Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Gazeteci Türfent’in avukatı Karataş: Rehin alma süreci işkenceyle sürdürülüyor

AleviNet

Published

on

Duruşma görülmeden hakkında tutukluluk halinin devamına karar verilen gazeteci Nedim Türfent’in avukatı Harika Günay Karataş, “Rehin alma sürecinin ağırlaştırılmış işkence ile sürdürüldüğünü net bir şekilde bu duruşmada gördük” dedi.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 79 gün süren “yasak” döneminde yaptığı haberler nedeniyle Van’da gözaltına alınarak tutuklanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) muhabiri Nedim Türfent, 15 aydır tutuklu bulunuyor. İlk duruşmasında tanıkların “işkence altında ifadelerimiz alındı” ve “Nedim Türfent’i tanımıyoruz” beyanlarına rağmen tahliye edilmeyen Türfent’in yargılanma sürecini ve dün görülen 2’nci duruşmasını değerlendiren avukatı Harika Günay Karataş, sürecin bir bütünen hukuka aykırı bir şekilde ilerlediğini söyledi.

‘DOSYADA SADECE TANIK İFADELERİ VAR’

Hazırlanan iddianamenin ve heyetin verdiği kararların hukuka uygun olmadığını söyleyen Karataş, “Dosya sadece toplama delilerle yaratılan bir dosya. Sadece tanık ifadeleri var” dedi. İlk duruşmada 25 tanıktan 14’nün dinlendiğini hatırlatan Karataş, “Dinlenen 14 tanıktan 13’ü çok net bir şekilde ifadelerinin işkence ile alındığını ve Nedim’i tanımadıkları beyan ettiler. Bu tanıklardan sadece bir tanesi önce Nedim’i tanımadığını ancak hakimin tekrar sorması üzerine tanıdığını beyan etti. Zaten bu tanığın ifadesine bakıldığında da çok büyük çelişkilerin olduğunu görebiliyorsunuz. Örneğin bir kişinin karnının yarıldığını ve içine bombanın konulduğunu, bu kişinin canlı bomba olduğunu beyan etti. Bir de zaten duruşu, bakışı ve söylemlerinden yola çıkarak mahkeme heyetinden bu kişinin ilaç kullanıp kullanmadığının araştırılmasını istedik. Ki biz bu kişinin ilaç kullandığını düşünüyoruz. Bu konuda hem cezaevine hem de hastaneye müzekkere yazılmasını talep ettik. Yüksek ihtimalle haklı çıkacağımız bir sonuç çıkacağını umuyoruz” dedi.

9 Ağustos’ta görülen 2’nci duruşmada bir hukuk garabetinin yaşandığını vurgulayan Karataş, “ilk tanığın ifadesine müdahil olmak istediğimizde, mahkeme tarafından engellenmeye çalışıldık. Bunun öncesinde 11 tanığın dinleneceği bir dosya öğleden sonraya bırakıldı. SEGBİS sisteminin sıkıntılarını ilk duruşmada da çekmiştik. Bu duruşmada da SEGBİS sıkıntıları çok vardı. SEGBİS, kişinin kendi savunmasını yapmasının engellenmesinin önünü açan bir uygulamaya dönüştü. Tanık dinlerken de buna şahit oluyoruz” diye konuştu.

‘MAHKEME ÖNCEDEN KARARINI VERMİŞTİ’

18 yaşından küçük bir çocuğun işkence ile ifadesinin alınması sırasında müdahil olmak istediklerini ancak mahkeme başkanının buna engel olduğunu dile getiren Karataş, tartışamaya yol açan süreci anlattı. Mahkeme devam ederken Türfent hakkındaki kararın verildiğine dikkat çeken Karataş, “Tanığa soru sormamız engellendi. Ve sesler yükseldi. Bunun üzerine duruşmaya ara verildi. İkinci sefer duruşma başladığında duruşmadan çıkarılmam yönünde yazılan ara kararın hemen altında ‘Nedim Türfent’in tutukluluk halinin devamına’ kararını görmüş oldum. Duruşma başlamadan önce tanıklar dinlenemeden önce, biz savunmamızı yapmadan önce, mahkeme aslında kararını vermişti. Çünkü biz bu davada yargılananın sadece Nedim olmadığını, Nedim’in şahsında gazetecilik faaliyetinin olduğunu, Yüksekova’da yaşan kıyımı, katliamı duyuran ve gerçekleri yazan bir gazetecinin ve gerçeklerin yok edilmek istendiğini çok net bir şekilde biliyoruz. Dün saatlerce duruşma kapısında bekletilmemiz, tanığa soru sormamıza engel olunmasının ve kolluk marifeti ile duruşma salonundan çıkarılmak istenmemin kötü niyetli ideolojik bir saldırı odluğunu çok net söyleyebilirim” diye konuştu.

‘NEDİM SADECE GÖREVİNİ YAPIYORDU’

Gazeteciler açısından Türkiye’nin dünyanın en büyük cezaevi olduğunu söyleyen Karataş, “Şu anda 155’in üzerinde tutsak gazeteci bulunuyor. Nedim de sadece bunlardan bir tanesi. Nedim sadece görevini yapıyordu. Attığı twitler de düşünce ve fikir özgürlüğü kapsamındadır. Ama bundan birileri rahatsız olduğu ve gerçekleri dile getirdiği için tutuklu bulunuyor” dedi.

‘NEDİM REHİN TUTULUYOR’

Türfent’in rehin alındığını söyleyen Karataş, “Rehin alınma sürecinin bilerek ve isteyerek uzatıldığı kanaatindeyim. Bunu dün tanık olduğumuz yargılama adlı tiyatroda da çok net bir şekilde gördük. Nedim 2 yıla yakın bir süredir rehin. Tek kişilik bir hücrede tutuluyor. Avukat görüşleri engellenmeye çalışılıyor. Kitap, dergi, gazeteye ulaşması engellenmeye çalışılıyor. Bu da rehin alma sürecinin ağırlaştırılmış işkence ile aslında sürdüğünün net bir şekilde göstergesidir” dedi.

‘YILDIRMA POLİTİKASI UYGULANIYOR’

Duruşmanın bilinçli bir şekilde 6 saat gecikme ile başladığını söyleyen Karataş, “Mahkeme bilerek ve isteyerek insanları yıldırma politikasını, tanıklarımız üzerinde gerçekleştirmek saikiyle duruşmanın saat 20.00’ye yakın bir saatte başlamasına neden oldu. Bu da başka şehirlerde bulunan tanıkların bekleme sonucunda ifade vermeden gitmelerine neden oldu. Ki zaten bir tane tek tanığın dahi ifade sürecini tamamlayamadık. Yıldırma politikaları işe yaradı” diye konuştu.

‘TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR’

Türfent’in avukat görüşlerinin de engellendiğini belirten Karataş, sözlerine şöyle devam etti. “Nedim’in rehin alınmasının politikası sonucu bizlerin görüşü de engelleniyor. Aynı cezaevi içinde T Tipi’ne, Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne, daha öncesinde M Tipi’ne yönelik bir yer değişikliği mevcut. Bu da işkencenin ve yıldırma politikalarının bir sonucu. Nedim ile görüşlerimiz memurların olmaması engeline takılıyor. Görüşe gittiğimizde 6-7 saat cezaevi kapısında bekletiliyoruz. Nedim halen tek kişilik bir hücrede bulunuyor.”

GÜNCEL HABERLER

Suriyeli bir Kürt Cenevre’de kendini ateşe verdi

AleviNet

Published

on

Suriyeli bir Kürt, Cenevre’deki Birleşmiş Milletler (BM) binasının önünde kendini ateşe verdi. Almanya’da ikamet eden şahsın, alevler içinde kaldıktan sonra Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) binasına girmeye çalıştığı belirtildi.

Ağır yaralanan 31 yaşındaki şahsın bir helikopterle Cenevre’ye 60 kilometre uzaklıktaki Brandopfer’de bir özel kliniğe götürüldüğü belirtildi. UNHCR sözcüsü Andrej Mahecic, güvenlik güçlerinin derhal duruma müdahale ederek alevleri söndürdüğünü ve adamın hayatını kurtardığını söyledi.

Mahecic, adamın herhangi bir talep dile getirmediğini ve üzerinde herhangi bir açıklama ya da broşürün de bulunmadığını belirtti. Polis sözcüsü de adamın eyleminin sebebine ilişkin henüz bir bilgi bulunmadığını, ağır yaralanan şahsın yakın zamanda konuşabilecek duruma geleceğini de düşünmediğini söyledi.

Sözcü, şahsın Almanya’da ikamet ettiğini üzerindeki dökümanlardan tespit ettiklerini, ancak ne zamandır Almanya’da yaşadığını ve en son nerede ikamet ettiğine ilişkin ellerinde bir bilgi bulunmadığını belirtti.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğunda Kürtlerin kontrolündeki bölgelere yönelik başlattığı Barış Pınarı Harekatı’ndan bu yana on binlerce kişi yerinden oldu. UNHCR’nin verilerine göre, operasyon nedeniyle  bölgede haftabaşına kadar 80 bini çocuk 150 bin kişi yerinden oldu. Harekat başladığından beri Cenevre, Zürih ve Bern’in de aralarında olduğu çok sayıda Avrupa şehri operasyon karşıtı gösterilere sahne oluyor.

dpa / SÖ, ET 

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

AP’de ‘Rojava’ gündemi: Erdoğan bir canavar!

AleviNet

Published

on

Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulunda, Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgalci saldırıları ele alındı. AP bünyesinde yer alan bütün siyasi parti temsilcileri, Türk devletinin saldırılarına yönelik görüşlerini dile getirerek, ortak bir metin üzerinde anlaşma sağlanması yönünde tartışma yürüttü.

Oturumda, Avrupa Birliği ülkelerinin saldırı ve işgal karşısında alacağı ortak tutum tartışıldı.

Tartışmalarda NATO üyesi bir ülkenin NATO’dan habersiz bir işgal ve saldırı düzenlediği yönünde bir fikir öne çıktı.

Kürt halkına karşı bir soykırımın söz konusu olduğunun da dile getirildiği genel kurul oturumunda, Avrupa’nın acilen Türk devletinin savaş politikalarına karşı bir tutum alması gerektiği vurgulandı.

‘TÜRK DEVLETİ SİVİLLERİ ÖLDÜRDÜ’

Genel Kurul oturumunda söz alan Hıristiyan Demokrat Grubu Milletvekili Christos Stylianides, Türk devletinin Rojava’ya dönük saldırısında 200 binin üzerinde kişinin göç etmek zorunda kaldığını ve 200’ü aşkın sivilin ise öldüğünü belirterek, sivil kayıpların kabul edilemez olduğunu ifade etti.

‘ACİLEN HAREKETE GEÇİLMELİ’

Stylianides, Türk devletinin desteklediği “cihatçı” çetelerin, işgal edilen yerlerde talan ve yağma yaptığını belirtti. Yaralıların tedavi gördüğü hastanelerin bombalandığını, ambulansların yaralıları alması engellendiğini de belirten Kıbrıslı parlamenter, bütün bunların insan hakları ihlali olduğunu ve Türkiye’ye karşı acilen yaptırım kararı alınarak, harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

‘AVRUPA DEĞERLERİ İÇİN KÜRTLERİN YANINDA YER ALMALIYIZ’

Parlamentoda yer alan Yeşiller Grubu’ndan Danimarkalı milletvekili Nikolaj Vıllumsen ise Trump ve Putin’i kastederek, dünyanın iki kişi tarafından paylaşıldığını ve buna karşı ise Avrupa’nın sessiz kaldığını ifade etti. Bu paylaşım savaşında Türk devletinin giderek gerilim siyaseti yürüttüğünü belirten Vıllumsen, Türkiye’nin giderek militaristleştiğini ve bu militarizmin sonucu olarak Kürt halkına yönelik bir savaş siyaseti yürütüldüğünü belirtti. Avrupa değerlerinin tekrardan inşa edilmesi için Kürt halkının yanında yer alınması çağrısında bulunan Nikolaj Vıllumsen, Türkiye’ye yaptırımlar konusunda hazırlanacak ortak metne “evet” diyeceklerini belirtti.

‘EKONOMİK YAPTIRIMA DESTEK VERECEĞİZ’

Genel kurulda söz alan sağ eğilimli grup “Kimlik ve Demokrasi” grubundan Çekyalı Parlamenter Ivan David ise Türk devletinin Kürt halkına “terörist” dediğini ama Kürtlerin kadim bir halk olduğunu ve terörist olmadığını belirtti. Kürtlerin DAİŞ’e karşı savaşarak insanlık değerlerini koruduğuna vurgu yapan David, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırım kararı almasına destek vereceklerini ifade etti.

‘HAVA SAHASI KAPATILMALI’

Reformist Grup milletvekili Belçikalı Assati Kanko, Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarının kabul edilemez olduğunu ifade ederek, hava sahasının kapatılması gerektiğini ve ekonomik yaptırımlar başta olmak üzere AB’nin, acilen yaptırım kararı alması ve bunları hayata geçirmesi gerektiğini ifade etti.

‘TÜRKİYE KİMYASAL SİLAH KULLANIYOR’

Sol Gruptan Danimarkalı Parlamenter Nikolaj Villumsen, konuşmasına Türk devletinin katlettiği sivillerin isimlerini okuyarak başladı. Sivillerin katledilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Villumsen, “Türk askeri ve destekledikleri cihatçıları Kürt halkını katlediyor. Türk devleti kimyasal silah kullanıyor. Biz ise hâlâ suskunuz” dedi.

Trump’ ın Avrupa’nın yakın dostları olan Kürt halkını Avrupa’dan uzaklaştırdığını belirten Nikolaj Villumsen, “Erdoğan kazandı, biz kaybettik” diyerek, Kürt halkına karşı yürütülen saldırıya Trump ve Erdoğan’ın karar verdiğini ifade etti.

Türkiye’nin amacının etnik temizlik olduğunu belirten Villumsen, Türkiye’nin Kürt halkına yönelik bu saldırılarını durdurmanın tek yolunun ise alınacak yaptırımlar olduğunu ifade etti.

‘TÜRKİYE DAİŞ’İ CANLANDIRDI!’

Parlamentoda yer alan bağımsız Milletvekili Yunanistanlı Athanasios Konstantinou, DAİŞ’in yeniden canlandığını ve bunun sebebinin Türkiye olduğunu belirtti. Kürt halkının DAİŞ’e karşı büyük bir savaş verdiği ve bedel ödediğine değinen Konstantinou, yaptırım kararının bir an önce alınması ve hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

‘TÜRKİYE ÇEKİLMELİ’

Alman SDU Milletvekili ve AP içerisinde yer alan en büyük grup Parti Popüler Europenn (PPE) Parlamenteri David Mc Allıster, QSD’nin DAİŞ’e karşı savaştığını ifade ederek, Trump’ın asker çekmesini kınadığını dile getirdi. Kürtler adına bir tampon bölgenin acilen kurulması gerektiğini belirten Allıster, Türkiye’nin işgal ettiği bölgelerden geri çekilmesini talep etti.

‘TÜRKİYE CEZASIZ KALMAMALI’

Parlamenter İspanyol Nacho Sanchez Amor ise, Türkiye’nin NATO üyesi bir ülke olduğunu hatırlatarak, NATO’dan izin alınmadan gerçekleştirilen saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu, bunun cezasız kalmaması gerektiğini ifade etti. NATO kararı alınmadan Türkiye’nin Kürtlere saldırdığını belirten Amor, Türkiye’nin işgal ettiği yerlerden bir an önce geri çekilmesi gerektiğini ve bu saldırıya karşılık Avrupa Birliği’nin acilen her türlü yaptırımı alması gerektiğini söyledi.

Liberal Demokrat Grup Parlamenteri İrina Von Wiese ise, Türkiye’nin saldırılarının bir meşruluğunun olmadığını, Avrupa’dan giden DAİŞ mensuplarının ise alınarak vatandaşı olduğu ülkelerde yargılanması gerektiğini söyledi.

‘ERDOĞAN BİR CANAVAR!’

Sol Grup’tan Kıbrıs Milletvekili Giorgos Georgiou ise, Erdoğan’ın bir canavara dönüşerek katliamlar işlemesinin temel sebebinin Avrupa’nın sessizliği olduğunu belirtti. Bu sessizlik sonrası yapılan katliamların ardından dile getirilenlerin ise “timsah gözyaşı dökmek” olduğunu belirten Georgiou, bunun traji komik olduğunu ifade ederek, yapılması gerekenin artık net bir tutum çerçevesinde Türkiye’ye dur demek, çeşitli etkili yaptırımlar alarak uygulamak olduğunu vurguladı.

Bağımsız İtalyan Milletvekili Fabio Massimo Castaldo, Kürt halkının yalnız bırakılmaması gerektiğini, Avrupa’nın tüm gücüyle Türkiye’ye yaptırımlar uygulaması gerektiğini ifade etti.

Roman Milletvekili ve Demokrat Hıristiyan Grubu’ndan Train Basescu ise Putin ile Erdoğan’ın Soçi görüşmesinin, Türkiye’nin tüm taleplerinin karşılanmaması açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Basescu, alınacak yaptırım kararlarında “evet” diyeceklerini sözlerine ekledi.

‘HER TÜRLÜ YAPTIRIM HEMEN UYGULANMALI’

Portekiz Milletvekili, Sol Grup’tan Isabel Santos ise DAİŞ’in tekrar canlanmasının temel sebebinin Türkiye’nin Kürt halkına karşı saldırıları olduğunu belirtti. Erdoğan’ın mültecilerle Avrupa’yı tehdit ettiğini hatırlatan Santos, Erdoğan’ın bu şantajına karşı Avrupa’nın mültecilerin yanında olması gerektiğine, bu şantajı boşa çıkarmanın önemli olduğuna dikkat çekti. Santos, Türkiye’nin uluslararası hukuka aykırı olarak Kürt halkına saldırdığını belirterek, her türden yaptırımların alınmasının aciliyetine dikkat çekti.

Group Renew’den (Yeniden Doğuş) Fransız Milletvekili Nathalie Loiseau, Hevrin Xelef’in Türk işgali sırasında katledilen bir Kürt siyasetçi olduğuna vurgu yaptı, Xelef gibi kadın eşitliğini savunan birisini katledilmesini kınadıklarını ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Kürtlere saldırarak bir çok sivili katlettiğini ifade eden Loiseau, ABD’nin kendilerinden habersizce askerlerini geri çekmesinin bu saldırının önünü açtığına dikkat çekti. Avrupa’nın hiçe sayıldığını ifade eden Fransız vekil, bunun Avrupa için utanç olduğunu belirtti. Avrupa’nın Kürtlere yönelik saldırılara karşı yeterli bir tutum takınmadığına dikkat çeken Nathalie Loiseau, Avrupa’nın acilen kendi değerlerine sahip çıkması çağrısında bulunarak, yaptırımların bir an önce alınarak hayata geçirilmesini belirtti.

‘ENGEL OLUNMAZSA İŞGAL SÜRER’

Sol Grup Parlamenteri Evin İncir ise Türkiye’ye karşı bir tutum ve yaptırım alınmadığında işgal ettiği yerlerde kalacağını dile getirdi. Kürt halkının DAİŞ’in katliamları sonrasında büyük bir travma geçirdiğini ve şimdi ise Türk devletinin saldırılarıyla bu travmanın derinleştiğine dikkat çeken İncir, Kürt halkının yanında olmanın bir insani görev olduğunu ifade etti. İncir, acilen ortak tutum alınarak Avrupa’nın Türkiye’ye başta ekonomi olmak üzere çeşitli yaptırım kararları alarak, uygulamaya alması gerektiğini dile getirdi.

Gün sonunda bitecek tartışmalar sonucunda ortak bir karar alınarak Perşembe günü genel kurum oturumunda oylamaya sunulacak.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

‘Türk devleti Hristiyanları Ortadoğu’dan çıkarmayı amaçlıyor’

AleviNet

Published

on

Süryani Birlik Partisi ve Süryani Kadınlar Birliği, Süryani Birlik Partisi’nin Qamişlo’da bulunan merkezinde basın toplantısı düzenledi. İşgalci Türk ordusunun bölgede savaş suçları işlediğini belirten Süryaniler, Türk devletinin Hristiyanları Ortadoğu’dan çıkarmayı hedeflediğini belirtti. Açıklamalar, Süryani Birlik Partisi Eşbaşkanı Senherîb Bersûm ve Süryani Kadınlar Birliği Eşbaşkanı Sîham Qeryo tarafından okundu.

“Süryani temsilcileri olarak Türk devletinin uluslararası mahkemede savaş suçlusu olarak yargılanması için Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulunuyoruz. Türk devleti Serêkaniyê ve Girê Spî’de insanlığa karşı suçlar işledi. Türk devleti işlenen suçların sorumlusudur. Bir kez daha belirtiyoruz, Suriye halklarına karşı yapılan saldırıların durdurulması ve Suriye’de tüm hakların garanti altına alındığı bir anayasanın bir an önce yapılması gerekmektedir. Süryani ve Asuri halkların tüm hakları garanti altına alınmalıdır” denilen açıklamaya şöyle devam edildi: “Süryani halklar olarak büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Planlı ve metotlu bir şekilde Süryani halklar bölgeden çıkarılmak isteniyor. Özellikle Ortadoğu’dan Hristiyan halkların çıkartılması amaçlanıyor. İşgalci Türk devleti bölgenin demografik yapısını değiştirmeyi hedefliyor. Bunu yaparken terörist grupları kullanıyor. Bu sadece Suriye halkları için değil bütün dünya için tehlike arz etmektedir.

Son olarak BM ve tüm uluslararası kuruluşları göreve davet ederek bu uygulamaların önünü almasını istiyoruz.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI