Connect with us

Şükrü Yıldız

“Er veya geç Kürdistan kurulacaktır”

Karadeniz’in en güzel şehirlerinden biri Ordu’dur. Boztepe’den bakınca yeşilin tüm tonlarına deniz mavisinin eşik ettiğini görürsünüz. Dar sokaklarında geçmişin izleri vardır. Elinizi uzatsanız, kör olursunuz. Gürcü, Laz, Ermeni, Rum çocuklarının birlikte oynadığı bu mekânların sessizliğinde kaybolursunuz. Varlığınıza ise dalgaların okşadığı sahil sesi eşlik eder.

Dünle, bugünün hüznünü yaşarsınız.

Ordu’yu severim. Liseli yıllarımın şehridir. Mısır ekmeğinin hatırı vardır bende. Ve de hayalleri örgütleme.

Sene 1986, günlerden 8 Nisan. Teypteki ses o zaman yasaklı olan Mahzuni’nin “Amerika katil katil” parçasını çalıyor. Bizler akşam yemeği için sofraya oturmuşuz. Kaşıklar taze fasulye tabağına daldığında, kapı ve pencerelerin gümbürtüsü arasında polis eve dalmıştı. Kaset susmuş, halının altına atılmış, tepesinde halamın oğlu nöbete başlamıştı. Şimdi meyhane şarkısı oldu. Her neyse.

Kitapların, dergilerin, daktiloların, yazıların delil diye toplandığı, yazarın çizerin mahpus damlarında olduğu bugünkü gibi bir zamandı.

Milli duyguları zayıflatmak, dine hakaret etmek suçlarından beni alıp Efirli Cezaevine götürmüşlerdi. Muşadiyeyi, koğuşu ve güzel insanları Selah Özakın’ı, Olgun Şensoy’u, Kambur Bahriyi 16 yaşlarımda orada tanıdım.

İlk kez Meryem Xanı, Ayşe Şanı Erivan radyosundan burada dinledim. Tıraş bıçağından balık tespih yapmayı Bahri’den, çatpat İngilizceyi Sellah’dan Efirli’de öğrendim…

Bu hikâye nasıl başlamıştı dersiniz.

Bir gün okul yolunda bir arkadaşıma iştahımın olmadığını söylemiştim. İki öğün yemeği zor yiyorum demiştim. Ah Cumhur. Neresinden anladıysa, okulda, o güzelim Ordu Lisesinde “Aleviler iki öğün yemek yermiş, üç öğün yemek yemek günahmış” diye dağıtmış. Milleti meraklandırmış.

Dersimiz İngilizce. Öğretmen yok. Zaten hiç olmamıştı. Ders boş. Okulda en sevdiğim şey.

Konumuz “Aleviler niye üç öğün yemek yemez”. Tabi bu arada “Libya’da Aleviymiş, Amerika üç öğün yemek yesinler diye bombalıyormuş” diyenler bile var.

Bu hengâmede her kafadan çıkan sese cevap vereyim derken mevzu derinleşiyor. Amerika, sol, kominizim, Alevilik, İslam vs vs giderken, sırtıma sert bir şekilde dürten arkadaşım tartışmayı ikinci aşamaya getirmeyi başardı.

“Bu hem Alevi hem de Kürt, ben gittim bunların memleketinde başka dil konuşuyorlar, biz anlamıyoruz” dedi. Günah meselesinden Kürt meselesine geçince, o günlerde dergi gazete köşeleri arasına sıkışmış bu kelimelerden heyecanlandım. Sanırsam kendimi suçüstü olmuş bir suçlu gibi hissettim. Çaresiz bir mahkûm, tarihin derinliklerinden gelip sırtımıza yapışmış ve hakkını veremediğimiz bir borçmuş gibi düşüverdi masaya.

Nafile dinleyen yoktu. Dinlemek isteyen de yoktu.

Hatırlamadığım bir heyecanla yumruğum havalandı, boş derste öğrencilerin yarattığı uğultu, gürültü arasında masaya sert bir şekilde indi ve avazımın çıktığı kadar haykırdım “Er veya geç Kürdistan Kurulacak” dedim.

Tüm sınıf sustu.

Dünya etrafımda her zamankinden daha hızlı bir tur attı. Eller kollar kırıldı, sesler kesildi… Karanlık bir dehlizde kendi kalp atışlarından başka bir sesin çıkmadığı bir mekânda buz kesti her şey, her yer, herkes.

Nokta. Herkes dağılıp sıralarına geçti. Ders bitti.

İşte o günün ertesi işgüzarın biri öğretmene, öğretmen okul müdürüne, yalaka müdür valiye, vali de emniyete ulaşmak suretiyle vatanımız ve milletimiz için büyük tehdit oluşturan bu durum için harekete geçmişti.

Asliye, Sulha, Sulh Ağır Cezaya derken oradan DGM (Devlet Güvenlik Mahkemesine) sevk edilen dosya, yıllar sonra Erzincan DGM’yi Ordu’da seyyar kurmak şartıyla beni mahkemeye çıkarmıştı. O dönem Karadeniz’de DGM yoktu. Öyle olunca Erzincan DGM bu vahim olaya el atmış, vatanın birliği, bölünmez bütünlüğü, dinimizin kutsiyeti için devreye girmişti.

Bazen “üç öğün yemek yeseydim başıma bunlar gelmeyecekti” diye düşünürüm.

Lakin “iyi de oldu” derim. Takılı kalmadık mekansızlıkta, kimliksizlikte. Ya Haq, Ya Muhammet, Ya Ali diye girebildik hayata. Diye bilene eyvallah.

Mahkemeye aylar sonra çıkarılırken, okul arkadaşlarımın doldurduğu koridorda ellerim kelepçeli geçerken, bunu bir nişane gibi hissetmiş, hayatımın en onurlu yürüyüşünü yapmıştım. Sınıf arkadaşım olan kızların döktüğü gözyaşları arasında, kırmızı halıda yürürken, bir kahraman gibi hissetmiştim kendimi.

Demem o ki; 86 yılında farkında olmadan dilden dökülen kelimeler, her mazlum halkın bedenine, ruhuna işlenmiş bir özgürlük geniydi. Genetikti.

Şunun, bunun, senin benim olması gerekmeyen, lakin olması gereken, olabilirliği etrafında filizlenen her şeyin güzelleştiği özgürlük.

Sana inanır, sana taparım.

Seni severim.

Her mazluma hak olan, Kürde de haktır.

Hak ile hak olanlara, haklarını bedenleriyle kutsayanlara, Allah eyvallah.

Yer ve gök şahit olsun ki; devlete değil, Kürde, iktidara değil, özgürlüğe evet.

Kürdistan’a EVET

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading
Advertisement //pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
5 Comments

5 Comments

  1. Lider

    27 Eylül 2017 at 18:23

    Helal olsun bütün aleviler keşke senin gibi düşünse ama çoğunluğu kılıçdaroğlu gibi bir yezidin peşinden gidiyor. Alevilerin katledilmesin de payı olan bir partinin izinden gidiyorlar

  2. Deniz

    29 Eylül 2017 at 21:24

    Alevi bu günün firavunları, sufyan soyları.. olan siyonistlere hizmet edenlerin değil onlarla mücadele edenlerin tarafındadır Biz İmamlarımızdan böyle öğrendik. Bu hikayelerin son kullanma tarihi geçti artık toplum bilinçlendi kabullenin artık kandırıldığınızı içinize sindirin. Bu ülke de solu bitirdiler sadece solcu maskesi takan kürt faşistleri güçlendirdiler ve alevilere sadece bu siyonizmin emellerinin gerçekleştiği kulvarda siyaset yapma hakkı tanıdılar. Siyonizmin uydusu olan sözde kürdistan için kullanıldınız halen de kullanılıyorsunuz bunun da farkındasınız fakat Güç tatlı geliyor. Da yalnız büyük bir sorununuz var ortadoğu direnişi daha da güçlü ve bilinçli bu gidişle siyonizm ortadoğudan çekilecek sizi de satmış olacaklar. Allah akıl fikir versin acıyorum halinize

    • sait

      29 Ekim 2017 at 00:56

      doğru tespitler abd israil uşağı olmuş israil bayraklarından medet uman kürtler hayallerindeki kürdistan bölgesi israilin Vaat edilmiş topraklar Arz-ı-Mev’ud yani kürtlerin bulundukları yerlere mezopotamyaya yerleşmek hayali hedefi var. kürtleri kullanıp aynen filistindeki gibi oralara yerleşip kürtlere tekmeyi basacaklar suriye daeş israillilere fırsat oluşturdu. abd eliyle kürtleri kullanıp amaçlarına ulaşmak iistiyorlar

  3. Deniz

    29 Eylül 2017 at 21:45

    Varsayalım kürdistan kurulduğunda(kurulamaz çünkü siyonistler bizzat savaşamazlar çünkü paraya tapıyorlar sadece savaştırırlar şimdi daeş pyd gibi piyonlar bitiyor sıra kendilerine de gelecek) kürtleri sürecekler israil oğulları gelecek ve buraya kadar iyi mücadele ettiniz gençler hadi şimdi nereye giderseniz gidin diyecekler bunu görmeyen ahmak ya da bu gününü düşünen işbirlikçidir. Kim kime bu zamanda durduk yere devlet kurdurur dünyayı siyonizm şekillendiriyor onlara göre herkes kendilerine köle olarak yaratıldı ve fırattan nile kadar olan coğrafya allah tarafından onlara bahşedildi. Bu emellere hizmet etmektesiniz

  4. ferit

    29 Ekim 2017 at 00:41

    siktir git orospu çocuğu bölücü pkk iti inşallah geberirsin leşini lağım çukurlarına atatrız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Şükrü Yıldız

“Komünizm” gerekiyorsa onu da devlet getirir!

Nazım Hikmet’i kovan,
Mustafa Suphi’yi boğan
Sait Kırmızıtoprak’ı katleden devlet
Gel zaman, git zaman “komünist” sevici oldu.

Eskiden Kamer Genç vardı. Severdim. Denk geldiğimizde atışırdık. Espirili adamdı. Her taşın altından çıkardı. Darbecilere „kafa tutar“ elinde fenerle gezerdi. Fakir bir Dersimli ailenin acıklı hikayesinden fışkırmış gibiydi. Deliydi. Arada çiçek sulamışlığı da vardı. Olsun, bence tek insani tarafıda oydu.

Dersim’de onu tanımayan, işi düşüpte çözemediği hiç kimse yoktu. Kimisi iş ister, kimisi tayin, kimisi mahkeme, kimisi de bağ bahçe meselesini çözmek için Kamer’e giderdi. Öyle ki; zorda kalmış devrimcilerin, yurtseverlerin, koministlerin yurtdışına kaçmalarına bile yardımcı olmuştu.

Çok insandı… Çok…

Bu insaniyetinin kaynağında 12 Eylül darbesi vardı. Darbecilerin aldıkların karşılığında dağıttıklarının paylaşımını Dersim’de Kamer’e havale etmişti. Kimliği 3K ile özdeş hale gelmiş merkezlerden biri de Dersim’di. Bu kimliğin devlet ile bütünleşmesini sağlayacak aracılara ihtiyaç vardı. Kamerler biçilmiş kaftandı. Her Dersimli gibi çok acılar içinden sıyrılıp gelmişlerdi. Ve Kamer mecliste 12 Eylül anayasasına  “hayır” diyecek 6 kişiden biriydi. Memlekete “kahraman“ lazımdı. Dersim’e kahraman lazımdı… Yüreğine su serpecek adam lazımdı…

Lazım olanı devlet yarattı. Soner Yalçın Kamer’i övdüğü yazısında notlamıştı „Darbenin gölgesindeki Danışma Meclisi’ndeki karşı çıkışları özellikle beş cuntacı generalden Nurettin Ersin’in tepkisini çekti. Danışma Meclisi’nden çıkartılması için üç defa Milli Güvenlik Konseyi’ne önerge getirdi. Danışma Meclisi’nden atamadılar“ (31 01 2016- Odatv)

Genceçik çocuklar, yaşları büyütülerek idam edilirken, atılamayacak kadar ağırlığı vardı.

Kısacası atılamayacak kadar devletindi.

Devlet, yarattığını sevdirerek Dersim’in 5 bin çocuğunu imam hatiplere götürdü. Kamer gidenleri tek tek öptü. Meclisin de meşruiyet karnesinde fakir bir Alevi Kürt çocuğu olarak zikredildi.

Bu devlet “Memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor” (Nevzat Tandoğan) diyen bir kafanın ürünüydü. 12 Eylülcülerin istediği, yaratığı muhalif tiplerden biride Kamer Genç idi.

Yaratıcılarına sadakat içinde öldü….

Ne Kürt ne Alevi…

Ne Solcu, ne sağcı…

Hak ile hakkikat taksiratını affetsin…

Boşalan yerine Hüseyin Aygün talip oldu. Fena bir aday değildi. Beceremedi. Halen büyük lafların arkasındaki hiçlikte dolanıyor. Ben buradayım beni görün diyor, diyor demesine ama reisin yandaşları “Komünisti” sevdi.

Miras kavgasında ilk sıraya oturdu. Nede olsa Kamerin solunun solunda olmakla yetinmedi, kuralı, çekilişli, hediyeli “Komünist” oldu. Bal, kaymak, fasulye nohut oldu. Hem kalbe hem mideye ehemiyetli bir dokunuşla “resmimiz” oldu.

Yetmedi, yandaş medyadan alınmış patantiyle marka oldu. “Komünist Başkan”

Biz bu oynu çok sevdik.

Yalanın, talanın ve katliamın gölgesinde demokrasicilik oynayan partilerin hikayesinden beslendik.

Deniz‘i, Mahir‘i, İbo’yu, Mazlum‘u salona sokup biz halay çekerken bir baktık ki kendisine “Tük Solu” diyen dergilerin kapağına malzeme olmuşuz.

Yılların fedakarlıkla örülmüş sosyalist mücadelenin kazanımlarının böylesine pervasızca harcanmasına bizler ses çıkarmadıkça, değerlerimizin hızla talan edildiğini gördük.

Emperyalistlerin sosyalizmin toplum üstündeki etkilerini minimize etmek için gündemine aldığı „sosyal devlet projeleri“,  „komünizm“ diye yeniden üretilerek pazara sürüldü. Maksist bakış açısının içi boşaltırılmaya çalışılarak, emperyalistlerin açtığı alan ve popüler siyasetin imkanlarıyla saldırılar yeni bir boyut kazandı.

Devleti şirket olarak algılayan zihniyetin egemen olduğu bir ülkede, sosyalizm adına şirketleşme mantığının bizdeki resmi, AKP’nin atadığı kayuma elinde bal sepeti ile poz veren „kominist“ başkan olu verdi.

Bu durum leş pazarında „kapital“ olan bir mantığın derinliğinden olsa gerek. Devletin derinliklerinden beslenip „terör“ örgütleriyle ilişkisi olmayan bir temizlikte kendisini ifade etmekte.

Sömürgeci devletin politikalarını meşru gösteren yaklaşımı, sol söylemlerle sunmak suretiyle toplumsal tepkiyi kendisinde barajlayan tavırı „dost“ diye algılamak, okumak mümkün değildir. Komünist değerlerin pazarda meta haline getirilmesinin dışında ahlaki duruş biçimini de dejenere eden yaklaşımlarıda, toplumun içinde bulunduğuı durumla izaha kalkışmak işin başka bir boyutunu örgütlemektedir. Makarna, kömür ve nohut hikayesinin içinde, sol, sosyalist değerlerin telefuz edilmesi başkaca bir ayıptır.

Onun içindir ki; Dersim tabelası indirilmiş şehirde, seçimlerde „Tunceli-Dersim belediyesine“ adayım  açıklaması yapmanın rahatlığı içinde olabiliyor. AKP medyasının kollarında, dallarında sevgiyle haber ediliyor.

Radikal muhalefete karşı,”Komünist” başkanın söylediği şey “teröristlerle ilişkisi olmayan” alternatifler üretilmiş oluyor.

 

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Şükrü Yıldız

Songül Tunçdemir “yalnız değilmiş”

Alevi hareketinde uzun yıllardır emek veren Songül gözaltına alınarak, Malatya’ya gönderilmiş. Haber ajanslara düştüğünden beridir bakıyorum; “Aleviler, yıllarını emeğini, işini, aşını Alevilere hizmet için vermiş bir arkadaşa nasıl sahip çıkacak” diye.

Tek tek yöneticilerin sayfalarını taradım sosyal medyada.

Başkanların!

Yöneticilerin!

Adımıza karar verenlerin.

Şimdiye kadar ses, seda yok.

Olanında içi de, dışı da boş…

Söylemekte sakınca yok, içi ve dışı boş olanın varlığı da boş!…

Sevdiğim bir dostum var, arada tartışmalar çığırından çıkınca sorardı “Fatih İstanbul’u kuşatırken kiliseler neyi tartışıyordu?” diye. “İstanbul kuşatma altındayken İstanbul’daki kiliselerde ‘Melekler, erkek mi, kadın mı’ tartışması yapılıyormuş” derdi.

Sosyal medayada bazı Alevi gruplarına, whatsapp gruplarına baktım. En ‘akıllıları’ “Söngül Tunçdemir gözaltına alındı” haber paylaşımından sonra “Kuran’da Hızır var mı yok mu” tartışması yapıyor.

“Melekler erkek mi kadın mı” tartışması yapanların nesli İstanbul’da tükenmek üzere. Birkaç yüz bin Ermeni ve Rum kaldı. Aleviler yok edilirken, Alevilik neyin neresinde diye bir birini yiyenlere hatırlatmak gerekir ki;

Hızır Kuran’da olsa ne olur, olmasa ne olur.

Ha diyelim ki Hızır Kuran’da var, Songüllere, Zeyneplere, Velilere…  Ne hayrınız oldu!

Ha diyelim ki yok, yine Songüllere, Zeyneplere, Velilere…  Ne yardımınız dokundu!

Uzun zamandan beridir, devlet ve iktidar kendince suçlar üreterek Alevileri hedef almakta, kurum yönetici ve üyelerini tutuklayarak Alevilere gözdağı vermektedir. Suni gündemler etrafında Alevileri bir biriyle tokuşturmakta, ayrılıkların derinleştirilmesi için her fırsatı kullanılmakta.

TV10’nun hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın kapatılmasıyla başlayan süreç, YOL TV’nin yayınlarının devre dışı bırakılması, PSAKD yöneticilerinin tutuklanmasıyla devam etti. Birçok yerde de Alevi kurum temsilcileri uydurma gerekçelerle gözaltına alınırken en son Songül’e ve PSAKD Antalya şube yöneticisi Gürbüz Deniz  kadar geldi.

“Ağacın içindeki kurtlarda buna çanak tutmakta.”

Utanmazlık ve ahlaksızlık “Kayum hızırdır” diyecek kadar alenileşmekte, artık asimilasyon kelimesi, izahata yetmemekte.

Yarın kimlerin hedef haline getirileceği ise bilinmemekte.

Zeynep Yıldırım’ın annesinin nöbeti cemevinde devam ediyor Kezban Bektaş kızının değil, cemevine saldırıp yakanların tutuklanması gerektiğini söylüyor. Kim dinliyor!

Alevileri kurumları duyuyorlar mı?

Merak etme hakkımı kullanarak soruyorum; neyi, kimi, niye bekliyorsunuz.

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Şükrü Yıldız

Arif Sağ’a MESAM operasyonu Alevilere yapılmış saldırıdır!

„MESAM’da Bakanlık tarafından tartışmalı şekilde görevden alınan Arif Sağ ekibinin tasfiyesi başladı.“ (Cumhuriyet Gazetesi 7 Mayıs 2018)

Geçtiğimiz günlerde bazı medya kuruluşları haberlerinin arasına kısaca bunu da sıkıştırdı. Haber özeti bu kadarcık bir cümleden oluşuyor. Alevilerin tarihi olarak sözlü bir kültürden gelenekten geldiğini varsayarsak, onunda ellerinden alınmak istendiğini gösteren bir durum ortaya çıkmış oluyor.

Alevilerin binlerce yıllık değerleri, nefesleri, deyişleri, ninnileri, ağıtları yezitten kalma zerzevata peşkeş çekilsin diye operasyon yapılıyor. Tahammülsüzlüğün sınırı artık aleni gasp ve talana başlıyor.

“Tasfiye ediliyorlar” diyor medya, Arif Sağ’ın başkanlığında seçilmiş olan MESAM yönetimi için.

Önce kayyum atanıyor. Kürt illerinde belediyelere yaptıklarını uyguluyor. Seçilmişlere el çektiriyor. Atanmışlar sonsuz yetkilerle donatılarak geliyor. Her birinin görevi bulunduğu yerde demokrasiyi katletmek oluyor. Sonrası malum. Çalışanlar, kurum emekçileri ve kurumu var edenlere işten el çektiriliyor. Atama kurullar oluşturuluyor ve o kurullar eliyle yeni yeni adamlar türetiliyor. Üretilen adamlar kurumun sahipleri tarafından yeniden alınmasın diye herkesi suçlular kategorisine ekleyip, suç mekanizması üretiyor.

İnsana dair ne varsa ayaklar altına alınıyor.

Utanmadan birileri “devlet görev vermiş yok diyemem” diyor. Devlet memuru “sanatçı” oluyor. Emeğiyle iş yapamayanlar siyasi iktidarın kollarının altında Alevilere operasyon çekiyor. Feriştahına kadar ahlaksızlaşıyor.

Gelecekte Alevilere biçilen rol MESAM operasyonu oluyor.

MESAM niye önemli oluyor; çünkü müzik demek Alevilik demek oluyor. Alevilerin bugüne kadar kendilerini en güçlü hissettirebildikleri alan oluyor. O alanın örgütlendirilmesi hayati bir durum olarak Alevilerin önünde duruyor. Tüm haksızlıklara, yanlışlara rağmen yüzlerce alevi âşık, ozan ve derlemecinin buluştuğu, bezende varlığıyla güç aldıkları kurumları oluyor.

Görünen o ki Alevi kurum ve kuruluşları bunun yeterince farkında değil. Nasıl ki bu topraklarda Alevi kökenli hâkim, savcı, asker vali, kaymakam vs… bırakmadıkları gibi, şimdi de Alevilerin olmazsa olmazı olan müzik alanında da kimseyi bırakmak istemiyorlar.

Alevi sazının yerini çamur müziğin telleri arasında yok etmek istiyorlar. Alevileri bugüne taşımış olan telini koparmak yaşamı tüm alanlarda kendisine mahkûm etmek derdine düşmüş bulunuyorlar.

Pir sultanlara yaptıramadıklarını, bugün onların torunlarına yaptırmak suretiyle tarihten intikam almak istiyorlar. Şah demeyen deyiş ve nefesler eşliğinde saraya meze yapılmak isteniyor Alevi müziği. Notalar artık yezit diye inliyor….

Alevi kurumlarının bu durum karşısındaki sessizliği ise kabul edilir gibi değil. Sanki dünyanın başka bir yerinde, kendilerini hiç ilgilendirmeyen bir meseleymiş gibi bakıyorlar. Olayı şahsileştirip, kişiler üzerinden yâda menfaatler üzerinde okuyacak kadar gerçekliğin dışına savrulmuş olarak duruyorlar.

Alevilerin olmazsa olmazlarının derlenip toparlandığı ve bizim sanatçılarımızın adıyla yâd edilen kurumlardan biri sadece Alevi oldukları için, sisteme muhalif durdukları için, bazı davetlere icap etmedikleri için cezalandırılıp, el konuyor. Alevilerin servetine el konuyor, Alevi Kurumlarında açıklama dahi yok.

Eğer Alevi değerleri sahiplenilip korunmayacaksa, Alevi Kurumları ne işe yarayacaklar. Dernek, vakıf, federasyon başkanı olma kavgasının bir bölümünü Alevi değerlerinin korunmasına verilmesi artık elzem olmuştur.

Bilmek lazım ki bu değerler bir bir elimizden alınırken başkanlığını yapacağınız bir kurumda kalmayacaktır.

Onun için bir an önce MESAM başta olmak üzere Alevilerin tasfiye edildiği tüm alanlara müdahale edilerek Alevi hassasiyeti kamuoyuna hissettirilmelidir.

Tarihin derinliklerinde gelen atalarımızın curaları, sazları ile bezenmiş olan demimizin hakkı verilmelidir.

Dara durulmalıdır aşk ile….

 

 

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

EN SON EKLENEN HABERLER

Haberler10 saat ago

17-25 Aralık yolsuzluk iddialarına adı karışan bakanlar ne yapıyor?

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları, şüphesiz Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatını en fazla etkileyen olaylardan biri. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki...

Dünya10 saat ago

Sri Lanka saldırılarını IŞİD üstlendi

Sri Lanka’da üç kilise ve beş yıldızlı üç oteli hedef alan eş zamanlı bombalı saldırıları IŞİD üstlendi. Örgütün yayımladığı açıklamada, “Sri...

Politika10 saat ago

Buldan: İnsanlığın yerlerde sürüklendiği bir noktadayız!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 23 Nisan özel gündemiyle toplanan Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Buldan’ın konuşma...

Politika10 saat ago

HDP’nin Meclis yeni Grup Başkan vekili Oluç

Ayhan Bilgen’in 31 Mart Yerel Seçimlerinde Kars Belediye Eşbaşkanı seçilmesinden sonra Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yeni Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili...

Güncel10 saat ago

Oyuncu Deniz Çakır’a hapis talebi

Oyuncu Deniz Çakır’ın, Beşiktaş’taki bir kafede bulunan bazı kadın müşterilere söylediği sözlerle, “halkın bir kesimini, sosyal, sınıf, din, mezhep, cinsiyet,...

Güncel10 saat ago

Tonlarca domates ve çilek Türkiye’ye geri gönderildi

Rosselhoznadzor basın dairesinden yapılan açıklamada, ajansın Bryansk ve Smolensk müdürlüklerinde görevli çalışanların geçici muhafaza depolarında tutulan Türk menşeili toplam 39.5...

Haberler10 saat ago

Kars’ta protokol krizi: Tugay komutanı tokalaşmadı

Kars’ta 23 Nisan kutlama törenlerine 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut, Kars Belediye Eş Başkanları ile tokalaşmadı. Kars...

Forum10 saat ago

Sırça köşk çatırdıyor!

ALİ ERDOĞAN Saygı ile andığımız edebiyatçı Salahattin Ali, Edebiyat dünyasına sayısız eserler bırakmıştı. Halk TV’nin açtığı kitap kanpanyasında sekiz kitabını...

Güncel14 saat ago

YSK kararını verdi: KHK’liler oy kullanabilir

AKP’nin KHK ile ihraç edilenlerin oy kullanmaması yönündeki itirazı YSK tarafından reddedildi. AKP, YSK’ye sunduğu ek dilekçede KHK’lilerin oy kullanamayacağını...

Haberler15 saat ago

Almanya’dan silah ihracatında Türkiye 19’uncu sırada

Almanya’nın silah ve teçhizat ihracatında bu yılın ilk üç ayında düşüş kaydedildi. Yeşiller milletvekili Omid Nouripour’un soru önergesine Ekonomi Bakanlığı’nın...

Röportaj15 saat ago

Kati Piri: AB Erdoğan’ın otoriterliğine güç veriyor

Avrupa Parlamentosu (AP) Hollanda milletvekili ve Türkiye Raportörü Kati Piri, AKP iktidarının Türkiye’yi felakete sürüklediğini belirterek, “Türkiye basın konusunda hiçbir...

Güncel15 saat ago

HDP, Kemal Türkler’i mezarı başında andı

1 Mayıs Dünya Emekçi gününe sayılı günler kala Halkların Demokratik Partisi (HDP), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kurucularından ve onursal...

Advertisement

Facebook

Öne Çıkan Yazılar

bahis siteleri kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri film izle canl? iddaa

porno izle

porno indir

istanbul escort