Connect with us

Kültür-Sanat

42 yılda 200 dengbêj kaseti doldurdu 200’ünü de çoğalttı

1975’te Qamişlo’dan getirdiği cihazlarla odasına stüdyo kuran ve yaklaşık 200 kaseti dolduran, 200 kaseti de köylerden toplayarak çoğaltan Metin Demir, 42 yılını anlattı. 12 yıldan sonra yeniden dükkanının basıldığını söyleyen Demir, kimi kasetleri satmaması için uyarıldığını belirtti.
Kürt dengbêjlerinden Şakiro, Reso (Resul), Hüseyno (Hüseyin Biter), Zahiro, Sidıko (Haci Sido) ve Sebriyê Kor gibi birçok dengbêjin seslerini ve eserlerini kayıt altına alarak günümüze taşıyan Muşlu kasetçi Metin Demir, 42 yıldır Muş’ta 10 metrekarelik dükkanda kaset satmayı sürdürüyor. 1975 yılında evinin bir odasında Qamışlo’dan getirdiği cihazlarla stüdyo kurduğunu belirten Demir, Kürtçe kasetlerin toprağa gömülerek saklandığı günlerde, kaset sattığı için cezaevine girdiğini söyledi. 80’lerde Kürt dili üzerinde başlayan baskının 90’larda sürdüğünü ve son bir yıl içinde aynı baskıların geri geldiğini belirten Demir, 12 Eylül 1980 darbesinden bugüne kadar Kürt dili ve kültürünün gelişimi ve üzerinde yaşanan baskılara ilişkin Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.
Dengbêjleri kayıt altına almaya ne zaman ve nasıl başladınız?
Beni bu mesleğe yönlendiren abim Mustafa Demir oldu. 1974 yılında abimin Diyarbakır’da Dosido adlı stüdyosu vardı. O’nun yönlendirmesi ile Muş’a gelerek 1975 yılında bir kaset dükkanı açtım. İlk işim piyasada dengbêj kasetlerini toplamak oldu. Reso, Hüseyno gibi dengbêjlerin kasetlerini satıyordum. Sonra bu kasetler çok fazla tekrar olunca insanlar bizden Mem û Zîn, Derwêşê Evdî gibi tarihi olayları anlatan parçaları istemeye başladı. Kürdistan’da dengbêjlerin kasetlerini kaydeden ve satan ilk kişi bendim. Daha sonrasında ben de kendi evimin bir odasında Qamişlo’dan getirdiğimiz cihazlarla stüdyo kurdum.
Bu işe ne için başladınız. Ekonomik kazanç için mi yoksa başka nedenleri var mı?
Ekonomik kazanç olmadan kimse bir şey yapmaz ama ben dengbêj kasetleri çıkarmak için büyük bir mücadele verdim. Benim için bu iş bir sevdaya döndü. Yoksa bu işi ben de yapmazdım. Bir iki kez bana baskı yaptıklarında, tutuklandığımda bu işten vazgeçerdim. Ama bu bir sevda olunca vazgeçilmiyor. Şu anda bile eve gittiğimde eski teybi açıp stran dinlerim. Bir insanın tıpkı evladını büyüterek 20 yaşına getirmesi gibi bir hissiyat içerisindeyim. Benim kayıt altına aldığım eserleri şimdi teknoloji ile birlikte bir flaşa katarak bütün dünyaya yayabilmek beni mutlu ediyor.
Stüdyodan söz ettiniz. Sonra çalışmanız nasıl bir hal aldı. Çoğaltmanın dışında kendiniz de kasetler çıkarmaya başladınız mı?
Zahiro bir günmisafirimizdi. O’nun sesinden o gece 2 kaset yaptım. Şêx Seîd, Xalit Begê Cibrî ve Ferzende Beg eserlerini söyledi. İlk doldurduğumuz kaset bu oldu.
1977’de Zahiro’nun, 78 yılında ise Huseyno’nun kasetini çıkardım. Kaset kaydı yaptığımızda Zahiro misafirimizdi. O gece Zahiro’nun sesinden 2 kaset yaptım. Zahiro, Kıbrıs savaşı üzerine, sevdalar üzerine stranlar söylüyordu. Ben de ona “kahramanların parçasını istiyorum” dedim. Bana “kahramanların parçası nedir?” diye sordu. Ben de dedim ki; ‘Birakujî’ yapanların parçasını değil, Kürtlerin kahramanlarının parçalarını söylemesini istedim. Bana “Bu saate kadar kimse bana böyle parçalardan bahsetmedi” dedi. Ondan sonra Şêx Seîd, Xalit Begê Cibrî ve Ferzende Beg eserlerini söyledi. İlk doldurduğumuz kaset bu oldu.
İlk kaseti kayıt altına aldığınızda neler hissettiniz?
İlk kaseti doldurduğumda aynı zamanda ilk eser sahibi olmuştum. İnsan nasıl bir evlat sahibi olursa bu eser de bana öyle keyif verdi. O eseri halen bana Zahiro doldurdu diye övünüyorum. Zahiro buraya geldiğinde ben ona o kaseti açıp hatırlattığımda ağladı.
Daha sonrasında kimlerin seslerini kayıt altına aldınız?
O dönem Evdalê Zeynê, Şeroyê Biro, İboyê Kor gibi çok sayıda dengbêjin kasetlerini alır çoğaltır ve satardım. Şu an yanımda bulunan 400 kasetin 200’ünü ben kayıt altına aldım, diğer 200’ünü ise kayıt yapanlardan alarak çoğalttım.
Bu kasetleri nasıl bir araya getirdiniz?
Özellikle ağalara ve beglere giderdim. Çünkü onlarda kayıtlı sesler vardı. Onlardan aldığım sesleri teyplere kaydedip, sonrasında çoğaltıyordum. Daha sonrasında artık bizi tanımaya başladılar. 1982 yılında genç iken bir fotoğraf makinesi aldım. Makine, kalem ve defterimi alarak Karayazı, Bulanık, Malazgirt, Patnos ve Erciş gibi yerlere gidiyordum. Ses kaydı alanlardan kayıtlarını, bulduğum dengbêjlerin de seslerini kaydediyordum. Gittiğim yerlerde dengbêjlerin resimlerini çekiyor, hayat hikayelerini dinliyordum. Bir nevi gazetecilik yapıyordum yani.
Sizi en çok hangi dengbêj etkiliyor? Hangi dengbêjleri seversiniz?
Ben dengbêjlerin hepsini severim. Ayrım yapmıyorum. Gelen müşterilerim bazen tartışıyorlar, biri “Hüseyno’nun üzerine dengbej yoktur” der, diğeri “Şakıro üzerine sanatçı yoktur” der. Ben de onlara “Böyle yapmayın. Hepsi ayrı bir güzelliğe, ayrı bir tada, ayrı bir damağa sahiptir” diyorum. Hepsini de çok severim hayatta ayrım yapmam.
Dengbêjlerle bu kadar haşır neşir olan biri olarak bu geleneğin bugününü nasıl buluyorsunuz?
Kürt halkı eskiden kırsalda yaşıyordu. Köylerde, mezralarda hayvancılık ile uğraşıyordu. Çoğu yaylalarda, dağlarda öğreniyordu bu parçaları. Gençler köyde olduğunda bir kayanın üzerine oturarak akşama kadar kendine stran söylüyordu. Şimdi şehirlerde bakıyorsun bir sazın 3 teline vurarak bir iki parça söylüyor, ama başka da ses çıkmıyor. Dengbêjlik özgürlüktür, serbestliktir, haykırmaktır. Onun için büyük mücadele etmen gerekiyor. Benim gençliğimdeki dengbêjler bine yakın parça söylüyorlardı. Ama bugün kimse öğrenmek istemiyor bu nedenle gelenek de geriliyor.
Dengbêjlik sadece kırsalda mı olur. Kentte yaşayanlar da dengbêjlik yapamaz mı? 
 Dengbêjlik özgürlüktür, dağlardan yaylalara haykırmaktır. Eski dengbêjlerimiz olsaydı yaşanan bu kadar olay, savaş, zorluk, zorbalıklar ile baskılar üzerine çok beste yaparlardı. Aynı zamanda şairlerdi. Şimdikiler dengbêj değil stranbêj’dirler.
Şehirlerde artık dengbêjlik fantezi müziği olmuş. Dengbêjlik özgürlüktür, dağlardan yaylalara haykırmaktır. Eski dengbêjlerimiz olsaydı yaşanan bu kadar olay, savaş, zorluk ve zorbalıklar ile baskılar üzerine çok beste yaparlardı. Eski dengbêjlerimiz aynı zamanda şairdi. Şimdikiler dengbêj değil stranbêjdirler. Sadece eski parçaları söylüyorlar. Ama eski dengbêjler hem diğer dengbêjlerin bütün parçalarını söylerlerdi hem de şairlerdi. Mesela Apê Reso’nun kendi bestelediği ve yazdığı 200 parçası vardır. Şakiro’nun kendine ait 50 bestesi vardır. Ama şu an üretim değil, tüketim var.
 Zaman zaman Kürtçe parçaların çalınarak Türkçeye çevrildiği tartışmaları yapılıyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yüzlerce parçanın Kürtçe olmasına rağmen Türkçeye çevrildiğini biliyorum. İbrahim Tatlıses, İzzet Altınmeşe gibi sanatçılar onlarca Kürtçe parçayı Türkçeye çevirdiler. Burhan Çaçan mesela Lê Dotmam parçasını Türkçeye çevirdi. İzzet Altınmeşe Lê Xanim parçasını Kürtçeden Türkçeye çevirdi. Buna benzer yüzlerce parça var. Bu nedenle stranlarımıza sahip çıkmamız gerekiyor.
Kürtçe üzerinde yoğun baskıları olduğu dönemlerde nasıl zorluklar çektiniz?
12 Eylül darbesinde benim dengbêjlerden toplayarak kayıt yaptığım 50, bölgeyi gezip kayıt yapan köylülerden topladığım 50 olmak üzere 100 kasetim yakıldı. Beni de Kürtçe kaset toplama bahanesiyle tutukladılar. 6 ay Harput Cezaevi’nde kaldım. Tutuklandığımda beni TRT’ye verdiler. TRT o zaman tek kanal olmasına rağmen çok önemli biri gözaltına alınmış gibi, ellerim kelepçeli, gözlerim bağlı bir şekilde beni yayınladı. Ben bunları görmedim tabi ama 6 ay sonra çıktığımda herkes bunları bana anlattı. “Muş’ta bin 150 yasa dışı kaseti seninle birlikte yakalamışlar, seni televizyonlara vermişler” diye anlattılar bana. 6 ay Harput Cezaevi’nde kaldım ve 40 gün boyunca işkence gördüm. Cezaevinden sonra beni askere gönderdiler ve her şeye sıfırdan başladım. Ondan sonra da sorunlar devam etti. Bir kişi mesela Hüseyno’nun kasetini benden alıp dinliyordu. Sonra o kaseti dinledikten sonra yerin altına gömerek saklıyordu. O dönemde kaset satışı da dinlemesi de epey zordu.
O dönem Kürtçe kasetleri çoğalmak bir dertti; ama satışı da başka dertti. Nasıl satıyordunuz? 
Kaseti dengbêjden alıp bir günde 200 tane çoğaltıyorduk. Kendi evimizde ya da başka evde gizli gizli yapıyorduk bu işi. Gündüz de sattığımızı satıyor geriye kalanları ise toprağın altında ya da ulaşılamayacak yerlerde saklıyorduk.
Bizim kayıt makinamız vardı. Bir kaseti dengbêjden alıyorduk. Bir günde tam olarak 200 tane kaset çoğaltıyorduk. Sabahları ise kaseti saklıyorduk. Kendi evimizde ya da başka evde gizli gizli yapıyorduk bu işi. Sattığımızı satıyor geriye kalanları ise toprağın altında ya da ulaşılamayacak yerlerde saklıyorduk. Tezgahların altına saklıyorduk. Her yerde kaset serbest olmasına rağmen yasaklı dönemlerdeki arşivimi hala tutuyorum. Ben Kürt dili için çok zahmet çektim. Devlet sürekli baskın yapıyordu. Diyarbakır, Muş gibi kentlerde de Kürtçe kaset satıyordum diye yargılandım daha sonraları. Belki halen Kürtçe kasetlerden dolayı sabıkam vardır.
90’lı yıllarda ne gibi zorluklar çektiniz?
90’lı yıllarda çok baskı vardı üzerimizde. Mesela Fırat Başkale’nin, Şehrîbana Kurdî’nin ve Kazo’nun kasetleri çıkmıştı. Devlet bu kasetlere bandrol yapıştırmıştı. Yani yasal olarak satabiliyorduk. Aradan üç gün geçiyordu bu kasetler yasaklanıyordu ve aldığımız tüm kasetler elimizde kalıyordu. İkinci kez geldiklerinde o kaset bulunsaydı bize ceza verip, kasetleri imha ediyorlardı.
Ya 2000’li yıllar ve bugün nasıl? 
2002 yılından sonra Kürtçe kasetleri engellemiyorlardı. Biraz serbest bırakıldı. Fakat şimdi aynı merhaleye yine gelindi. Barış süreci bozulduktan sonra yine aynı döneme döndüler. Yine aynı durum tazelendi. Şimdi ne varsa elimizde yasaklıyorlar. Bize birkaç uyarı şimdiden geldi. 12 yıldır dükkanıma kimse baskın yapmıyordu; ama bu sene yine baskın yaptılar. Baskında bize “Bunu bunu satmayacaksın” diyorlar. Mesela siyasi içerikli kasetleri biz zaten satamıyoruz. Gelip Hemê Hecî’nin bir parçası için “kaseti satmayın” diyorlar. Yine eskiye bir dönüş var. Kürt dili yine yasaklanıyor ve baskılar devam ediyor. Tahminimce yine büyük zorluklar ve zahmetler oluşacak, 80-90’lı yıllara geri dönülecek.
MA / Müjdat Can

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading
Advertisement //pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Kültür-Sanat

Biret’ten Paris’te dev konser

Konsere, yangın nedeniyle dünyanın üzüntü içinde olduğu Notre Dame’a ithafen, Bach “Koral” ile başlayan İdil Biret, J.S. Bach “Kromatik Fantezi ve Füg No.3”; R. Schumann “Fantezi Op.17”; C. Debussy “İki Etüd”; G. Ligeti “İki Etüt”; S. Prokofyev “Sonat No.2” eserlerini çaldı. Sanatçı salondan aldığı yüksek enerji nedeniyle üç bis parçası: Chopin “Mazurka”; Wilhelm Kempff’in piyanoya uyarladığı başka bir “Bach-Koral” ve Liszt “Gondoliera” eserlerini de seslendirdi.

Paris Konservatuvarı’nın eski ve yeni öğrencilerini buluşturan bu anlamlı konserde kasım ayında Salle Gaveau’da bir resital veren, büyük piyanistlerden Henri Barda da vardı. Paris Konservatuvarı’nda Lazare Lévy ile çalıştıklarından bahseden Henri Barda, bu nedenle de Biret’in yorumlarını kendine çok yakın bulduğunu anlattı. Barda, “İdil Biret çok büyük bir piyanist. Piyanoyu orkestra gibi tınlattı. Harikaydı” diyerek hayranlığını ifade etti. l Kültür Servisi

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Kültür-Sanat

‘Yaratıcılık dünyanın umududur’

Hermann Vaske, Why Are We Creative: The Centipede’s Dilemma (Neden Yaratıcıyız ?: Kırkayağın İkilemi/ 2019) adlı çekimi 30 yıl süren belgeselinde çok sayıda ünlüye ‘Neden Yaratıcıyız ?’ sorusunu soruyor. Vaske’nin aldığı yanıtlar ilginç ve düşündürücü. Hiç tanımadığı insanlara yanaşıp onlara yaratıcılık sorusunu soran bu sorgulamaya David Bowie ile başlıyor. Outside adlı klibinin senaryosunu da yazan Bowie “Öyküden çok görsellikle ilgileniyorum. Yaşlandıkça hikaye formatı bana eski moda, antika bir engel gibi gelmeye başladı” diyor.

Oyuncu John Cleese, bir psikiyatristle zihin üstüne kitaplar yazdığını, çok kuralcı bir toplumda yaşandığı zaman iki farklı sistemi biraraya getirmenin zorluğunu, çocukluklarında iki farklı sistemi birleştiren insanların çok yaratıcı olduklarını, çok benzer iki ebeveynden doğan çocuğun yaratıcı olamayacağını vurguluyor. Yönetmen, çizgi romance Marjane Satrapi (Persepolis) çocukken aynaya bakıp kendi kendine konuştuğunu, şimdi de tek başınayken ürettiğini irdeliyor.

Şarkıcı Björk, “Yaratıcılık dışında bir şey yapamam” diyor. Müzisyen B.B.King “Babam bana hep çalışmam gerektiğini, çalışırken elinden gelenin en iyisini yapmalısın dediğini, bunun da yaratıcılıktan geçtiğini” belirtiyor. Kendini hep dışlanmış duyumsayan oyuncu Diane Kruger (Paramparça), diğer insanlardan farklı olmak istediğini açıklıyor. Isabella Rossellini, annesi Ingrid Bergman, babası yönetmen Roberto Rosselini olduğu için “Aynı meslek grubunda kaldım” diyor. Netflix’in ortak kurucusu ve CEO’su Reed Hastings başta herkesin yaratıcı olduğunu, yaşam pratikleri devreye girince herkesin yaratıcı kalamayacağını vurguluyor.

Mimar Zaha Hadid, yaratıcılığın doğuştan olmadığını, düşüncelerle
geliştiğini, düşünceleri geliştirmek için çalışmanın, fikir üretmenin
önemli olduğunu irdeliyor. Oynarken gündelik farkındalıklardan
uzaklaştığını söyleyen Willem Dafoe, kendini oyuncudan çok bir
şeyler yapan, hareket eden biri olarak tanımlıyor.

Yaratım bağımlılığı

Yönetmen Jim Jarmusch, fotoğrafçı Georg Baselitz ile müzisyen Blixe Bargald, farklı açılardan bakmanın önemini, ters açıdan bakıp gerçeği tersine çevirerek yaratıcı olunacağını savunuyorlar. Moda tasarımcısı Yohji Yamamoto,” insanlar bir şeyler yapıyorlar çünkü anlaşılmak istiyorlar. Anlaşılmak isteyen sıradan insanlar ve anlaşılmak isteyen sanatçılar arasında fark var. Bazıları hiç duramazlar, yaratmadan yaşayamazlar” diyor. Yönetmen Isabel Coixet, yaratıcılığı tedavisi olmayan bir hastalık, virüs olarak tanımlıyor.

Varoluş korkusu

Yaratıcılığn en büyük kaynaklarından birinin en derin varoluş korkuları olduğunu anlayan Hermann Vaske, gerilimin ustası David Lynch ile konuşmaya karar veriyor. “Her insanda yaratıcılık dürtüsü vardır, bir fikir bulup onu filmleştirmekten daha heyecan verici bir şey yoktur” diyor David Lynch.

Yaratıcılık değişimdir

Aktivist grup Pussy Riot’un üyesi Nadya Tolokonnikova, Sibirya’dan geldiğini, Sibirya’nın Rusya’nın kıçı olduğunu, kıç olmak istemediği için yaratıcı olduğunu belirtiyor. Dine, politikaya, erke meydan okuyan Marilyn Manson aşırı uçlardan esinlendiğini, provokatör olduğunu açıklıyor.

Birey kendini ne zaman güvensiz hissederse yaratıcılık o zaman ortaya çıkıyor. Bu durumda akla şu soruyu getiriyor : Ortak bir yaratıcılık teorisi var mı ?

Oyuncu Jeanne Moreau “Yaratıcılık enerji ve özgürce yapılınca insan daha sağlıklı olur. Yaratıcılık insanların salt sanatla ifade edemiyeceği usdışı bir sırdır. Yaratıcılık dünyanın umududur” diyor.

Politika ve yaratıcılık

2000’de Dünya Ekonomi Forumu Davos’a giden Vaske burada liderlerin yaratıcılığın gücüyle ilgili görüşlerini alıyor. Yasser Arafat, “Adil, kapsamlı, kalıcı bir barış çözümü için yaratıcı olmalıyım” yanıtını veriyor. Mihail Gorbaçov, “Politik liderlikteki eksiklikler politikadaki vizyon eksikliğinden, dünyadaki değişimleri anlamamaktan doğar” diyerek meslekdaşlarının dar görüşlülüğünü eleştiriyor.

“Politikacılar sadece politikacı olmak isterler, sıradanlığı överler, demokratik değişimi en son onlar getirirler” diyen moda tasarımcısı Vivienne Westwood “Değişim kültürle olur, ben kültüre inanırım, politikaya inanmam” diyor. Oyuncu-yönetmen Angelina Jolie, sanat değer verilen bir şeyle birleştirilirse insan kendini eğitebilir” yanıtını veriyor.

Yaratıcılık ve tinsellik

Hermann Vaske’nin “Yaratıcılık dünyanın sorunlarını çözebilir mi ?” sorusunu tinsel lider Dalai Lama şöyle yanıtlıyor: “Hayal gücü ve yaratıcılık sayesinde insan öteki canlılara göre daha hızlı gelişir. Bu dinamik yaratıcılık yanlış ve olumsuz amaçlar içinde kullanılabiliyor. Yaratıcılık, insan zekası ve sıcak kalplerle dengelenmelidir”.

Yaratıcılık ve bilim

Yaratıcılık mı bilim mi daha önemlidir sorusunu Stephen Hawking, “Iyi bilim için yaratıcı olunmazsa eski formüller tekrarlanır. Umutla yola çıkmak yolu bitirmekten çok daha iyidir” diyerek yanıtlıyor.

Kırkayağın ikilemi

Yönetmen Michael Haneke, Neden yaratıcıyız ? sorusunu “Kırkayağa neden yürüdüğü sorulmaz çünkü kafasının üstüne düşer” diyerek Gustav Mahler örneğini veriyor. “Mahler, Freud’un kendisini analiz etmesini ister. Freud, Mahler’e analizi boşver yoksa yaratıcılığını kaybedersin der”.

Yaratıcılığın evreninde ortak bir düşünce bulunuyor: Ben benim ve farklı olmaktan korkmuyorum.

Popüler kültürün yaygınlaştığı, vahşi kapitalizmin ele geçirdiği, iklim dengesinin bozulduğu, adaletsizliğin, eşitliksizliğin, yoksulluğun, eğitimsizliğin sürdüğü günümüzde dünyanın insanların her zamankinden çok yaratıcılığa gereksinimi var.

Hermann Vaske’nin çektiği, 30 yıl süren, Umberto Eco, Spike Lee, Peter Gabriel, Pele, Brian Eno, Quincy Jones, Milos Forman, Charlotte Rampling, Nelson Mandela, Yoko Ono, Quentin Tarantino, Harvey Keitel gibi çok sayıda ünlünün yer aldığı Why Are You Creative ? :The Centipede’s Dilemma (Neden Yaratıcıyız ? : Kırkayağın İkilemi/ 2019) bugün gösterime girdi.

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Kültür-Sanat

Notre Dame’daki eserlerin yüzde 90’i kurtarıldı

Fransa’nın başkenti Paris’in tarihi sembollerinden Notre Dame katedralinde bulunan sanat eserleri ile Hristiyan inancına göre kutsal sayılan emanetlerin yüzde 90’ının yangından kurtarıldığı bildirildi. Notre Dame’ı sigortalayan şirket adına hasar tespit çalışmalarında bulunan uzman Michel Honore, yangının ilk fark edildiği anda yürütülen son derece dakik tahliye çalışmaları sayesinde eserlerin büyük oranda zarar görmeden kurtarıldığını belirtti. Honore eserlerin tahliyesiyle ilgili olarak, “Plan kusursuz bir biçimde yapıldı ve bu yüzden kayıplar korkulacak düzeyde olmadı” dedi. Notre Dame katedralinin hazinesi bin ila bin 200 arası eserden oluşuyor. Bunlar, değerli kaseler, tarihi ruhban kıyafetleri, büyük ebatlı tablolar vs. gibi çok sayıda farklı parçadan oluşuyor. Yangın sırasında oluşturulan insan zinciri ile bu eserlerin büyük bir bölümü kurtarılabilmişti.

Video izle 01:29 Notre Dame yangını İstanbulluları da üzdü

İstanbul’dan kaçırılan “dikenli taç”

Michel Honore katedralden kurtarılan ilk eserlerin, İsa’nın çarmıha gerilmeden önce başına konduğuna inanılan dikenli taç ve yine İsa’nın çarmıha gerilmesinde kullanıldığına inanılan bir çivi olduğunu belirtti. Burada sözü edilen dikenli taç Doğu Roma İmparatorluğu döneminde İstanbul’da bulunurken, 13. yy’daki Haçlı Latin istilası sırasında yağmalanan birçok eser gibi kaçırılarak Fransa’ya getirilmişti. Honore, bu iki parçanın, herhangi bir felaket durumunda ilk kurtarılacak eserler olarak önceden bilindiğini ve buna uygun olarak öncelikli olarak kurtarıldıklarını ifade etti. Honore ayrıca, katedraldeki büyük ebatlı tabloların büyük çoğunluğunun yangını zarar görmeden atlattığını ancak yine de restoratörlerin bu eserleri tek tek inceleyerek, yangını söndürmek için kullanılan su ile is ve dumandan zarar görüp görmediklerine bakacağını söyledi. Yangından kurtarılan ve geçici olarak Paris belediye binasına götürülen eserlerin yakın zamanda Louvre Müzesi’ne taşınmaları bekleniyor.

Devlet ve AXA büyük oranda zararı karşılayacaklar

Notre Dame katedralinin yeniden yapımını büyük oranda, 1905’ten bu yana kilisenin sahibi olan Fransa devleti üstlenecek. Fransız sigorta şirketi AXA bünyesindeki Axa ART ile ikinci bir sigorta şirketi ise Notre Dame’daki sanat eserlerinin sigortasını üstlenmiş durumdalar. Notre Dame’da yürütülen ve yangının çıkmasında payı olduğu sanılan yenileme çalışmalarını yürüten iki firmanın da yine AXA tarafından sigortalandığı daha önceden bildirilmişti.

Reuters / ET,EC

© Deutsche Welle Türkçe

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

EN SON EKLENEN HABERLER

Güncel3 saat ago

Mevlüt Uysal hakkında suç duyurusu

CHP İBB Meclis Üyesi Nehir Ataman, eski AKP’li Bakan Egemen Bağış’ın 13 yıl boyunca şoförlüğünü yapan M.G.’nin maaşının İBB tarafından...

Kadın3 saat ago

Malatya’da kadın cinayeti: Kayınpeder gelinini vurdu

Olay, Akçadağ ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, gelin Ş.A. (31) ile kayınpederi Ö.A., ilçe hükümet konağı yanında bulunan otoparkta...

Güncel3 saat ago

Kayyım borçları tek tek açıklanıyor: Milyonlar

Şırnak Silopi Belediyesi’nin, HDP’li Eş Başkanları, kayyım döneminden kalan borç ve devredilen taşınmazların listesini belediye binasına astı. Belediyenin kayyım tarafından...

Haberler6 saat ago

“Barış için Akademisyenler” davaları: “Biz suç işlemedik”

“Bizim bu sözde akademisyenlerden izin alacak halimiz yok. Bunların haddini bilmesi lazım.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ocak 2016’da sarf ettiği...

Dünya6 saat ago

ABD’de Demokrat adaydan Trump’a soruşturma çağrısı

Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Donald Trump’ın Rusya ile bağlarını araştıran raporun yayınlanmasının ardından Demokrat senatör Elizabeth Warren, Trump hakkında meclis...

Güncel6 saat ago

Giresun’da zırhlı polis aracı dereye yuvarlandı: 6 yaralı

Kaza, akşam saatlerinde Giresun’un Şebinkarahisar ilçesi Çağlayan köyü mevkiinde meydana geldi. Giresun’dan görev için yola çıkan polis özel harekata ait...

Dünya6 saat ago

Kabil’de bakanlık binasına saldırı: 7 ölü, 8 yaralı

Kabil Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Basir Mücahit yaptığı açıklamada, Kabil’in merkezindeki bakanlık binası önünde yaşanan patlamanın ardından saldırganların binanın içine girerek...

Kadın6 saat ago

Genç kadın, evinde silahla vurulmuş şekilde ölü bulundu

Alınan bilgiye göre, Yıldız Mahallesi’nde oturan Dilan Tutucu’dan (18) haber alamayan yakınları durumu polise bildirdi. Sağlık ekipleriyle birlikte Tutucu’nun evine...

Politika10 saat ago

Demirtaş: HDP boyun eğmediğini gösterdi

HDP önceki dönem Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Partim, son seçimlerde gücünü gösterdi. Bütün engellere rağmen, HDP’nin seçim başarısı dikkat çekicidir. Bu...

Dünya10 saat ago

Mısır’da Sisi’yi 2030’a kadar koltukta tutmak için referandum

Mısır’da halk, Abdülfettah el Sisi’nin görev süresini 2030’a kadar uzatmanın önünü açacak olan anayasa değişikliği paketini oylamak için sandık başında....

Kadın10 saat ago

Kadın cinayetinde kan donduran ayrıntı

Bulgaristan pasaportu taşıyan Tennur Öztürk’ün (31), tabancayla öldürdüğü Rabia (23) ve annesi Fatma Bayram’ın (48) cenazeleri, yakınları tarafından Merkezefendi Devlet...

Politika10 saat ago

CHP’den belediye başkanlarına yakın takip

CHP’nin yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, partinin bundan sonraki yol haritasını anlattı. “Yeni seçilen belediye başkanlarımız bir...

Advertisement

Facebook

Öne Çıkan Yazılar

bahis siteleri kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri film izle canl? iddaa

porno izle

porno indir

istanbul escort