SON DAKİKA

İranlı kadınların siyasette var olma savaşı

Bu haber 02 Mayıs 2017 - 22:04 'de eklendi ve 2 views kez görüntülendi.

DW: Dr. Mahbube Abbasgolizade, siz İran kadın hareketinin öncülerinden birisiniz. Dört yasama döneminden daha uzun süredir kadınların cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olabilmesine izin verilmesini talep ediyorsunuz. Buna karşın yetkili makamlar kadınların adaylığı konusunda herhangi bir engel olmadığını ve kadınların bu konuda ayrımcılığa uğramadığını ifade ediyor. Onlara göre başvuran kadınlar cumhurbaşkanlığı için gerekli yeterliliklere sahip olmadığı için seçilemiyorlar. Sizce bu sorunun kaynağı nedir?

Abbasgolizade: Sorun anayasadan kaynaklanıyor. Anayasada cumhurbaşkanlığı makamına gelecek kişinin kadın ya da erkek olmasına ilişkin bir açıklık yok. Anayasanın 115. maddesi cumhurbaşkanının siyasi „recal" arasından seçilmesini öngörüyor. „Recal" kelimesi Farsça'da „erkekler" anlamına geliyor. Fakat kelime aynı zamanda „şahsiyetler" anlamına da gelebilir.

Kelimenin açık bir şekilde „erkekler" anlamına geldiğini biliyoruz. Ve son 38 senedir, yani İslam Devrimi‘nden bu yana, cumhurbaşkanlığına adaylığını koymak isteyen her kadının başvurusu reddedildi. Biz bunu değiştirmek istiyoruz. Biz derken, çok farklı kesimlerden gelen tüm kadın hakları aktivistlerini kastediyorum, bu kelimenin anlamını değiştirmek istiyoruz.

DW: İslam Cumhuriyeti'nin anayasası şeriata yani İslam hukukuna dayanıyor. Ülkedeki kanunlar kadınların sesini yok sayıyor. Kadınlar hakkındaki tüm kararlar ya babaları ya da kocaları tarafından veriliyor. Bu açıdan Anayasa'nın 115. maddesinin önemi ne?

Abbasgolizade: Nasıl olsa İran'da kadınlara yönelik ayrımcılık içeren İslam hukuku uygulanıyor ya da İran'da herhangi demokratik bir temel yok diye kadınların eşitliğinden feragat edemeyiz. Kadınların politik yaşama katılımı için mücadele ediyoruz. Ve en üst makamlar dahil olmak üzere kadınların katılımının önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Fakat sadece istemenin yeterli olmadığının da bilincindeyiz.

Kadınların cumhurbaşkanı olabilmesi ya da politikada kadın kotası toplumsal yaşamda demokrasiyi garanti altına alamaz. Bu konuda Afrika ülkelerine, mesela Ruanda'ya bakabilirsiniz. Ruanda‘da dünyadaki en yüksek kadın kotası uygulanıyor. Fakat bu, Ruanda'nın demokratik bir ülke olduğu anlamına gelmez. Politik yaşamdaki toplumsal cinsiyet eşitliği demokrasi yolunda atılmış bir adımdır sadece.

DW: Neden daha gerçekçi amaçlar için mücade etmiyorsunuz? Mesela kadın ya da aile bakanlığı kurulması veya her hükümetin bazı bakanlıklara kadınları atamasının sağlanması gibi…

Abbasgolizade: Biz kurumsal bir değişiklik istiyoruz. Kökten bir değişiklik. Biz anayasanın değişmesini istiyoruz. Bu bizim haklarımızla ilgili bir konu, yoksa konu mevcut bazı hükümet makamlarının doldurulması değil. Bizim için mümkün olan şeylerin açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz. Aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti Anayasası‘nın kutsal bir metin olmadığına ve değiştirilebileceğine ilişkin bir sinyal de vermek istiyoruz.

DW: İran toplumu geleneksel bir toplum. Genel olarak konuşmak gerekirse, kadınlar nadir olarak karar verici pozisyonlara bulunuyorlar. Kadın bir cumhurbaşkanı adayı ülke için biraz fazla olmaz mı?

Abbasgolizade: Bizim stratejimiz değişim odaklı. Uzun vadeli bir mücadele veriyoruz ve taleplerimiz konusunda açık olmak zorundayız. Toplumu harekete geçirmek istiyoruz ki insanlar katılabilsin ve fikirlerini ifade edebilsinler. Cumhurbaşkanlığına aday olabilmek cinsiyetine bakılmaksızın her İran vatandaşının sahip olduğu bir hak olmalı. Şu anda sadece Şii mezhebinden olan kişiler bu hakka sahip. 

Biz toplumun sahip olduğu medeni haklar konusunda düşünmesini istiyoruz. Neden sadece kadınlar cumhurbaşkanlığı makamı için yetersiz görülüyor? Makam sahibi yetersiz erkeklerin bu ülkeye vermiş olduğu zararların boyutunu biliyor musunuz? Sadece eski cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı düşünmeniz yeterli. 2005 ile 2013 yılları arasında cumhurbaşkanı olduğu dönemde bu muhafazakar erkek, İsrail'e yönelik tehditleri ve nükleer programı sebebiyle batı ile sürekli gerginlik yaşanmasına neden oldu. Bu durum ülkenin hem ekonomik hem de politik izolasyonu ile sonuçlandı. Hiçbir kadın ondan daha kötüsünü yapamaz.

Mahbube Abbasgolizade, İranlı kadın aktivisti ve yönetmen. Eylemleri sebebiyle birçok defa gözaltına alındı. 2010'dan beri yurt dışında bulunan Abbosgholizadeh şu anda ABD'de yaşıyor. Kadın hakları konusunda yayın yapan Zanan TV'yi 2012 yılında kurdu.

© Deutsche Welle Türkçe

Söyleşi: Mitra Shodjaie