Connect with us

Haberler

Gülmen ve Özakça: Açlık grevi bir çığlıktır

Published

on

İşlerine dönme talebiyle açlık grevinin 66’ncı gününe giren Nuriye Gülmen ve Semih Öakça’ya destekler artarak sürüyor. Ziyaretçilerine seslenen Gülmen, “Açlık grevi bir çığlıktır. İnsanların kendine katmaya çağıran bir çığlık. Ondan sonra açlık bir tiyatrodur” dedi.

KHK ile atılan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işe dönme talebiyle başladıkları açlık grevi 66’ncı gününe girerken, destekler de artarak sürüyor. Gülmen ve Özakça, tekerlekli sandalye geldikleri Yüksel Caddesi’nde ziyaretçiler tarafından sloganlarla karşılandı. Açlık grevine yüzlerce kişi İnsan Hakları Anıtı önünde destek açıklamasında buluştu. Gece saatlerinde polislerin el koyduğu çiçeklerin yerine ziyaretçiler yeni çiçekler getirdi.

Kendilerini karşılayan kitleye hitaben konuşan Gülmen, “Açlık grevi bir çığlıktır. İnsanların kendisine katılmaya ve hareket geçirmeye çağırır. Ondan sonra açlık bir tiyatrodur” dedi.

Gülmen, iki gündür kendilerini destekleyenlerin gözaltına alındığını hatırlatarak, “Bu bizim irademizi sınaya dönük bir saldırı değil. Bizim irademizi defalarca sınandı. Biz bu alanda olacağımızı onlara da anlattık. Bu alana yapılan saldırıların sebebi destek ve dayanışmayı kırmak, insanların buraya gelmesini engellemektir. Ancak buradaki kalabalık onlara çok iyi bir cevap verdi. Açlık grevi taleplerimiz karşılanmadan buradaki dayanışmayı asla bitiremeyecekler” diye konuştu.

Gülmen, bu günlerde sürekli “açlık grevindesiniz ama ne olacak?” sorusuyla karşılaştıklarını söyledi. Bunun cevabının Yüksel Caddesi’nde olduğunu ifade eden Gülmen, şöyle devam etti: “Açlık grevimizin temel talebi işimize geri dönmek. Ama şunu söylüyoruz. Bize diyorlar ki ‘eriyorsunuz biz bunu görmek istemiyoruz.’ Dostlarımız üzülüyorlar bunu biliyoruz. Biz diyoruz ki; hiç bir tablo bedenimizin erimesi bile 150 bin kamu emekçisinin işten atıldığı ve tek sesin çıkmadığı bir ülke tablosundan daha iyidir.”

Gülmen, “Adaletsizliğe alışmayalım diye bugün açlık grevindeyiz. Daha yüksek sesle bir şeyler söylemek istediğimiz için açlık grevindeyiz. Tüm kamu emekçileri için açlık grevindeyiz. Bugün açlığı bizimle paylaşan herkes sadece bizimle değil tüm ihraç edilen emekçilerle paylaşıyorlar” ifadelerinde bulundu.

Konuşmaların ardından Gülmen ve Özakça, dinlenmek için alkışlar eşliğinde yeniden evlerine gönderildi.

BAROLAR BİRLİĞİ ALANA GELDİ

Ardından Türkiye Barolar Birliği’nden (TBB) çok sayıda avukat destek ziyaretinde bulundu. TBB adına yapılan açıklamada, açlık grevinin taleplerinin karşılanması gerektiğini belirtildi.

ESKİŞEHİR

KESK Eskişehir Şubeler Platformu da Gülmen ve Özakça’ya destek amacıyla Adalar bölgesinde basın açıklaması yaptı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı açıklamada konuşan Eğitim Sen Şube Başkanı Faik Alkan, “Eğitim Sen olarak, yaşamları kritik bir aşamada olan üyelerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile tüm kamu emekçileri işlerine iade edilene dek mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

DİYARBAKIR

KESK Diyarbakır Şubeler Platformu, ihraç edilen ve 66 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen Semih Özakça için Eğitim-Sen 1 Nolu Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Çok sayıda emekçinin katılırken, açıklamayı Eğitim-Sen 2 Nolu Şubesi Kadın Sekreteri Sevval Kaplan yaptı. KHK sürecinden bugüne üyeleri ile dayanışma içerisinde olduklarını söyleyerek, hukuksuz ihraç ve işten çıkarmalara karşı gerek ulusal gerek ise uluslar arası alanda emekçilerin taleplerini dile getirdiğini dile getiren Kaplan, hukuksuz biçimde ihraç edilen üyeleri Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın başlattığı açlık grevi eylemin kritik bir aşamaya geldiğini dile getirdi. Kaplan, sağlık yaşamlarından endişeli olduklarını yineleyerek, hükümetin acilen harekete geçmesi ve hukuksuz uygulamalara son vermesi çağrısında bulundu.

Açıklama alkışlarla son buldu.

DERSİM

Çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça Ankara’da başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık grevinin 66’ncı gününe girmesine ilişkin KESK Dersim Şubeler Platformu basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan SES Dersim Şubesi Eşbaşkanı Nurşat Yeşil, Türkiye siyasi tarihinin en karanlık sayfalarının hızla doldurulduğu dönemlerde temel yaklaşımlarının yaşamak ve yaşatmak üzerine olduğunu söyleyerek üyeleri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlıklarından ve yaşamlarından endişe ettiklerini belirtti.

‘TALEPLER DERHAL KARŞILANSIN

Yeşil, KHK’lar ile haklarında somut ve hukuki delil olmayan sendikalarına bağlı 3 bin 249 üyelerinin içinde olduğu 105 bin kamu emekçisinin bir gecede işsiz bırakıldığını ve en temel haklarının engellendiğini kaydetti. Yeşil, “Hükümet, üyelerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlıklı biçimde yaşamlarına devam edebilmeleri için acilen harekete geçmeli, üyelerimizin taleplerini karşılamalı, haksız e hukuksuz ihraç edilen tüm emekçileri görevlerine iade etmelidir. Aksi halde gelişebilecek tüm olumsuzluklardan hukuk dışılığı ve keyfiyeti OHAL ve KHK’lar yoluyla bir yönetim biçimi olarak hayata geçiren yaşamı ve yaşatmayı değil kendi siyasal amaçlarını önceleyen AKP iktidarı sorumlu olacaktır” diye konuştu.

SİİRT

Eğitim Sen Siirt Şubesi, işlerine dönmek için 66 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça ile dayanışma kapsamında şube binalarında basın toplantısı düzenledi. Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu üyesi İrfan Balık, bin 542’si üyeleri olmak üzere toplam 105 bin kamu emekçisinin KHK ile işsiz bırakıldığını söyledi. Balık, “Bilindiği üzere Türkiye siyasi tarihinin en karanlık sayfalarının hızla doldurulduğu dönemlerde dahi temel yaklaşımımız “yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” olmuştur. Bu nedenledir ki örgütlü gücümüz tüm sinir uçlarına kadar üyelerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlıklarından ve yaşamlarından endişe etmiş ve etmeye de devam etmektedir” dedi.
Açıklamanın ardından şube binasında saat 14.00-16.00 saatleri arasında oturma eylemi başlattı.

VAN

Eğitim Sen Van Şubesi, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça‘nın işe iade talebiyle başlattığı açlık grevinin 66’ıncı gününde KESK binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Eğitim Sen Van Şubesi Başkanı Bedri Yamaç, hukuksuz uygulamalar sebebiyle ihraç edilen kamu emekçilerinin aileleriyle birlikte zor koşullara mahkûm edildiğini ve çocuklarının ağır travmalarla karşı karşıya bırakıldığını dile getirerek, bugüne kadar 37 kişinin intihara sürüklendiğini hatırlattı.

Yamaç, “Türkiye siyasi tarihinin karanlık sayfalarının hızla doldurulduğu dönemlerde dahi temel yaklaşımımız ‘yaşamak ve yaşatmak istiyoruz’ oldu. Bu nedenledir ki örgütlü gücümüz tüm sinir uçlarına kadar üyelerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlıklarından ve yaşamlarından endişe etmiş ve etmeye de devam etmektedir” dedi.

Gülmen ve Özakça’nın sağlıklı bir biçimde yaşamlarına devam edebilmesi için acilen harekete geçilmesini isteyen Yamaç, “Üyelerimizin talepleri karşılamalı, haksız ve hukuksuz ihraç edilen tüm emekçiler görevlerine iade etmelidir” diye konuştu.

Açıklama ardından sendika üyeleri 1 saatlik oturma eylemi gerçekleştirdi.

URFA

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Urfa Şubeler Platformu da, Nuriye Gülmen ve Semin Özakça’ya destek vermek için Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde açıklama düzenledi. Emek ve Demokrasi Platformu’nun bileşenlerinin de destek verdiği açıklamada, “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz, OHAL ve KHK’lere hayır, haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm üyelerimizle işi ve geleceği için 66 gündür açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yanındayız” pankartı açıldı. Gülmen ile Özakça’nın fotoğrafları, “Sendikal kararlar suç değildir”, “Nuriye Gülmen, Semih Özakça yalnız değildir” dövizleri taşınırken, “Nuriye Gülmen yalnız değildir”, “Semih Özakça yalnız değildir”, “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları atıldı.

‘37 KİŞİ İNTİHARA SÜRÜKLENMİŞ’

Açıklamayı yapan KESK Dönem Sözcüsü Eylem Salar, 3 bin 249 üyelerinin de aralarında olduğu toplamda 105 bin kamu emekçisinin bir gecede işsiz bırakıldığını belirtti. Hukuksuz uygulamalarla ihraç edilen kamu emekçilerinin aileleri ile birlikte zor koşullara mahkum edildiğini söyleyen Salar, “Çocukları ağır travmalar ile karşı karşıya bırakılmış ve bu güne kadar 37 kişi intihara sürüklenmiştir. Bilindiği üzere Türkiye siyasi tarihinin en karanlık sayfalarının hızla doldurulduğu dönemlerde dahi temel yaklaşımımız ‘yaşamak ve yaşatmak istiyoruz’ olmuştur. Üyelerimiz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlıklarından ve yaşamlarından endişe ediyoruz. Hükümet, sağlıklı biçimde yaşamlarına devam edebilmeleri için gecikmeksizin derhal harekete geçmelidir” dedi.

Salar, başta Nuriye Gülmen ve Semih Özakça olmak üzere haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm emekçilerin görevlerinin iade edilmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: “Aksi taktirde gelişebilecek tüm olumsuzluklardan hukuk dışılığı ve keyfiyeti OHAL/KHK’ler yolu ile bir yönetim biçimi olarak hayata geçiren yaşamı ve yaşatmayı değil, kendi siyasal amaçlarını önceleyen AKP iktidarı sorumlu olacaktır.”

Açıklama bir saatlik oturma eylemiyle sona erdi.

MERSİN

KESK Mersin Şubeler Platformu ve Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 66 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek vermek amacıyla Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. “Duydunuz mu OHAL ve KHK Saldırılarına Karşı İşimi İstiyorum Diyerek 9 Mart’tan Beri Açlık Grevindeler”, “Selam Olsun İşi, Ekmeği Ve Onuru İçin Direnenlere” ve “Soma 301 Madenciyi Unutmayacağız” pankartları taşınan açıklamada, Soma’daki maden faciasında yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunuldu.
Açıklamayı yapan KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Canan Solak, 15 Temmuz darbe girişiminin iktidara karşı en küçük sesi bastırma aracına dönüştüğünü söyledi.

KESK olarak intikam duyguları ile ihraç listelerini hazırlayanların peşini bırakmayacaklarını dile getiren Solak, 66 gündür açlık grevinde işi ve ekmeği için direnen Özakça ve Gülmen’in başlattığı mücadelenin sonuna kadar yanında olacaklarını vurguladı.

KHK ile ihraç edilen barış imzacısı Mersin Üniversitesi Öğretim üyesi Çetin Veysal da, Türkiye coğrafyasının hiçbir şekilde baskı ve şiddete doymadığını belirterek, “Kendi seçtiğimiz iktidar tarafından milliyetçilik adı altında kendi gibi düşünmeyenlere ciddi baskılar uygulanıyor. Bu vatanı en çok savunanları vatan haini ilan ettiler, bu vatanda her türlü dalavereyi yapanlar ise vatansever ilan edildi. Öyle yağma yok bu vatanın asıl sahipleri bizleriz bizi işimizden ata bilirler ancak mücadelemizden alı koyamayacaklar” şeklinde konuştu.

Ardından KHK ile ihraç edilen diğer kamu emekçilerin yaptığı kısa konuşmaların ardından açıklama son buldu.

Haberler

Almanya’da çocuklara başörtüsü yasağı tartışması

Published

on

Avusturya Parlamentosu’nun dün aldığı ilköğretim öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı kararı Almanya’da tartışmalara yol açtı. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Almanya’da da ilköğretim öğrencisi çocuklara başörtüsü yasağı getirilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Küçük kızların başörtüsü takması saçmalık. Müslümanların çoğu da böyle düşünüyor. Ailelerle diyalog kurmaktan yasağa kadar, çocukları korumak için tüm önlemlerin düşünülmesi ve uygulanması gerekiyor” dedi.

Annette Widmann-Mauz

Annette Widmann-Mauz

Almanya’da hükümeti oluşturan koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden Avusturya Parlamentosu’nun kararına destek veren siyasetçiler var. Partinin aile politikaları uzmanı Leni Breymaier başörtüsü yasağını olumlu bulduğunu belirterek, “Bu bana göre dini olmaktan öte toplumsal bir sorun, bir eşitlik sorunu” ifadesini kullandı.

Weinberg’ten anayasal hak vurgusu

Koalisyonun büyük ortağı Hristiyah Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) aile politikaları sözcüsü Marcus Weinberg ise Avusturya örneğinde görülen tarzda bir başörtüsü yasağına mesafeli yaklaştı. Weinberg kız çocuklarına toptan bir yasak getirmenin, inancı gereği örtünmeye karar veren kızları mağdur edeceğini ve bunun da anayasada çerçevesi çizilen dini inancını özgürce yaşama hakkıyla ters düştüğünü belirtti.

Marcus Weinberg

Marcus Weinberg

Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Heinz-Peter Meidinger ise çocuklara aileleri tarafından başörtüsü takmaları için baskı yapıldığını dile getirerek, “Okulda başörtüsü takmak, daha çocuk yuvalarında ve ilkokulda görsel bir ayrım yarattığı için uyuma zarar vermektedir” dedi.

Lamya Kaddor

Lamya Kaddor

Yasak yerine ikna

İslam bilimci Lamya Kaddor ise yasak uygulamasının yanlış bir yol olduğunu savunarak, böyle bir adımın kutuplaştırıcı olduğunu ve çocuk üzerinde aile ile okul arasında seçim yapma baskısı getirdiğini dile getirdi. Kaddor, konunun çözülmesi için pedagojik yollarla ailelere ulaşılmasını ve bu buluşmalara cami derneklerinin de davet edilmesini tavsiye etti.

KNA / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Haberler

Ezidi kadınlar çocuklarının kabul edilmesini istiyor

Published

on

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla birlikte serbest kalan tutsaklar topraklarına, ülkelerine dönmeye başladı. Özgürlüğüne kavuşanların bir bölümünü de Ezidiler oluşturuyor. Irak’ın kuzeyinde dini bir azınlık olan Ezidiler, 2014 yılında IŞİD’in vahşi soykırımına hedef olmuş, binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırılarak tutsak alınmış köle yapılmış, cinsel şiddete maruz kalmıştı.

Ancak artık Suriye’nin kuzeyinde IŞİD esareti son bulmuş olsa da, özgürlüklerine kavuşan Ezidi kadınların bir bölümü Suriye’den ayrılıp, topraklarına dönemiyor. Soykırımın yol açtığı acıların hala canlı olduğu Ezidi toplumunun bir bölümü, IŞİD’lilerin tecavüzü sonucunda dünyaya gelen çocuklara, “soykırımcıların çocukları” gözüyle bakıyor, bu çocukları cemaatin içine almayı kabul etmiyor.

Irak’taki Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin IŞİD’in tutsaklığından kurtulanların yeniden cemaate kabul edileceğini açıklamış olması umutlara yol açmıştı. Fakat kararın duyurulması ile birlikte cemaat içinde başgösteren itirazlar konseye geri adım attırdı, Ezidi dini liderler aslında bu kararın IŞİD’lilerin tecavüzü sonucu dünyaya gelen çocukları değil, sadece anne ve babası Yezidi olan IŞİD tutsaklarını kapsadığını açıkladı.

Ezidi cemaatinde evlilikler ancak iki Ezidi arasında gerçekleştiği takdirde kabul ediliyor. Din değiştirerek Ezidi olmayı seçenlerle de evlenmek mümkün ancak din değişikliğinin de cemaatin onayı ile gerçekleşmiş olması koşulu var. Ezidiler soykırıma karşı bu şekilde karşı koyabileceklerine, ancak bu yolla kimliklerini koruyabileceklerine inanıyorlar.

Karar ailelere bırakılmalı

Ezidi insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, yayınladığı video mesajında dini liderlerin kararına ilişkin şu değerlendirmeyi aktardı:

“Karar verme hakkına sahip olanlar soykırımdan hayatta kalanlar ve aileleridir. Kimsenin onlarla ilgili kararlar almaya hakkı yok. Eğer çocuklarıyla birlikte Irak’a dönme kararı alırlar ise, cemaat olarak bunu kabul etmek, onlara iyi karşılamak ve akla gelebilecek her türlü desteği sunmak zorundayız.”

İki kez mağdur oluyorlar

“Bir anne olarak kadınların neler hissettiklerini anlayabiliyorum” diyen Ezidi aktivist ve eski Irak milletvekili Amina Said de çocukların kaderiyle ilgili kararların ailelere bırakılması gerektiğini söyledi. DW’ye konuşan Said, “Üyesi olduğum için Ezidi cemaatindeki tepkileri de anlıyorum. Ama bu insanlar mağdur. Eğer kapılarımızı onlara kapatırsak, şiddet kurbanlarını da cezalandırmış oluruz” diye konuştu.

Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin 2015 yılında, din değiştirerek Müslüman olmaya zorlanmış olan kadınların yeniden din değiştirerek Ezidi cemaatine geri kabüllerini sağlamaya dönük olumlu, yapıcı kararlar aldığını söyleyen Amina Said, “Ama şimdi yanlış bir karar aldılar. Eğer vakit ayırıp aileler, kadınlar ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileriyle konuşsalardı, bu kadınlar için bir çözüm bulunabilinirdi” dedi.

Video izle 04:41 Paylaş Kayıp Ezidilerin peşinde

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/33vMp

Kayıp Ezidilerin peşinde

Kimi Ezidi cemaati üyesine göre sözkonusu kadınların çocuklarıyla birlikte başka bir yerde yaşamaları, cemaat içinde dışlanmalarını önlemek için tek yol ve zaten çok büyük sıkıntıları göğüslemeye çalışan cemaatin korunması, bazı çocuk ve annelerinin çıkarlarından daha önemli.

Neden çocuklar kabul edilmiyor?

Yazda adlı yardım kuruluşunun direktörü Ahmed Burjus, bir zamanlar nüfuzu 500 bin olan Ezidiler için, soykırımdan sorumlu tuttukları kişilerin çocuklarını kabul etmenin çok acı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Burjus, Ezidi bir erkeğin kendisine karısıyla ilgili şu sözleri aktardığını söyledi: “Karımın dönmesini istiyorum. Ama Çeçenistan, Türkiye ya da Suudi Arabistan’dan bir adamın çocuğu ile gelmesini istemiyorum. Çünkü bu insanlar soykırımdan, talandan sorumlu, evlerimizi yıkıp yok ettiler, ailelerimizi öldürdüler. Şimdi de onun kızını ya da oğlunu evimize almak mı zorundayız.”

Burjus kimi çocukların, IŞİD nedeniyle büyük acılar yaşamış olanların intikam eylemlerinin kurbanı olabileceğine dikkat çekerken, Irak yasalarında, Müslüman anne ya da babadan olma bir çocuğun Müslüman olarak kaydedilmesi yönündeki tartışmalı maddenin de sorun yaratabileceğini söyledi.

Burjus, “kadın ve çocuklar saygıyı hak ediyor” demekle birlikte, bunun ancak bu çocukların Irak dışında bir yerde yerleştirilmesi ve hayatlarını orada sürdürmelerine imkan tanınmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor.

Video izle 11:55 Paylaş Ezidilerin parçalanan hayatları

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/317c7

Ezidilerin parçalanan hayatları

Kadınlar tercihe zorlanıyor

Kimi kadınlar Almanya’ya, Avrupa’nın farklı bölgelerine ve Avustralya’ya göç etti. Kimi kadınlar da bir yolunu bulup, fark edilmeksizin eski cemaatlerine döndü, bazıları hamile olduklarını gizledi, dünyaya getirdikleri çocukları, ailelerinin diğer fertlerine verdi.

London School of Economics Ortadoğu Merkezi uzmanı Zeynep Kaya, 3 bin 500 Ezidi kadından 200’ünün çocuklarıyla birlikte IŞİD tutsaklığından kaçabildiğinin tahmin edildiğine dikkat çekti. Ezidi kadınların çoğunluğunun cemaatlerine dönmek istediğini belirten Zeynep Kaya, “Ama bu durumda çocuklarından vazgeçmek zorundalar” diye konuştu.

Bunun Ezidi kadınlar için çok sancılı bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, kadınların çocuklarından vazgeçmek ve başka yerlere göç etmek arasında tercih yapmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekerek, “yaşadıklarına ilaveten bir de dışlanıyorlar, geri dönmek istedikleri cemaatlerine kabul edilmiyorlar” dedi.

Hänel, Lisa

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading

Haberler

Abdullah Gül’den YSK’nin kararına tepki: Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız

Published

on

Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.” dedi.

YSK değil AKP açıkladı: İstanbul seçimi iptal! Bir garip iptal gerekçesi: O sandıklarda 16 bin 253 AKP görevlisi vardı Dışişleri’nden “seçim” açıklaması Yeni seçim 23 Haziran’da… İptalden sonra ne olacak? AKP İstanbul İl Başkanı Şenocak’tan YSK’ye teşekkür CHP: Millet iradesine darbe yapanlara izin vermeyeceğiz Mansur Yavaş’tan Ekrem İmamoğlu açıklaması YSK kararı sonrası dolarda sert tırmanış Tunç Soyer’den İstanbul açıklaması: Hiçbir güç durdurumaz

Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım.
Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.

— Abdullah Gül (@cbabdullahgul) 7 Mayıs 2019

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI