Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Mardin Valiliği içeride ve dışarıdaki tüm etkinlikleri izne bağladı

AleviNet

Published

on

Mardin Valiliği, 30 gün süre ile içeride yapılan basın toplantıları da dahil tüm eylem ve etkinliklerin kaymakamlık iznine tabi tutulduğu duyurusunda bulundu. Valilik açıklamada OHAL’in verdiği yetkiyi hatırlattı.

Mardin Valiliği “kentin genel güvenliği, asayişin sağlanması, kamu güvenliğinin korunması ve şiddet olaylarının yaygınlaşmasını engellemek” gerekçesi ile kentte yapılan bütün eylem ve etkinliklerin 30 gün süre ile kaymakamlıklardan alınacak izne tabi tutulduğunu duyurdu. Valilik yaptığı açıklamada uygulamanın 1 Ağustos itibariyle başladığını kaydetti.

Bakanlar Kurulu tarafından 20 Temmuz 2016’da ülke genelinde OHAL ilan edildiğinin ve bunun 19 Temmuz 2017’den itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile tekrar uzatıldığının anımsatıldığı açıklamada, “OHAL kanununun terörle mücadele etmek, emniyet ve asayişi tesis etmek kamu düzenini sağlamak için valilere bir takım görev, sorumluluk ve yetkiler verdiği bilinmektedir. Bu nedenle milli güvenlik, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması amacıyla, ilimiz genelinde devlet kurum ve kuruluşlarının yapacağı resmi programlar ve etkinlikler hariç, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında yapılacak olan her türlü yürüyüş, basın açıklaması, kapalı ve açık yer toplantısı, miting, çadır kurma, oturma eylemi, stant açma, afiş, pankart asma ve bildiri dağıtma ve benzeri tüm etkinlikler ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununun Ek-1 Maddesi kapsamında açık alanda düzenlenecek olan oyun, temsil, çeşitli şekillerdeki gösteriler 1 Ağustos’tan 31 Ağustos’a kadar kaymakamlıklardan alınacak izne bağlanmıştır” denildi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

ABD’li yetkililer, Rojava ve Türkiye’de

AleviNet

Published

on

ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, AKP hükümetinin daveti üzerine geldiği Ankara’da temaslara başladı. Aynı saatlerde ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie ise Rojava’da temaslarda bulundu. Jeffrey, bugün ve yarın hükümet yetkilileriyle görüşecek. 

McKenzie de Hesekê’de Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî’yle bir araya geldi. Edbî ve McKenzie’nin, sınır hattındaki gelişmeleri ele alacağı belirtiliyor.

EBDÎ UYARMIŞTI

Ebdî, geçtiğimiz günlerde, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’de herhangi bir yere saldırması durumunda, bunun, büyük bir savaşa dönüşeceği uyarısında bulunmuştu.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Evi basılarak gözaltına alınan Yoldaş işkence gördü

AleviNet

Published

on

Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, dün sabaha karşı Bağlar ilçesi Karacadağ Caddesi üzerinde bulunan Ahmet ve Birsen Yoldaş çiftinin evine baskın düzenledi. Baskında Mardin Kızıltepe doğumlu Mücahit Yılmaz adlı kişi yaşamını yitirdi, ev sahibi Ahmet ve Birsen Yoldaş çifti ise gözaltına alındı.

Yaşamını yitiren Mücahit Yılmaz’ın cenazesi, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi Morgunda tutulurken, Amed’e gelen Yılmaz ailesinin, çocuklarının kimlik bilgisini doğruladığı, ancak cenazeyi göremedikleri için henüz teşhis edemedikleri belirtildi. Yılmaz ailesi fertlerinin, cenazenin teşhisi için Cumhuriyet Savcılığına başvuracağı ifade edildi.

Bu arada ev baskınında gözaltına alınan Ahmet Yoldaş’ın, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde ağır işkencelere maruz kaldığı kaydedildi. Yoldaş’ın, işkence sonucu Diyarbakır Askeri Hastanesinde tedavi altına alındığı öğrenilirken, eşi Birsen Yoldaş ise hala Diyarbakır Emniyeti TEM Şubede tutuluyor.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Türkiye’de 1 milyon mayın toprak altında

AleviNet

Published

on

Geçen hafta Tunceli’de iki çocuğun topraktaki patlayıcının patlaması sonucu yaşamını yitirmesi, gözleri bir kez daha Türkiye’nin “mayın” gerçeğine çevirdi. Türkiye’de 1 milyondan fazla mayının ve sayısı bilinmeyen el bombası, havan topu gibi patlayıcıların toprak altında bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, devletin vakit kaybetmeden ‘Mayın İmha Eylem Planı’ hazırlaması gerektiğini söylüyor.

Türkiye’de 1950’li yılların ortalarından bu yana giderek büyüyen bir sorun haline gelen mayınlı araziler, can almaya devam ediyor. Son olarak geçen hafta Tunceli’nin Ovacık ilçesine bağlı Bilgeç köyünün Çakılyayla mezrasında, patlayıcıya basan 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ve 4 yaşındaki kardeşi Nupelda Güloğlu hayatını kaybetti. Tunceli Valiliği’nden yapılan açıklamada, söz konusu patlayıcılara ilişkin “Bölücü Terör Örgütü mensuplarınca araziye önceden yerleştirildiğinin değerlendirildiği” bilgisi verildi. Ayaz ve Nupelda kardeşlerin ölümü, özellikle sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.

35 yılda 1409 kişi öldü

Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda mayın ve patlayıcılar nedeniyle gerçekleşen ölümler uzun yıllardır sürüyor. Kara Mayınlarının Yasaklanması Uluslararası Kampanyası – Misket Bombaları Koalisyonu’nun (ICBL-CMC) araştırma birimi olan Kara Mayınları İzleme Örgütü’nün (MONITOR) 2018 raporuna göre Türkiye, sınırları içerisinde 100 kilometrekareden fazla mayınlı alana sahip 10 ülkeden biri. Bu ülkeler arasında Afganistan, Angola, Irak ve Yemen yer alıyor.

Aynı rapora göre, Türkiye’de son 35 yılda Türkiye’de 1409 kişi mayın patlaması ya da topraktaki patlayıcı malzemenin infılak etmesi sonucu yaşamını yitirirken, 5432 kişi ise yaralandı. Yalnızca 2017’de patlama sonucu hayatını kaybeden 42 kişiden 23’ünü ise çocuklar oluşturdu. Bu 23 çocuğun 16’sının cinsiyeti, patlamanın şiddeti ile vücutlarının paramparça olması nedeniyle tespit edilemedi.

Srebrenitsa'da bir mayınlı alan

Srebrenitsa’da bir mayınlı alan

Türkiye, imha sürecini 2022’ye erteledi     

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 164 ülkenin taraf olduğu Mayın Yasağı Anlaşması kapsamında, bu ülkeler topraklarındaki mayınları imha etmekle yükümlü. Ancak Mart 2004’te Ottowa Sözleşmesi’ne imza atan Türkiye’ye yönelik, mayın temizleme ve mayın imhasına ilişkin olarak uluslararası kuruluşları bilgilendirme konusunda yetersiz bir performans sergilediği eleştirileri yapılıyor.

Türkiye’nin Ottowa Sözleşmesi gereğince 1 Mart 2014’e kadar elindeki mayınları temizlemiş olması gerekiyordu. Ancak Türkiye, 2014’te ek süre talep ederek imha sürecini 2022’ye kadar erteledi. Son olarak 2017’de toprak altındaki 26 bin 381 mayını imha ettiğini açıklayan Türkiye’nin mayın temizleme işini ağırdan aldığını öne süren Tunceli Barosu’ndan Avukat Barış Yıldırım, son ölümlerin Tunceli’de yaşanmasının da tesadüf olmadığını söylüyor.

Tunceli il sınırları içerisinde 10 bin 557 adet anti personel kara mayınının faal biçimde toprak altında olduğunu kaydeden Avukat Yıldırım, şöyle konuşuyor: “Özellikle 90’lardan bugüne kadar köy boşaltmaları ile yaklaşık 40 bin kişi bu bölgede yer değiştirdi. Son yıllarda bu köyler altyapıları olmamasına ve mayın incelemesi yapılmamasına rağmen tekrar yaşama açıldı. İnsanlar köylerine geri döndükçe, topraktaki mayınlar ve patlayıcılar imha edilmediği için ölümler yaşıyoruz.”  

Bölgede kullanılan mayınların ömrünün insan ömründen uzun olduğunu ve yüzde 75’i dağlık arazi olan bölgede yaşanan heyelan ve yağışların bu mayınların yerlerini değiştirmeye başladığını ifade eden Barış Yıldırım, “Başta bölgemiz olmak üzere tüm mayınlı bölgelere yönelik bir ‘Mayın İmha Eylem Planı’ hazırlanması gerekiyor. Aksi takdirde, ne yazık ki insanlarımızı, çocuklarımızı kaybetmeye devam edeceğiz” diye konuşuyor.

Toplam 1,1 milyon mayın

Mayınsız Türkiye Girişimi verilerine göre, halihazırda Türkiye’de 839 bin anti-personel kara mayını, 164 bin 797 adet anti-tank mayını olmak üzere bir milyon 101 bin 389 adet mayın bulunuyor. Toprağa gömülü olan el bombası, havan topu ve roket gibi patlayıcı maddelerin sayısı ise bilinmiyor. Mayınlar Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Iğdır, Kars, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Dersim ve Van’da olmak üzere toplam 3 bin 174 alanda bulunuyor.

“İç bölgelerde 100 bin mayın var”

DW Türkçe’ye konuşan Mayınsız Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten, Ottowa Sözleşmesi’ne göre Türkiye’de devletin mayınlı bölgelerdeki sivilleri korumak için 2004’ten bu yana ciddi bir seferberlik içine girmesi gerektiğini söylüyor. Ancak son 15 yıldaki pratiğin böyle olmadığını ve sivillerin mayınlı bölgelerden uzak tutulması ve mayınlı arazilerin işaretlenmesi gibi önlemlerin alınmadığını kaydeden Öğreten, halen doğu ve güneydoğuda çoğunluğu sınır bölgelerinde olmak üzere 1 milyonu aşkın mayının toprak altında olduğunu, bu mayınlardan 100 bin tanesinin ise iç bölgelerdeki yerleşim yerleri ile iç içe olduğu uyarısında bulunuyor.

“En fazla çocuklar zarar görüyor”

Son yıllarda özellikle topraktaki mayın ve patlayıcılar nedeniyle yaşamını yitiren çocuk sayısının giderek arttığına işaret eden Öğreten, “Bölgedeki çocuklar özellikle yaz aylarında köylerine gidiyor ve burada kırsal alanlarda oyun oynarken ya mayına basıyor, ya da bir patlayıcı bulup karıştırıyor ya da uzağa atmak isterken patlamasına neden oluyor. Mayın tehlikesinden en fazla çocuklar zarar görüyor” diye konuşuyor.

Devletin iç bölgelerdeki mayınları temizlemek yerine başta Suriye ve Irak sınırı olmak üzere, sınır bölgelerindeki mayınların temizliği ile uğraştığını dile getiren Öğreten, “Güney sınırına duvar inşa edilmesi nedeni ile burada mayın temizliği ve yer değişikliği yapılıyor. Ancak, ölüm olaylarının yaşandığı iç bölgeler için kayda değer bir çalışma yapılmıyor” diye konuşuyor. Mayınsız Bir Türkiye Girişimi olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na mayınlı bölgelerdeki okullarda ‘patlayıcılardan korunma’ üzerine bir ders konulması önerisinde bulunduklarını anlatan Öğreten, henüz bu konuda olumlu bir geri dönüş alamadıklarını da sözlerine ekliyor.

Aram Ekin Duran

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI