Connect with us

.

Politika

Sezin Öney: Erdoğan ABD’den hiçbir şey alamadı

AleviNet

Published

on

 Siyaset Bilimci Sezin Öney, Erdoğan-Trump görüşmesini “Beraber resim verildi. Önem verilen sadece buysa ve aynı sofraya oturmaksa, bu yapıldı. Ama eğer Ankara’nın gerçek isteği, FETÖ ve Suriye konusunda istediğini almaksa, hiçbir şey alınmadı” sözleri ile değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretine dair tartışmalar devam ediyor. Siyaset Bilimci Sezin Öney, Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesini değerlendirdi. ABD ziyaretine Ankara’nın çok önem verdiğini dile getiren Öney, “Bunun başlıca sebebi, referandum sonrası Türkiye’nin yeni bir sisteme geçişinin ‘tescili’, Washington tarafından ‘onaylanması’ gibi bir sembolik öneme sahip olması. Yani biraz ‘psikolojik’ bir sebep gibi gözüküyor. Yoksa beğenilmeyen ve çok ağır biçimde eleştirilen Barack Obama yönetimi, aslında Türkiye’nin taleplerine karşı çok daha hassas ve ilgiliydi. Bu anlamda, bir paradoks söz konusu: Trump yönetimi, tamamen kendi çıkarlarına odaklı ve hiçbir ‘ortaklık’ ilkesi gözetmiyor; ama nedense Ankara tarafından daha ‘yakın’ bulunuyor. Demek ki, ABD’nin ne düşündüğü ve yaptığı hep önemsenmiş; ama Beyaz Saray, Obama döneminde bu gücün farkına varmamış veya böyle bir etkiyi, Ankara’yı gerçekten partner olarak gördüğü için kullanmak istememiş” dedi.

ABD MEDYASI İÇİN ZİYARET’İN ÖNEMİ YOK’

ABD’nin Obama döneminden farklı olarak çok açık biçimde Ankara çizgisine ters düşen çıkışlar yaptığını belirten Öney, “Trump’ın fazla öngörülemeyen ve ‘heyheyleri’ üzerinde bir lider olması, Ankara’yı daha hesaplı ve dikkatli davranmaya itiyor da olabilir. Trump seçildiğinde, Rusya Devlet Başkanı ile Vladimir Putin’in ‘kazandığına’ dair yorumlara karşılık, Rusya politikası uzmanı Mark Galeotti, ‘Putin’in, Trump karşısında, Obama karşısında olduğundan daha çok zorlanacağını’ söylemişti. Bunun sebebi, Obama’nın ne yapacağının, sağının solunun belli olmasıydı. Trump yönetiminin, değil ne yapacağı, tam olarak ne yönelimi olduğu belli değil. Dahası, şu an eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Flynn’in karıştığı Rusya ve Türkiye lobiciliği ithamları nedeniyle Trump’ın azledilmesinin çok çok ciddi biçimde tartışıldığı bir ortam var ABD’de. Hatta, orada tek konu bu… Türkiye heyetinin ziyareti mevzu bile değil… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korumalarının da karıştığı dayak olayları olmasa, ABD medyasında çok fazla yer bile bulamayacaktı bu ziyaret” diye konuştu.

‘TRUMP KURUMLARA BAĞLI HALE GELDİ’

“ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik politikalarında Türkiye’ye yer var mı? Görüşme de bunlar dile getirildi mi?” şeklindeki soruya Öney, “Görüşmeler, daha çok ‘kapalı kapılar ardında’ gerçekleşti. İki tarafta da, şu anki Ortadoğu politikalarının kaderine dikte edecek bir şey söylemedi; taahhüt vermedi. Trump döneminin belli bir dış politikası yok. Kampanya dönemi bir sürü vaat yapıldı. Örneğin, ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması gibi. İş başına gelirken Trump’ın gerçekten de, kendisine özgü bir politika oluşturacak kişisel donanımı yoktu. Seçmenler, bunu umursamadı. Seçmenler, o anki vaatlere odaklandı ve kendilerince sistemi sarsacak bir isme yöneldi. Şu an ise, siyasi bir ideolojik belkemiği olmayan bir liderin, kendine yakın çevre aşırı sağ veya alternatif sağ olarak nitelenen Steve Bannon ya da Trump’ın damadı Jared Kushner gibi isimler, etkisi altında kalıp, bireysel olarak belirleyici olamadığı gibi bir izlenim doğdu. Bannon ve Kushner ile de kişisel zıtlaşma yaşayan Trump, şu an kurumlara bağımlı hale gelmiş gözüküyor. Örneğin, şu an için, ABD’nin Ortadoğu politikasında, tamamen Pentagon; yani ABD Ordusu hakim gibi gözüküyor” yanıtını verdi.

‘TÜRKİYE’DEN ÇOK BAŞKA TARAFLAR ASKERİ KARDEŞ KABUL EDİLİYOR’

Erdoğan’ın, “YPG’nin muhatap alınması uygun değildir”, Trump’ın ise “Erdoğan ile ticaretin güçlendirilmesini konusunda görüştük. Askeri ekipman siparişi verilmişti ve bunun hızlı bir şekilde teslimatını sağlayacağız” şeklindeki açıklamalarını değerlendiren Öney, “Washington’un şu anki Ortadoğu politikasında yönelim Pentagon ağırlıklı dedik. Bir yandan, gayet somut ABD-YPG askeri dayanışması var. Ki, bir de bilfiil günlük askeri dayanışmanın, taraflar arasında günlük iletişim ve dahası ‘duygusal iletişim” ile ne noktaya vardığını düşünmeliyiz. Askeri anlamda, ‘Brothers in Arms’; ‘Askeri Kardeşlik’ veya ‘Silah Kardeşliği’ gibi bir hal var tarihte. Kuzey Kore’de, ABD askerleri ile Türkiye Ordusu arasında bu tarz bir ‘askeri kardeşlik’ söz konusu olmuştu. Tabii, NATO gibi kurumlar sayesinde sahadaki askeri iletişim ve yakınlaşma köklenmişti. Tuhaf bir noktadayız şimdi. NATO çerçevesinde, yani kurumsal ortak kabul edilen Türkiye’den çok başka taraflar ‘askeri kardeş’ kabul ediliyor. Bu ‘kardeşlik’ nereye gider bilemiyoruz. Bu durumun gösterdiği tek şey, tarihi bağların dayanağı ve kurumsal çerçeve, ABD ile geleneksel stratejik ortaklık, NATO ve Türkiye’nin önemsenen coğrafi konumu söz konusu olmazsa; ABD ile değil iletişim, çatışma bile söz konusu olurdu. Ama tüm bağ ve coğrafi ağırlık nereye kadar tutabilir ilişkileri? Bilemiyoruz” sözleri ile değerlendirdi.

‘YENİ BİR KOMŞU ORTAYA ÇIKACAK: BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN’

Öney, Erdoğan’ın ABD ziyareti ardından Türkiye’nin Suriye başta olmak üzere Ortadoğu politikalarında bir değişiklik söz konusu olup olmayacağına dair ise “Her şey olabilir. Her şey, güç sahibi olarak iktidarda kalmaya bağlı. Yeni bir çözüm süreci de şekillenebilir; ancak bu süreç, eskisi gibi ‘insan hakları, haklar ve özgürlükler’ söyleminin ön plana çıktığı bir süreç olmaz. Güç paylaşımı söz konusu olabilir; yani, ‘huzursuz bir çatışmasızlık’. Sonbaharda yanı başımızda gerçekleşecek referandumla, Irak bildiğimiz haliyle artık var olmuyor olacak ve yeni bir komşu ortaya çıkacak; ‘Bağımsız Kürdistan’. Asıl değişikliğe bu gerçeklik neden olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

‘ÖNEM VERİLEN BİRLİKTE FOTOĞRAF VERMEKSE BU YAPILDI’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti ile istediği desteği alıp almadığına dair ise Öney, “Evet ve hayır… Beraber resim verildi. Önem verilen sadece buysa ve aynı sofraya oturmaksa, bu yapıldı. Ama eğer Ankara’nın gerçek isteği, FETÖ ve Suriye konusunda istediğini almaksa, hiçbir şey alınmadı” diye konuştu.

‘OBAMA STRATEJİK, TRUMP İSE ÇIKAR ÜZERİNDEN BAKIYOR’

Erdoğan’ın Trump ile görüşmesini Obama dönemindeki ziyaretler ile kıyaslamasını ise Öney, “Barack Obama yönetimi, şu veya bu şekilde Türkiye’yi stratejik ortak görüyordu. Donald Trump yönetimi ise konuya tamamen çıkarlar üzerinden bakıyor” şeklinde yorumladı.

Yasin Kobulan – dihaber

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Almanya ‘güvenli bölge’den bihabermiş!

AleviNet

Published

on

Geçtiğimiz günlerde Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut, Ankara ile Washington’un arasında anlaşmaya varılan “güvenli bölge” ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rojava Kürdistanı ile Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditlerini Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi’ne sormuştu.

“Bilirkişi” konumundaki daire, Rojava Kürdistan’ın sınırında kurulan “güvenli bölge”nin uluslararası yasalara aykırı olup olmadığını ve Almanya’nın Erdoğan’ın işgal tehditleri karşısındaki yaklaşımına ilişkin kısa bir rapor hazırladı. Uluslararası medya kuruluşlarında çıkan haberlerin bir özeti andıran raporda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik saldırı planlarına ilişkin somut bilgilerin olmadığı ifade edildi.

ALMANYA’NIN POZİSYONUNU AÇIKLAMADILAR!

Raporu hazırlayan uzmanların “Güvenli bölge” tartışmalarına ilişkin Almanya’nın pozisyonu açıklamaktan kaçındıkları görülürken, Angela Merkel’in başbakanlığındaki hükümet adına şu açıklamayı yapmaları dikkat çekti: “Federal Hükümet Türkiye- Suriye sınırında durumu tespit edecek bir malumata sahip değil.”

Türk devletinin Rojava ve Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditleri için ise Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi “meşru müdafaayı” gerektirecek gelişmelerin olmadığını ifade ederek, YPG güçlerinin sınırdaki ağır silahlarını çektiğine dair medyada çıkan haberleri hatırlattı.

Türkiye’nin Suriye politikası çerçevesinde Ankara rejimine silah ihracatının devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise Bilimsel Hizmetler Dairesi, bu konuda 2 Şubat 2018’de açıklanan raporun geçerliği olduğunu bildirdi. Türk devletinin Efrîn’e Alman yapımı Leopard tanklarıyla saldırısı sonrasında Sol Parti’nin talebi üzerine daire “Türkiye’ye yapılan tank ihracatının şu anki veriler ışığında uluslararası hukuku ihlal etmiyor” görüşünü öne sürmüştü.

Continue Reading

Politika

Van’dan Soylu’ya: Çok kalitesiz ve devşirmesin!

AleviNet

Published

on

19 Ağustos’ta Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesine karşı 29 gündür Demokrasi Nöbeti adı altında oturma eylemleri yapılıyor.

Van’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu İlçe Binası önünde devam eden eyleme, belediye eşbaşakanları, milletvekilleri, Barış Anneleri, HDP’liler, TJA’lılar, Kiği, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği’nin (KAYYDER) temsilcilerinin de içinde olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Eylem yine polis ablukası altında gerçekleşti. “Kayyum idaresi değil halk iradesi” yazılı pankart açıldığı eylemde konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Amed ziyaretini sert bir dille eleştirdi.

Bu çerçevede esnaflara seslenen Bülbül, “Siz de gidin Süleyman’ın kapısında oturun. Süleyman’a deyin ki ‘Sen HDP’nin kapısında oturmak için bakan olmadın, sorunlara çözüm bulmak için bakan oldun.” şeklinde konuştu.

Bülbül, “Süleyman Soylu ve avanesi Kürt halkına, demokrasiye karşı her gün her dakika suç işliyor. Çocukları dağa gitmiş olan mazlum İnsanları kullanarak da suç işliyor. Biz o annelere diyoruz ki HDP’nin kapısı önünde oturmayın, içeri girin HDP çözüm kapısıdır. Süleyman Soylu çözüm bulamayıp tıkandığı için HDP’nin kapısına geldi” ifadelerini kullandı.

DEVLETİN BİR KAPISI YOK, SOYLU ÇOK KALİTESİZ

Bülbül, 17 bin faili meçhul cinayetin hesabının verilmesi gerektiğini belirtirken, katledilen Mehmet Sincar’ın, Musa Anter’in, Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un hesabının verilmediğini hatırlattı.

HDP’li vekil Bülbül, “Sizin kapınızda bütün Türkiye’nin oturması lazım değil. Sizin kapınız olsa Pir Sultan Abdal’ın tabiri ile ‘Bizim sorunumuz kapının ipi ile değil, o kapının sahibi iledir.’ Ama kapı yok, düşmanlığın da bir adabı olur. Süleyman Soylu sen çok kalitesizsin” diye konuştu.

“SEN BİR DEVŞİRMESİN”

Hükümetin organizesiyle HDP Amed İl binası önünde oturan bazı aileleri ziyaret eden Soylu’ya seslenen Bülbül, şunları belirtti:

“Süleyman Soylu, avaneni de al git Kandil’de oturma eylemi yap. Çocuklar Diyarbakır’da değil, Kandil’de. Sizin yönteminizle siyaset yapılmaz. Şah Hüseyin Kerbela’da beklerken yanında kimse gitmedi. Çünkü; Yezit her kapıya bir asker dikmişti kimse gitmesin diye. Süleyman Soylu, her sokağa bir TOMA koymuş, diyor; ‘HDP’lilerin yanına giden yok’ diyor. Sen bu TOMA’yı, gözaltı furyasını, işkenceyi, baskıyı kaldır bakayım Van nasıl yerinden sarsılıyor. Sen bize siyaset öğretemezsin, sen bir devşirmesin. AKP’ye, Tayyip Erdoğan’a küfür ve hakaret ederek geldin. Sen Fethullah Gülen ile birlik oldun AKP’yi vurmaya çalıştın. Şimdi AKP ile birlik olup bizi vurmaya çalışıyorsun. Bu siyasetin adı, hokkabazlıktır, düzenbazlıktır.”

“Biz belediyelerimizi tekrar geri alacağız” diyen Bülbül, şunları ekledi: “Ya seçimle ya hukukla ama bir şekilde alacağız. Hakkımızı yerde bırakmayacağız. Bu gökten parlayan güneş, kıpırdayan yapraklar, Van halkı şahit olsun ki, dünya insanlığı şahit olsun ki Süleyman Soylu ve zihniyeti kaybedecek, haklar kazanacak. Eşitlik, özgürlük, barış ve adalet kazanacak. Hani tecridi kaldırmıştınız, hani söz vermiştiniz, hani Kürt Halk Önderi ile düzenli avukat görüşmesi olacaktı. Be hey yalancılar, be hey sahtekârlar bu ne biçim politikadır. Kendi sözünüzü tutmuyorsunuz. Kendi yasanıza uymuyorsunuz. Kendi yasanıza uyun. Sizin yasanıza göre Van’ın meşru başkanı Mustafa Avcı ve Bedia başkanımızdır. Kabul etmiyorsanız bunun adı faşizmdir.”

Bu açıklamaların ardından bir süre daha sloganlar ve ezgilerle oturma eylemi yapıldı ve sonlandırıldı.

Continue Reading

Politika

Taşçıer: Kürt sorunu çözülmeden kimse hakkını kullanamaz

AleviNet

Published

on

Mardin’de kayyum gasplarına karşı 29 gündür süren Demokrasi Nöbeti, HDP binası önünde devam etti. Eylemlerini Karayolları Parkı’nda yapmak isteyen HDP’lilere polislerce yine engel olunurken, zırhlı araç, gözaltı otobüsleri ve çevik kuvvet polisleri ile abluka altında tutulan il binası önünde oturma eylemi yapıldı. Oturma eyleminin ardından HDP Amed Milletvekili İmam Taşçıer açıklama yaptı.

YÜZ YILLIK İNKÂRA DİKKAT ÇEKİLDİ

Taşçıer, “Sadece bugün Kürt halkının iradesine kayyum atanmıyor. Tarihsel olarak baktığımızda 1924 yılında Türkiye’nin yeni Anayasası yapıldığında da Kürt halkı yok sayıldı. Bu da Kürt halkının iradesinin yok sayılmasıydı. Ardından yapılan değişikliklerde de Kürt halkının iradesi yok sayılmaya, Kürt halkı inkâr edilemeye bugüne kadar devam etti” dedi. Kürtlerin haklarını talep ettiklerini ve her dönem baskı ile karşılaştıklarını dile getiren Taşçıer, Şeyh Sait ve arkadaşlarının İstiklal Mahkemelerince idam edilmesini hatırlattı.

‘HER ŞEYDEN ÖNCE KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ’

Taşçıer, 31 Mart seçimlerine de değinerek, önceki dönem yapılan kayyum atamalarına rağmen halkın tercihini yine HDP’den yana yaptığını söyledi. HDP Milletvekili İmam Taşçıer, AKP-MHP’ye “Ne olursa olsun, bu halk size destek vermeyecek” derken, şunları da söyledi: “Kürt sorununu çözmek adına bir adım atılmadığı sürece, Kürt sorunu çözülene kadar Türkiye’de Kürt halkının da Türk halkının da haklarını kullanması mümkün değil. Demokrasi de Türkiye’de hayat bulamayacak. Öncelikle Kürt sorunu çözülecek, ondan sonra hep birlikte çalışabileceğiz, kendimizi yönetebileceğiz.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI