Connect with us

.

Politika

HDP Kongresi’nde ‘demokratik anayasa’ ve ‘toplumsal barış’ çağrısı

AleviNet

Published

on

 HDP 3. Olağanüstü Kongresi’nin “Çerçeve Metni”nde, “toplumun tüm kesimlerine demokratik bir anayasa yapım sürecinde ve toplumsal barışı var etme konusunda yan yana gelme” çağrısı yapıldı.

HDP 3. Olağanüstü Kongresi’nin, sonucuna dair “Çerçeve Metin” HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç tarafından okundu.

“Mücadeleyi Ortaklaştıralım” başlıklı metin şöyle:

YENİ DEMOKRASİ ATILIMI İÇİN DEMOKRATİK ANAYASA

Demokratik meşruiyeti olmayan referandum sonrası gidişatı ancak yeni bir demokrasi atılımı ve mücadelesi ile engelleyebilir, baskı rejiminin önünü kesebilir ve demokratikleşme doğrultusunda adımlar atılmasını sağlayabiliriz. Toplumun demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, çoğulcu ve katılımcı, kadından yana bir anayasa ihtiyacı ve arayışı geçerlidir. Yeni bir demokrasi mücadelesinin hedefi, farklılıkları kabul eden bir eşitlik anlayışı üzerinde yükselen yeni bir demokratik anayasadır. Yeni bir toplumsal sözleşmenin hazırlanması; demokratik bir anayasa hareketinin, demokratik ve çoğulcu bir cumhuriyet mücadelesi ile buluşturulması önümüzdeki dönemin asli görevlerindendir.

HDP, bu konuda üstüne düşeni yapmakta, siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına, emek örgütlerinden demokratik örgütlere kadar geniş bir yelpazede birlikte hareket etme kararlılığına ve iradesine sahiptir. Evrensel demokratik ilkeler, insan hakları ve özgürlükler, uluslararası demokratik anlaşma ve sözleşmeler zemininde demokratik bir anayasa hareketinin parçası olmaya hazırdır.

DEMOKRASİ VE BARIŞ MÜCADELESİ PLANI ACİL İHTİYAÇTIR

Savaş, çatışma ve gerginlik, ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı üslup bu iktidarın ayakta durmasının koşuludur. Ülkeyi bugünkü durumuna getirmiş olan AKP, iktidarını sürdürmek, tahakkümünü derinleştirmek için toplumu kutuplaştırmakta, iç ve dış düşmanlarla çevrili olduğumuz ve bunların ancak tek bir kişi yönetimindeki kurtuluş savaşıyla yenilebileceği gibi gerçekle ilgisi olmayan bir algı dünyası yaratmaktadır.

Türkiye’de siyaseti savaş ekseninden çıkaran, barış ve müzakere eksenine oturtan bir mücadele ve politika demokrasi hedefinin önde gelen amacıdır. Barış, aynı zamanda savaş nedeninin ortadan kalkması; bir daha savaşa yol açmayacak, eşit, özgür ve birlikte yaşamayı sağlayacak demokratik ilişkilerin ve kurumların yerleşmesi demektir. Barış içinde yaşama hakkı temel bir insan hakkıdır. Barışın sağlanmadığı bir ülkede, başta yaşam hakkı olmak üzere hiçbir insan hakkı güvence altında değildir. Demokrasi mücadelesi aynı zamanda bir barış mücadelesi demektir.

Demokratik siyasetin acil gündemi, bütün tıkanıklıkları aşarak bölgesel bir barış ortamının geliştirilmesi yönünde bir mücadele planını ortaya koymaktır. Bu mücadele planı bir taraftan iç barışın sağlanabilmesi için yapılması gerekenleri, barış ve özgürlük iradesini sergileyen bir hattı içermeli; diğer yandan da bölge barışını hedeflemelidir.

Daha önce kimi girişimler olsa da, Cumhuriyet tarihinde Kürt sorununu ilk kez demokratik yollarla, konuşarak ve müzakere ederek çözmenin imkanları ortaya çıkmıştır. Türkiye, 2013-2015 yılları arasında barış ve çözümün eşiğine gelmiştir. Toplumun büyük çoğunluğunun o dönemde desteklediği ve sonuç alınması için katkı sunduğu bir diyalog ortamının yeniden yaşanmasının ilk adımı 5 Nisan 2015’ten bu yana İmralı’da Sayın Öcalan’a yönelik tecridin sona ermesi, görüşme yollarının açılması olacaktır.

Kürt halkı, 5 Nisan 2015’ten bugüne kadar uygulanan tüm zulüm politikaları ve baskılar karşısındaki kararlı duruşunu referandum oylamasında göstermiş, savaş ve kayyum politikalarını reddetmiştir. Bu duruş aynı zamanda Kürt halkının barış ve özgürlük özlemini, çözüm doğrultusundaki kararlılığını da göstermektedir. Türkiye demokrasi ve barış güçlerine, vicdan sahibi tüm yurttaşlara, sivil toplum örgütlerine barış ve çözüm çabalarını ortaklaştırma çağrısı olarak algılanması gereken bu tutum özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi ve barış mücadelesinde önemli bir değişime yol açacaktır.

Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın da çağrısını yaptığı gibi, tüm dostlarımızın, parti yönetimimizin, kurumlarımızın ve bileşenlerimizin katkısı ve desteği ile somut bir “Demokrasi ve Barış Mücadelesi Planı” hazırlanması acil görevimizdir. Bütün parti yapımızın, dostlarımızın, bileşenlerimizin bu planı sahiplenmesi ve hayata geçebilmesi için üstün bir gayret göstermesi gereklidir.

KADINLAR MÜCADELENİN SÜRÜKLEYİCİ GÜCÜDÜR

İktidarın kadın mücadelesi ile elde edilmiş kazanımlara yönelik tüm cinsiyetçi saldırılarına karşı son derece kararlı ve örgütlü bir duruş sergileyen kadınlar, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin sürükleyici gücüdür. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesindeki yaratıcı ve cesur duruşları, demokrasi ve barış mücadelesinin de en önemli güvencesidir.

Kadına yönelik şiddete, erkek egemen sisteme, çocuk istismarına, kadınların yaşamına müdahale edilmesine ve eve, aileye, çocuğa mahkum edilmesine; her alandaki emeğinin görünmez kılınmasına karşı mücadele toplumsal ilerleme açısından belirleyici öneme sahiptir.

SOSYAL ADALET MÜCADELESİ VAZGEÇİLMEZDİR

Bugün Türkiye’de, dünyada eşine az rastlanır bir sosyal adaletsizlik iklimi söz konusudur. Emeğin ve doğanın acımasızca sömürüldüğü, iş ve aş sorununun giderek yükseldiği bir dönemdeyiz. İktidar, yolsuzluk ve suç ekonomisini normalleştirerek günü kurtarmaya, halkın geleceğini heba etmeye devam etmektedir. İktisadi krizin toplumsal hayatımızda açtığı derin izler sadece yoksulluk ve yoksunluğun değil, yaşamın tüm alanlarında adaletsizliğin artmasına da neden olmaktadır.

Demokratik bir anayasa ve barış mücadelesi kadar, sosyal adalet için yan yana gelerek hak mücadelesi vermek gerekliliğini vurguluyoruz. İktisadi alanın da demokratikleşmesi, sosyal hakların güvenceye alınması adaletli bir toplum ve barış için vazgeçilemez unsurlardandır.

ÇAĞRI

Olağanüstü Kongremizde, şimdi bir kez daha, toplumun tüm kesimlerini demokratik bir anayasa yapım sürecinde ve toplumsal barışı var etme konusunda yan yana gelmeye çağırıyoruz. Barış ve demokrasi mücadelesindeki kararlılığımızı ve barışı var etme azmimizi asla yitirmiyoruz. Bu bizlerin halklarımıza karşı en önemli sorumluluğudur. Geçmişin tüm eksikliklerini, hatalarını geçmişin deneyimlerinden de yararlanarak bugün hep birlikte aşabiliriz.

Ortak demokratik değerler ve ilkeler etrafında ilişkileri geliştirmek demokrasi ve barış mücadelesini büyütecektir. Bu mücadeleyi ayakta tutanları, demokratik siyaset zeminine sahip çıkanları, baskılara boyun eğmeyen halklarımızı; demokrasi, emek ve barış güçlerini, kadın özgürlük hareketini, tüm vicdan sahibi yurttaşlarımızı, enerjilerini bizlerle buluşturmaya çağırıyoruz. Hepimize kolay gelsin. Mutlaka kazanacağız!”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Taşdemir: Kürt karşıtlığından beslenen kaybeder

AleviNet

Published

on

Türkiye’nin Rojava’ya yönelik işgalci saldırılarını ANF’ye değerlendiren HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, AKP’nin uzun zamandır hem ülke içinde hem de dışarıda Kürt düşmanlığı ve karşıtlığı üzerinden politika yaptığını vurguladı.

‘SİYASİ ÖMRÜNÜ MİLLİYETÇİLİKLE UZATMAK İSTİYOR’

İktidarın gittikçe zayıfladığını, ülkenin siyasal ve ekonomik anlamda geldiği nokta itibarıyla ciddi bir güç kaybıyla karşı karşıya olduğunu kaydeden Taşdemir, bu nedenle tıpkı daha önceki iktidarların yaptığı gibi milliyetçiliği yükselterek siyasi ömrünü uzatmaya çalıştığını belirtti. Bu durumun aslında ülkenin kuruluş felsefesiyle de birebir bağlantılı olduğuna işaret eden Taşdemir, Kürtlerin herhangi bir demokratik hakka sahip olmaması konusunda bir konsensüsün söz konusu olduğunu ifade etti. Bugün Kuzey ve Doğu Suriye’de tam da bu konseptin devrede olduğunu vurgulayan Taşdemir, ancak Kürtlerin de süregelen bu yok sayma politikasına karşı direnmeye devam ettiğinin altını çizdi.

‘ROJAVA DEVRİMİ ORTADOĞU’NUN RÖNESANSI GİBİ’

Suriye’de savaş başladığı andan itibaren, kendi topraklarında özgürce yaşamak isteyen Kürtlerin DAİŞ ve El Nusra gibi çetelere karşı ciddi bir direniş sergilediğini söyleyen Taşdemir, büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri kazanımların yok olmasına izin vermeyeceklerini vurguladı. Kürtlerin Rojava’da kadınlar öncülüğünde gerçekleştirdiği devrimin Ortadoğu’nun Rönesans’ı denilebilecek bir değişim, demokratik bir model sunduğunu belirten Taşdemir, “Rojava devrimi bölgedeki bütün kriz ve kaoslara çözüm olabilecek bir yol anahtarı da sundu. Ama bugün maalesef hem bu çözüm anahtarı ortadan kaldırılmak isteniyor hem de Ortadoğu’da değişen dengelerle birlikte Kürtleri bir kez daha kimliksiz, dilsiz, tarihsiz, hafızasız bırakmak istiyorlar. Türkiye de bu Kürt düşmanlığına öncülük ediyor” dedi.

‘BU SAVAŞ, AKP’NİN EMPERYAL HAYALLERİYLE İLGİLİ’

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik 9 gün süren saldırıların AKP’nin emperyal hayalleriyle de çok yakından ilgili olduğunu dile getiren Taşdemir, Suriye savaşı başladığından beri AKP’nin Müslüman Kardeşler ve cihatçı örgütler üzerinden coğrafyaya müdahale etmek isteyen emperyal bir dış politika izlediğini belirtti. Bu politika ile birlikte ciddi yanılgılar, sorunlar, krizler ve çöküşler yaşadığının altını çizen Taşdemir, iktidarın bu çöküşü şimdi de sahte bir zaferle örtbas etmeye çalıştığını söyledi. İktidardan yansıyan ruh halinin kötülüğün ruh hali olduğunu vurgulayan Taşdemir, şunları kaydetti: “Karşılarında sanki yedi düvel varmış, dünyanın en büyük orduları varmış ve onlarla savaşa girilmiş gibi bir algı yaratıp, manipülasyon üretiyorlar. AKP’nin iktidarı korumak için gerçekten de sahte zaferlere ihtiyacı var ve sahte zafer naraları atıyorlar. Ama biz biliyoruz ki Ortadoğu denklemi ve coğrafyasında buna benzer çok sayıda aktör ortaya çıktı, buna benzer çok siyaset izlendi ama hiçbiri başarıya ulaşmadı. En yakını Irak örneğidir. Bütün bunlara baktığımızda, halklar karşısında AKP ve onun zihniyeti kaybetmeye mahkûmdur.”

‘KÜRT SORUNU ÇÖZÜLÜNCE AYAKTA KALAMAYACAKLARINI BİLİYORLAR’

Diktatoryal ve baskıcı rejimlerinin yegane aracının düşmanlaştırmak ve milliyetçilik olduğunu vurgulayan Taşdemir, demokratik bir Türkiye ve Kürt sorununun çözüldüğü bir Ortadoğu’da, halkların barış içinde yaşadığı bir ortamda, tek adam rejimlerinin de yaşayamayacağını belirtti. Otoriter rejimler ve diktatörlüklerin gıda ve enerjisini tekçilikten, inkârdan ve yarattığı korkudan aldığını vurgulayan HDP Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, “O açıdan tabii ki AKP iktidarı Kürt sorununun demokratik çözümünden korkuyor. Nitekim Sayın Öcalan çağrı yaparak, ‘Kürt meselesini bir haftada çözerim’ dedi. Peki bir haftada çözülecek bir meselenin üzerine sen neden ordularla, askerlerle, büyük bütçeleri, sivil kayıpları ve dünyadan tecrit edilmeyi göze alan işgal girişimleri, saldırılarla gidiyorsun? Demek ki mesele tehdit meselesi değil, demek ki beka dedikleri kendi iktidarını ayakta tutma meselesi” dedi.

Continue Reading

Politika

HDP: AKP içeride ve dışarıda suç işliyor

AleviNet

Published

on

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü, Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, bugün yazılı açıklama yaparak, “Partimizin iki belediyesi daha kayyum eliyle gasp edildi” dedi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Cihan Kahraman, Yüksekova Belediye Eş Başkanlarımız İrfan Sarı ve Remziye Yaşar; Nusaybin Belediye Eş Başkanlarımız Semire Nergiz ve Ferhat Kut’un hukuksuzca tutuklanmaları yetmezmişçesine, İçişleri Bakanlığı partimizin demokratik yollarla kazandığı Nusaybin ve Yüksekova belediyelerine de kayyım atamıştır. Halkın iradesini gasp etmiştir.
Böylece partimizin yerel seçimlerde kazandığı üç büyükşehir belediyesi ve dört ilçe belediyesi gasp edilmiştir.
AKP Genel Başkanı ve tüm yöneticiler, sandıktan çıkan halk iradesini ayaklar altına alarak, seçme ve seçilme hakkını sistematik olarak ihlal etmektedir.

‘İÇERİDE VE DIŞARIDA SUÇ İŞLİYOR’

Sınırın ötesinde savaş suçları, sınırın bu yanında ise anayasal suçlar işleyen; Kürt halkının kazanımlarını kayyım siyaseti ve baskılar ile alaşağı etmeye çalışan AKP-MHP ittifakı, düştüğü bataklığa tüm toplumu çekmeye çalışmaktadır.
Tüm Türkiye ve uluslararası demokratik kamuoyunu demokratik siyasete destek vermeye, intikam siyaseti yürüten AKP iktidarına karşı durmaya çağırıyoruz.”

 

Continue Reading

Politika

HDP’li Nusaybin ve Yüksekova belediyeleri de gasp edildi

AleviNet

Published

on

Kayyum atamalarından önce her iki belediyenin eşbaşkanları tutuklandı. Daha sonra bu tutuklamalar, kayyum atanmasına gerekçe olarak gösterildi.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde 15 Ekim günü ev baskınlarının hedefi olarak gözaltına alınan HDP’li Nusaybin Belediye eşbaşkanları Semire Nergiz ve Ferhat Kut, Perşembe günü çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Nusaybin belediyesinin eşbaşkanları “örgüt üyesi olmak”la suçlandı. Bu suçlamaya eşbaşkanların “Tecridi kıralım, faşizmi yıkalım” kampanyasına katılmaları ve gizli tanık ifadeleri gerekçe olarak gösterildi.

Türk hükümeti Nusaybin İlçe Kaymakamı Mehmet Balıkçılar’ı kayyum olarak atadı.

15 Ekim’de gözaltına alınan Yüksekova Belediyesi Eşbaşkanları İrfan Sarı ve Remziye Yaşar, benzer suçlamalarla Parşembe günü çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Yüksekova Belediyesi’ne İlçe Kaymakam Osman Doğramacı kayyum olarak atandı.

19 Ağustos’ta Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine kayyum atandıktan sonra Karayazı ve Kulp belediyeleri de aynı şekilde gasp edilmişti.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI