SON DAKİKA

İstanbul’da Karaağaç Dergahı’na, yapıldığı günden beri elektrik verilmiyor!

Bu haber 25 Mayıs 2017 - 12:48 'de eklendi ve 2 views kez görüntülendi.

İstanbul Sütlüce’de AKP İl binası ve Hilton Otel arasına sıkıştırılmış 600 yıllık bir Dergah. İstanbul’un en eski dergahlarından biri olan Karaağaç Dergahı 2002 yılında kurulmuş, kurulduğu günden bugüne yani 15 yıldır elektrik verilmiyor. Dergaha gelenler gazlı lüks lambası ve yakılan mumlar eşliğinde cem olup semah dönüyorlar. 

İstanbul Sütlüce’de Karaağaç Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı 2002 yılında kuruldu. 2004 yılında parseller, dergâh hiç dikkate alınmadan sosyal tesis, ticaret ve katlı otopark alanı ilan edildi. Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı, planları mahkemeye taşıyarak iptal edilmesini sağladı. 2006 yılında yeni plan yapılarak parseller “özel proje alanı” ilan edildi. Parselin birine Hilton Oteli, diğerine AKP İstanbul İl Başkanlığı yapıldı. Dergah yöneticileri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne KİBTAŞ’a dava açarak tapu kaydını almaya çalışıyor. Ancak bugüne kadar açtıkları bütün davaları kazanmalarına rağmen arsa sürekli el değiştirdiği için yeni davalar açmak zorunda kalıyor, bu sebeple elektrik sözleşmelerini yapamıyorlar.

Dergahın durumuna ilişkin Karaağaç Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Hüsniye Takmaz ve yöneticisi Kazım Güvercinoğlu PİRHA‘ya konuştu.

“DERGAHIN EN BÜYÜK SIKINTISI ELEKTRİĞİN OLMAMASIDIR”

Dergahtaki en büyük sıkıntının elektik olduğunu söyleyen Hüsniye Takmaz, “15 yıllık süreçte, o kadar sıkıntı yaşadık ki çalmadığımız kapı, gitmediğimiz kişi kalmadı” dedi.

” ZOR ŞARTLARDA CEM YAPIYORUZ” 

“En büyük sıkıntımız şuan elektriğimizin olmamasıdır” diyen Takmaz, elektrik olmadığı zaman İstanbul gibi bir şehirde, her gün yüzlerce insanın gelip gittiği bir dergahta işleri yürütmenin çok zor olduğunu söyledi.

Yani hala mum ışığında cem yapıyoruz, tüple lokma pişiriyoruz. Canlar hayır yemekleri yapmak istiyorlar, şükür lokmaları yapmak istiyorlar. Bunları tüple pişiriyoruz. İnsanlara sunuyoruz daha çok mutlu oluyorlar. Diyorlar ki ‘Sizin bu şartlarda verdiğiniz mücadele bizim için çok çok önemli.’ Biz zor şartlarda bunları yapıyoruz.

“AKP ELEKTRİĞİN VERİLMESİNİ İSTEMİYOR”

Dergahta ki en büyük sıkıntılardan birinin de  AKP İl binası ve Hilton Oteli’nin Dergah arazisi üzerinde olması olduğunu belirten Takmaz, “Her ikisi de dergah arazisinin üzerinde olduğu için AKP İl binası güvenlik gerekçesiyle açıkçası elektriğin verilmesini istemiyor” dedi.

Tapuyu almak istediklerini ancak her defasında tapu satışları olduğunu kaydeden Hüsniye Takmaz, “Yani tapu olmadan hiçbir şekilde hiçbir işlem ve kurumla sözleşme yapamıyorsunuz. Ama öyle şeyler yaşıyorsunuz ki tapuya gidiyorsunuz, tapuda tapu kaydını alamıyorsunuz. Tapudaki müdür önce belediyeyi arıyor, ondan izin alıyor bize tapu kaydını verip vermeme noktasında. O kadar ciddi sıkıntılar yaşadık” dedi.

“TÜRKİYE’DE HİÇBİR CAMİNİN TAPUSU YOK”

Türkiye’de hiçbir caminin tapusunun olmadığını söyleyen Hüsniye Takmaz, “Türkiye’de birçok Alevi kurumunun şu anda tapusu yok. Haklı olarak bir şekilde gecekondu sistemiyle işlev yürütüyorlar. Kartal Cemevi’nin henüz tapusu yok, ama elektriği var. Hiçbir caminin ruhsatı yok bana göre şu anda. Büyük bir kısmı yüzde 99’u kaçak” ifadelerini kullandı.

“İNSANLAR BURAYA SAHİP ÇIKMALI”

Karaağaç Dergahı Başkanı Hüsniye Takmaz, hükumete karşı merkezde ve yerelde ayakta durmanın zor olduğunu belirterek, Alevilere çağrıda bulundu;

“İnsanların buraya çok ciddi anlamda sahip çıkması gerekiyor.  Açıkçası koca bir merkezde hükumete ve yerelde hükumete karşı ayakta durmak çok zor. Ama buna rağmen biz ayakta durmaya çalışıyoruz. Ama halkın desteğine de çok ihtiyacımız var. Buradan geçen her canımız,  burada bir cemevi var, bir dergah var, gideyim, bir çayını içeyim, canlarla bir merhabalaşayım demelidir. Bu bizim için çok önemlidir.”

Son olarak Dergahta her şeyin gönüllülük esasına dayalı olduğunu vurgulayan Hüsniye Takmaz, “Yönetim olarak sıkıntı yaşıyorsunuz. Çalışan personeliniz yok, personel koyamıyorsunuz. Her şey gönüllülük esasına dayanıyor. Böyle sıkıntılarla dergah bugüne geldi” diye konuştu.

Karaağaç Dergahı yöneticisi ve semah hocası Kazım Güvercinoğlu da, mahkemeler sonuçlanmadığı için elektrik bağlanamadığını belirterek, “Mahkeme sonuçlanmadığı için herhangi bir kira sözleşmesi yok. En son anayasa mahkemesine müracaat edildi, oradan hal netice gelmediği için elimizde ne bir sözleşme var, ne bir tapu var herhangi bir şey olmadığı için elektriğimiz bağlanamıyor. Biz il binasına müracaat ettik. Dedik ki “İl binasını nasıl kiraladıysanız, nasıl bir prosedür uygulandıysa bizim için de aynı prosedür uygulansın, dedik. Görüşürüz dediler ama herhalde yoğunluklarından dolayı olacak ki bir türlü onu da gerçekleştiremedik” dedi.

“BİZ BURADA KARANLIĞIN İÇİNDE CEM YAPIYORUZ”

Elektrik olmadığı için Dergahta haftada ancak üç gün hizmet yürüttüklerini ifade eden Güvercinoğlu, “Dergahta Salı günleri saat 09.00’dan 15.00’e  kadar salı sohbetleri oluyor. Pazar günü 18.00-19.00 saatleri arası canlar ziyarete geliyor. Perşembe günleri ise cem yapıyoruz. Cemlerimizi de lüks tüplerin ışığıyla yapıyoruz veya mum ışığında yapıyoruz. Gerçekten böyle görünmez bir durum var burada. Etrafımız ışıl ışıl her tarafta ışıklar yanıyor, sokakta bir sürü boş lambalar yanıyor. Biz burada karanlığın ortasında bir odayız” dedi.

“BU KARANLIK KERBELAYI ANIMSATIYOR”

Bu karanlığın Kerbelayı anımsattığını söyleyen Güvercinoğlu, ” Hz. Hüseyin Kerbelaya gittiği zaman etrafında ırmaklar akıyordu, sular akıyordu fakat onlar çadırların içinde su verilmiyordu. Susuz olarak o ırmağın kenarında duruyorlardı. Biz de şuan da aynı pozisyondayız. Etrafımız her taraf ışıl ışıl yanıyor, ışıklarla donatılmış, boşuna yanan bir sürü sokak lambaları var. Onlar aydınlık içinde, biz burada aynı Kerbeladaki gibi karanlık bir adadayız. Üstümüzde otel var yine orası da aynı şekilde ışıl ışıl yanıyor. Bu pozisyonu Kerbela ile karşılaştırırsak, hiç farkı yoktur. Aynı Kerbela olayını yaşıyoruz” diye konuştu.

“DİĞER VATANDAŞLAR GİBİ EŞİT ŞEKİLDE İBADET HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

Yetkililere seslenen Kazım Güvercinoğlu, “Nasıl ki hizmet bütün inanç kurumlarına veriliyor, rahatça hizmetlerini yapıyorlarsa, bizim inanç yerimize de gerekli hizmetlerin verilmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyerek, şunları kaydetti:

“Elektriğin ve doğal gazın verilmesini istiyoruz. Biz de diğer vatandaşlarımız gibi eşit şekilde burada ibadetlerimizi, hizmetlerimizi ve kültür amaçlı çalışmalarımızı yapmak istiyoruz. Bu da bizim doğal hakkımızdır. Yani biz normal vatandaşlarımızdan farklı herhangi bir şey istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ne haklar tanınıyorsa ibadet olarak, kültür amaçlı olarak onun bize de tanınmasını istiyoruz.”

Diğer inançlara verilen haklara saygı duyduğunu söyleyen Güvercinoğlu, “Biz onlara verilen haklara nasıl saygı duyuyorsak, normal karşılıyorsak bize de aynı haklar verilsin, diyoruz. Onlardan farklı herhangi bir şey istemiyoruz” diye konuştu.

PİRHA-Semra ACAR/İSTANBUL