Gazeteci-Yazar Salaz: Referandumdan önce ulusal birlik sağlanmalı

Federe Kürdistan Bölgesi’nin referandum kararını değerlendiren gazeteci Necmettin Salaz, dört tarafı kapalı, tek bir üretimi olmayan Kürdistan’ın bağımsızlığı seçim malzemesi olarak kullanıldığını belirterek, “Kürtler sorunların çözümü için öncelikle ulusal birlik kongresi toplamalı” dedi.

Federe Kürdistan Bölgesi’nin bağımsızlık için aldığı referandum kararı iç ve dış kamuoyunda tartışma devam ediyor. Güney Kürdistan parlamentosunda alınması gereken referandum kararı iki yıldır kapalı durumda olan parlamento yerine Pirmam’da yapıldı. Referandum tarihinin 25 Eylül olarak belirlenmesi de bazı çevreler tarafından eleştirildi.

Uzun yıllardır Federe Kürdistan’da yaşayan gazeteci yazar Necmettin Salaz, konuya ilişkin tartışmaları ve sonuçlarını dihaber’e değerlendirdi. Ortadoğu’daki siyasi konjonktür gereği zamanlamasının yanlış olduğunu düşünen Salaz, Kürtlerin referanduma karşı çıkmadığını fakat referandum kararının güç kaybeden KDP’nin seçim yatırımı olduğunu söyledi.

‘MASAYA GETİRİLİŞ BİÇİMİ ENTERESAN’

Bağımsızlık talebinin uzun yıllara dayandığını ve halkın bu yönlü eğilimi olduğunu hatırlatan Salaz, referandumun süreci ile seçim süreci arasındaki bağa dikkat çekti. Salaz, “İnsanların ömrü bu dağlarda Kürdistan için geçti. Yüzbinlerle ifade edilen şehit var. Şuan kendi adıyla yaşayan Kürt Federe Bölgesi var. Belli başlı problemler yok değil, ama şuan referandumun masaya getiriliş biçimi enteresan. ‘Referandumu yapacağız ama bağımsızlık ilan etmeyeceğiz’ gibi bir şeyler söyleniyor ardından da iki ay sonra da ‘Genel seçim yapacağız’ deniliyor. Eğer bir bağımsızlık ilan edilmeyecekse bu referandumun anlamı nedir?” diye konuştu.

‘SİYASİ KOŞULLAR REFERANDUMA ENGEL’

Güney Kürdistan’ın zorlu coğrafi ve siyasi durumuna da dikkat çeken Salaz, Türkiye, Irak, Suriye, İran ve ABD devletlerinin referanduma karşı çıktığını bunun da olası bağımsızlık çıkışını zorladığını söyledi. Güney Kürdistan’ın diğer devletlerle olan ilişkilere de değinen Salaz, şöyle devam etti: “Kürdistan dört tarafı düşmanla çevrili bir yoksullar, mazlumlar ülkesi ve şehitler ülkesi. Sömürgeciler için kaynak alanı iken halk için de işkencehaneye dönmüş bir yurt. Güney Kürdistan, Türkiye, İran, Suriye ve Irak ile çevrilmiş. Hava sahası yok, bir dakika sonra ya Türkiye hava sahasındasın ya da İran’ın ya da Arapların. Bütün bir dünya ile bir anda sizin bağınızı kesebilirler. Türkiye kendi Kürtlerinin daha fazla cesaretlenmesini sağlayacağından korkuyor ve ‘Hayır’ diyor. İşin en kritik yanı ise Amerika’dır. Burada çok büyük savaşlar oldu ama o savaşların neticesinde bir bağımsızlık çıkmadı. Bir ayaklanma başladığı zaman Amerika 36’ncı paralelden bu yana Saddam’a bu tarafı yasakladı, sonrasında yerel yönetime teslim etti. Durum böyleyken Amerika hala bölgede ciddi bir biçimde söz sahibidir ve buna karşı çıkıyor. Böyle bir hal içerisinde, bütün etrafınız düşmansa ve burayı size teslim eden de bağımsızlığınıza karşı çıkıyorsa biraz düşünmek gerekiyor.”

‘KULAĞA HOŞ GELEBİLİR AMA ZAMANLAMASI İYİ HESAPLANMALI’

“Burada üretim diye bir şey yok. Sıfır üretim. Domates dışarıdan geliyor, yumurta dışarıdan geliyor. Yumurtayı alın üzerinde Türk kaşesi görürsünüz. En basit gıda ürünleri dahi her şey ya Arap, ya Fars ya da Türk üretimidir. Bir tane Kürtçe üretilmiş bir mamül göremiyorsunuz” vurgusu yapan Salaz, yine savaş durumunda yönetimin askeri sanayi gücünün de sınırlı olduğunu kaydetti. Salaz, “Bazı şeyler kulağa hoş gelebilir ama zamanlamasının iyi hesaplanması gerekir” diyerek, referandum koşullarının gelişmediğini savundu.

‘BÖYLE CİDDİ BİR MESELE SEÇİM MALZEMESİ OLMAMALI’

Salaz, Güney Kürdistan’da İslamcılar, Yekgirtî ve Goran partilerinin oy oranın yüzde 75’lerde olduğunu kaydeden, KDP’nin seçimlerde tedirginlik yaşadığını belirtti. Referandumun bir seçim malzemesi haline getirildiğine dikkat çeken Salaz değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Böyle ciddi bir şeyi bir seçim malzemesi gibi değerlendirirseniz olmaz. İki seneyi aşkındır süresi geçmiş, uzatmaları bile bitmiş bir seçim süreci var. Şimdi seçime gidilecek ama oranlar belli. Yüzde 20 İslamcılar, 25 Goran’dır. 25 Yekitî’dir. Geriye kalan 20-25 gibi bir oran ise KDP oyudur. Şimdi hal böyleyken, sen yüzde 25’lere inmiş bir durumdasın. Kabadayı alacağın rakam bu iken, bir şov yapmak gerekiyor. Nedir? ‘Ben bağımsızlıkçıyım ama şunlar istemedi, bunlar istemedi’ diyecekler. Hayır hepsi de istiyor. Bu silah ters de tepebilir. Bir vatandaş olarak şunu sorabilirim, yarın derim ki ‘Evet biz gittik sandığa yüzde 90 Evet dedik, haydi bağımsızlığı ilan edelim dedim. İlan etmeyeceksek neden yaptık bu referandumu’ diye sorabilirim. Ters tepme ve yutmama ihtimali de yüksek. Evdeki hesabın pazara uymaması gelişebilir.”

‘TÜRKİYE’NİN KÜRTLERLE DOSTLUĞU HİKAYEDİR’

Referandumun olmasının özellikle Türkiye cephesinden olumsuz karşılandığını da anımsatan Salaz, şunları ifade etti: “Türkiye bir yapıyı kullanabildiği kadar dost olur, Türkiye bir yapıdan faydalanabildiği sürece o yapı ile dost olur. Referandum ilanına hemen Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile bir hop demeye başladılar. Çünkü sen komşu devletlerdeki Kürtlere kötü örnek olmaya başlarsın. Türkiye kantonların arasına neden girmeye çalışıyor o kadar, çünkü tüm Kürtlerin ve yereldeki diğer halkların eline bir şey girmesin diye savaşı göz önüne alıyor. Neredeyse ABD ve Rusya’dan biri ile karşı karşıya kalacak kadar agresif kalıyor, çünkü Kürtlerle ilgili tablolar ortaya çıkmaya başlarsa bunun Kuzey’e de yansıyacağını biliyorlar. Oysaki herkes çok iyi biliyor ki, Kuzey’deki tablodur buraları yaratan. Türkiye’nin Kürtlerle dostluğu hikayedir. Herhangi bir kritik anda Kürtleri çizer atarlar.”

‘ASKERİ İŞGALİ SÖZ KONUSU’

Türkiye’nin Kürdistan’daki askeri üslerine de işaret eden Salaz, şunları vurguladı: “Türkiye’nin Güney’de zaten 18 noktada askeri işgali söz konusu. Bu direkt KDP’ye karşı değil, burada 18 noktada askeri olan bir güç varken, bir bağımsızlıktan bahsedemezsin, çünkü senin toprağında başka bir işgalci ülkenin işgalci askerleri var. Eğer bağımsızsam diyorsan bunları dışarı atmalısın. Bunlara rağmen de bağımsızlık dersen bunlar da savaşı göze almalısın.”

‘ŞENGAL’İN DIŞARIDA KALMASINA NEDEN ENGEL OLMADIN?’

Şengal ve Kerkük’teki gelişmeleri de irdeleyen Salaz, şöyle dedi: “Şengal Kürdistan’ın damarıdır. Kerkük Kürdistan’ın şahdamarıdır. Bu iki tane çok önemli şehri neden dışarıda tutmayı kabul ettiniz. Bu bir zaaflı başlangıç olmuş zaten. Şimdi Kürtlerin Yekitî partisi Kerkük’te yüzde 50’yi aşan bir oy alarak vilayeti elinde tutuyor. KDP ve diğerlerinin oylarını eklediğimizde yüzde 75’lik bir Kürt sesi ortaya çıkıyor. Böyle bir yeri ‘Şimdilik burası beklesin, Hewler, Duhok ve Süleymaniye ile yetin’ demişler sana, sen de kabul etmişsin. Etmeyecektin.”

‘ÖNCELLİKLE ULUSAL BİRLİĞİ SAĞLAMAK LAZIM’

Kürtlerin sorunlarını çözebilmesi için acilen Ulusal Birlik Kongrenin toplanması gerektiğini vurgulayan Salaz, PKK Lider Abdullah Öcalan’ın önerileri ışığında bunun başarılacağını dile getirdi. “20 milyonu idare eden bir hareket var ortada, onun önderi Sayın Öcalan, Sayın Barzani’ye dedi ki ‘Kongreyi topla, gel başkan ol” hatırlatmasında bulunan Salaz, sözlerini şöyle tamamladı: “Dört parçadaki Kürt senin yanında olursa istediğin devlet sana ambargo koysun. Aç kalmazsın. Kürtler birbirlerini aç bırakmaz. Öncellikle ulusal birliği sağlamak lazım. Şengal’i ve Kerkük’ü de bu ruhun içine katmak önemli. Ondan sonra da halk bir şeye karar verir ve sen uygularsın. KDP Kürdistan’ın birliği yönünde bir çaba harcarsa ben KDP’ye her Kürt gibi elbette destek veririm. Hangi parti olursa olsun desteklenir. Kürt halkının ulusal birliğini sağlama yönünde çabalar içinde olmak aydını ile siyasetçisi ile sivili ile ulusal özgürlüğe giden yolda bir birlik sağlamak gerçek anlamda halk için mücadeledir.”

Selami Aslan- dihaber