Connect with us

Politika

Akademisyen Altıntaş: HDP, CHP’nin de meşruiyetinin güvencesidir

YÖK Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Altıntaş, “Artık cin şişeden çıkmıştır. Kürt siyasal hareketi baskı, yıldırma ve korkuyla tasfiye olmaz” dedi ve CHP’nin bu tasfiye içindeki payının “HDP’yi rakip görmesinden” kaynaklandığını söyledi.

Türkiye, kritik ve önemli gelişmeler yaşıyor. Bir yandan kuşkulu referandum sonuçları üzerinden inşa edilmeye çalışılan yeni siyasal sistem, öte yandan ağırlaşan ve kriz haline gelen sorunlar. Bütün bu gelişmelerin içinde bir de Kürtlere ve muhaliflere yönelik sistemleşen saldırılar. Türkiye’nin önemli entelektüellerinden biri olan ve yaratılan korku atmosferine rağmen Türkiye’nin vicdanı sayılan YÖK Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi, Eğitim Sen Temsilcisi Prof. Dr. Mustafa Altıntaş, Türkiye’deki sorunlar, HDP, AKP ve CHP’de yaşanan gelişmeler, Kürt siyasetine ve muhaliflere yönelik saldırılara ilişkin dihaber’in sorularını yanıtladı.

* Referandum tartışmalı bir şekilde kabul edildi. Tartışmalar sürüyor, ne dersiniz?

Türkiye, 12 Eylül 2010’dan bu yana gerçekte sürekli olarak bizzat iktidar tarafından gerçekleştirilen bir darbeler silsilesi yaşıyor. Referandumda hukuk güvencesinin ortadan kalkmaması için toplumun geniş kesimleri büyük emekler verdi. Fakat verilen bu emekler seçimin güvenliğini sağlamakla görevli olan YSK tarafından son anda, oylamaların nihayetin erdikten oyunun kurallarını bir kısım manipülasyonlara kapı aralamak amacıyla değiştirildi. Hukuk organı tarafından yapılan bu darbe Türkiye’nin yargısını değiştirdi.

* Yüksek Seçim Kurulu’nu (YSK) işaret ettiniz ama yargının başka kurumları da tartışılıyor?

Evet. Danıştay Başkanı kendisi hukukçu değildir, benim programından mezundur. Öğrencim olup olmadığını anımsamıyorum. Bu bir parti militanı gibi Erdoğan’ın da ötesine de geçerek bu referanduma meşruiyet kazandırmaya girişti. Danıştay Başkanının bu türden bir kimlik değişimine girmesi bile tek başına yapılan şaibeyi gösterir. Dürüst bir halk oylaması olsa, sanırım yüksek yargıçların bu türden bir savunuya girmesi gerek olmazdı. Bu bile hayırcıların kuşkularından haklı olduklarının kanıtıdır. OHAL koşullarında ve KHK desteği ile yapılan düzenlemeler darbenin aşamalarıdır. Bütün bunlara rağmen hükümet meşruiyet sorunu yaşıyor.

* Bu tartışmalar arasında AKP’nin kongreye gitmesi neyin işaretidir?

AKP 3’üncü kez olağanüstü kongreye gidiyor. Olağanüstü kongreler esasında sorun olan partilerde olur. Diyelim ki HDP’de olduğu gibi yönetim kademelerine yönelik yargı eliyle yürütülen bir darbe vardır. Onun yarattığı boşluğu doldurmak amacıyla olağanüstü kongreye gidebilirsiniz. Buna bir diyeceğim yok. Ama iktidarı kazanmışsınız, 1 Kasım seçimlerinden sonra 2 tane hükümet kurmuşsunuz. Bunlardan biri seçimi kazanan Davutoğlu hükümetidir, sonra ona bir darbe yapmışsınız sonra Binali beyle birlikte atanmış bir hükümet kurmuşsunuz. Şimdi ise atanmış başbakanı ve hükümeti de tasfiye ederek bir süreç yaşanıyor. AKP başlangıçtan bu yana safra gördüğü kadrolarını tasfiye ediyor. Kuruculardan kaç kişi kaldığını sormak lazım. Ya da Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşları ve yazgı arkadaşları aynı yağmur altında ıslanan kaç arkadaşı var bunlara bakmak lazım.

* 20 Mayıs’ta HDP’nin, 21’inde Erdoğan’ın genel başkan seçileceği AKP’nin kongresi var. Peş peşe gelen bu iki kongre arasında ne tür farklar var?

HDP’nin kongresi zorunlu nedenlerden kaynaklanıyor. Hukuksal bir darbe yapılmış HDP’ye karşı. Türkiyelileşme iddiasında olan HDP’yi bölgeye sıkıştırma çabasıdır bu. CHP’yi kıyı kentlere sıkıştırma operasyonu var. Yani bu muhalefet partilerinin Türkiye partisi olmasına AKP izin vermiyor. AKP açısından da esas olarak AKP’nin de partileşme süreci halen tamamlanmadı. AKP Erdoğan’ın mülkü olarak varlığını sürdüren bir kuruluştur. Çünkü organları karar veremiyor. Binali Yıldırım kongre tarihinin ileri bir tarihte olacağını açıklamasına rağmen mülkün ana sahibi olan Recep Tayyip Erdoğan 21 Mayıs için Kongre kararı aldı. HDP’nin yaptığı kurultay içsel sorunlarından kaynaklanmıyor. Dışsal bir baskı ile hukuk adına yapılan zorlamalarla milletvekilliklerinin düşürülmesi ile HDP yeniden kendisini toparlama ve organlarını toparlama çabasına zorlandı. Sorunu yaratan HDP’nin içindeki gelişmeler değil, sorunu yaratan HDP’nin Türkiye partisi olmasına izin vermeyen AKP zihniyeti ve kendisidir.

* MHP’de de ciddi tartışmalar var…

HDP’nin tasfiyesine en büyük desteği veren parti MHP’dir. MHP aynı zamanda sürekli muhaliflerini tasfiye etmektedir. MHP tabanın sesini yansıtan bir parti olmaktan çıktı. Bir politbüro var MHP’de ve bunlar dikkat ederseniz tabanlarına karşı tutum aldı. Son halk oylamasında MHP’nin önemli kısmı hayırcı olarak ortaya çıktı.

* Asıl tartışma AKP’den beklenirken, CHP’de kurultay tartışmaları, “kapının önüne koyarım” restleri, disiplin süreçleri devreye girmeye başladı. CHP’deki bu gelişmeler neye işaret ediyor?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti liderliğine geçmesi, AKP ve FETÖ ortaklığı sırasında gerçekleştiği, bizzat bu kumpası gerçekleştirenler tarafından ifade ediliyor. O zaman bu özel yaşam değildir diyen Erdoğan daha sonra bunu FETÖ üzerine yamanması için ‘kumpas’ var demeye başladı. Kılıçdaroğlu’nu toplumun önüne çıkaran Deniz Baykal olmuştur. Baykal, Kılıçdaroğluna mesleği gereği bir kısım yolsuzluklar dosyasının kamuoyuna açıklaması görevini verdi. Kılıçdaroğlu müfettiş ve denetçi mesleğinden dolayı yaptırılan hizmetlerden dolayı kamuoyu önüne çıkarıldı. Bu Kılıçdaroğlu’nu popüler yapmıştı. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı öne çıkınca kendisini tanıdığım için kendisine mektup gönderdim. Dedim ki parti içindeki desteğinizden çok sizin halkta desteğiniz var, o yüzden CHP’deki kimi kontların denetimine girme. Genel Başkanlıktan sonra ikinci bir mektup yazdım ve dediğim dedik politikasına hiç sapma, sen sanki iktidardaymışsın gibi yapmanız gereken politikaları gündemde tut, AKP’yi esas alma dedim.

* Peki şimdi?

Referandum sonrasında da yaşananlara ilişkin bir mektup daha yazmayı düşünüyorum. Esasında partinin önünü açmaya ve yeni bir sayfa açmaya dönük olarak kendi rızasıyla genel başkanlıktan ayrılması gerekir. Çünkü bana göre katıldığı her seçimde yüzde 25 barajına takılan CHP’nin yeniden toparlayıcı olması oldukça güç. O bakımdan yeni sese gereksinim var. Tıpkı Baykal’dan sonra Kılıçdaroğlu’na gereksinim doğmuş ise, bugünde başarısızlığı kanıtlanmış olan ve giderek de her an toplumsal tepkiyi pasifize etmekle görevliymiş gibi frene basan, bir söyledikleri ertesi gün yalanlanan, sine-i millet açıklaması yapan Sayek’in hemen grup başkanvekili tarafından yalanlaması gibi yanlışları CHP konusunda kuşku yaratıyor. 2019’da erken seçim olursa Kılıçdaroğlu’nun bu haliyle kitleler önünde engel olacağını düşünüyorum. Çünkü liderlik yapamıyor, partide değişimi işaret eden Fikri Sağlar gibi isimlerin istemlerin istemlerinin saraydan yönetildiğine ilişkin kuşku yaratmıştır. Bu ciddi bir iddia ise Kılıçdaroğlu bunu açıklamak zorundadır.

* CHP’deki bütün bu tartışmalar sadece Kılıçdaroğlu’nun liderlik sorunundan mı kaynaklanıyor? Örneğin CHP’de, sol-sosyal demokrat kimliğine dönük arayışlar yok mu?

Türkiye’nin gereksinimi ciddi bir sol partidir. Etnik dinsel inançsal mezhepsel birlikteliğin sağlandığı bir sol parti değil. Tam tersine emeğin egemenliğini savunan bir sol partiye ihtiyaç vardır. CHP’yi de kurtarmak için solda ciddi bir partiye ihtiyaç var. Tıpkı DİSK’in desteği ile kurulan Türkiye İşçi Partisi gibi. Bu parti İnönü’yü bile ortanın soluna Ecevit’i Demokratik Sol’a zorlamıştır. O dönem Adalet Partisine benzeşme yerine Adalet Partisi’nden uzaklaşma konusunda bir çabaya CHP’yi zorlayan emekten ve halktan yana bir parti olmaya zorlayan bir partidir TİP. Bu konuda HDP benzer bir işlev gördü ve CHP’yi esasında zorlaması gerekiyordu. Kürt sorunun çözümü CHP’nin HDP’nin yanına yaklaşmasına bağlıdır. Kürt sorunu Kürtlerin değil, Türklerin sorunudur. Çünkü Kürtler benim yurttaşımdır, o yüzden bu sorunu çözmez bizlerin (Türklerin) sorunudur.

* Son günlerde çokça ifade edilen ittifak arayışlarına sizde işaret ediyorsunuz. Ama CHP’nin başından beri Kürtlerle, HDP ile yan yana görünme korkusu var…

CHP’nin HDP ile yan yana görünme kaygısı yanlıştır. Çünkü CHP tanrıdan bir ferman getirse ve ‘CHP HDP ile herhangi bir biçimde ilişki içinde değildir’ diye bir belge getirse bile, rakipleri olan iktidar partisi ile onun destekçisi olan MHP, CHP’yi kitlesinden uzaklaştırmak amacıyla HDP ile ittifak halinde gösterecektir. Yani hayır diyenlerin hepsi başlangıçta teröristti, sonra FETÖ’cü oldular. O bakımdan CHP’nin kendisini sakınması, uzaklaşma ile mümkün olacak bir şey değildir. Tam tersine eğer Türkiye’nin sorunlarına çözecekse CHP, HDP’nin Türkiyelileşmesi konusunda destek olması gerekmektedir. HDP’nin itilmek istendiği bölge partisi konumundan olabildiğince Türkiye partisi olmasına katkı sağlaması gerekir. HDP’nin meşruiyeti CHP’nin de meşruiyetinin güvencesidir.

* Peki, bu koşullarda böylesine geniş bir ittifak mümkün mü?

Erdal Bey (İnönü) bunu başardı. 1991 seçimlerinde partileşme sürecini tamamlayamamış olan Kürt yurttaşlarımızı parlamentoya taşıdı. Ondan sonra birliktelik esasında yürüyemedi. Günümüzde de bu birlikteliği sağlamak ve ittifakı sağlamak CHP’ye düşen bir görevdir. HDP’nin buna evet demesinden önce CHP’nin bu niyeti ortaya koyması gerekir. HDP durduğu yerde duruyor ve Türkiye partisi olmaya çalışıyor. Buna engel çıkarılıyor. Bu engeli kaldırmakla CHP barışa katkıda bulunur. HDP’nin tasfiyesi konusunda ittifak yapmak dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda destek vermek, Türkiye’yi bugünkü çıkmazlara sürüklemiştir. CHP bu korkular üzerinden ‘Herkes için bu dokunulmazlık kaldırılsın’ derken esasında diğerlerine dokunulmayacağını hedefin HDP olduğunu biliyordu. Bilmesine rağmen bu oyunun figüranlarından biri oldu.

* HDP’nin bu kadar saldırıya uğramasının, tasfiye edilmek istenmesinin nedenleri nedir?

HDP’nin en büyük başarısı, 7 Haziran seçimlerindeki başarısı olan parlamentoda 3’üncü parti kimliğine sahip olmasıdır. AKP 7 Haziran ve öncesindeki seçimlerde sahibi olmadığı oyları devşirdi. Kürt seçmenlerin Kürt siyasal hareketinin bağımsız adaylarla çıktığı yolda giderek partileşmesi ile AKP’nin en büyük rakibi oldu. HDP’nin tarih sahnesine çıkması AKP’ye kazanmadığı seçmenin temsil hakkı verdi. AKP’nin daha önce Güneydoğu Anadolu bölgesinden aldığı oylara ve çıkardığı milletvekili sayısına bakın çok orantısızdır. HDP’nin partileşmesi AKP açısından alarm zilleri çalmasına neden oldu. Irkçı, etnik milliyetçilik yapan partileri harekete geçirdi. 7 Haziran seçimlerinden önce neredeyse Abdullah Öcalan ile eşbaşkanlığı paylaşır görüntüsü sergileyen AKP, elinden hak etmediği milletvekillerinin alınması ile birden ayıldı. Çözüm sürecinin iktidarını tehlikeye atıldığı sonucunu gördü. Haziran seçimlerinden sonra çatışmayı öne çıkardı ve böylece HDP’nin önünü kesti. 94 yılında böyle bir şey yoktu. O zaman Kürt siyasi hareketinin böyle kitlesel destek bulma durumu söz konusu değildi ve orada bireysel olarak tasfiye ettiler. SHP’nin Kürt konferansına katılan Kürt vekiller ile ilgili aldığı tedbir bu uygulamaya ve tasfiyeye yol açtı. Bugünde aynı şey dokunulmazlıkların kaldırılması konusundaki desteğe benziyor. O dönem DYP, ANAP, MHP’ye verilen destek günümüzde CHP tarafından AKP’ye ve MHP’ye verilmiştir dokunulmazların kaldırılması meselesinde görülüyor.

* Kürt hareketini tasfiye etme isteği yıllardır sürüyor. Bu mümkün mü?

Bence artık cin şişeden çıkmıştır. Kürt siyasal hareketini baskı, yıldırma ve korku ile falan siyaset sahnesinin dışına düşürme söz konusu olmaz. Kürt siyasi hareketi artık tasfiye olmaz. Çünkü Kürt kökenli insanlarımız var ve onların sorunları var ve bu insanlar bizim insanlarımız ve sorunlarımız. Tasfiye etmek! Kürtleri mi ortadan kaldıracağız. Siyasal hareketlerin temsil ettiği bir kitle var ise… Bakın Türkiye’nin partiler mezarlığına döndüğünü görürsünüz çünkü arkalarında seçmen kalmamıştır. ANAP’ı, DYP’yi, Adalet Partisi’ni göremezsiniz. Seçmenleri dağılmıştır ama Kürt siyasal hareketinin arkasındaki siyasal arkasındaki siyasal destek yalnızca Kürt kökenli insanlarımızdan değil bugün sosyalistlerin, sosyal demokratların bir kısmının da desteğini bulmuştur. 7 Haziran bunun göstermiştir. Kürt kökenli seçmenlerin yanına saydığın kesimlerin eklenmesi çatışma stratejisinin hayata geçirilmesinin başlıca nedenidir. O nedenle bu buluşmayı tarumar etmek istiyorlar.

* CHP’nin dokunulmazlıkların kaldırılmasında devreye girmesinin, işbirliği yapmasının nedeni nedir?

CHP’nin rakibi AKP ya da MHP değildir, HDP’dir. HDP’ye Türkiye’nin batısından destek verilmesinin nedeni HDP’nin Kürt sorunu ile Türkiye’nin sorunlarını birleştirerek çözme arayışıdır. Bu konuda CHP seçmeninden HDP’ye kayış söz konusu oldu. CHP’nin AKP ve MHP ile birlikte dokunulmazlıkların kaldırılma doğrultusunda oy vermesinin bu korkunun sonucudur. HDP’yi kendisine rakip görmesidir. 7 Haziran’da çoğu CHP’li HDP’ye yönelmiştir. Ben oyum ile CHP’ye fazladan bir milletvekili kazandırmak yerine oyumla barajın aşılması halinde HDP’nin çıkaracağı 80 milletvekili için oy kullandım. Bunun önünü kesmek için CHP AKP ile işbirliği yapmıştır. Dokunulmazlık en büyük yanlıştır. Hem Balbay’ı, Haberal’ı içeriden almak için mücadele veriyorsunuz ama öte yandan HDP eş başkanlarının içeriye tıkılmasına destek veriyorsunuz.

* Kürt sorunu gittikçe uluslararası alana taşınıyor. Cumhurbaşkanı, Moskova ve Washington’a her gittiğinde bu sorunu konuşuyor, asıl aktörler ise devre dışı…

Kürtler kendi sorumumuzu kendimiz çözelim dediler ve bunun yeri de esas olarak TBMM’dir. Eğer siz sorun çözecek insanları, Kürt siyasal önderleri, sorunun tartışılacağı platformlardan uzak tutarsanız, hapse atarsanız o taktirde bu aktörlerin yerine başka aktörler ve sözcüler ortaya çıkacaktır. Bugün eğer, Türkiye’de Türklerin sorunu olan Kürt sorununu yabancı müdahalesi ile çözmek gibi çıkmaz sokağa zorlayan iktidarın muhalefetin desteği ile uyguladığı yanlış politikalardır. O nedenle yeniden masanın kurulması gerekir. Masadaki aktörlerin yeniden bir araya gelmesi gerekiyor ki uluslararası figüranlar çekilsinler. Biz kendi sorunumuzu çözmeliyiz, yoksa bizi çözerler. Bugün Türkiye darmadağın bir durumdadır. Bırakın Kürtleri, hangi Türk yurttaşı şurada gününden mutlu, geleceğinden umutlu. İki insanın el ele tutuştuğunu görebiliyor musunuz? Böyle kindar bir toplum yarattık. Kürtler ile Türkleri bir birine düşürdük. Bunu yaparsak, şurada iki kişi kavga ederse araya bir hakem girer. Bunun sonu yok çözüme de katkısı olmaz. O nedenle Türkiye’de sorunun tarafları ile oturup konuşmamız gerekiyor.

* Bir akademisyen olarak Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bura da devletin bu insanlarla konuşması lazım. Bakın OHAL mağdurları konusunda Nuriye ile Semih işte orada. Bu insanlar OHAL mağdurlarının temsilcisi olarak bedenlerini ölüme yatırmıştır. Başbakan ‘Habersizim’ diyor. Ankara’nın göbeğinde olan bir olayı bilmiyorsan sen neyden haberdarsın arkadaş!

Kenan Kırkaya – dihaber

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading
Advertisement //pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Politika

HDP: 104 yıllık acıları ve yası paylaşıyoruz

HDP Merkez Yürütme Kurulu yaptığı yazılı açıklamada, “24 Nisan 1915’de başlayan, planlı bir etnik kimlik ve inanç soykırımı olan Büyük Felaket’in (Metz Yeğern) üzerinden 104 yıl geçti. İki yüzden fazla Ermeni aydının evlerinden alınarak ölüme yollanması ile başlayan süreç, yüz binlerce Ermeni’nin sürgünü ve pek çoğunun sistemli olarak katledilmesiyle devam etti” dedi.

Açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi: “Farklılıkları silmek ve homojen bir toplum yaratmak; tek ırk-tek din-tek dil anlayışını hakim kılmak; bu topraklarda farklı halkların ve inançların yaşadıklarını unutturmak hedefi o günden bu yana süregeldi.

Farklı halkların ve inançların bir arada yaşadığı bu topraklar üzerinde, hiçbir etnik kimlik, dil, kültür ya da inancın bir diğerinden üstün olmadığı halen genel kabul görmedi. Coğrafyamızı çoraklaştıran büyük suçlarla ve utançlarla yüzleşmek konusu hep ertelendi.

İnsanlık suçlarını lanetlemek ve tarihsel hakikatlerle yüzleşmek; mağdur halklar ve inançlardan özür dilemek ve onarıcı adalet yollarına başvurmak; birbirini anlamak ve yaraları samimi bir yaklaşımla sarmak ortak bir gelecek için vazgeçilmez adımlardır. Vicdan ve adalet duygularını geliştirmek, acıları paylaşmak, demokratik, barışçı ve eşit bir geleceği birlikte kurabilmenin de yoludur.

Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim halkları olarak, 104 yıllık acıları paylaşıyor, o süreçte yaşamını yitirenleri bir kez daha hüzün ve saygıyla anıyoruz.”

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Politika

Demirtaş: Yargı nasıl bu hale gelebilir, insanın içi acıyor

4 Kasım 2016’dan beri Edirne Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı davanın duruşması Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülmeye başladı.

Demirtaş duruşmaya, Edirne Cezaevinden SEGBİS yoluyla bağlandı.

Demirtaş ifadesine, açlık grevindekileri selamlayarak başladı. Gebze Cezaevi önündeki annelere yönelik polis şiddetinin onur kırıcı olduğunu ifade eden Demirtaş, “Annelerin gözyaşlarının rengi olmayacağını hatırlatarak kınıyorum” dedi.

Demirtaş’ın ifadesinden satır başları şöyle:

“Barış ve demokrasinin güçlenmesi için; sağduyunun, diyaloğun hakim olabilmesi için yapılan açlık grevleri devam ediyor. Hem arkadaşlarıma selamlarımı gönderiyorum hem de kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyorum.

“Gebze Cezaevi önünde çocukları için oturma eylemi yapan annelerimize yönelik onur kırıcı muameleleri asla kabul etmeyeceğimizi, annelerin gözyaşlarının rengi olmayacağını hatırlatarak kınıyorum.

“Aralarında dosyamı takip eden avukatların da olduğu bir grup avukat arkadaşıma Kızılay Meydanında sert bir müdahalede bulunulmuş, işkenceye varan uygulamalar yapılmıştır. Avukat arkadaşlarımı selamlıyor, kendilerine reva görülen bu muameleyi kınıyorum.

“Savcı 15 no’lu fezlekede, 8 Nisan 2011’de suç işlediğimi iddia ediyor. Bir yürüyüş. Peki bu fezleke yürüyüşten hemen sonra mı hazırlanmış? Hayır. 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, 6 Ekim 2015’te hazırlanmış. Bu fezleke, 7 Haziran ile doğrudan bağlantılıdır.

“Ne hikmetse bu savcı tam 4 buçuk yıl beklemiş, 7 Haziran seçimlerinden sonra da fezleke düzenleyip Meclise göndermiş. Bu fezleke Mecliste tartışılmadan, Anayasaya aykırı bir şekilde dokunulmazlıklarımız kaldırıldı. Fezleke de, aradan geçen 4 buçuk yıla rağmen kelimesi kelimesine iddianameye dönüştürüldü.

“Ben ve milletvekili arkadaşlarımın, evlerimiz basılarak kaçırılırcasına alınmamızın, birçok fezleke ve iddianamenin tamamında olduğu gibi, hukuk ve yargı alet edilerek yapılan ahlaksızca bir komplodan başka bir şey olmadığı, bu fezlekeyle de anlaşılmaktadır.

“Erdoğan ve Davutoğlu tarafından, bugün olduğu gibi, kamuoyuna açık bir şekilde yargının baskı altına alınması ve Hükümete yakın medya tarafından 24 saat bunun propagandasının yapılması sonucu savcılar harekete geçmiştir.

“Savcı ‘8 Nisan 2011’de KCK bir çağrı yapmış, BDP de bu çağrının yayınlandığı gün 2 bin 600 kişiyi toplamış, sivil Cuma namazı kılmışlar’ diyor. Keşke partim Erdoğan’dan bu kadar hızlı organize olabilse. Ama o kadar zorlama ki. O kadar uyduruk ki.

“Haftalar öncesinden -medyaya da yansıyacak şekilde- partimin Diyarbakır il teşkilatı çalışma yapıyor, hazırlık yapıyor. Emniyet ile, Valilik ile görüşmeler yapıyor.

“Alana malzemeler, günler öncesinden getirilmiş. Fakat savcı, şansını denemek için bir haber sitesinde çıkan haber üzerine ‘BDP aynı gün bu etkinliği planladı’ diyerek aleni bir komplo kurmaya çalışıyor.

“[15 no’lu] Fezleke bir ciddiyetsizlik, bunu iddianameye dönüştürmek başlı başına suç. Zaten bu iddianameyi düzenleyen savcı hakkında HSK’ye yaptığımız suç duyuruları var. Cemaat ile ne kadar ilişkili olduğuna dair AKP’lilerin açıklaması var.

“O gün benim grup başkanvekilim Bengi Yıldız dövüldü. Diyeceksiniz ki, ‘Ne var canım, ana muhalefet partisinin genel başkanı da dövülüyor, bu gayet hoş karşılanıyor.’ Doğru. Kendi hukuk ve ahlak anlayışlarıdır.

“CD çözümü yapan bilirkişi raporunda eksiklikler var”

“CD çözümü yapan bilirkişi raporunda eksiklikler var. Bu haliyle de suç oluşturan bir şey yok da, CD çözümlerine göre sanki orada ben tek başıma konuşmuşum. Herkes susmuş, ben konuşmuşum. Herkes susmuş da sanki ben tek konuşmuşum. Polis müdürleri ne demiş, en küçük bir bilgi göremiyorsunuz. Emniyet Müdür Yardımcısıyla konuşuyorum ama bilirkişiye göre ben tek başıma konuşmuşum, kendi kendime konuşmuşum. Ya da CD’de ses kaydı ayıklanmış, sadece benim sesim bırakılmışsa delil karartma var demektir, CD’yi görmedim ben.

“Hiçbir şey yok ama 15 sene hapis cezası isteniyor”

“Emniyet Müdür Yardımcısı ‘Biz burayı ablukaya aldık çünkü polislerimizden biri telsizini düşürdü. Telsizi bulana kadar bırakmayacağız buradakileri.’ Aynen bunu söyledi. Milletvekillerine Dağkapı Meydanı’nda fiili gözaltı yapmış. ‘Olur mu öyle şey’ dedim. Yani arkadaşlarımı hırsızlıkla suçluyor. Polis memuru da Allah bilir, telsizini nerede düşürmüş. Ben de kendisine bu hukuksuzluğu anlatmaya çalışıyorum. Bakın bunlar raporda yok. Biz tartışırken haber geliyor, telsizi kaç yüz metre ileride bulduk diye. Ablukayı kaldırıyorlar, bu defa çadır tartışması başlıyor. Ben de diyorum ki, meydanın kenarında bir park var, ne trafiği etkiliyor ne bir şeyi. Bu kez de diyorlar ‘toplayın çadır malzemelerini.’ Polis yasa dışı bir şekilde çadır malzemelerini götürdü. Biz de alandan ayrıldık. Ne yürüyüş var ne slogan var. Hiçbir şey yok ama 15 sene hapis cezası isteniyor.

“Havuz medyasının bir gazetecisi TV’de ‘Demirtaş, örgütün kongresinin 21 no’lu elemanı’ diyor. Avukatım programın yapımcısına ulaşmak istiyor ama bağlamıyorlar. Gece gündüz algı oluşturmaya çalışıyorlar.

“İnsanın için acıyor”

“Ben hiç tahliye talep etmedim, etmeyeceğim de. Ama mahkeme heyeti olarak tutukluluğuma devam kararı verirken işte bu fezlekelere, bu CD çözümlerine atıf yaptınız. Yalan, iftira, komplo. Başka bir şey yok. İnsanın için acıyor, yargı nasıl bu hale gelebilir diye.

“Bugüne kadar hiçbir mercii hakikatin peşinde olmadı. Ne emniyet, ne savcı, ne bizi 1,5 yıldır yargılayan hakimler, ne itirazlarımızı yaptığımız AYM hakikatin ve adaletin peşinde olmadı. Kimse hakikatin, adaletin peşinde koşmadı.

“Bir Tweet attı diye hukuk profesörünü dahi evinden alıp tutuklayan yargı, Ana muhalefet liderine yönelik linç girişiminde bulunan darp eden kişiyi, cezaevi yüzü görmesin diye adli kontrole serbest bırakılıyor.

“Benim bu yargılamlarda ki savunmalarım; Bir adalet ve Umut beklentisi değildir, Bir adalet mücadelesidir. Tarihsel sorumluluğum gereğidir.

“Bize yapılan bütün komplolara rağmen milyonlarca insan bizim arkamızda durdu, ‘size inanmıyoruz’ dedi ve iktidara kaybettirdi. Seçim sürecinde meydanlardakini çokça ‘Öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ sözlerimin olduğunu gösterdi. Hatta 24 saat yayınladılar. Ben ‘Öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ dediğim günde Erdoğan’ın elinde İmralı’dan gelen Öcalan’ın iki mektubu vardı. Bu mektuplar çözüm sürecini başlatacak olan mektuplardı ve bu mektuplar üzerine çözüm süreci başladı. O dönemde AKP cenahında ‘bu sefer kesinlikle barış olacak ve barışı yapanların heykeli dikilecek’ şeklinde bize güvence veriyorlardı. Ben de buna atıf yaparak yapmış olduğum bir sözdür. O fezlekenin sırası geldiğinde söyleyeceklerime siz de şaşıracaksınız. Üstelik bu hususu elinde Öcalan’ın mektuplarını elinde bulunduran Erdoğan da biliyordu.

“Erdoğan’ın seçim sürecine eşbaşkanlarımız ve milletvekili arkadaşım Temel’in Kürdistan söylemine ilişkin söylemlerine; Kürdistan vardır biz de bu vatanın eşit ve özgür yurttaşlarıyız ve kimsenin haddine olmadığı gibi gidin buradan demeye hakkı da yoktur.

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Politika

Buldan: İnsanlığın yerlerde sürüklendiği bir noktadayız!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 23 Nisan özel gündemiyle toplanan Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Buldan’ın konuşma yaptığı sırada Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genel Kurulu terk etti. 

Türkiye’de yaşayan farklı kimliklerin geleceğe dair umutla bakmadığının altını çizen Buldan, “Adalet çökerse ülke çöker” dedi. 

Buldan, Soma, Roboskî, Gezi ve Amed’de katledilenleri hatırlattı, yine son olarak polisin katlettiği Recep Hantaş’a atıfta bulunarak, “Katledenler aramızda gezerken hangi adaletten bahsedeceğiz” diye sordu.

Annelere dönük işkenceye vurgu yapan Buldan, “İnsanlığın yerlerde sürüklendiği bir noktadayız” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük saldırıya da tepki gösteren Buldan, “Yeni bir Madımak denemesi yapıldı” vurgusunda bulundu.

‘BELEDİYELERİMİZ DARBEYLE GASP EDİLDİ’

Toplumun 31 Mart’ta ‘artık yeter’ dediğini söyleyen Buldan, seçimdeki asıl usulsüzlüklerin de Kürt kentlerinde yapıldığını söyledi. 

“Halkımızın kazandığı Diyarbakır Bağlar, Van Tuşba, Çaldıran, Edremit, Erzurum Tekman, ve Kars Dağpınar belediye başkanlıkları YSK darbesiyle gasp edildi” diyen Buldan, “Belediye eşbaşkan adaylarımızın adaylığını kabul edip, kazandığında mazbata vermemek halka karşı kurulan bir pusudur” diye ekledi.

YAŞAMI KRİTİK NOKTADA!’

Buldan, DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in tecride karşı açlık grevine dikkat çekerek, “Parlamentoyu ve iktidarı yaşamı artık kritik noktaya gelen Leyla vekilimizin sesini duymaya, gerekli hukuki, demokratik adımları atmaya çağırıyoruz” dedi.

Buldan, sözlerini şöyle bitirdi: “Kürt sorununu, inançlar sorununu barışla, demokrasiyle çözen, adaleti tesis eden, farklılıkları anayasal güvence altına alan, barışçıl bir dış politikayı esas alan Demokratik Cumhuriyetle ancak krizlerden çıkabiliriz. Başka çıkış yolu yoktur.”

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

EN SON EKLENEN HABERLER

Kültür-Sanat15 dakika ago

Kadir İnanır Amedlilerle buluştu

12 Nisan’da gösterime giren “Kapı” filminin başrol oyuncusu Kadir İnanır, Diyarbakır Forum AVM’de yapılan söyleşiye katıldı. Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı...

Dünya15 dakika ago

ABD ve Afgan güçleri Talibanlar’dan daha fazla sivil öldürdü

BM Afganistan misyonu MANUA tarafından yayınlanan rapora göre, yılın ilk çeyreğinde ABD ve Afgan güçleri tarafından 305 sivil öldürüldü. Aynı...

Politika15 dakika ago

HDP: 104 yıllık acıları ve yası paylaşıyoruz

HDP Merkez Yürütme Kurulu yaptığı yazılı açıklamada, “24 Nisan 1915’de başlayan, planlı bir etnik kimlik ve inanç soykırımı olan Büyük...

Haberler15 dakika ago

İstanbul’da Ermeni Soykırımı anmasına polis engeli

Alınan bilgilere göre İHD, Sultanahmet’te soykırımın yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yapmak istedi. Açıklamaya HDP Milletvekili Garo Paylan ve Avrupa Konseyi’nin...

Güncel28 dakika ago

Bakan Berat Albayrak: Konkordatoları gündemimizden çıkarıyoruz

Bakan Albayrak, ekonomideki dengelenme sürecine ilişkin Twitter’dan açıklamada bulundu. Bakan Albayrak attığı tweette şunları söyledi: Dengelenme sürecinin etkisi ve bankalarımızın...

Güncel29 dakika ago

İşte krizin fotoğrafı! Otobüs duraklarında ‘satılık böbrek’ ilanı

“Acil satılık böbrek ve 0- negatif. Maddi zorluklar ve borçtan dolayı tek böbreğim satılıktır. Tüm tahlillerim yeni yapıldı” yazılı ilanın...

Güncel29 dakika ago

Anayasa Mahkemesinden hak ihlali kararı

Anayasa Mahkemesi, bir sendikanın temsilcisi olan ve Milli Savunma Bakanlığında uzmanlık yapan memurun, sendika faaliyetleri nedeniyle görev yaptığı birimden başka...

Güncel30 dakika ago

Mansur Yavaş talimat verdi, artık yolcu taşıyamayacak

Ankara Büyükşehir Belediyesince, özel halk otobüsüne binmek isteyen kişiye kötü muamelede bulunan şoförün, toplu ulaşımdan men edilmesine karar verildi. Ankara...

Güncel30 dakika ago

Skandal fotoğraftakiler belli oldu… Saldırganın elini öpenler AKP’li çıktı

Ankara’nın Çubuk ilçesi Akkuzulu Mahallesi’nde 21 Nisan Pazar günü şehit Piyade Sözleşmeli Er Yener Kırıkcı’nın cenaze törenine katılan CHP Genel...

Haberler30 dakika ago

Saldırgan eli öpülerek karşılandı! Kılıçdaroğlu’ndan açıklama

Ankara Çubuk’taki şehitcenaze töreninde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yumruk atan ve serbest bırakılan Osman Sarıgün elleri öpülerek karşılandı. Kemal...

Politika30 dakika ago

Demirtaş: Yargı nasıl bu hale gelebilir, insanın içi acıyor

4 Kasım 2016’dan beri Edirne Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı davanın duruşması Ankara...

Güncel30 dakika ago

Korkunç plan! Dövüp, boş araziye attılar

İddiaya göre, Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü öğrencisi Reyhan T., işsiz olduğu öğrenilen Yunus K. ile...

Advertisement

Facebook

Öne Çıkan Yazılar

bahis siteleri kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri film izle canl? iddaa

porno izle

porno indir

istanbul escort