Moritanya’da kadınlara ‘şişmanlık’ dayatılıyor

Dünyada toplumsal cinsiyetçilikle şekillenen “güzellik normları” diyetleri yaygın olurken, Moritanyalı kadınlara ise “Gavage” geleneğine bağlı olarak “şişmanlık” dayatılıyor.

Yıllardır kadın üzerinde yaratılmak istenen güzellik algısı kapitalizmle birlikte eleştiri konusu olurken, dünyada “güzellik normlarının” tersine işlediği bir ülkeyle de karşılaşmak mümkün. Bu ülkenin adı ise Moritanya. Batı Afrika’da Batı Sahra ile Senegal arasında bulunan küçük bir ülke olan Moritanya’da kadınların zayıf olması hoş karşılanmıyor, hatta yasaklanıyor.

Diğer tüm ülkelerde “sıfır beden”, “düzgün fizik” algısının yerle bir edildiği yer olan Moritanya’da kadınlara, “şişman” olmak dayatılıyor. Bu durum adeta kadının bedenine müdahaleyi gerektiriyor. Tıpkı toplumsal cinsiyetçilikle şekillenen “güzellik normları” gereği diyetlerle zayıflamak zorunda bırakılan kadınlar gibi Moritanyalı kadınlarda da evlenebilmenin koşulu “şişman” olmaktan geçiyor. 60 kilonun altında olmak “evlenememe” gerekçesi olarak kadınların karşısına çıkıyor.

KADINLAR ŞİŞMAN OLMADIĞI İÇİN TOPLUMDAN DIŞLANIYOR

Moritanya’da şişman bir kadın, “şanslı, en güzel ve en makbul” sayılıyor. Fakat zayıfsa daha çok yemeye zorlanıyor. Bu da zayıf bir kadının yiyecek alamayacak kadar fakir olarak kabul edilip toplumdan dışlanmasına zemin hazırlıyor. Gelenekselleşen bu durumun kendisi ise Moritanyalı kadınların bu kez de kilo alma diyetlerine başvurmasına neden oluyor. Bu diyette kadınlar deve sütü, zeytinyağına batırılmış ekmek ve keçi etinden oluşan bol kalorili bir menü ile beslenmeye zorlanıyor.

‘GAVAGE’ GELENEĞİ İLE KADINLAR ŞİŞMANLATILIYOR!

Dünyanın tersine işleyen bu “güzellik normu” kadınları özgürleştirmeden bedenine müdahaleyi mümkün kılarak acı çekmelerine neden oluyor. Bu geleneğin ismi ise ”Gavage”. Gavage, isminin bir diğer manası ise, kazların aşırı beslenerek yenmesinden önceki süreç.

Bu diyeti yapanların günde 2 ila 5 kilo aldığı belirtilirken, açlık ve kuraklık çeken bu toplumda şişmanlık refah, zayıflık ise fakirlik göstergesi. Bu yüzden de aileler doğdukları andan itibaren kız çocuklarını aşırı beslemeye başlıyor. Öyle ki yemek yemeyi reddeden kız çocuklarının ayak parmakları kırılıyor. Zorla beslenmeye maruz kalan kadınlar ve kız çocukları bunu bir işkence olarak tanımlıyor. Hatta direnirlerse şiddete maruz kalıyorlar.

İLAÇLAR KİLO ALMAK İÇİN BİR ARAÇ

Kilo alamayan kadınlar ise kilo aldıran ilaçlara başvurmak zorunda. Kilo alma diyeti yapıp hala kilo alamayan yüzde 20’lik kısım ise çareyi yapay ilaçlarda arıyor. Kazandıkları az miktardaki parayı bile kilo alma ilaçlarına harcayan kadınlar, toplum tarafından dışlanıp asla evlenememe korkusuyla yaşamak zorunda bırakılıyor.

Kadınları hem zayıflamaya hem de şişmanlatmaya zorlayan tüm sistemlerin karşısında bedenleri hakkında söz sahibi olarak duran kadınlar, yıllardır olduğu gibi mücadele etmeye devam ediyor.