DBP’li yöneticiler Akbaş ve Çakırtaş tahliye edildi

Tutuklu Suruç Belediyesi Eşbaşkanı Halil Akbaş, Viranşehir Belediyesi Eşbaşkanı Emrullah Cin ve Belediye Başkan Yardımcısı Şeyhmus Çakırtaş’ın yargılandıkları davanın ilk duruşması görüldü. Aktaş ve Çakırtaş tahliye edilirken, Cin’in tutukluğunun devamına karar verildi.

Demokratik Bölgeler Partisi’ne (DBP) ait belediyelere yönelik operasyonlarda 12 Aralık 2016 tarihinde, Urfa’da gözaltına alınan, 5 Ocak 2017 tarihinde tutuklanan Viranşehir Belediyesi Eşbaşkanı Emrullah Cin, Belediye Başkan Yardımcısı Şeyhmus Çakırtaş, Suruç Belediyesi Eşbaşkanı Halil Akbaş’ın yargılandıkları davanın 8 ay sonra ilk duruşması görüldü. Urfa 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanıklar ve avukatları hazır bulundu.

İddianamenin okunmasıyla başlayan duruşmada, Viranşehir Belediyesi Eşbaşkanı Emrullah Cinsavunma yaptı. Cin, “Bölgede siyasetçi olmak oldukça zor. Bu suçlamalar, demokratik siyasetin önünü tıkamaya yöneliktir. DAİŞ’in saldırısı sırasında Şengal’den gelen Êzidîler oldu. Dönemin Urfa Valisi ve Viranşehir Kaymakamı gelen sığınmacıların Viranşehir’de bir yığılmaya neden olacağını düşündüğünden gelmelerini istemiyordu. Bu doğrultuda dönemin kaymakamı ve valisi ile toplantılarımız oldu. Bu toplantıdaki amacımız, Viranşehir’e gelen Êzidîler göndermek ve konaklayacakları bir alan tahsis etmekti. Bahsi geçen kamp Habur Sınır Kapısı’nın karşısında Zaxo’da bir konaklama yeriydi, Zaxo halkının desteği ile kurulmuş bir kamp. Êzidîlerin kampa gönderilmesi ile ilgili görüşmeler, valisiyle, kaymakamıyla yapılan merkezi bir görüşmeydi. Evimde bulunan not defterimdeki bu bilgiler şimdi örgüt materyali olarak önüme sunuluyor. Yine Newroz konuşmam iddianamede yer alıyor. O konuşmayı yaptığım zaman çözüm sürecindeydik.Konuşmam tamamen insanları barışa, kardeşliğe çağrı ve barış öncülerini selamlamaya yönelikti” dedi.

‘SİYASİ SOYKIRIM OPERASYONLARIDIR’

Cin’in konuşmasından sonra avukatı Mustafa Erarslan, 12 Aralık 2016 tarihinde yapılan operasyonların örgüte değil, siyasi partilere yönelik olduğunu söyleyerek, “Bu operasyonlar, siyasi soykırım operasyonlarıdır. Urfa’da o tarihte yaklaşık 200 kişi alındı. Gözaltına alınanların müvekkilim de dahi evlerinde bir çakı bile bulunmadı. Bu nasıl aciz bir örgüt ki 200 üyesi gözaltına alınıyor, nasıl bu kadar beceriksiz olabiliyorlar ki hepsi kendi evinde gözaltına alınıyor. Bir çatışma yaşanmıyor. Bu suçlamaları kabul etmediğimiz belirtmek isterim” ifadesini kullandı.
Eraslan, iddianamede geçen diğer suçlamalar ilişkin de şunları kaydetti: “Müvekkilim belediye başkanıdır. İlçeye gelen cenazelere ve taziyelere katılmamak gibi bir şey söz konusu olamaz. Yine evinde bir kartpostal bulunmuş; ancak bu kart cezaevinden ‘görüldü’ mührü vurulduktan sonra gönderiliyor. Kartpostalda yazılan şeyler müvekkilime aitmiş gibi yansıtılıyor bu kabul edilemez.”

2 KARNAVAL ŞAPKASI ŞUÇ UNSURU SAYILDI

Viranşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Şeyhmus Çakırtaş da yaptığı savunmasında, “örgüte üye olduğu” iddiasına ilişkin, “Bu örgüt gizli olmasaydı üye olmadığımı size sunardım. Ancak gizli bir örgüt olduğundan üye olmadığımı nasıl belgeleyeceğimi bilemedim. Herhangi bir örgüte üye değilim. Evimde bulunan dergi ve kitaplar hala kitapçılarda satılan üstelik hiçbir toplatılma kararı olmayan kitap ve dergilerdir” şeklinde konuştu.

Çakırtaş’ın avukatı Gülay Kılıç ise, müvekkilinin sosyal medya paylaşımlarının düşünce özgürlüğü kapsamında suç teşkil etmediğini belirterek, “Paylaşımları ben de inceledim, hiçbiri şiddet içermiyor. Üstelik kitaplar da yasal kitaplar. Yine evde bulunan 2 karnaval şapkası ve bir flama suç unsuru olarak dosyada yer alıyor. O şallar, bölge halkı tarafından hala kullanılıyor. Karnaval şapkaları da belli ki müvekkilimin çocuklarına ait bir anı olarak saklanıyor. 2 karnaval şapkası nasıl örgütle ilişkilendirilir anlamıyorum. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum” dedi.

2 KİŞİYE TAHLİYE
Son olarak Suruç Belediyesi Eşbaşkanı Halil Akbaş ise , “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yaptığı” iddialarına ilişkin savunma yaptı. Ardından Akbaş’ın avukatı Hidayet Enmek, iddianamede geçen “DBP yönetimi tarafından gerçekleşen her türlü eylem ve etkinliklere katıldı” cümlesinin iddianamenin ne kadar boş ve sakat olduğunu gösterdiğini kaydetti. Enmek, dava savcısının suç işlediğini, DBP’nin zaten siyasi bir parti olduğunu, müvekkilinin de bu siyasi parti içinde yer alığını ve bunun suç teşkil etmediğini belirterek müvekkilinin tahliyesini talep etti.

Verilen aranın ardından iddia makamı, Akbaş ve Çakırtaş’ın tahliyesine, Cin’in de tutukluğunun devamına karar vererek bir sonraki duruşmayı 14 Eylül’e ertelendi.