Connect with us

.

Kadın

Erkeklerin tacizkar oturma şekli yasaklandı!

AleviNet

Published

on

Erkeklerin toplu taşıma araçlarında kadınları taciz boyutuna varan oturma şekliyle ilgili Madrid’de emsal bir karar alındı. Bu kararla erkeklerin yayılarak oturması yasaklandı

Kadınların en sık karşılaştıkları sorunlardan biri olan toplu taşıma araçlarında ‘erkek yayılmacılığı’na karşı birçok ülkede kampanyalar yürütülüyor. “Bacaklarını topla yerimi işgal etme” sloganıyla yürütülen kampanya daha sonra İngilizce “manspreading” adıyla dünya gündemine oturmuştu. Metro ve diğer toplu taşıma araçlarında özellikle kadınları taciz boyutuna varan otuma şekliyle ilgili İspanya’da emsal bir karar alındı. Madrid Belediye Taşımacılık Şirketi (EMT) bacaklarını “V” şeklinde açıp yayılarak oturan ve diğer yolcuları rahatsız eden yolcuları uyardı. Özel bir işaret hazırlayarak yolcuları uyaran ve toplu taşıma araçlarına yerleştiren yönetim, bu konuya “El manspreading” ismini verdi. Toplu taşıma araçlarına “El manspreading” stickerları yapıştırıldı. Yetkililer, “Bu yeni bilgilendirici işaret dünyanın farklı ülkelerinde de var ve diğerlerini rahatsız eden oturuşu engellemeye yönelik” dedi. Madrid Kent Konseyi Eşitlik Departmanı, bu kararı Microorrelatos Feminist Kolektifi sayesinde aldığını duyurdu.

3 Haziran 2015’te New York kentinde şehir metrosunda bacaklarını normalden fazla ayırarak oturan iki erkek, ‘bir kişinin işgal edeceği yerden fazlasını kapladıkları’ ve çevrelerindekilere ‘rahatsızlık verdikleri’ gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.

HABER MERKEZİ

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bülent Felekoğlu

Başka Bir İhtimal Daha Var…

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Canlı yaşamak için mümkün bulduğu tüm sınırları zorlar. Yaşamak ne kutsal bir eylemdir. Reya Heq / Hakk Yol inanç dünyasında ölmek tekrar Çark-ı Pervaz olma hali olarak nam bulur. Yani tüm kainat doğum halindedir. Yani külli kainat rahimdir, rahim rahman olanın gayreti ile yeniden yeniden doğum çarkına girer. Bir can önce kendi zerrelerinin her birine ikrarlıdır. Tek bir an, tek bir sanise vazgeçmez ondan. Çünkü her varlık görünmek ister. Görünen sevilmek ister. Sevmek var olmanın temel ilkesi. Aşure ayındayız Ana kadının / Qile’nin Şir’i / Süt’ü  ile mayaladığı Aşir /Eşir lokmasının verildiği can lokması zamanlarındayız. Yaşama yeminli, ölüme mühürlü ayın içerisindeyiz. Karalara büründüğümüz aydayız. Karanlık doğumun, ışığın habercisidir derdi Qile, bizler aynalarımızı ters çevirdiğimizde cemalimize bakmadan cümle varlık ile bir olmak derdindeyiz. Çünkü can ilk kendi cemali ile nefsini yüceltir. Cemal cemale değmezse iki göz alemi toz zerresi sayar. Hakk görülmeyince cemal kendini Hakk sayar. Lakin bilmez misin evlat aynanın ardı da sırlıdır. Karanlıktır ayna da görünmek için karanlıkta çağırır ışığı. Yasımız bilir birileri kara giyinmemizi, dilimizi bilmeyen Xorte Qemer( Esmer Cengaver) Hüseyin Xorrte Qemer’dir.  Qemeri bilmeyen( Qemer/Kamber) Ali’yi bilmez, Qember’i bilmeyen Qemter’i / Kemter (Ana Fatma’dır) bilmez, çünkü onlar canı noksan bilir. Qember’i hamal, Qemer’i hayal sanırlar. Cenk meydanı vicdan meydanıdır. Vicdanı ile cenk eden Mervan olur. Vicdanı olan Sulha meydan bırakır. Çünkü can sürekli Berzah’tadır. Doğmak için meydan bırakmazsan kendi celladın olursun. O nedenle biz aynanın arkasına da bakarız.

Anadolu ve Mezopotamya canları bir Peygambere verdiği sözü binlerce yıl tutan canlardır. Ape Qeqil’in deyişi ile “ Ez bi cane ki hezar cane pışta xwe bardıkım, bare insan ne ye ke hezare” / Ben bir canla bin canı sırtımda taşırım, insanın yükü bir değil binlercedir. Yaptıkların senden öncekilerin mirası ve sonraya bırakacağın hikayeler olur. Canlılık birbirinin ayak izlerini takip eder. Bugün ülke ve dünya bir kaus aralığında. Bugün toplumlarımıza yön vermeye çalışanlar verdiğimiz sözleri ne kadar uzun tuttuğumuz farkında değil. Dünya bir atımlık lokma görülüyor. Ayna da şirk koşan nefisler var. Cenk meydanları mertlikten uzak tutulup, savaş meydanlarına dönüştürülmüş. Sulh ise nefsini yaşatma adına, kemaletten uzak kurnazlıklara kurban verilmekte. Ama herkes ve her hal bir çıkış derdinde. Çıkış ancak feryada cemal dönülür ise mümkündür. Çıkış ancak vicdan meydan bulur ise, Anaların açık Bahtına sığınılarak o ahlaki değerler hatırlanarak olabilir. Baht kadınındır, erkek o bahtı görmek istemediği için sürekli kapatmaya çalışmakta, çünkü Baht vicdan makamıdır, Hakk meydanıdır. O bahta dönen en masum çocukluğuna döner. Ya da en aşık sevgili hülyasına çekilir. Ya da baba olmanın muazzam emeğine döner yüzünü. Diyarbakır’da Anneler bir eylem başlattı, ondan çok önce Cumartesi Anneleri eylemlerini başlatmıştı. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında barış meydanı Anaların gayreti ile kurulur. Bugün Diyarbakır’da Devlet bir diyalog alanı açmak istiyor ise kıymetlidir. Bu kıymeti en çok Kürtler verir. Fakat zaman ile yüzleşmek, zamandan, mirastan ders çıkarmak kıymetlidir. Anadolu ve Mezopotamya Halkları komşuları için çok bedel verdi. Bugün Kürtler’in durumu doğru anlaşılmalı. Komşuluğun yüzü suyu hürmetine elleri arasında çok evlat can verdi. Halen bir devleti yoksa bu komşuluk hakkının yüzü suyu hürmetinedir. Çünkü burada sınırlar nafiledir. Bu topraklarda çok cenk oldu. Bu topraklar Kerbela’yı gördü. Peygambere verdikleri sözü tutmayanların karşısında dimdik durdu. Bu topraklarda İnsana Dini sorulmaz çünkü aşiretleri kadim ve geniştir. Bir Aşiret’de bile dört ya da beş farklı din görürsünüz. Hangisi ile kendini sınayacak. Bugün siyasetçilik yapmaya çalışanlar bundan bi haber davranıyor. Kurnazlığı çok gördü bu topraklar. Bu topraklar Hurri’lerin, Hitit’lerin torunları, tanrısı ile tarım yapmış insanların toprakları. Her canı kendi hali ile kabul eden “Bin Tanrı İli” bu topraklar. Hurri’leri gören Sami halkların Hurriyet manasını biçtikleri topraklar. Ana kadının / Qile’nin Eşir/Aşure lokması pişirip Şir’i ile mayaladığı topraklar. Şir’in hakkı için Şire gelenlerin, nefislerine Şeriat belirleyip, Şirazeden çıkıp Şirk koşmalarına fırsat vermemek gerek. Bir İhtimal Daha Var. O da birlikte yaşam da ısrar. Dünya kirletiliyor. Doğa can çekişiyor. Ekonomi dedikleri nüfus hareketi bu topraklar çok uygarlık besledi. Bugün tohumunu bile yasaklayıp devşirme tohuma tamah ettiriyor. İşte bu şirk’e müsade etmemeli her can. Ölümle beslenenlere o savaşı vermeyeceğiz, birlikte yaşam için barışı inşa edeceğiz. Bir İhtimal Daha Var cümle varlığın yüzü suyu hürmetine Sulha kapı aralamak.

Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımız Olsun…

Continue Reading

Kadın

Tehdit eden erkek değil, tehdidi kaydeden kadın sanık oldu!

AleviNet

Published

on

Kadın cinayetlerinde faillere verilen haksız “tahrik indirimi”kararlarıyla adeta erkek şiddetini teşvik eden yargı, bu defa da ölümle tehdit eden erkeği değil, maruz kaldığı tehditleri ispatlayan kadını sanık yaptı. Can güvenliği olmadığı gerekçesiyle yaptığı her suç duyurusu “delil yetersizliğiyle” sonuçlanan Münevver Kızıl, eski erkek arkadaşı ve onun ağabeyinin ölüm tehditlerini ses kaydıyla belgelediği için sanık durumuna düşürüldü. Bu kararla bir kez daha mağdur edilen Münevver Kızıl, yaşananları ANF’ye anlattı.

Eski erkek arkadaşı Seyfettin Tanko’nun tehdit ve tacizleriyle 6,5 yıldır uğraşan Kızıl, defalarca yargının kapısını çalmasına rağmen hiçbir sonuç elde edemediğini belirtti. Bugüne kadar yaptığı 44 suç duyurusu hakkında, “delil yetersizliği” gerekçesiyle 20 kez takipsizlik kararı verildiğine dikkat çeken Kızıl, 6284 Sayılı Koruma Yasası kapsamında 6’şar aylık sürelerle 17 kez çıkartılan tedbir kararının ise sadece kağıt üzerinde kaldığına işaret etti.

‘TEHDİTLERİ GÖRMEZDEN GELEN SAVCI BANA DAVA AÇTI!’

Can güvenliğinin olmadığını ispatlamak için çareyi Tanko’yu ses kaydına almakta bulan Kızıl, bu kez de izinsiz ses kaydı aldığı ve özel hayatı ihlal ettiği gerekçesiyle sanık yapıldığını ifade etti. 18 Eylül günü saat 11.10’da Anadolu Adliyesi 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşmada hakim karşısına çıkacak olan Kızıl, Seyfettin Tanko hakkında 20 kez delil yetersizliği kararı veren yargının, Tanko ve ağabeyinin yaptığı suç duyurusunu jet hızıyla kabul etmesine tepki gösterdi. Tutuklu yargılanması gereken Tanko elini kolunu sallayarak dolaşırken, kendisinin sanık sandalyesine oturtulduğunu vurgulayan Kızıl, “Söz konusu 56 dakikalık ses kaydında bana ağza alınmayacak cinsiyetçi küfürler eden Seyfettin Tanko, şikayetlerimi geri çekmem için beni; ağabeyi Mehmet Tanko ise ailemi yok etmekle tehdit ediyordu. Ancak ses kayıtları dosyada mevcutken tehditleri görmezden gelen cumhuriyet savcısı, can güvenliğim olmadığı için koruma altına alınmama rağmen, bana dava açtı” dedi.

‘KADIN KATİLLERİNİN YOLU AÇILIYOR’

Kızıl, yüzüne kezzap atmakla, tekerlekli sandalyeye mahkûm etmekle, silahla delik deşik etmekle tehdit eden Tanko’ya bugüne kadar açılan davaların hemen hemen hepsinin basit suçtan para cezasına çevrildiğini belirtti. İlk suç duyurusunda bulunduğunda savcının kendisini içeriye atmakla tehdit ettiğine dikkat çeken Kızıl, burada açıkça erkek egemen saltanatının yürütüldüğünü vurguladı. Kendisini hiç bu kadar yalnız hissetmediğini ifade eden Kızıl, başına gelecek her olumsuzluktan başta Tanko kardeşler ve önlem almak yerine onları koruyup kollayan yargının sorumlu olacağının altını çizdi. Tanko’nunen Nisan 2019’da evinin hemen aşağısındaki ankesörlü telefondan aradığını belirten Kızıl, şunları kaydetti:

“2013’ten bu yana tehdit ediliyorum ve hiçbir caydırıcı ceza söz konusu değil. Bu tamamen yargının kadına yönelik bakış açısının bir örneği. Resmen katillerin yolu açılıyor. Bu anlamda erkekler tek başına katil değil, bütün yetkililer bu katliamlara ortaktır ve onlar kadar suçludur. Bu sadece benim hikâyem değil, erkek şiddetine karşı sonuç alamayan milyonlarca kadının hikâyesi.”

‘ÖLDÜKTEN SONRA DEĞİL, SAĞKEN BANA DESTEK VERİN’

Bu konuda herkesin desteğini isteyen Kızıl, başına bir şey geldiği takdirde bu

Continue Reading

Kadın

Kadın Savunma Ağı: Kürtaj haktır, fişleme suçtur !

AleviNet

Published

on

Kadın Savunma Ağı , ‘FETÖ’ ve ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ adı altında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nden 1 Ocak 2017-31 Mayıs 2019 tarihleri arasında “polikistik over” sendromu olup kürtaj yaptıran kadınların listesini istemesini protesto etti.

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde gerçekleşen protestoda polis ablukası dikkat çekti.

“Kürtaj haktır, fişleme suçtur emniyet elini bedenimden çek” yazılı pankart ile “Benim bedenim benim kararım”, “ Kürtaj haktır kararı kadınların” dövizlerinin taşındığı eylemde sık sık, “ Emniyet elini bedenimden çek”, “Kürtaj haktır engellenemez” sloganları atıldı.

‘KADINLARIN BEDENİNDEN ELİNİZİ ÇEKMEYİ ÖĞRENECEKSİNİZ !’

Kadın Savunma Ağı adına açıklamayı okuyan Durna Şahin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün 29 Ağustos tarihinde İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderdiği yazıyla 1 Ocak 2017 ile 31 Mayıs 2019 tarihleri arasında İstanbul’daki tüm kamu ve özel hastanelerde 30-40 yaş aralığında “polikistik over sendromu” olup, kürtaj yaptıran kadınların listesini istediğini hatırlatarak sözlerine başladı.

Sağlık ve cinsel hayata ilişkin ‘özel nitelikli kişisel veri’ kapsamına giren kişisel bilgilerin kişinin onayı olmaksızın işlenmesinin kanunlara aykırı olduğunu vurgulayan Şahin, şöyle tepki gösterdi : “Bizler emniyetin, savcılığın, sağlık müdürlüklerinin, devletin tüm kurumlarının öğrenmesi gereken şeyleri hatırlatalım istedik: Öncelikle Kadınların bedeninden elinizi çekmeyi öğreneceksiniz. Bu fişlemeyle özel hayatın, kişisel ve sağlık verilerinin gizliliği ile kadınların hasta hakları ihlal ediliyor. Nasıl oluyor da savcılık terörle mücadele soruşturması kapsamında kriterler vererek kürtaj yaptıran kadınların listesini isteyebiliyor? Sağlık Müdürlüğü, sağlık çalışanlarını suç işlemeye, hasta haklarını ihlal etmeye, mesleki etik değerleri çiğnemeye teşvik ediyor?”

‘HASTA-SAĞLIK ÇALIŞANI İLİŞKİSİ BİR GÜVEN İLİŞKİSİDİR ’

‘Terörle mücadele’ söyleminin arkasında temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmaya çalışıldığını vurgulayan Şahin, kadınların sağlık hakkına erişimi, cinsel sağlık ve kürtaj haklarının kriminalize edilerek engellenmesine izin vermeyeceklerinin altını çizdi.

Hasta-sağlık çalışanı ilişkisi bir güven ilişkisi olduğunu hatırlatan Şahin, kişisel bilgilerin paylaşılmasının ise bu güven ilişkisini zedeleyeceğini kaydetti. Şahin, hasta gizliliğini ihlal eden ve ciddi mağduriyetlere yol açabilecek bu emri veren kişiler hakkında derhal idari ve adli soruşturma başlatılmasını talep etti.

‘KÜRTAJ HAKTIR, FİŞLEME SUÇTUR !’

Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ‘Sağlık verilerinin gizliliğine saygı gösterilmesi’ sözleşmene atıfta bulunan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İstanbul’da binlerce kadının bilgilerinin gizli tutulmasına ilişkin hukuki hakları ihlal edilmektedir. Bu tip ihlaller nedeniyle kadınlar istenmeyen gebelikleri sürdürmeye veya “merdiven altı” diye tabir edilen yerlerde, hayatlarını riske atarak kürtaj yaptırmaya mecbur bırakılmaktadır. Kürtaj haktır, fişleme suçtur. Emniyet sağlık ve cinsel hayata ilişkin özel nitelikli kişisel verileri hiçbir gerekçeyle talep edemez. Onlarca tarikat evi ve yurtlarında istismara maruz kalan çocuklar ile kadın cinayetlerine seyirci kalan Emniyet Kadınların beden, cinsel sağlık bilgilerini toplamakla uğraşıyor. Kadınların bedenleri ve hayatlarından uzak durun. İşinizi yapın Katilleri ve istismarcıları yakalayın !Bedenimizden, hayatımızdan elinizi çekin.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI