Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Dünya Hapisteki Yazarlar Günü: Dayanışmayla sorunları aşabiliriz

AleviNet

Published

on

Yazar ve gazeteci örgütleri, 15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü dolayısıyla bir araya geldi. Basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokrasinin de olamayacağını belirten örgüt temsilcileri, “Dayanışmayla bu sorunları aşabiliriz. Gazeteciler özgür ve örgütlü olursa ülkede değişir” dedi.

PEN Türkiye Merkezi, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB), 15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü dolayısıyla Cezayir Toplantı Salonu’nda basın toplantısı düzenledi. Toplantı salonunda, cezaevlerindeki yazar ve gazetecileri temsilen bir konuşma kürsüsü boş bırakıldı.
‘SADECE ADALET İSTİYORUZ’
Toplantıda ilk olarak konuşan PEN Türkiye Merkezi Başkanı Zeynep Oral, hukuk devletinde yaşamak istediklerini belirterek, “Cumhuriyet ve demokrasinin olmazsa olmazı adaleti istiyoruz. Kimse düşüncesinden kaynaklı işinden olmasın istiyoruz. Çok değil adalet istiyoruz” dedi.  Gazeteci ve yazarların içeride çürümesini istemediklerini kaydeden Oral, cezaevinde tutulan gazeteci ve yazarların tutuksuz yargılamalarını istedi.
‘SON 15 KASIM OLSUN’
PEN olarak 15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü’ne ilişkin çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Oral, her sene cezaevinde bulunan birkaç yazar ve gazeteciye ilişkin kampanya yaptıklarını aktardı. Oral, “Bu yıl 5 gazeteci ve yazarı öne çıkartarak kampanya başlattık. Bunlar, Casario Alejandro Felix Padila,  Nouyen Ngoc Nhu Quynh, Razan Zaitouneh, Zehra Doğan, Ramon Esono Ebalê’dır” diye belirtti.
“15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü’nde öfkeliyiz” diyen Oral, yetkililere seslenerek, adalet görevlerini yerine getirme çağrısı yaptı. Yazarın yerinin demir parmakların arası olmadığını vurgulayan Oral, “Bugün ses çıkarmayan içinden ‘oh olsun’ diyen hatta meydanın ve medyanın kendisine kaldığını düşünen, yarın aynı şeyle karşılaşabilir. Barış içinde farklılıklarla bir arada yaşamanın yolu düşünce, yazma ve örgütlenme özgürlüğünden geçer. Bu yılki 15 Kasım’ın son 15 Kasım olmasını diliyoruz” diye konuştu.
‘İNSANI İNSAN YAPAN HER ŞEY SUÇ’ 
TYS İkinci Başkanı Suna Aras, ülkede bu bugüne kadar her kim gücü elinde bulundurmuş ise düşünce özgürlüğünü tırnak içine alarak ve karartarak ötekine asla hak görmediğini söyledi. Aras, “Bu güçle, muhalif sesleri susturmak için en ağır şartları bile zorlamaktan, uygulamaktan çekinmemişlerdir” dedi. Türkiye’nin Birleşmiş  Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) taraf bir devlet olduğunu belirten Aras, bunun kağıt üzerinde kaldığından bahsetti.
Hükümetin muhalif olan kesimleri “terör kaynağı olarak göstermekten” çekinmediğini dile getiren Aras, muhalif olan kesimlerin cezaevine konulduğunu ifade etti. İnsanı insan yapan her şeyin bugün bu ülkede suça olduğunu kaydeden Aras, “Barışı savunmak, demokrasi istemek, haber alma hakkını savunmak ve hatta işini geri istemek bile suçtur. Düşünce özgürse kalemler ışır diyoruz. Korku içinde sindirilen bir ülkede değil, düşünce özgürlüğü ile ışıldayan bir ülkede yaşamak istiyoruz” diye konuştu.
‘UMUDUMUZU KAYBETMEDİK’
TGC Başkanı Turgay Olcayto, muhalifler susturulurken, iktidara yakın olan kişilerin ise rahatça her şeyi konuşabildiğini ifade etti. Düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen Olcayto, şöyle devam etti: “OHAL ile yaşanan hak ihlallerin giderilmesini, laik cumhuriyete dönülmesini istiyoruz. Yalnız yazarlar değil, gazetecilerin de çok fazla hırpalandığı bir dönemden geçiyoruz. İçeride 150 gazeteci ve yazar var. Gazeteciler eğer gerçekten yargılanacaklarsa tutuksuz yargılanmalılar. Gazeteci suç işlemez. Adli ise o ayrı; ama yazarak çizerek suç işlemez. Bunu bir türlü Türkiye’de anlatamıyorsunuz. Umudumuzu kaybetmiş değiliz. Mücadelemizi sürdüreceğiz. Yeter ki dayanışma bağımız kopmasın.”
‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YOKSA DEMOKRASİ DE YOK’ 
TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş da, ne zaman bir gerçeğin üstü örtülmek istense gazetecilere yöneldiğini belirterek, bugün gazeteci ve yazarların içeride olmasının nedeninin gerçeklerin üstünü kapatmak istemelerinden kaynaklandığın dile getirdi. Türkiye’de hukuk devletinin yok edilmek istendiğini sözlerine ekleyen Durmuş, “Savunma hakkı gasp edilmek isteniyor. Bir ülkede demokrasi yok edilmek isteniyor. Medya yapısı hızlı bir değişime uğradı. Gerçekleri yazan gazetecilerin alanı daraltıldı. Gazetecilerin üzerine ifade veren gazeteciler gördük. Bir ülkede basın özgürlüğü olmazsa demokrasi de olmaz. Demokrasi olmazsa basın özgürlüğü olmaz. Gerçekleri gizleme çabası gazetecileri cezaevlerine doldurdu. Dayanışmayla bu sorunları aşabiliriz. Gazeteciler özgür ve örgütlü olursa ülkede değişir” ifadelerini kullandı.
Medyanın çok önemli bir silah olduğunu ve bu silahın halkın çıkarları için kullanıldığı takdirde demokrasi ve özgürlüğün geleceğini ifade eden Durmuş, “Bütün gazeteciler bırakılıncaya kadar ve sendikalı oluncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
‘YAZARLAR YAYINCILARI İLE GÖRÜŞEMİYOR’
TYB Genel Başkanı Kenan Kocatürk ise, cezaevinde 28 yazar ve 1 editörün olduğunu aktararak,  yazarların cezaevinde yaşadığı hak ihlallerini anlattı. Yazarların haberleşme hakkının kısıtlandığını ve kitap sınırlanması olduğunu kaydeden Kocatürk, “Yazarlar ve yayınevleri yüz yüze görüşemiyorlar. Birbirileri ile mektup yazmaları keyfi engelleniyor” diye belirtti.
Toplantı konuşmaların ardından sona erdi.
MA
Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Serêkaniyê’ye saldırılarda 22’si çocuk 235 sivil şehit düştü

AleviNet

Published

on

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sağlık Komitesi Eşbaşkanı Ciwan Mustafa ve Cizre Bölgesi Sosyal Yardım Komitesi Xalid İbrahim tarafından, işgalci Türk devletinin saldırılarına ilişkin basın toplantısı düzenlendi.

“İşgalci Türk ordusunun Serêkaniyê’deki sağlık merkezlerini hedef alması sonucu bu merkezler hizmet dışı kaldı” diyen Ciwan Mustafa şöyle konuştu:

“5 gündür kuşatma altında bulunan Serêkaniyê kenti tamamen kuşatılmış durumda. Kentteki hastanede onlarca yaralı bulunmakla beraber enkaz altlarında çok sayıda şehit cenazesi bulunmaktadır.

Kentte 22’si çocuk olmak üzere 235 sivil şehit düşmüş, 677 sivil de yaralanmıştır.”

Xalid İbrahim ise basın toplantısında şunları söyledi: “İnsani bir krizle yüz yüzeyiz. Sınır üzerindeki köylerde, 300 bin kişi halen evlerinde bulunuyor. Hesekê kentinde bulunan 42 okul binasında siviller bulunmaktadır.

9 Ekim tarihinde Serêkaniyê’deki Elok su istasyonunun işgalci Türk ordusu ve çeteleri tarafından bombalanması sonucu Hesekê kentinin suyu kesilmiştir.”

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Türkiye’nin Suriye harekatı Köln’de protesto edildi

AleviNet

Published

on

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonu Almanya’nın Köln kentinde Kürt gruplar tarafından protesto edildi.

“Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki saldırı savaşına karşı – Rojava ile dayanışma” sloganıyla düzenlenen gösteri Ebertplatz’da başladı. Göstericilerin “Türkiye’nin saldırı savaşını durdurun” ve “Alman hükümetinin Türkiye ile askeri işbirliğine son verilsin” yazılı pankartlar ve YPG flamaları taşıdığı görüldü.

Gösteriye sol grupların yanı sıra meclisteki muhalefet partilerinden Sol Parti de destek veriyor.

Gösteri öncesinde Köln’de güvenlik amacıyla helikopterler, TOMALAR ve binlerce polis memuru görevlendirildi. Polis Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada gösteri öncesinde Köln ana tren istasyonunda birçok kişinin arandığını ancak kimsenin gözaltına alınmadığını söyledi.

Güvenlik güçleri gösteriye 20 bin kişinin katılmasını bekliyor. 

dpa, epd / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Sol Parti: Türkiye’ye tüm silah ihracatları durdurulsun

AleviNet

Published

on

Sol Parti Eşbaşkanı Bernd Riexinger Hamburg’da yaptığı açıklamada Türkiye’ye tüm silah ihracatlarının durdurulmasını istedi. Partisinin eyalet kongresinde konuşan Riexinger “Türkiye’ye tüm silah ihracatları derhal durdurulmalı, verilmiş izinler de geri çekilmeli” dedi. Sol Parti lideri, “Kürtlere karşı savaşı durdurmak sorumluluğumuzdur” diye konuştu. Riexinger partisinin bugün birçok kentte “Suriye’deki kirli ve uluslararası hukuka aykırı” savaşa karşı “Kürt dostlarıyla” birlikte gösteriler düzenlediğini söyledi.

Silah ihracatının askıya alınması eski izinleri kapsamıyor

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçen hafta Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda YPG milislerine karşı düzenlenen askeri operasyonda kullanabileceği silah ve teçhizatın satışına izin verilmeyeceğini duyurmuştu. Ancak diğer silahlar ve daha önce onaylanan satışlar bu karardan etkilenmiyor. Bu sebepten dolayı Almanya’dan Türkiye‘ye, senenin sonuna dek silah gönderilmeye devam edilebilecek. Durumun böyle olduğu Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich’in verdiği soru önergesine hükümetin verdiği yanıta da yansıdı. Liebich konuyla ilgili yaptığı açıklamada Almanya Başbakanı Angela Merkel’in kamuoyunu yanılttığını söyledi.

Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich

Sol Parti Milletvekili Stefan Liebich

Liebich “Uluslararası hukukun açık bir şekilde ihlal edilmiş olmasına rağmen silah teslimatlarının sürmesi bir rezalettir. Suriye’nin kuzeyindeki ölü ve yaralılar konusunda Almanya kendini suçlu konumuna sokmuştur” diye konuştu.

Almanya Türkiye’ye geçen yıl da 242 milyon 800 bin euro değerinde silah satmış, bu da Almanya’nın toplam 770,8 milyon euro tutarındaki yıllık silah ihracatının yaklaşık üçte birine tekabül etmişti.

CDU’dan da sesler yükseliyor

Almanya’da konuyla ilgili bir açıklama da koalisyonun büyük ortağı Hrıstiyan Demokrat Birlik (CDU) partili siyasetçi Christian Baldauf’tan geldi. CDU Rheinland-Pfalz Eyalet Başkan Yardımcısı Baldauf Türkiye’ye yönelik ihracatlar için hükümetin verdiği “Hermes kefaletlerini” kaldırması gerektiğini söyledi.

“Hermes kefaleti” Alman ihracat firmalarına ve kredi şirketlerine yabancı müşterilerin ödeme yapmaması halinde hükümetin vermeyi taahhüt ettiği güvenceye deniyor. Daha önce Yeşiller, Hür Demokrat Parti ve Sol Parti’den de Hermes güvencelerinin kaldırılması istenmişti. 2018 yılında Almanya’nın hazinesinden en çok güvence, Rusya’nın ardından Türkiye’ye ihracat yapan firmalara tanınmıştı. Alman hükümeti 2018 yılından bu yana Türkiye’ye yapılan ihracatlara 2 milyar 600 milyon euroluk Hermes kefaleti vermeyi üstlendi.

CDU’lu Baldauf ayrıca Volkswagen’ın Manisa’da açmayı planladığı yeni fabrikasını Türkiye’nin Suriye operasyonu üzerine “incelemeye almasını memnuniyetle karşıladığını” söyledi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı değerlerini ayaklar altına aldığını söyleyen Baldauf Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yapılan hangi desteklerin kaldırılabileceğini gündemine alması gerektiğini söyledi. CDU’lu siyasetçi “Bu tarzda hareket eden bir devletin Avrupa ve dolayısıyla Almanya hazinelerinden para alması kabul edilemez” diye konuştu.

DW, dpa / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI