Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

ABF’den Bülent Kaya: İnsanlık ölüyor, bu çığlığa kulak verin

AleviNet

Published

on

KHK ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattıkları açlık grevi eylemi 64. gününde. Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenlerinden PSAKD yönetimi ve üyeleri akademisyenlere destek amacıyla yarın bir günlük açlık grevine girecek. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya yapılacak olan destek eylemine ilişkin PİRHA’ya konuştu. 

Kanun Hükmünde Kararname ile görevlerinden ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattıkları açlık grevi eylemi 64. gününde. Pir Sultan Abdal kültür Derneği tüm şubeleriyle birlikte akademisyenlere destek amacıyla yarın bir günlük açlık grevine başlayacaklar. Saat 18:00’de başlayacak olan bir günlük açlık grevi Cumartesi 18:00’de sona erecek.

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, yapılacak bir günlük destek eylemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kaya KHK ile kamu çalışanlarının açlığa ve sefalete mahkum edildiklerini belirtti.

“AÇLIĞA VE SEFALETE MAHKUM EDİLİYORLAR”

KHK ile muhalif olan, demokrasiden yana olan ve hak ve özgürlükler mücadelesi veren kamu çalışanlarının teker teker açığa alınarak açlığa ve sefalete mahkum edildiklerini ifade eden Kaya şunları belirtti:

“Bunlar ülkenin geleceği için, demokrasinin güçlenmesi için, bir arada yaşama zeminin güçlendirmek için kamu adına kamu hizmetlerini daha nitelikli sunmak için mücadele eden büro emekçileri, sağlık emekçileri, eğitim ve bilim emekçileriydiler. Tüm dertleri bulundukları yerden halklarına daha nitelikli, daha çabuk hizmet sunmaktı.”

“LÜTFEN BU ÇIĞLIĞI DUYUN”

Akademisyenlerin, öğretmenlerin tek dertlerinin demokratik bir toplum ve demokratik bir devlet yaratmak olduğunu vurgulayan Kaya “Çalmadılar, çırpmadılar, yetim hakkı yemediler ve bu nedenden dolayı işlerinden de el çektirildiler” dedi. Akademisyenlerin bu zulme boyun eğmeyeceklerini ve kamuoyu vicdanında hareketlilik yaratmak için direndiklerini söyleyen Kaya, kamuoyuna şöyle seslendi:

“Lütfen bu çığlığı duyunuz. Artık hayatları sıkıntılı bir sürece girmiştir. Lütfen AKP’nin KHK’lerle Türkiye’yi yönetmesine, demokrasi güçlerinin tasfiye edilmesine karşı bir duruş sergileyiniz.”

“İNSANLIKTAN YANA TAVIR KOYALIM”

Alevi kurumları olarak bu çığlığa ses verdiklerini ifade eden Kaya 77 gündür Dersim’de oğlunun cenazesini almak için açlık grevinde olan Kemal Gün’ü de unutmadı. Kaya, Kemal Gün’ün Dersim’in dağlarında, Seyid Rıza’nın heykelinin önünde vicdanlara seslendiğini söyledi. “Bu çığlıklara ses vermek. Ne sağcı olmak, ne solcu olmak, ne CHP’li olmak, ne AKP’li olmak, ne HDP’li olmak değil vicdan sahibi olmak ve insan olmakla ilgili” diyen Kaya, “İnsanlık ölüyor, insanlıktan yana tavır koyalım” şeklinde konuştu.

“YAŞATMAYI ESAS ALIYORUZ”

Tüm dertlerinin bu ülkede farklılıklara rağmen bir arada yaşama iradesini güçlendirmek olduğuna dikkat çeken Bülent Kaya, Alevi kurumları olarak başta Kemal Gün, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça şahsında bedenini ölüme yatıranların yanında olduklarını ve yaşatmayı esas aldıklarını vurguladı. “İnancımız gereği de tüm canlıların yaşaması için elimizden gelen gayreti dayanışmayı yerine getireceğiz” diyen Kaya, tüm vicdan sahiplerini bu çığlığa ses vermeye davet etti.

PİRHA-Cebrail ARSLAN/ANKARA

 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Garbis Altınoğlu hayatını kaybetti

AleviNet

Published

on

Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden Garbis Altınoğlu geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu yaşamını yitirdi…

NTV’den Burak Cop’un 1 Eylül 2010’da yayınlanan söyleşisinde Altınoğlu, “Pek çok devrimcinin gördüğü işkenceleri, bir parça fazlasıyla ben de gördüm; Ermeni kökenli bir komünist olmam nedeniyle bu konuda da ayrıcalıklıydım” demişti.

Sinop Cezaevi’nde 1987 ve 1988 arasında, 7 ay boyunca yeraltındaki bir hücrede tek başına tutulduğunu anlatan Altınoğlu, şunları söylemişti:

“Ölmemeyi nasıl başardığımı ben de merak ediyorum. Yakalandığım sırada (31 Aralık 1981) meydana gelen boğuşmada polisin elinde patlayan tabancadan çıkan mermi beni öldürebilirdi. Bunu ‘sadece’ sağ gözümü yitirmek suretiyle atlattım. 2 Şubat 1984’de sevk edildiğimiz Antep E-Tipi Cezaevi girişinde tek tip elbise giymediğim için vahşice dövüldüm. Ardından ağır bir rahatsızlık geçirdim ve uzun süre bir şey yiyemedim. 2 Mart’ta helikopterle Çukurova Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılmasaydım, belki de ölebilirdim.”

GARBİS ALTINOĞLU KİMDİR?

1946’da Amasya’da doğdu. 1960’lı yıllarda sol düşünceyle tanıştı. Proleter Devrimci Aydınlık grubundan ayrılarak İbrahim Kaypakkaya ile birlikte TKP-ML, ardından MLKP örgütünün kurucuları arasında yer aldı. 12 Eylül döneminde çok ağır işkencelere uğradı.

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Federe Kürdistan Parlamentosu işgale karşı ‘tutum’ için toplandı

AleviNet

Published

on

İşgale ilişkin özel gündemli toplantı, saat 11.00’de başladı. Parlamentoda temsili bulunan bütün partilerin, Türk işgaline ilişkin değerlendirmelerde buluyor.

Parlamenterler özellikle Kürt ulusal birliğine dikkati çekerken, uluslararası güçlere Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı ortak savunma çağrısı yapıldı.

Parti sözcülerinin konuşmaları ardından parlamentonun Türkiye’ye karşı tutum belirlemesi bekleniyor.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Berlin: Harekâtın hukuka uygunluğundan şüpheliyiz

AleviNet

Published

on

Alman hükümeti, askeri harekâtın uluslararası hukuka uygunluğu konusunda şüpheleri olduğunu açıkladı. Hükümet Sözcüsü, Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarını askeri harekât gerekçesi olarak görmediklerini kaydetti.

Alman hükümeti, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtının uluslararası hukuka uygunluğu konusunda şüpheleri bulunduğunu açıkladı.

Berlin’deki olağan basın toplantısında konu ile ilgili soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü “Suriye’deki mevcut durumun orada bulunan Kürt gruplara yönelik askeri müdahaleyi uluslararası hukuk çerçevesinde meşrulaştırdığı görüşünde değiliz” dedi. Türkiye’nin “Gereken ve orantılı bir çerçevede” hareket etmesi gerektiğine işaret eden sözcü, sivillerin hayatının korunmasının ve insani açıdan uluslararası hukuka uymanın şart olduğuna vurgu yaptı.

Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtı teröre karşı mücadele olarak gören Türkiye, bu harekâtın uluslararası hukuk çerçevesinde haklı gerekçelerle düzenlendiğini savunuyor.

Güvenlik kaygısı askeri harekât için gerekçe değil

Türkiye’nin askeri harekât ile gerekçelerine atıfta bulunan Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert de sıklıkla terör ile tehdit edilen Türkiye’nin güvenlik kaygılarının “haklı” olduğunu, ancak bunu “Şimdi başlatılan askeri harekât için bir gerekçe” olarak görmediklerini vurguladı. Bu konuda Türkiye ile Almanya arasında “görüş ayrılığı” bulunduğunu belirten Seibert, bu çerçevede Türkiye’ye derhal harekâta son verilmesi çağrısı yapıldığını sözlerine ekledi.

“Bölgede istikrarsızlığın artmasının, yeni sığınmacı akınlarının oluşmasının, bölgede yaşayanların insani durumun daha da kötüleşmesinin” güvenlik kaygılarını azaltmayacağı görüşünde olduklarına işaret eden Seibert, bu askeri harekâtın bölgede yaşayan halkın büyük bölümünün yerinden olması ve bölgedeki istikrarsızlığı artması tehdidi yarattığını ifade etti. Seibert, harekâtın IŞİD’in yeniden güçlenmesine de yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

ABD’nin birlikleri çekmesine karşı

Alman hükümet Sözcüsü Seibert, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde konuşlu askerlerini çekmesine Almanya’nın karşı olduğuna da işaret etti.  Türkiye’nin askeri harekâtı dolayısıyla Avrupa Birliği içindeki müttefikleri ve ABD hükümeti ile temasta olduklarını ifade eden Seibert, Washington ile yapılan görüşmelerde “ABD’nin taahhütlerine bağlı kalması” beklentisinin iletildiğini kaydetti. Seibert, ABD hükümetinin talebine rağmen, Almanya’nın Suriye’ye asker göndermeyi düşünmediğini de sözlerine ekledi.

Silah ambargosu çağrısı 

Öte yandan Berlin’de Türkiye’ye karşı silah ambargosu uygulanmasına ilişkin tartışmalar da devam ediyor. Koalisyon ortağı Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) dış politika uzmanı Norbert Röttgen, Türkiye’ye yönelik kapsamlı bir silah ambargosu uygulanması çağrısında bulundu. Röttgen, sadece yeni silah satışı izni verilmemesi değil, Türkiye’ye silah sevkiyatının tamamen durdurulmasından yana olduğunu vurguladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Cumartesi günü yaptığı açıklamada Türkiye’ye silah satışı için yeni izin verilmeyeceğini duyurmuştu. İzni daha önce verilen silahların sevkiyatı konusunda ise bir karar alınmamıştı. Almanya’da ülke dışına silah satışı hükümetin onayına bağlı. Almanya, daha önce hem silah satışı izinlerini hem de sevkiyatı durdurmaya yönelik kapsamlı bir silah ambargosunu Suudi gazeteci Cemal Kaşıkcı’nın öldürülmesinden sonra Suudi Arabistan’a karşı uygulamıştı.

AFP,dpa,Reuters/JD,HS

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI