Connect with us

.

Kadın

‘Özgürlüğün kapısı aralandı’

AleviNet

Published

on

QSD’nin Tabka’da özgürleştirdiği alanlarda kadınlar, ‘artık renkli elbiselerini giymeye başladıklarını’ söylüyor. DAİŞ çetelerinin zulmünü anlatan kadınlar, ‘Birçok insanlık dışı katliamlara tanıklık ettik. Artık özgürlüğün kapısı aralandı’ diyor

Nazım Daştan /Rakka-dihaber

Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) DAİŞ çetelerine yönelik Rakka’da başlattığı operasyon kapmasında Tabka bölgesinde sona doğru yaklaşıldı. Tabka’da QSD savaşçıları tarafından DAİŞ çetelerinden kurtarılan kadınlar, DAİŞ’in vahşetini ve özgürlüğün sevincini anlattı.

Korku günleri bitti

QSD tarafından kurtarılan kadınlardan 6 kızı olan Fatima Abdullah, DAİŞ çetelerinin yaşattığı zulmü anlatırken, “Her gün bir kızımın kaçırılacağı korkusu ile yaşadım” diyor. Eşini Halep’te yaşanan bir bombardıman sonucu kaybettiğini dile getiren Fatima, “Kadına yaşamı yasaklayan bir anlayış, hiç kimseye bir şey veremez. Çocuklarımızı birer ölüm makinesine dönüştürmeye çalıştılar. Bunu kabul etmeyen gençler kentin en işlek yerlerinde ya kafaları kesiliyordu ya da çeşitli şekillerde infaz ediliyordu. En son kendilerine katılmadıkları için 17 genci kent merkezinde kurşuna dizdiler. Günlerce cenazeleri ortalıkta kaldı. Bu gençlerin çoğunu da QSD’ye karşı savaşmadıkları için öldürüldüler” diyor. QSD’nin gelmesi ile ‘aydınlık günler için bir fırsat yakaladıklarını’ ifade eden Fatima, yeniden yaşama döndüklerini ifade etti: “Özgürlüğün kapısı aralandı. Zulüm ve korku günleri bitti.”

Çok acı çektik, artık özgürüz

Emine Salih isimli Tabkalı kadın ise, iki oğlu ve eşinin kaçmak zorunda kaldığını anlatarak şu sözleri ifade ediyor: “Çok zulüm gördük, çok acı çektik. Özgürlük sevinci ile çok bir şeyi söyleyemiyorum. Onlardan dolayı hem eşim hem de çocuklarım sürgün oldular. Yıllardır onları göremiyoruz. Buradan onlara sesleniyorum. Artık özgürüz. Çetelerden kurtulduk. Şimdi buradan size selam bile gönderiyoruz. Bir an önce gelin.”

‘Şimdi renkli elbiseler giyiyoruz’

QSD’nin gelmesi ile birlikte artık renkli elbiselerini giymeye başladıklarını söyleyen Esma Mihemed de, DAİŞ çetelerinin okulları kapattığını ve çocukları camilerde çete üyesi olarak yetiştirdiğini söylüyor. Zorunda kalmadıkça dışarı çıkmadıklarını ve dışarı çıkan bir sürü kadının ortadan kaybolduğunu anlatan Esma, sözlerine şöyle devam ediyor: “Biz bunu yaşamamak için evde hapis olmayı kabul ettik. Şu anda gördüğünüz gibi QSD geldikten sonra renkli elbiseler giymeye başladık. Cezalandırma uygulamalarını toplu bir şekilde yapıyorlardı. Bunu yapmadan önce kent içinde anonslar yapıyorlardı. Herkesin gitmesi zorunluydu. Gitmeyen de cezalandırılıyordu. Onun için anlatmak istemiyoruz ama birçok insanlık dışı katliamlara tanıklık ettik. Gözlerimizin önünde insanların kafalarını kesiyorlardı. Ve dünyaya da sanki bu bizim kültürümüzde varmış gibi meşru göstermeye çalışıyorlardı. Bu doğru değil. Biz böyle bir kültüre sahip değiliz.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

‘Kameralı Kadınlar’ Assos’ta buluştu

AleviNet

Published

on

WMC, uluslararası ilk senaryo atölyesini 27 Mayıs -2 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirdi. 5 kurgu, 2 belgesel ve 1 kurgu-belgesel (Mocumentary) olmak üzere, 8 yönetmen kadının projelerini ulusal ve uluslararası mentorların eğitiminde geliştirdikleri atölyede yönetmenler, Assos halkına da film gösterimleri yaptı. Euroimages ve EWA’da senaryo danışmanlığı yapmış olan Simona Nobile İtalya’dan, belgesel alanındaki danışmanlıkları ile bilinen Menna Laura Meijer ise Hollanda’dan atölyeye katıldılar. Türkiye’den ise pek çok projede senaryo doktoru olarak imzası bulunan, akademisyen Gülengül Altıntaş ile gerçekleştirdiği Film Forum’lar ve Film Lab Atölyeleri’ndeki deneyimleriyle yapımcı Zeynep Atakan ve Belgesel Film Yapımcısı Zeynep Merve Uygun bilgi ve deneyimlerini WMC Atölye katılımcıları ile paylaştılar.

Continue Reading

Kadın

İsviçreli kadınlar eşit ücret için greve gidiyor

AleviNet

Published

on

İsviçre’de kadınlar aynı işte çalıştıkları erkeklerle eşit maaş almak talebiyle Cuma günü ülke genelinde etkinlik ve protesto gösterileri düzenleyecek. Gösterilere eşit işe eşit ücret isteyen on binlerce kadının katılması bekleniyor.

Organizatörler kadınlara destek ve katılım için farklı seçenekler sunuluyor. Bunlar arasında iş bırakmak, mesai sırasında daha uzun molalar vermek, evde bir günlüğüne yemek pişirmemek ve temizlik yapmamak, pencerelerine bayrak veya süpürge asmak gibi seçenekler bulunuyor. Çalışanlar protestolar kapsamında Cuma günü işyerlerinde saat 11.00’de kendi belirleyecekleri bir eylemle protestolarını ortaya koymaya ve 15.30’da ise iş bırakarak gösterilere katılmaya davet ediliyor.

Birçok kentte protesto yürüyüşleri planlanırken, başkent Bern’deki parlamento binasının önünde yerel saatle 18.30’da büyük bir gösteri düzenlenecek. Bazı firmalar protestolara destek için kadın çalışanların işten erken çıkacaklarını duyurdu. Ülkenin batısında ise öğretmenler arasında gösteriye katılacağını bildirenlerin sayısının fazlalığı nedeniyle, derslerin iptal olma olasılığı gündeme geldi.

KADINLAR NE İSTİYOR?

Protestolara katılan kadın emekçiler, erkeklerle eşit iş için eşit maaş almayı, iş ve aile hayatı için denge sağlanmasını ve daha iyi emeklilik koşulları talep ediyor. İşçi sendikalarının talepleri arasında ise çalışma saatleriyle ilgili daha iyi çözümler bulunması var.

İsveç’te bu emekçi kadınların eşit ücret için ilk başkaldırısı değil. 1991 yılında düzenlenen gösterilere yüz binlerce kadının katıldığı kayıtlara geçmişti.

Kaynak: DW Türkçe

Continue Reading

Kadın

İsviçre’de kadın grevi: Kadını değil, toplumu değiştirin!

AleviNet

Published

on

İsviçre’de “eşit haklar” talebiyle ilk defa 14 Haziran 1991 yılında ulusal greve giden ülkenin kadınları, 28 yıl aradan sonra, yarın ikinci kez ulusal greve gidiyor. Ülkenin önde gelen sendikaları ve kadın örgütleri öncülüğünde gerçekleştirilecek olan ulusal greve, çok sayıda siyasi parti, sivil toplum kuruluşu desteğini açıktan ilan etmiş durumda.

Federal bir sistemle yönetilen ve inşa ettiği demokratik sistemle örnek gösterilecek bir ülke konumunda olan İsviçre’de, kadınlar neden böyle bir ulusal greve gidiyor? Tarihsel olarak kadınların mücadelesi ve elde ettiği haklar neler? Yarın gerçekleştirilecek ulusal grevin temel amacı ne?

Aylardan beridir hazırlıkları yapılan ulusal kadın grevi, ülkenin gündemine oturmuş durumda. Sokakları ve evlerinin pencere ve balkonlarını mor renkli bayraklarla donatan İsviçreli kadınlar, grev kapsamında yarın iş bırakarak birçok kentte alanlarda olacak. Milyonu aşkın kadının katılması beklenen ulusal greve karşı bazı işverenlerin tepkisi de dikkat çekiyor.

OY KULLANMA HAKKI 1971’DE ELDE EDİLİR

1848 Federal Anayasa ile birlikte federal sistemi garanti altına alınan ülkede kadınlar, ilk defa uzun mücadeleler sonucunda ulusal düzeyde 1971 yılında oy kullanma hakkını elde ederler.

Kadın ve erkek arasındaki eşitlik, ilk defa 1981 yılında anayasal olarak kabul edilse de eşit fırsatlar yasasının yürürlüğe girmesi ve kısıtlı olsa da pratikte karşılık bulması, yarım milyonun katılımıyla 14 Haziran 1991 yılında gerçekleşen ulusal kadın grevinin ardından 1 Temmuz 1996 yılında gerçekleşir.

Anayasal olarak kadın-erkek eşitliği garanti altına alınmış olsa da ülkenin kadınları, birçok temel haklarını hala elde etmiş değil. Uzun yıllardan beridir ortaya koydukları mücadele sonucunda, örneğin, kürtaj hakkını 2002, 14 haftalık ücretli doğum izin hakkını 2005’te elde eden kadınlar, bugün hala birçok alanda ayrımcı ve eşitsiz uygulamalarla karşı karşıya. Kadın-erkek arasındaki eşitsiz uygulamaların başını, bugün ücret eşitsizliği çekiyor. Federal İstatistik Ofisi verilerine göre, aynı koşullarda çalışmasına rağmen bir kadın, bir erkeğe göre yüzde 12 daha az kazanıyor. Kadın örgütlerine göre ise bu oran yüzde 20’lerde aynı zamanda ülkede hala 280 bin kadın çalışanın maaşı asgari düzeyin yani 4 bin Frank’tan veya saatte kazandığı para 22 Frank’tan daha az. Yine birçok sivil toplum kuruluşunun raporlarına göre kadınlar gelen olarak düşük ücretli veya kötü şartları olan işlerde çalışıyor.

BİRÇOK ALANDA ŞİDDETE MARUZ KALINIYOR

Öte yandan, İsviçre’de aile içi şiddet ve kadına yönelik cinsel saldırı önemli bir sorun teşkil ediyor. İsviçre Federal Cinsiyet Eşitliği Ofisi (BFEG) verilerine göre, kadınlar ciddi bir şekilde hem aile içi şiddete hem de işyerlerinde bir saldırıya maruz kalıyor. BFEG’nin 2018 raporuna göre, her gün aralarında çocuklarının da olduğu 11 kadın cinsel saldırıya maruz kalıyor. Yine aile içi şiddet her iki hafta da bir can alıyor. Yine yılda 27 bin çocuk ve genç aile içi şiddetin mağduriyetini yaşıyor.

EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET

Kadın-erkek arasındaki ücret eşitsizliği gerçekleşecek ulusal kadın grevinin temel argümanı olsa da kadınlar, “Daha fazla saygı, daha fazla zaman ve daha fazla maaş” sloganıyla iş bırakarak alanlara çıkacak. Kadınları greve götüren bir diğer önemli nokta ise, kadınların cinsiyetinden kaynaklı birçok alandan dışlanması, ayrımcılığa ve şiddete maruz kalması.

KADINI DEĞİL TOPLUMU DEĞİŞTİRİN!

Ulusal kadın grevinin öncülüğünü yapan sendikalar ve kadın örgütleri, iş dünyasındaki eşitsiz uygulamaların yanı sıra, kadınların işyerlerinde, evde, sokakta cinsel saldırıya, ayrımcılığa maruz kaldıklarına dikkat çekerek, bu anlayışın değişmesini istiyor. Herkes için eşit hakları garanti eden bir toplumda özgür yaşama hakkına sahip olmayı talep kadın örgütleri, yükselen neoliberal politikalar ve kapitalist ekonominin başta kadınlar olmak üzere insan emeğini hiçleştirdiğine dikkat çekiyor.

“Kadını değil, toplumu değiştirin” diyen kadın örgütleri, devamla şunu ekliyor: “Paranın merkeze konulduğu bir toplumda eşitliğin inşa edilemez. Önemli olan, insana ve kadına saygı duyulan bir toplumun yaratılmalıdır.”

 “Greve gidiyoruz çünkü;” diyerek manifestolarını açıklayan kadınların temel taleplerinden bazıları şu şekilde:

“Geve gidiyoruz çünkü;

İş dünyasında ücret eşitsizliği ve ayrımcılıktan bıktık.

Saygınlıkla yaşamamıza imkân tanıyan bir gelir istiyoruz.

Bizler ev emeğimizin iş olarak tanınmasını ve bunun paylaşılmasını istiyoruz.

Ev işlerimiz göz önüne alınarak kadın olmamızdan kaynaklı çalışma süremizin düşürülmesini istiyoruz.

Çocuk eğitimi ve bakımı sadece kadınla sınırlı değil, kolektif bir çalışma olmasını istiyoruz.

Bizler cinsiyet ve cinsellik konusundaki seçimlerimize özgürce karar vermeyi talep ediyoruz.

Bir kadın olarak seçimlerimizde saygı görmeyi ve özgür olmayı talep ediyoruz.

Cinsiyetçi, homofobik, transfobik şiddeti reddediyoruz.

İltica hakkı temel bir haktır, yaşamlarımız tehlikedeyken geri gönderilmeyi reddediyoruz.

Medyada, eğitim sistemi ve birçok alanda eril dilin kullanılmasına son verilmesini talep ediyoruz.

Okullarda cinsel eşitlik, cinsellik ve kadın bedeni üzerine farklı konularda dersler verilmesini istiyoruz.

Kapitalist kârın değil, insanların ortak çıkarlarına hizmet ettiği bir toplum istiyoruz.

Kadının görünmez kılındığı ve ataerkil sistem üzerine kurulan bütün kurumların yapısının değiştirilmesini istiyoruz.

Dünya kadınlarının mücadelesi ile dayanışma içerisinde olmak istiyoruz.

Irkçılığın, cinsiyetçiliğin, homofobi ve transfobinin olmadığı dayanışma içerisinde yaşayan bir toplum istiyoruz.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI