etmezseniz bunların üzerinde hiç bir şey inşa edemezsiniz, aksine her şeyi kaybedersiniz’ diye uyardık. Bunu yazılı ve sözlü olarak defalarca paylaştık. Bu acıları engelleyememiş olmamızdan dolayı büyük bir utanç içerisindeyiz. Bu yaşananlar sadece insan hakları örgütlerinin değil Türkiye’nin doğrudan üyesi bulunduğu Birleşmiş Milletleri’nin (BM), AKPM’nin ilgili kurumlarının raporlarında da defalarca dile getirildi. Gerçekler çıplak ve her şey hepimizin tanıklığında gerçekleşti. AKPM’nin kararı aslında çok sürpriz bir karar değil. Bir yanıyla bu tartışmalar çok önceden yapılmalıydı. Bu acılar bu boyutta gelmeden önce bu tartışmalar yapılmalıydı. Tartışmaların temelinde insan var. Bunlar sıradan politik tartışmaların bir argümanı olarak değerlendirilmemelidir” dedi.

‘İZLEME SÜRECİ YOL HARİTASIDIR’

47 üyesi bulunan AKPM’ye Türkiye’nin kendi isteğiyle 1950’de üye olduğunu hatırlatan Bakkalcı, AKPM’nin varlık nedenin de, insanlığın mirası olan, insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasiyi daha da kurumsallaştırmak üzerinde yükseldiğini söyledi. Yapılması gerekenlere de dikkat çeken Bakkalcı, “Hemen şimdi mümkün olan derhal bu insan hakları ihlallerinin sonlanması ve bu konudaki sorumluların açığa çıkarılıp cezalandırılması, 80 milyonun birlikte eşit bir şekilde yaşaması yolunu açmamız gerekiyor. İzleme süreci denilen mesele de bunun bir tür yol haritası demektir” diye konuştu.

‘SAVAŞ BU SÜRECİ KAÇINILMAZ KILDI’

Bölgede yürütülen savaşın da AKPM kararında etkili olduğunu ve savaşın sadece insanları değil insanlığı öldürdüğünü belirten Bakkalcı, “Bu her şeyi öldüren savaşın, bu hale gelmemizde önemli bir rolü vardır. Bir an önce bu çatışma ortamının sonlanması gerekiyor. Kürt meselesi son derece önemlidir. Sadece Kürt meselesi olarak bakmamak lazım Türkiye’nin geldiği aşamayı görmeliyiz. Bu sürdürülemez, bir gün bitecek bunlar. Yine bir gün çatışmasızlık ortamında yollarımızı bulabileceğiz” diye.

HAYATIMIZLA İLGİLİ HER KARARI ALMAZLAR

İktidarın “Kararı tanımıyoruz” sözlerine de tepki gösteren Bakkalcı, iktidarların geçici, oysa AKPM kararının stratejik bir karar olduğunu belirterek, “Biz onlara bizi bir dönem yönetsinler diye yetki veriyoruz onlara hayatımızla ilgili her türlü kararı alma yetkisi vermiyoruz” diye konuştu. Bakkalcı, toplumun da iktidarların insan hakları ve hukuk dışında hiçbir şey yapamayacakları bir ortamı yaratması gerektiğini söyledi.

Bakkalcı, yaşanan bütün olumsuzlukların “insan eliyle yaşandığına” dikkat çekerek, “Eğer bu insan eliyle gerçekleşiyorsa demek ki önlenebilir bir durumdur. O zaman derhal bunu önlememiz gerekiyor. Yeter ki biz de toplum olarak demokratik anlamda müdahil olalım” diye konuştu.

İHOP: TÜRKİYE BU DURUMU SÜRDÜRÜRSE AK DIŞINDA KALIR

İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) Genel Koordinatörü Feray Salman, AKPM kararının üye ülkelerin demokratik işleyişi ile ilgili bir aksama söz konusu olduğunda, sapmaları gidermek için başvurulan “bir diyalog mekanizması” olarak düşünülmesi gerektiğini kaydetti. Aksamalar ortadan kalkana kadar sürecin devam edeceğini belirten Salman, “Bu denetim mekanizması, AKPM’nin inandığı değerler fazlasıyla incitildiğinde o ülkeler AKPM dışında kalabilirler. Şimdiye kadar böyle bir durum yaşanmadı” diye konuştu.

‘TÜRKİYE AK DEĞERLERİNİ ÇOK AŞTI’

Salman, “kararın da bir takım karar mekanizmalarının” titiz çalışması sonucunda alındığını belirterek, hazırlanan ilgili raporların bu sürecin yaşanmasında etkili olduğunu söyledi. 2015 yılında sokağa çıkma yasakları ve o dönem yaşananlar ile darbe sonrasında ilan edilen OHAL ve çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) bu süreci beraberinde getirdiğini dile getiren Salman, OHAL’in ilan edilmiş olmasının AKPM değerlerinin ihlal edilmesi anlamına gelemeyeceğini belirterek, “Ama Türkiye bunları çok aştı. Bu kadar gazetecinin, siyasetçinin tutuklandığı, yerel yönetimin merkezi yönetime devredildiği bir süreç daha önce hiç olmadı. Böyle bir denetim mekanizmasının gelmekte olduğunu ve kaçınılmaz olduğunu da bir defalarca işaret ettik” diye konuştu.

Türkiye’nin halen OHAL ile yönetildiğini ve meclisin devre dışı bırakıldığını belirten Salman, bunlara bir de “toplumsal sözleşme” olması gereken anayasa değişikliğinin yaşandığını dile getirdi. Salman, bu konuda Venedik Komisyonu’nun raporuna işaret etti.

‘TÜRKİYE’NİN YAPMASI GEREKEN BU KARARLARA UYMASIDIR’

Salman, Türkiye’nin izleme sürecinde Avrupa’dan sıklıkla heyetlerin geleceğini belirterek, “Türkiye’nin yapması gereken bunlara uymasıdır. Bu Türkiye’nin kendi iradesiyle girdiği bu topluluğun değerlerine uyması gerekiyor” dedi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sürekli gündeme getirdiği “idam” konusunun AKPM’nin kırmızıçizgisi olduğunu dile getiren Salman, “İdam cezası kalkmış bir ülke idam cezasını yeniden gündeme getirirse çok net AK’nin dışında kalıyor” dedi. AB’nin AKPM’nin Kopenhang Kriterlerinde kesiştiğinin altını çizen Salman, AKPM’nin kararının AB süreci üzerinde etkili olacağını belirterek, “AB bunu görmezden gelemez” diye konuştu.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel

Dünya nüfus artışının yarısı 9 ülkede gerçekleşecek

AleviNet

Published

on

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayınlanan Dünya Nüfusu Perspektifleri başlıklı rapora göre, halen 7,7 milyar civarındaki nüfus 2050 yılına kadar 9,7 milyara ulaşacak. Raporda yer alan tahminlere göre, dünya nüfusu 2100 yılına kadar ortalama 11 milyara yaklaşacak.

NÜFUS GİDEREK YAŞLANIYOR

BM raporunda yer alan bilgilere göre, dünya nüfusu hem doğum oranlarının azalması hem de yaşam beklenti süresinin uzaması nedeniyle yaşlanmaya devam edecek. Halen ortalama yaşam süresi 72,6 yıl iken, 2050’ye gelindiğinde bu süre 77,1 yıla kadar çıkacak. 1990 yılında ise ortalama yaşam süresi 64,2 idi.

Buna paralel olarak doğum oranları da düşmeye devam ediyor. 1990 yılında her bin kadın başına doğum oranı 32 iken, 2019’da bu oran 25 oldu. 2050’ye gelindiğinde ise bu oran her bin kadına 22’ye kadar düşecek.

Bilimsel tahminler, nüfusun düşmesinin önlenmesi ve nesillerin yenilenebilmesi için doğum oranlarının her bin kadına 21’in üzerinde olması gerektiğini gösteriyor.

ARTIŞIN YARISI 9 ÜLKEDE

BM raporunda yer alan bir diğer nokta ise, nüfus artışında dünyanın farklı ülkeleri arasındaki uçurum.

Almanya, Japonya, Ukrayna, Belarus, Estonya, Macaristan, İtalya, Rusya ve Sırbistan gibi ülkelerin de arasında olduğu 27 ülkenin nüfusu 2010 yılından bu yana en az yüzde 1 oranında geriledi. Halen 1,4 milyara yakın nüfusuyla ilk sırada yer alan Çin’de 2050’ye kadar yüzde 2,2 ile 31 milyon civarında bir düşüş bekleniyor.

Ancak başta Hindistan, Nijerya ve Pakistan olmak üzere çok sayıda ülkede aşırı bir artış söz konusu. Rapora göre, 2050 yılına kadar gerçekleşecek 2 milyarlık nüfus artışının yarısından fazlası 9 ülkedeki artıştan kaynaklı olacak. Bu ülkeler Hindistan, Nijerya, Pakistan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Tanzanya, Endonezya, Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD).

BM’nin projeksiyonlarında dünya nüfusunun 2100 yılına gelindiğinde 11 milyara yaklaşacağı öngörülüyor.

 

Continue Reading

Güncel

Irak’ta ABD askeri kampına saldırı!

AleviNet

Published

on

Irak’ın başkenti Bağdat’ın 85 kilometre kuzeyinde yer alan ve içinde bir tane de askeri havalimanı bulunan ABD askeri üssü ve kampına dün gece katyuşa füzeleriyle saldırı düzenlendi.

Irak Başbakanlığı’na bağlı Güvenlik Medya Ağı saldırıyı doğruladı. Ancak saldırıda can ve mal kaybı olup olmadığı hakkında her hangi bir bilgi verilmedi.  Yapılan açıklamada, kamp ve askeri üsse üç katyuşa roketinin isabet ettiği belirtildi.

Bağdat’ın yaklaşık 85 kilometre kuzeyinde yer alan ve ABD’li askerlerin kaldığı söz konusu kampta askeri havalimanı ve üs bulunuyor.

SALDIRILAR ARTTI

ABD askerlerinin Irak’ta bulunduğu kamplara yönelik son dönemlerde artan saldırılar dikkat çekiyor.

Salahaddin vilayetinde bulunan Irak’ın en büyük askeri hava üssü “Beled Hava Üssü”ne de 15 Haziran’da havan toplu saldırı düzenlenmişti.

Bağdat’ın merkezinde yer alan ABD Büyükelçiliği yakınındaki bir eve de geçen cuma akşamı bir katyuşa roketi atıldığı bildirilmişti.

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği yakınlarına 20 Mayıs’ta da yine kaytuşalarla saldırı gerçekleştirilmişti.

Continue Reading

Güncel

FEDA: Zilan festivaline güçlü katılalım

AleviNet

Published

on

FEDA açıklamasında şunları belirtti: “Tekçi na haq zihniyetin iktidar aracı olarak geliştirdiği ve canı candan ayırarak erkek cinsini adeta iktidara dönüştüren, egemen, sömürü ve soygun düzeninde, sanki doğal ve sıradan bir durummuş gibi yaşamın tüm alanlarında başta kadın olmak üzere inançlara, kimliklere karşı yapılan baskılar, taciz, tecavüzler, kendisinden olmayan/ biat etmeyen ve özgür eşit bir yaşam uğruna direnen, zindanlarda rehin alınan tutsak olan kadınlara yönelik uygulanan her türlü insanlık dışı uygulamalar, insan olma özünü ve erdemini kaybetmiş, kendinde kadına karşı her tür insanlık dışı muamelede bulunma hakkı bulan politikalar her geçen gün artmaktadır. Bu şartları hazırlayan ve bunlara seyirci kalan zihniyetlerin varlıkları devam ettikçe, kadının ve dolayısıyla toplumların özgürlük mücadelesi devam edecektir. Tıpkı; Mirabal kardeşler gibi, Dersimli Bese, Zarife, Sema, Sakine ve Zilan’lar gibi….

Her yıl kadınların direniş ve özgürlük ruhuna denk bir şekilde düzenlenen Zilan Kadın Festivali’nin bu yıl 15’incisi 22 Haziran Cumartesi günü özgürlüğe olan coşkumuzla gerçekleşecek.

Zarife’lerden, Bese’lere, katliam ve zulme karşı uçurumlardan bedenlerini ölüme yatıran, ateşlerle sınanarak birer bedelgâh olan ana kadınlarımızdan aldığı direniş ruhunu kadın özgürlük mücadelesinde her zaman direnişin, mücadelenin adı olarak yaşatan Zilan, kendisinde yarattığı hakikat arayışını evrenselleşen kadın direniş çizgisiyle buluşturmuştur.

‘Yol kadındır’ diyen bir inancın, ‘Zulme karşı direniş haktır’ diyen bir toplumun fertleri olarak biz Alevi Kadınlar Birliği olarak bizler başta zulme boyun eğmeyen, mazlumdan yana tarafını koruyan Alevi kadınları olmak üzere ; Kürt kadınları ve dostlarını 22 Haziran Cumartesi günü Bismarckstraße 125 Leverkusen adresinde gerçekleşecek 15. Zilan Festivaline bekliyoruz.

Nasıl ki arı zehrini balında arındırmak için birleşiyorsa; zalimin zulmü de kadınlar özgürlük sevdasında birleştiğinde yok olacaktır.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI