Connect with us

.

Celal Fırat

Aleviler ceme girmeli cem olmalı

CELAL FIRAT

Published

on

“Alevilik Anlaşılmadan Ritüellere Sonradan Yapılan eklemeler asimilasyon amaçlıdır”.
Alevilikte inanç şekli ritüelle paraleldir.
Bu nedenle Günlük yaşamın içinde en canlı inanç biçimi bizim inanç biçimimizdir, kimliğimiz, kişiliğimiz, tarihimizden ayrı değil, birlikte hep vardı ve canlıdır yani kısacası sosyolojik bir ışıktır.

Bu ışık Alevilikteki ocak sistemi ve Alevi Dedelerinin yola olan itikatları ile var olmuştur. Ancak Alevilerin kentlere göç etmesiyle yoğun bir asimilasyona tabi kaldıklarını herkes bilir, bu yöntemin en tehlikeli yanı Aleviliği araştırma ve akademik çalışma gerektiren eski bir öğretiymiş gibi göstermekti
Bu nedenle Alevilik ; “asimilasyoncu Araştırmacıların, yorumcuların “birbirinden farklı yönlendirmeleri ile özgün yapısından uzaklaştırıldı hatta sosyal bilimlerinde bu konuda yetersiz kaldığına halk ikna edilmeye çalışıldı Yani yaratılan anlaşılmaz kaotik çalışmalarla, sanki Alevilik olmayan bir inanç hatta günlük tartışmalarda umulan bir sonuçmuş gibi bir metoda oturtuldu.
Ne zaman hak, hukuk ve adaletten bahsetsek bu tartışmaları gördüğünüz ,duyduğumuz çok olur örneğin; Alevilik nedir, Anadolu Aleviliği nedir,Alevilik İslam içi,Alevilik İslam dışı, Alevilik bir kültürdür vb… uzayıp giden bir süreç ve sonucu “Aleviler yoktur” “Alevilikte yoktur” gibi asimilasyonun mantıksal çıkarıma dönüşüverir bizler yeniden istekte bulunana kadar olay kapanır…. Gider…

İşte ben buna şöyle bir tanım getiriyorum; çocuklarımız Aleviliği öğrenmeden ritüellerimize yapılan takkiye amaçlı eklemeler kimliğimizi yok ediyor bizi yaşamdan, nefesimizden koparıyor.
Örneğin; Cem Ritüelini ele alalım bu tören inancımıza uygun ve uyumluluğu açısından artık tartışılır durumda çünkü Aleviliğe Sünni veya Şia ritüeller giydirilme işlemini “artık gönüllü asimilasyoncular” yapmakta ve birey; cemden sonra kendini ya daha Sünni hissetmekte ya da daha Şia hissetmekte

Böylece gelenekselleşen ritüeldeki sorgulama, hak arama, hakka sevgiyle varma, eşitlik, hukuk ortadan kaldırılarak gelecekte çocuklarımızın güçlüye biat etmesi ve yaşamı sorgulama mantığını ortadan kaldırması, sorgusuz sualsiz, tepkisiz birer varlık olmasına neden olmaktır.

Oysa CEM ‘in inancımızdaki tanımı şudur; bütünleşme, toplumu oluşturan tüm unsurlar arasında uyum veya düzen işleyişi sağlamak, başta adalet ve hukuk açısından işlevsel çözüm noktası ve bireyin sevgide ve güvende buluşup kin, nefret, öfke ve trajedilere karşı tek denge oluşturmasını hedeflediği gibi Cem, yaşamın pratiklerini uygulayan ve bu pratikleri bireyler arasında paylaştıran “adil bir hukuk düzenidir”. Aleviler bu ortak inanç olgusuyla sorunlarını bireysel değil Cem’in yapılacağı gün ve saatte ortak bir inanç olgusuna taşıyarak çözer. Hatta çözüleceğine canı gönülden inanır. Özünde içselleştirir.

Peki, şuan metropollerde ya da kırsalda haftalık cemlere (Perşembe) sığdırılarak uygulanmaya çalışılan Cemlerden sonra çıkan sonuç
1- Meşru sayılmayan bir inanç biçiminin Cem ritüeli kurum içinde ne kadar gerçekçi uygulanabilir?
2- Diyanetin fetvalarından kendisine pay çıkarmaya çalışan gönüllü asimilasyoncuların cem sohbetleri diz boyu
3- Alevilerin “Yol Bir Sürek Bin bir” anlayışının içini boşaltarak ve bunun kargaşa olduğunu anlatarak inancımızı tek tipleştirenler kurum yöneticileriler
4- Aleviliği Anadolu’nun öz yapısından kopararak, İslami motiflerle donatıp egemen Sünni veya Şia anlayışının potasında eriten sözde Alevi yazarların kaynak gösterilmesi, çalışmalarının ticari kaygıyla incelenmeden araştırmadan satılması
5- Cem salonuna girişte kadın erkek ayırımı yapılıp başörtü dağıtılması
6- Dede postuna dede olmayanların oturtulması
7- Sorununu ceme taşımak isteyenlerin dede’den önce kurum yöneticilerine başvurmak zorunda kalması Ceme girmeden geri dönmesi
8- Cem ritüelinin yarısından fazlasının Sünni ahlak ilkleri ile donatılması
9- Kurum yöneticilerinin Ceme girmemesi, halkla yüzleşmemesi, birey sorunları ritüel içinde çözmek istememesi gibi unsurlar Cem’in inanç içindeki yerini değersizleştirmekte

İşte bu sonuç bizlere şunu göstermektedir. Başta Alevi kurumları ve diğer Alevi örgütleri bir komisyon kurarak bu ritüelleri gözden geçirmeli, Sünnileştirilen ya da Şialaştırılan ya da başkalaştırılan yanlarını tespit edilerek ayıklanmalı ve Aleviler özüne geri dönmelidir.

Ve Aleviler kendi aralarındaki sorunları kendi Cem hukuku ile çözmelidirler hatta Aleviler kendi sorunlarını cemde çözemeyecek duruma geldiyse Alevi kurumları vizyon ve misyonlarını bir kez daha gözden geçirmeli diyorum

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Celal Fırat

Değerlerimiz …

CELAL FIRAT

Published

on

Değerlerimiz demokrasinin kalıcı gücü, onurlu ve adaletli yaşamanın kaynağıdır.

Alevilerin yaşama dair kültürel çeşitliliği ve üretkenliği kamusal alanda yasak, kimliklerini koruyabilmek için hangi ortamda hangi koşullarda varlıklarını sürdürdüklerini hepimiz biliyoruz.

Bir toplumun inancını ve buna dair geliştireceği kültürel çeşitliliğini sürdürebilmesi için başta mekansallaşması ön koşuldur. Hem yerel hem de merkezi yönetimlerin mekânsal planları içine dahi alınmayan ibadethanelerimiz, inanç önderlerimizin isimleri ve tarihsel kişilikleri toplumsal özgürlüğümüzden ayrı değerlendirilemez ve proje kapsamına alınması, organizasyonlarda kullanılması varlığımızı, kararlarımızı, eylemlerimizi, siyasi tavrımızı ve mevcut sistem içinde ki mücadelemizi değersizleştirmektedir.

Tüm topluma din temelli yaklaşan, tüm toplumun yaşam planlarını buna göre modelleyen , cemevlerimizi kent haritasında gri alan olarak gören ve kentsel adaleti sağlamayan hiçbir hükümeti ve yerel yönetimi samimi bulmuyoruz.

Bu nedenle Kutsal değerlerimizi sembolik anlamlarıyla sosyal sorumluluk projeleri kapsamında farkındalık yaratmak için kullanmak meta anlayışının bir parçasıdır.

Sevgili canlar Biz Alevilerin kentsel belleğinde kalan tek şey katliamlar, sürgünler, işaretlenen evlerimiz, özgürlük için gözü kırpmadan canlarını veren gençlerimiz hatta cemevinde katledilen canlarımızdır bu nedenle kültürel ve kentsel haklar açısından yerel demokrasilerin işlemesini ve kamusal alanda toplumsal hafızamızı koruyacağımız sembollerin varlığına izin verilmesi ve kentsel mekanda özgürlük öncelliğimizdir.

Sizler yaşadığınız kentin hangi meydanında hangi yaşam alanında inancımıza ait bir sanat eserine yada kültürel varlığına rastlıyorsunuz önce bunu sorgulamanızı istiyoruz.

holdingleşen diyanet kendi Sünnilik anlayışını takıntılı biçimde kontrol etme güdüsüyle alanları , okulları, meydanları ,hatta çocuk parklarını ,sokakları gerici motiflerle modellemiştir. Sizler büyük şehirlerin hangi alanında yerel yönetimin eliyle dikilen bir Pir sultan heykeli gördünüz ,yada hangi kültür merkezinin önünde hakikat için derisi yüzülen nesimi ve nicesini…

İşte bu nedenle değerlerimizi önce biz tanımalıyız çocuklarımıza kentsel adaleti yasaklayan zihniyeti sorgulamalıyız diyoruz ve yerel yönetimlerden eş zamanlı kamusal alanda adalet istiyoruz.

Continue Reading

Celal Fırat

Kurban rızalıktır

CELAL FIRAT

Published

on

İnancımızda Rızalık; insanlık onurunu ve özgürlüğe olan saygının sözleşmesidir. Tüm olumsuzluklara karşı bireylerin haklarını koruma tedbiridir.

İnsanlık tarihi boyunca ister arkaik dönem ister organize olmuş dinler olsun hepsinde KURBAN ritüelli insanlık tarihi kurban olgusunu farklı şekilde uygulamıştır. Medeniyet anlayışının farklı olduğu toplumlarda doğa ve insandaki dönüşümü engellemek için veya kontrol altına almak amacı doğrultusunda doğaüstü güçleri harekete geçirir inancıyla KURBAN adanırdır.

gelecek felaketlere karşı aldığı bir önlem ve ya tanrılar tarafından isteklerinin yerine getirildiğine inanılan ve bu yüzden teşekkür etmek amacıyla “insan ve tanrı “arasındaki bağı güçlendirdiğine inanılırdı.
Nefeslerimizde, deyişlerimizde yeri hayvan olarak geçmeyen kurban Tanrı, insan ve doğanın her zerresiyle bir olmayı ve tüm canlıların adaleti için nefsi tığlamak, “canım kurban, tenim tercüman“ diyerek Mansur dârında ikrar verip ikrarında durmaktır”

Aleviler tanrıya yaklaşmak için ibadetlerine anlaşılmaz ve bireycilik bir anlam yüklemezler her şey net ve bir o kadar güzeldir. Bu sonsuz dirilik ve tazelikte gönülleri,ruhları ve kalpleri pas tutmayan Aleviler “Kurban Rızalıktır ,Kurban ikrar vermektir ve ikrarında durmaktır der.

Sevgili canlar; kısacası kurban zenginlerin fakirlere pay verdiği ve cenneti düşlediği bir dini ritüel olmadığı gibi farz,sünnet,vacip arasında sürekli tanımlanan tanımı zenginlerin yaşam koşullarına kadar indirgenen ve fakirlere de ödeme kolaylığını fethaya dayandıran bir din anlayışı değildir bu zihniyetin Alevilerin inancıyla hiçbir ilgisi ve alakası da yoktur.

Ancak her alanda olduğu gibi; ideolojik tanımlarla kendi standart inanç sisteminden uzaklaştırılan Aleviler dayatılan baskın kültüre, sosyal yaşama ve din anlayışına dahil olmak zorunda bırakılıyor bilinçli yapılan bu iletişim metodu ile Alevi toplumu yeni gelenekler, kendisine ait olmayan dinsel ilklerle yeniden şekillendirilmek istenmektedir.

