Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Hakim,‘Türkiye’yi değil Zarrab’ı koruyacağız’ belgesi istedi

AleviNet

Published

on

ABD’de tutuklu bulunan İran asıllı İş Adamı Rıza Sarraf hakkındaki davanın hakimi, davanın çözüm yerinin siyasi makamlar değil mahkeme salonu olduğunu ve mesleki kariyerinde ilk kez böyle bir dava ile karşılaştığını söyledi. Duruşmayı izleyen New York Barosu Avukatı Cahit Akbulut, Hakim Berman’ın avukatlardan, ‘Türkiye’nin ya da ABD’nin değil müvekkilleri Sarraf'ın çıkarlarını koruyacakları’ yönünde yazılı belge vermelerini istediğini aktardı.

SARRAF BİR KEZ DAHA HAKİM KARŞISINDA

Sputnik’in haberine göre, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları delme, bankacılık sahteciliği ve kara para aklama suçlamaları ile bir yılı aşkın süredir tutuklu olarak yargılanan İran asıllı Türkiye vatandaşı İş Adamı Reza Sarraf, önceki gün bir kez daha hakim karşısına çıktı.

Duruşmanın ana gündem maddesi yine Sarraf'ın savunma ekibine kattığı New York Eski Belediye Başkanı Rudolph Giuliani ve Eski ABD Adalet Bakanı Michael Mukasey oldu.

Davanın Hakimi Richard Berman, Giuliani ve Mukasey’in, davada adı geçen bazı bankaların avukatlığını da üstlenmesi ve iki ismin ortağı olduğu hukuk firması Greenberg Trauri’nin ABD’de Türkiye adına lobicilik faaliyeti yapmak için Türk hükümetine ücret karşılığı hizmet vermesinin çıkar çatışması yaratıp yaratmadığını sorguladı.

ERDOĞAN’LA GÖRÜŞME GÜNDEME GELDİ

Sık sık Türkiye’nin adının geçtiği duruşmada, Giuliani ve Mukasey’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da gerçekleştirdikleri gizli görüşme de gündeme geldi. Savunmadan, Giuliani ve Mukasey’in davadaki işlevleri konusunda aydınlatıcı açıklama isteyen Berman, Sarraf davasının çözüm yerinin siyasi makamlar değil mahkeme salonu olduğunu ve mesleki kariyerinde ilk kez böyle bir dava ile karşılaştığını söyledi.

Bu arada Sarraf'ın aile avukatının duruşmadan sonra Sarraf'a resmi bir evrak imzalattığı görüldü.

New York Barosu Avukatı Cahit Akbulut da duruşma sonrasında Amerika’nın Sesi’ne yaptığı değerlendirmede, “Bugün çıkar çatışması duruşmasının devamı yapıldı. Daha önceki sorular tekrar soruldu. Ancak geçtiğimiz duruşma ve bugünkü duruşmada Hakim Berman’ın, savunmanın verdiği cevaplardan yeterince tatmin olmadığını görüyoruz” dedi.

‘TÜRKİYE’Yİ DEĞİL SARRAFI KORUYUN’

Berman’ın burada verilen sözlerin yeterli olmadığına inanarak savunmadan Giuliani ve Mukasey’in bu dava sürecinde Türkiye Cumhuriyeti veya ABD’nin çıkarları yerine müvekkilleri Sarraf'ın çıkarlarını koruyacaklarına dair yazılı bir belge istediğini belirten Akbulut, şöyle konuştu:

“Hakimin kafası karışık. Henüz karar verme noktasına gelmedi. Tekrar yeni bir duruşma yapılmasını istedi. Hakim Berman, Giuliani ve Mukasey’in bu davada olmalarını hâlâ menfaat çatışması olarak görüyor. Burada hükümetler arası bir menfaat çatışması var ve Reza Sarraf üzerinden iki ülke anlaşma yapmak istiyor görüşünde.

Bir ülkenin cumhurbaşkanıyla konuştuysanız masada neler konuşulduğunu bilmek isteriz düşüncesinde. Burada iki ülkenin menfaat çatışması varken Sarraf'ın haklarının korunamayacağı görüşünde. ‘Amerika veya Türkiye arasında siyasi çözüm ararken Sarraf'ın haklarını da ihlal etmeyin’ diyor açıkçası. Masada konuşulanları da bilmek istiyor. Erdoğan ile masada yapılan konuşmaları ve belgelerin 18 Mayıs’a kadar açıklanmasını istiyor. Hakim siyasetin mahkemeye hiç bulaşmaması görüşünde”

birgün

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Serêkaniyê’ye saldırılarda 22’si çocuk 235 sivil şehit düştü

AleviNet

Published

on

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sağlık Komitesi Eşbaşkanı Ciwan Mustafa ve Cizre Bölgesi Sosyal Yardım Komitesi Xalid İbrahim tarafından, işgalci Türk devletinin saldırılarına ilişkin basın toplantısı düzenlendi.

“İşgalci Türk ordusunun Serêkaniyê’deki sağlık merkezlerini hedef alması sonucu bu merkezler hizmet dışı kaldı” diyen Ciwan Mustafa şöyle konuştu:

“5 gündür kuşatma altında bulunan Serêkaniyê kenti tamamen kuşatılmış durumda. Kentteki hastanede onlarca yaralı bulunmakla beraber enkaz altlarında çok sayıda şehit cenazesi bulunmaktadır.

Kentte 22’si çocuk olmak üzere 235 sivil şehit düşmüş, 677 sivil de yaralanmıştır.”

Xalid İbrahim ise basın toplantısında şunları söyledi: “İnsani bir krizle yüz yüzeyiz. Sınır üzerindeki köylerde, 300 bin kişi halen evlerinde bulunuyor. Hesekê kentinde bulunan 42 okul binasında siviller bulunmaktadır.

9 Ekim tarihinde Serêkaniyê’deki Elok su istasyonunun işgalci Türk ordusu ve çeteleri tarafından bombalanması sonucu Hesekê kentinin suyu kesilmiştir.”

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Türkiye’nin Suriye harekatı Köln’de protesto edildi

AleviNet

Published

on

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonu Almanya’nın Köln kentinde Kürt gruplar tarafından protesto edildi.

“Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki saldırı savaşına karşı – Rojava ile dayanışma” sloganıyla düzenlenen gösteri Ebertplatz’da başladı. Göstericilerin “Türkiye’nin saldırı savaşını durdurun” ve “Alman hükümetinin Türkiye ile askeri işbirliğine son verilsin” yazılı pankartlar ve YPG flamaları taşıdığı görüldü.

Gösteriye sol grupların yanı sıra meclisteki muhalefet partilerinden Sol Parti de destek veriyor.

Gösteri öncesinde Köln’de güvenlik amacıyla helikopterler, TOMALAR ve binlerce polis memuru görevlendirildi. Polis Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada gösteri öncesinde Köln ana tren istasyonunda birçok kişinin arandığını ancak kimsenin gözaltına alınmadığını söyledi.

Güvenlik güçleri gösteriye 20 bin kişinin katılmasını bekliyor. 

dpa, epd / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Sol Parti: Türkiye’ye tüm silah ihracatları durdurulsun

AleviNet

Published

on

Sol Parti Eşbaşkanı Bernd Riexinger Hamburg’da yaptığı açıklamada Türkiye’ye tüm silah ihracatlarının durdurulmasını istedi. Partisinin eyalet kongresinde konuşan Riexinger “Türkiye’ye tüm silah ihracatları derhal durdurulmalı, verilmiş izinler de geri çekilmeli” dedi. Sol Parti lideri, “Kürtlere karşı savaşı durdurmak sorumluluğumuzdur” diye konuştu. Riexinger partisinin bugün birçok kentte “Suriye’deki kirli ve uluslararası hukuka aykırı” savaşa karşı “Kürt dostlarıyla” birlikte gösteriler düzenlediğini söyledi.

Silah ihracatının askıya alınması eski izinleri kapsamıyor

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçen hafta Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda YPG milislerine karşı düzenlenen askeri operasyonda kullanabileceği silah ve teçhizatın satışına izin verilmeyeceğini duyurmuştu. Ancak diğer silahlar ve daha önce onaylanan satışlar bu karardan etkilenmiyor. Bu sebepten dolayı Almanya’dan Türkiye‘ye, senenin sonuna dek silah gönderilmeye devam edilebilecek. Durumun böyle olduğu Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich’in verdiği soru önergesine hükümetin verdiği yanıta da yansıdı. Liebich konuyla ilgili yaptığı açıklamada Almanya Başbakanı Angela Merkel’in kamuoyunu yanılttığını söyledi.

Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich

Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich

Liebich “Uluslararası hukukun açık bir şekilde ihlal edilmiş olmasına rağmen silah teslimatlarının sürmesi bir rezalettir. Suriye’nin kuzeyindeki ölü ve yaralılar konusunda Almanya kendini suçlu konumuna sokmuştur” diye konuştu.

Almanya Türkiye’ye geçen yıl da 242 milyon 800 bin euro değerinde silah satmış, bu da Almanya’nın toplam 770,8 milyon euro tutarındaki yıllık silah ihracatının yaklaşık üçte birine tekabül etmişti.

CDU’dan da sesler yükseliyor

Almanya’da konuyla ilgili bir açıklama da koalisyonun büyük ortağı Hrıstiyan Demokrat Birlik (CDU) partili siyasetçi Christian Baldauf’tan geldi. CDU Rheinland-Pfalz Eyalet Başkan Yardımcısı Baldauf Türkiye’ye yönelik ihracatlar için hükümetin verdiği “Hermes kefaletlerini” kaldırması gerektiğini söyledi.

“Hermes kefaleti” Alman ihracat firmalarına ve kredi şirketlerine yabancı müşterilerin ödeme yapmaması halinde hükümetin vermeyi taahhüt ettiği güvenceye deniyor. Daha önce Yeşiller, Hür Demokrat Parti ve Sol Parti’den de Hermes güvencelerinin kaldırılması istenmişti. 2018 yılında Almanya’nın hazinesinden en çok güvence, Rusya’nın ardından Türkiye’ye ihracat yapan firmalara tanınmıştı. Alman hükümeti 2018 yılından bu yana Türkiye’ye yapılan ihracatlara 2 milyar 600 milyon euroluk Hermes kefaleti vermeyi üstlendi.

CDU’lu Baldauf ayrıca Volkswagen’ın Manisa’da açmayı planladığı yeni fabrikasını Türkiye’nin Suriye operasyonu üzerine “incelemeye almasını memnuniyetle karşıladığını” söyledi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı değerlerini ayaklar altına aldığını söyleyen Baldauf Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yapılan hangi desteklerin kaldırılabileceğini gündemine alması gerektiğini söyledi. CDU’lu siyasetçi “Bu tarzda hareket eden bir devletin Avrupa ve dolayısıyla Almanya hazinelerinden para alması kabul edilemez” diye konuştu.

DW, dpa / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI