SON DAKİKA

‘Tekirdağ Cezaevi’nde mahremiyet alanı diye bir yer kalmamıştır’

Bu haber 31 Mayıs 2017 - 10:32 'de eklendi ve 19 views kez görüntülendi.

Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutulan İhsan Kartal, hastaneye gidiş gelişte parmak izi uygulamasına zorlandıklarını ve cezaevinin her yerine yerleştirilen kameralarla özel yaşamlarının ihlal edildiğini aktardı.

Türkiye cezaevlerindeki hak ihlalleri devam ediyor. Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutulan İhsan Kartal yazdığı mektupla cezaevinde yaşananları aktardı.

Kartal, son dönemlerde cezaevlerindeki tutuklulara yönelik zorlayıcı uygulamaların hayata geçirildiğini belirterek, şunları söyledi: “Son zamanlarda özellikle hastane ve mahkemeye gidiş gelişlerinde hak ihlalleri yaşanıyor. Gidiş-gelişlerde parmak uygulaması diye bir uygulama getirdiler. Bu uygulama insani değil, çünkü mahkeme ve hastaneye gidiş-gelişte de parmak izi veriliyor, alınıyor ve gelişte de eşleştiriliyor. Bu uygulama Adalet Bakanlığı tarafından zorunlu hale getirilmiş. Örneğin, kalp krizi geçiren bir insan sedye üzerinde ‘Ben parmak izi vermem’ dediği zaman, o insanı o halde tekrar geri getirip ölüme terk ederler. Bunun adı da insanları öldürmektir.”

Yaşam alanlarının kameralarla gözetlendiğini belirten Kartal, “Bulunduğumuz cezaevinde, cezaevinin dört tarafı mobese kameralarla adeta donatılmış durumda. Her 20 metrede birkaç mobese yerleştirilmiş, cezaevinin çatılarına mobese yerleştirmişler. Bu da yetmemiş gibi her hücrenin avlusuna da kamera yerleştirmişler. Yani kamerasız kalan tek yer hücrenin içidir. Tutukluların mahremiyet alanı diye bir yer kalmamıştır. Bu uygulama insani değil” dedi.

‘TECRİDE BÜTÜN DÜNYA ORTAK’

Kartal, şunları ifade etti: “2011 yılında bu yana İmralı Cezaevi’nde başlayan tecrit ve özel uygulamaları bir insan olarak beni, bizi çok ciddi anlamda zorlamaktadır. Bütün dünya da bu tecridin hukukla alakası olmadığını biliyor. Bu tecrit politikasının özel bir uygulama olduğunu İmralı şahsında bizlere ve Kürt halkına dayatılan bir zulüm olduğunu bizler biliyoruz. Bütün dünyanın ortak üzerinde durduğu ve kabul ettiği hukuka aykırı olmasına rağmen, bütün dünya adeta bu insanlık dışı tecride ortak olmuş durumda. Bir yandan demokrasinin temsilcisi olduklarını iddia ediyorlar. Öte yandan bu tecride karşı üç maymunu oynuyorlar.”