Connect with us

Haberler

Müftü nikahı

Toplum hızla dinselleştiriliyor.
Oysa inanç, insanın kendi özüyle ilgilidir ve inanç, insanın içsel dünyasında yapmış olduğu tinsel yolculuktur.

Her insan bir dünyadır ve her insanın algısı, düşüncesi, görüşü farklı farklıdır. Yani her şey de olduğu gibi inanç alanında da görecelik egemendir. Bilinmelidir ki, bir insanın kendi iç dünyasında yapmış olduğu söz konusu tinsel yolculuk bir başkasından farklılık gösterir. Bundan dolayı, herhangi bir inancı “merkeze” alıp, bütün insanların aynı inanca sahip olmasını istemek insanın doğasına, akla ve bilime de uygun düşmemektedir.
Dinselleşen toplumlarda başat inanç hangisiyse, bir toplumun bütün bireylerinin söz konusu o inanca tabii olması istenir ve hatta dayatılır. Bu durum günümüzün değerlerine uygun düşmemektir. Çünkü günümüzün gelişmiş değerler sistemi, seküler değerlerle ölçülmekte ve yaşam alanının normalleşmesinin ancak seküler değerlerle olabileceğini ortaya koymaktadır.

Seküler değerlerin en önemli öğesiyse, yaşam alanının dinsel referanslarla belirlenmesine karşı olmaktır. Yani laikliktir. Çünkü laiklik, inancı, insanın kendi iç dünyasına bırakmakta ve hiçbir kimsenin inancına karışmamayı içermektedir.

Kim neye inanıyor ve inandığı şeyden huzur duyuyorsa, ona kimsenin karışmamak ve onun inandığına saygı duymak, seküler yaşamın en temel anlayışıdır.
Bir toplumda değişik inançlara ve dinlere sahip olan guruplar ve bireyler bulunmaktadır. Dolayısıyla, her gurup ve birey kendi inancını özgürce yaşamalı ve devlette onu güvence altına almalıdır. Laik Devlet olmak da budur.

Türkiye Cumhuriyet’i de anayasasında laik olduğunu belirten bir ülkedir. Ve bu ilkeyi ortaya koyan en önemli maddesiyse anayasanın 10. maddesidir. Anayasanın 10. maddesi: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” diyerek bu ilkesini açıkça belirtmiştir.
Oysa ülkemizde, yaklaşık son 10 yıl içinde yapılan uygulamalarla bu anayasa maddesinin ortaya koyduğu değerlerden hızla uzaklaşıldığı ve burada belirtilen hiçbir değerin etkisinin kalmadığı görülmektedir. Bu anlamda toplumumuzda, gerek eğitim de, gerek çalışma alanlarında, gerekse devlet dairelerinde vs. hızla bir dinselleşme yaşandığını, hemen her kurumda mescitler açıldığı, bütün okullar neredeyse imam hatip liselerine dönüştüğü, kadınların eşit yurttaşlık bilincinden uzaklaştırılmaya çalışıldığı, erken evliliklerin önünün açıldığı vs. gerçeğinden hareket ederek, bir “din devletine” doğru evrildiğimiz görülmektedir. Şimdi de AKP tarafından “müftülerin nikâh kıyması” meclise getirilmektedir. Bunula, yurttaşlık bilinciyle herkesin ortak duygusuna hitap eden ve Medeni Kanundan yetkisini alan “resmi nikâhı” kıyacakların alanı genişletiliyor ve süreç içinde diğer alanların etkisiz kalmasının zemini yaratılıyor. Çünkü toplumun baskısıyla süreç içinde “belediye nikâhının” yerini “dinsel nikâha” bırakması ve “müftü nikâhının” etkin olması sağlanmaya çalışılacaktır. Bu olasılık çok yüksektir.

Burada önemli olan dinsel referansların toplumun algısına yerleştirilmesi ve topluma her alan da “dinin” egemen kılınmaya çalışılmasıdır. Nikâhı kimin kıydığı belki çok önemli olmayabilir ama bu konuda bir boşluk yokken, böyle bir gereksinim bulunmuyorken ve birçok alanda dini motifler ve uygulamalar hızla yaygınlaşırken, böylesi bir önerinin meclise gelmesi, toplumun belirli bir kesiminde huzursuzluk yaratmıştır.

Şu bir gerçek ki, bu ülke de “müftü nikâhı” kıydırmayacak milyonlarca insanlar var. Örneğin Alevi Dedesi de aynı yetkinlikte nikâh kıyacak mıdır? Ayrıca Müslüman olmayan yurttaşlar var. Haham, Papaz vs. de aynı konumda nikâh kıyacaklar mıdır?

Görüldüğü gibi bu çok sorunlu bir durum…
Bu anlamda toplumsal huzursuzluğu daha da arttıracak olan bu öneri hemen geri çekilmelidir. Nitekim bunun bilincinde olan insanlar ve bu konu da en çok zarar görecek olan kadınlar sokakta bu yasaya karşı çıkmaktadırlar.

Bu durum karmaşa yaratacak ve toplumsal karşıtlık daha da artacaktır. Müftü Nikâhı, toplumu da daha da dinselleştirecektir.

21. yüzyılın toplumu “dinsel referansların” değil, aklın, bilimin referans alındığı bir toplum olmalıdır.
İnanç, insanların iç dünyalarına bırakılmalı ve devlet hiçbir inancın verili değerleriyle hareket edip, hiçbir dine ve inanca öncelik vermemelidir. Dinler karşısında devlet nötr olmalıdır.
Çünkü seküler toplumlar, dinsel değerleri bireye bırakan toplumlardır.
Zaten, günümüzde de ülkemizde isteyen insanlar “imam nikâhı, dede nikâhı, kilise nikâhı vs.” yapmaktadırlar. Ama aynı zaman da medeni yasanın öngördüğü “devlet nikâhını” da kıymaktadırlar.
Bu mevcut durumu değiştirmenin amacı ne olabilir?

Tabii ki toplumu “dinselleştirmek”…
Bu da toplumu ikiye böler…
O kadar çok sorunlar varken, “müftü nikâhını” gündeme taşımak, akıl alır gibi değil…

Continue Reading
Advertisement //pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Haberler

17-25 Aralık yolsuzluk iddialarına adı karışan bakanlar ne yapıyor?

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları, şüphesiz Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatını en fazla etkileyen olaylardan biri. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Gülen yapılanması arasındaki kırılma noktası olarak kabul edilen 17 Aralık’taki operasyonlarda, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar ve İran asıllı Türk işadamı Reza Zarrab’ın da aralarında bulunduğu 89 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlara ‘rüşvet’, ‘görevi kötüye kullanma’, ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘kaçakçılık’ gibi suçlamalar yöneltildi. 25 Aralık 2013’teyse ikinci dalga operasyon için düğmeye basıldı. Bu defa da 96 kişiye ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek’, ‘ihaleye fesat karıştırmak’ ve ‘rüşvet’ suçlamaları yöneltildi. İkinci dalga operasyonda, dönemin başbakanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan hakkında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrı evrakı hazırlandı.

Continue Reading

Haberler

Kars’ta protokol krizi: Tugay komutanı tokalaşmadı

Kars’ta 23 Nisan kutlama törenlerine 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut, Kars Belediye Eş Başkanları ile tokalaşmadı.

Kars Valiliği önünde dün sabah gerçekleşen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için tören alanına gelen Kars Belediye Eş başkanları Ayhan Bilgen ve Şevin Alaca, 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut ile tokalaşmak istedi.

Bu sırada Tuğgeneral Özgür Nuhut kendini geri çekilerek, Bilgen ve Alaca ile tokalaşmadı. Elleri havada kalan eş başkanlar, diğer kişilerle tokalaştıktan sonra yerlerine oturararak gösterileri izledi. Öte yandan törenden görüntüleri Twitter hesabından paylaşan Alaca, “Almadığınız el Kars halkının iradesi” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

Haberler

Almanya’dan silah ihracatında Türkiye 19’uncu sırada

Almanya’nın silah ve teçhizat ihracatında bu yılın ilk üç ayında düşüş kaydedildi. Yeşiller milletvekili Omid Nouripour’un soru önergesine Ekonomi Bakanlığı’nın verdiği yanıta göre, Alman hükümeti bu yılın ilk üç ayında 1 milyar 120 milyon euro değerinde satışa onay verdi. 2018’de ise her çeyrekte ortalama 1 milyar 210 milyon euroluk silah ve teçhizat satışına onay verilmişti.

Almanya’nın silah ve askeri malzeme ihraç ettiği ülkeler arasında Türkiye, verilen 15 milyon 300 bin euro değerindeki satış izni ile 19’uncu sırada bulunuyor. Alman Haber Ajansı’nın (dpa) edindiği bilgilere göre, Türkiye ve Suudi Arabistan’a silah ve teçhizat ihracatı için bekletilen başvuruların değeri milyarlarca euroyu buluyor.

Türkiye, geçmişte Almanya’da silah ve askeri malzeme alan ülkelerin başında geliyordu. Ancak Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimini izleyen süreçte demokrasi ve insan hakları alanındaki gerilemeler ve Türkiye’nin Afrin operasyonunda Alman Leopard tanklarının kullanılması ile ilgili tartışmalar Almanya’nın Türkiye’ye silah ihracatını sınırlandırmasında önemli bir rol oynamıştı.

Silah ihracatında ABD ilk sırada

Ekonomi Bakanlığı’nın soru önergesine verdiği yanıta göre, Almanya’nın  2019’un ilk çeyreğinde silah ve teçhizat ihraç ettiği ülkelerin başında ABD geliyor. Yılın ilk üç ayında Almanya’dan ABD’ye 169 milyon 100 bin euroluk satışa onay verildi. Bunu 156 milyon 900 bin euro değerindeki ihracat izni ile İngiltere takip  etti. 87 milyon 800 bin euro değerinde satışın yapıldığı Avustralya üçüncü, 56 milyon 100 bin euroluk ihracat ile Fas dördüncü ve 54 milyon 600 bin euro değerindeki satış ile Avusturya beşinci sırada yer aldı.

Berlin’in Riyad’a silah satışında “ortak proje” pürüzüAlman hükümetinin 2018 yılında verdiği ihracat izinlerinin değeri yaklaşık Almanya Suudilere silah satış yasağının süresini uzattıdörtte bir azalarak 4 milyar 820 milyon euro olarak kaydedilmişti. Almanya’nın silah satışında son olarak 2015 yılında rekor kaydedilmiş ve 7 milyar 860 milyon euro değerinde silah ve askeri malzeme ihraç onayı verilmişti. 2015 yılından beri silah ihraç onaylarında düşüş gözlemleniyor.

Almanya’da koalisyon ortakları Hristiyan Birlik (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD), iktidara geldiği Mart 2018’den beri silah ve askeri malzeme ihracatına verilen onaylarda daha kısıtlayıcı bir tutum izliyor. Koalisyon protokolünde, Yemen savaşına müdahil ülkelere silah satışının kısmen askıya alınması karara bağlanmıştı. Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın geçen yıl Ekim ayında İstanbul’da öldürülmesinin ardından Kasım ayında Suudi Arabistan’a silah ve askeri malzeme satışı askıya alınmış, Mart ayının sonunda ise Suudilere yapılacak teslimatlardaki yasak gevşetilmişti.

Hristiyan Birlik ile Sosyal Demokratlar arasında görüş ayrılığı

Silah ve askeri malzeme ihracatına ilişkin uygulamalar, koalisyon ortakları CDU/CSU ve SPD arasında görüş ayrılığı yaratıyor. Silah satışında daha sert bir düzenleme yapılmasını isteyen Sosyal Demokratların, Avrupa seçimleri için hazırladıkları programda “Kriz bölgelerine ve diktatörlüklere silah ve teçhizat ihracatı yapılmasını istemiyoruz” ifadesi yer alıyor.

Hristiyan Birlik partileri ise silah ve askeri malzeme ihracatında daha sert bir düzenlemenin Almanya’nın dış politikasına zarar vermesinden kaygı duyuyor. Buna gerekçe olarak Yemen savaşına müdahil olan ülkelere uygulanan silah satış yasağının, İngiltere ve Fransa ile savunma alanında yürütülen ortak projeleri olumsuz yönde etkilediği gösteriliyor.

Koalisyon ortakları, bu yılın ortasına kadar silah ve teçhizat ihracatında yeni bir düzenleme üzerinde uzlaşma sağlamayı hedefliyor.

DW,dpa/JD,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

EN SON EKLENEN HABERLER

Haberler10 saat ago

17-25 Aralık yolsuzluk iddialarına adı karışan bakanlar ne yapıyor?

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları, şüphesiz Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatını en fazla etkileyen olaylardan biri. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki...

Dünya10 saat ago

Sri Lanka saldırılarını IŞİD üstlendi

Sri Lanka’da üç kilise ve beş yıldızlı üç oteli hedef alan eş zamanlı bombalı saldırıları IŞİD üstlendi. Örgütün yayımladığı açıklamada, “Sri...

Politika10 saat ago

Buldan: İnsanlığın yerlerde sürüklendiği bir noktadayız!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 23 Nisan özel gündemiyle toplanan Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Buldan’ın konuşma...

Politika10 saat ago

HDP’nin Meclis yeni Grup Başkan vekili Oluç

Ayhan Bilgen’in 31 Mart Yerel Seçimlerinde Kars Belediye Eşbaşkanı seçilmesinden sonra Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yeni Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili...

Güncel10 saat ago

Oyuncu Deniz Çakır’a hapis talebi

Oyuncu Deniz Çakır’ın, Beşiktaş’taki bir kafede bulunan bazı kadın müşterilere söylediği sözlerle, “halkın bir kesimini, sosyal, sınıf, din, mezhep, cinsiyet,...

Güncel10 saat ago

Tonlarca domates ve çilek Türkiye’ye geri gönderildi

Rosselhoznadzor basın dairesinden yapılan açıklamada, ajansın Bryansk ve Smolensk müdürlüklerinde görevli çalışanların geçici muhafaza depolarında tutulan Türk menşeili toplam 39.5...

Haberler10 saat ago

Kars’ta protokol krizi: Tugay komutanı tokalaşmadı

Kars’ta 23 Nisan kutlama törenlerine 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut, Kars Belediye Eş Başkanları ile tokalaşmadı. Kars...

Forum11 saat ago

Sırça köşk çatırdıyor!

ALİ ERDOĞAN Saygı ile andığımız edebiyatçı Salahattin Ali, Edebiyat dünyasına sayısız eserler bırakmıştı. Halk TV’nin açtığı kitap kanpanyasında sekiz kitabını...

Güncel14 saat ago

YSK kararını verdi: KHK’liler oy kullanabilir

AKP’nin KHK ile ihraç edilenlerin oy kullanmaması yönündeki itirazı YSK tarafından reddedildi. AKP, YSK’ye sunduğu ek dilekçede KHK’lilerin oy kullanamayacağını...

Haberler15 saat ago

Almanya’dan silah ihracatında Türkiye 19’uncu sırada

Almanya’nın silah ve teçhizat ihracatında bu yılın ilk üç ayında düşüş kaydedildi. Yeşiller milletvekili Omid Nouripour’un soru önergesine Ekonomi Bakanlığı’nın...

Röportaj15 saat ago

Kati Piri: AB Erdoğan’ın otoriterliğine güç veriyor

Avrupa Parlamentosu (AP) Hollanda milletvekili ve Türkiye Raportörü Kati Piri, AKP iktidarının Türkiye’yi felakete sürüklediğini belirterek, “Türkiye basın konusunda hiçbir...

Güncel15 saat ago

HDP, Kemal Türkler’i mezarı başında andı

1 Mayıs Dünya Emekçi gününe sayılı günler kala Halkların Demokratik Partisi (HDP), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kurucularından ve onursal...

Advertisement

Facebook

Öne Çıkan Yazılar

bahis siteleri kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri film izle canl? iddaa

porno izle

porno indir

istanbul escort