Bu nedenle;
Tüm canlarımızın ve kendi öz değerleri ile fert ve toplum arasında sevgi,hoşgörü ve en önemlisi tüm doğaya adalet vurgusuyla rızalık içinde kurbanlarını adamalarını istiyor.

Kimsenin açlık, sefalet, evlat acısı ile sınanmamasını ve doğanın her zerresine saygı ve adaletle yaklaşmanın önemini vurguluyor tüm canlarımıza nice bayramlar diliyorum.

Continue Reading

Celal Fırat

Ilımlı diyaloglarla gizli, çatışma yaratan zihniyete dur de !

CELAL FIRAT

Published

on

Din,inanç,kültür ve toplumların tüm farklılıklarına hatta özgürlüklerine “ ılıman projelerle” giren her türlü cemaat,grup ve örgüt kendi siyasi iktidarlarını inşa ederek ,yeni bir rejim kurmanın hayaliyle çalışır.

Bu projelerde her şey özünü yitirir; her şey birbirinin bozması gibi durur mesela, kiliseden bozma camii, camiden bozma cem evi, cem evinden bozma camii olduğu gibi…

Bireylerde de durum değişmez kendini ne tam Sünni, ne tam Şii ne tam Alevi gibi hissetmeyen bir toplum hedeflenir.

iyi niyetli, başarılı, masum insanların akıllarıyla, vicdanlarıyla oynayıp kendi ideolojik planlarına alet eden, kendine bağımlı köle bir toplum yaratıp, yargıya, emniyete ve devletin kritik kadrolarına sızan sonunda devleti ele geçiren FETÖ de bu örneklerden biridir.

FETÖ ‘örgütünün kuruluş temelinde eğitim ve çocuklar vardı Anadolu’nun yoksul ve zeki çocuklarını devşirip tek tipleştirdiler ve toplumun dokusuyla oynayarak biat eden köle bir toplum yarattılar.
Biz Aleviler “İSTİSMARCI“ bu örgütlerle yıllarca mücadele ettik ama ne yazık ki; biri bitiyor biri onun uzantısı olmaya devam ediyor.

Örneğin İstanbul’un göbeğinde açılan “Hacı BEKTAŞ-I Veli Anadolu Proje Lisesi” de Alevi görünen iştirakçi – işbirlikçiler tarafından kurulmuş bir “ Alevi İmam Hatip Lisesidir” Alevi çocuklarına ahlakı, edebi ve temizliği öğreteceğiz diye demeçlerde bulunan bu okulun kurucularının sloganı aynen şöyle.

“Bu Okul Herkese İyi Gelecek” tamda FETÖ tarzı herkese iyi görünüp, herkesi birbirine karıştırıp yeni bir nesil amaçlamaktadırlar.

Aleviler bu özel statülü okula çocuklarını yollamayacaktır tıpkı “Fetö” okullarına yollamadıkları gibi.

Çünkü
Fetih anlayışı olan bu proje okulu, Sosyal örgütlemede ve eğitimde akıl ve bilimi yok edecektir.

Eğitime ideolojik kadrolarla girip , “Birileri gelsin, birileri gitsin, ya da birileri yok olsun “ anlayışına hizmet edecek yeni “Fetö” örgütleri yaratacaktır.

Ve sonuç olarak
Dini ve İnancı ideolojiye alet eden, insanları kendi fikirleri ve düşünceleriyle koşullandıran FETÖ ve onun devamı olan “ılımlı Alevi projelerine” de karşı tavrımız net olacaktır.

Bizler; ” herkese iyi gelecek “ bir okul değil herkesin farklılıkları ile özgürleşeceği sevgide buluşacağı Laik ve bilimsel eğitimden yanayız.

Saygılarımla…

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI