17 Eylül 2017 Alevi Mitingi

Alevi Kurumlarımız ABF (Alevi Bektaşi Federasyonu) öncülüğünde 17 Eylül 2017 Tarihinde İstanbul Kartal Meydanında miting yapma kararı aldı. Geç de olsa yerinde, desteklenmesi ve kitlesel katılım için kurumsal/örgütsel, bireysel anlamda çok ciddi çalışma yürütülmesi gereken bir karardır. ABF Yöneticisi arkadaşlarımızdan ve “Sosyal Medya”dan öğrendiğimiz kadarıyla mitingin adı; “Gerici Eğitime Karşı, Laik, Demokratik, Bilimsel, Anadilde Kamusal Eğitim İstiyoruz!” olarak belirlendi ve çalışmalara başlandı. Buna gerekçe olarak ABF Yöneticisi arkadaşlarımız “Eğitim, öğretim yılı başlamadan bir gün önce, AKP Hükümetinin yeni oluşturduğu dinci, gerici eğitim programını kabul etmediğimizi ifade edeceğiz!” mealinde görüşler belirttiler. ABF ve ABF’ye üye Alevi kurumları çok yerinde bir belirlemeyle mitingin amacı “Laik, Demokratik, Bilimsel, Anadilde Kamusal Eğitim İstiyoruz!” olunca, eğitim iş kolunda örgütlü Eğitim-Sen (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) ile görüşerek mitingi ortaklaştırmışlardır. Eğitim-Sen’in nitelik anlamda mitinge katacağı düşünsel, kültürel, siyasi değerler olacağı gibi, şubelerini, üyelerini mobilize ederek nicelik anlamda da mitingi kitlesel olarak çoğullaştıracağı konusunda kuşkumuz yoktur. ABF, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Alevi Dernekler Federasyonu (ADF) Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yerellerde bulunan dernek ve cemevleri ile ABF Üyesi Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve 32 şubesiz kurumunu da adı geçen mitingde ortaklaştıracağını ifade etmiştir. Ayrıca demokrasi, eşitlik ve adalet mücadelesi bağlamında “Dost siyasal partilerin” ziyaret edilerek mitinge kitlesel katılımları için “Davet edilecekleri” de ABF Genel Yönetim Kurulunun takvimli programıdır. Yine yöre dernekleri, yöre derneklerinden oluşan federasyon ve vakıflar, demokratik sivil toplum örgütleri ile de mitinge güç ve destek verme, programda ortaklaşma ve kitlesel katılım konusunda görüşmeler yapılacağını biliyoruz. ABF’nin bir çatı örgütü olması nedeniyle, mitingin asıl öznesinin ABF’ye üye kurumlar olan AKD, PSAKD ve 32 şubesiz kurumumuz olacağı da bir gerçekliktir. Kuşkusuz Alevi İnancına, Alevi Toplumunun Demokratik Haklarını alması mücadelesine, demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet mücadelesine yıllarca hizmet etmiş bizler de ABF’nin ve ABF’ye üye kurumlarımızın aldığı karar doğrultusunda, mitingin nitelik ve nicelik boyutları bakımından kendimizi “GÖREVLENDİRİLMİŞ OLARAK” görüyoruz. Kendi adımıza bir üye, bir yönetim kurulu üyesi gibi çalışmalara katılıp, emek sunacağımızdan kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Bilindiği gibi miting İstanbul’da yapılacak. Bu anlamda Marmara ve Ege Bölgesinde bulunan Alevi Kurumları mitingin nitelik ve nicelik anlamı için çalışmaya başlamış olmalılar. Mitingin ana merkezi olması nedeniyle İstanbul’da güçlü bir çalışmanın yapılacağını varsayarak, özellikle, İzmir, Manisa, Kütahya, Bursa, Çanakkale, Balıkesir, Yalova, Sakarya, Zonguldak, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli illerimizde çalışma yapılmalıdır. Adı geçen illerimizde AKD, PSAKD şubeleri başta olmak üzere ABF’ye bağlı şubesiz kurumların güçlü örgütlülükleri, şubeleri ve cemevleri vardır. Mitinge destek verecek parti, dernek, emek örgütü ve sivil toplum örgütleri de sadece İstanbul yerelinden değil bölgesel katılım da sağlamalıdırlar. Bu amaçla ABF adı geçen illerde çalışma yapmak amacıyla kendi yöneticilerinden ve üye kurumların yöneticilerinden oluşacak yerel heyetlerle, kurum ziyaretleri yapıp mitinge katılım çağrısı yapmalı ve bölgesel organizasyon için bölge toplantıları yapmalıdır. Bölge toplantıları Eğitim-Sen ile birlikte yürütülmeli, toplantılara sadece Alevi Kurumları ve Eğitim-Sen şubeleri değil, dost parti, kadın ve gençlik kurumları, yöre derneği ve sivil toplum örgütleri de davet edilmelidir. Elbet de adını yazdığımız iller dışından da mitinge katılım olacaktır. Ancak mitingin özgün çalışmasını ve temel kitlesel gücünü bu illerimizden gelecek kitlemiz oluşturacaktır.
Tam da burada çok özel bir duruma vurgu yapmak durumundayız. Sembolik de olsa Antakya, Mersin ve Adana’da yaşayan ARAP ALEVİ, Trakya’dan ROMAN ALEVİ, Koçgiri veya Dersim’den KÜRT ALEVİ Canlarımızın mitinge katılımı sağlanmalıdır. Ana Dilde eğitim ve ibadet vurgusunu pekiştirmek amacıyla mitingde kısa da olsa Arapça, Romanca, Kürtçe dillerinde mitingin amacına özgü konuşmalar yapılmalı veya bu dillerde, mesajlar okunmalıdır. Sembolik ve görsel anlamda Aleviliğin kadim ve temel örgütlenme kurumu olan OCAK ve OCAKZADELERİMİZİN görünür olması sağlanmalı, OCAKLARIMIZIN görselleri, simgeleri ön plana çıkarılmalıdır. Mitingin yapıldığı bölge dikkate alındığında, bölgenin kadim topluluğu olan TAHTACI, ÇEPNİ, ROMAN, BEKTAŞİ, GÜLŞANİ diye adlandırdığımız yerel topluluklarımız görsel ve simgesel olarak kendilerini görünür kılmalı, bu konuda ABF özgün bir çalışma yapmalıdır.
Kimi ABF ve ABF’ye üye derneklerimizin yöneticisi can dostlarımız “Miting öncesi eleştiriyi yersiz ve gereksiz” görse de daha geniş bir ufuk ve bakış açısı için öneri ve eleştirilerimizi yazmak durumundayız. Öncelikle belirtelim ki Alevi Toplumu “Anadolu’ya özgü” bir inanç topluluğu olmayıp, bölgesel ve hatta küresel anlamda kitle gücü olan bir toplumdur. Aleviler, etnik kimlik açısından Türk/Türkmen/Azeri, Kürt, Arap, Roman, Fars ve Balkan Halklarından oluşmaktadır. Kıbrıs yerel nüfusu büyük oranda Alevi’dir. Türkiye’den Avrupa ve diğer dünya ülkelerine iş, aş, siyasi mülteci olarak giden milyonlarca Alevi vardır. Avrupa’da 13 ülkeyi kapsayan çok ciddi örgütlenmesi olan bir konfederasyonumuz (AABK) ve federasyonumuz (FEDA) vardır. Defalarca örneğini gördüğümüz gibi Avrupa’daki kurumlarımız çok nitelikli kitlesel miting ve gösteri yapacak potansiyel beceriye sahiptir. Hal böyleyken bırakınız küresel ölçekte demokratik değerler ve özgür yaşam için bir güç olmayı, bölgesel ve yerel anlamda bile bir güç olmayı ne kadar becerebildiğimiz ortadadır! Alevi Toplumu yaşadığı her ülkede, inancı yasak veya bastırılmış inkârcı siyasetle asimilasyona tabi tutulmakta, demokratik, ekonomik, siyasi, sosyal haklarından yoksun bir şekilde yaşamaya zorlanmakta veya tümden yok sayılmaktadır! Böylesine küresel, toplumsal bir gücü Hünkar’ın yüzyıllar öncesinden bir öngörü olarak dediği “Gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım.” Erdeminde buluşturmak da ABF’nin görevleri arasında olmalıdır. Bugüne kadar çeşitli amaçlarla yapılmış “Bölgesel konferans, çalıştay” veya kimi buluşmalar, kadim Alevi İnancının ve çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü demokrasini gerektirdiği birlikteliği sağlayamamıştır. Bu muradımızı ifade ederken derdimiz “Pan Alevizm” değil, Alevilerin yaşadıkları ülkede toplumsal, inançsal varlıklarının kabul edilmesi ve çağımızın gerektirdiği çoğulcu, katılımcı demokrasi bağlamında kamusal yaşamın gerektirdiği tüm toplumsal süreçlerde, anayasal ve yasal olarak özgür ve eşit olmalarıdır.
Yaşadığımız konjonktürün küresel, bölgesel ve yerel sorunları, Ortadoğu’da adı konmamış “Vekaletler” savaşı, bu savaşta IŞİD vb. aracılığıyla yürütülen sistematik ırkçılık, canilik, kitlesel soykırım ve katliam vahşeti devam ediyor. Türkiye AKP/Devlet aracılığıyla bir hapishane haline getirilmiş durumda. Irkçılık, inkârcılık, ölümler, kan, gözyaşı ve AKP/Devletten kaynaklı sistematik korku, sindirme politikası ayyuka çıkmış halde. AKP/Devletin sistematik ırkçılık ve asimilasyon yoluyla korku ve sindirme politikasında hedef sadece Aleviler ve Kürtler değil! Sistematik kadın katliamı, taciz, tecavüz, sosyal, kültürel, kamusal yaşama ırkçı müdahale AKP/Devlet ve Derin Devlet eliyle sistematik olarak rutin bir vaziyet haline getirildi. Doğa ve çevre katliamı, yağma ve talan zaten rutin bir devlet politikası olarak kanıksatılmış görünüyor. KHK denen Kanun Hükmünde Faşizmle bilim insanı ve emekçilerin ihracı, ihraçlara karşı yapılan demokratik eylemlere müdahale biçimi neyin ne olduğunu çok berrak bir biçimde gösteriyor. Geçmişte de ırkçı, inkarcı, asimilasyoncu devlet politikasına dayanan Eğitim Programı artık TEKÇİ ve DİNCİ AKP/Devlet eliyle TEK DİN, TEK DİL bağlamında odaklaştırıldı. Ekonomik yaşamdan tutalım, kamusal yaşamın her alanına kadar ırkçı, faşist bir zihniyet egemen oldu! AKP/Devlet sistematik olarak örgütlediği siyasi ayrışma yoluyla kendinden olmayanı düşmanlaştırma politikasına, büyük tehlikelere yol açacak mekânsal ayrışmayı da ekliyor! Kürt sorunu üzerinden yürütülen ırkçı, inkârcı şiddete dayalı sistematik devlet politikası, sadece Kürt İllerini değil tüm Türkiye’yi yaşanmaz hale çevirdi. Küresel, bölgesel ve yerel anlamda inançsal, toplumsal, siyasal bir güç olduğumuzu ve yaşadığımız her ülkede benzeri politikalarla inkar edilip, yok sayıldığımızı dikkate aldığımızda 17 Eylül 2017 Tarihinde İstanbul’da yapılacak miting IRKÇILIĞA ve İNKARA KARŞI, DEMOKRASİ, EŞİTLİK ve ADALET MİTİNGİ olmalıydı. Eğitim sorunu global toplumsal sorunlarımızın temel parçalarından biridir. Ancak temel sorunumuz DEMOKRASİ, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK ve ADALETTİR. Durum böylesine vahimken sadece “Eğitimi” temel alarak yapılacak bir bölgesel miting gereksiz ve anlamsızdır demiyoruz! Önceliğimiz eğitim programını da içeren DEMOKRASİ, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK ve ADALETTİR diyoruz.
Hadi bu yazdıklarımız bir eleştiri olarak kalsın diyelim. Ancak İstanbul mitinginden sonra ne yapacağız? ABF ve paydaşlarımız, müsahiplerimiz olarak takvimimizde hangi eylem, etkinlik, kitle çalışması ve demokrasi amaçlı programlar olmalı? Şu bıkkınlık veren “ALEVİLİĞİ TANIMLAMA BİLDİRGELERİ” ve “CENAZE HİZMETLERİ ERKENNEMELERİ” ABF’nin, üye derneklerin ve Avrupa’daki kurumlarımızın konuyla ilgili birimlerine (inanç Kurulu) bırakılmalı, kurumlarımız asli görevlerine dönmelidir. Öncelikle içinde bulunduğumuz dönemi Alevi cenahından yorumlamak, tanımlamak ve bu yorum, tanım karşısında yapabileceklerimizi planlamak bakımından yazının girişinde sıraladığımız Alevi Kurumlarını, yazar, aydın ve sanatçılarımızı kapsayan bir “NE YAPMALI KONFERANSI” örgütlemeliyiz. Ardından bir önceki yazımızda (Alevilikte Çaresizlik Yoktur) da ifade ettiğimiz gibi “LAİK, DEMOKRATİK, KAMUSAL ANA DİLDE EĞİTİM KONFERANSI” ile uygulanabilir, yürütülebilir bir alternatif eğitim programı yapmalıyız. Türkiye Genelindeki tüm dernek ve cemevlerimizde “HALK TOPLANTILARI” yapmalı, aşındırılan kadim Alevi Değerlerimiz ve demokratik siyaset felsefesi üzerinden ortak bilinç ve moral değerler oluşturma çalışmaları yapmalıyız.
Bir yandan bu çalışmaları yürütürken diğer yandan bölgesel mitingler yapmaya devam etmeliyiz. Karadeniz’de Samsun ilimiz merkez alınarak Amasya, Çorum, Tokat, Ordu ve bölge illerinin katılımıyla bir miting çalışması yapmalıyız. Yüz yıldır sistematik olarak devlet eliyle yürütülen kirli politikalar nedeniyle Dersim merkez alınarak, Malatya, Elazığ, Erzincan, Diyarbakır, Muş illerimizin katılımıyla bir miting planlamak çok yerinde olacaktır. Adıyaman merkez alınarak, Maraş, Antep, Urfa… İllerimizin katılımıyla miting programlamalıyız. Adıyaman, derin ve sığ siyasi oyunlarla yürütülen IŞİD’de bombacı devşirme politikası karşısında Alevi nüfusun kadim değerlere bağlılığı açısından önemli bir merkezdir. Mersin merkez alınarak, Adana, Antakya illerinden katılımla çok güçlü kitlesel bir miting yapabiliriz. Ayrıca Antalya için de bir program yapılabilir. Bizimki bir öneri kurum yöneticisi arkadaşlar programı uygulanabilir şekilde realize edebilecek beceri ve basirete sahiptir.
Avrupa’da örgütlü AABK ve FEDA ortaklaşa eylem ve etkinlik programlayabilirler. Alevi Sorunu sadece Türkiye ölçeğinde yaşadığımız bir sorun değil. Avrupa Birliği (AB) Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni AB üyesi olarak kabul etmemiş olsa da bir çok konuda siyasi ortaklığı olduğu gibi NATO üzerinden de Türkiye Devletiyle ile Müttefiktir. Türkiye’den AKP/Devlet eliyle kendisine yöneltilen “Eeeeyyy Avrupa” tehditlerinin ne anlama geldiğini bilip de susmak kurnazca bir kirli politikadır. AABK ve FEDA Avrupa Parlamentosu önünde kitlesel OTURMA EYLEMİ yapmalıdır. AB’nin ve üye devletlerin Türkiye Devletiyle kurduğu DEVLET ÇIKARINA DAYALI ekonomik, ticari, siyasi ilişkilerinin biz Aleviler ve Türkiye Demokrasisi açısından ne anlama geldiği izah edilmelidir.
Alevi Toplumu olarak, kurumlarımızla, YOLDAŞLARIMIZ, PAYDAŞLARIMIZ, MÜSAHİPLERİMİZLE değişim, demokrasi, laiklik, özgürlük, eşitlik, adalet düzenini sağlayabilecek güce sahibiz! Yeter ki kendimize inanalım, yolumuzun kadim değerlerine ve evrensel demokrasi mücadelesinin kazanımlarına bağlı olalım. Cesur olalım. Bir olalım, iri olalım, diri olalım…!!!
UNUTMAYALIM; Biz Aleviler sadece yerel bir güç değil, bölgesel ve küresel bir gücüz. Yaşadığımız sorunların çözümü kadim Alevi İnancının Yol ve Erkanında Mürşitlerimizin, aşık û sadıklarımızın nefesinde ve onların bize nice bedeller pahasına bıraktığı inanç felsefemizde ve günümüz yaşamında mücadele ederek edindiğimiz demokrasi bilincindedir.
Ferman Yezit’inse Meydan Hüseyn’indir…!!!