Connect with us

.

Haberler

AKD: Yöneticilerimize yapılan saldırıyı kesinlikle kabul etmiyoruz

AleviNet

Published

on

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun çağrısıyla geçtiğimiz hafta Yamanlar Cemevi toplantısı ardından sözlü olarak yürüyen tartışmalar çıkışta bir linç girişimine dönmüştü. Toplantı çıkışında İzmir Alevi Kültür derneğinden olduğu söylenen bir grup Alevi Kültür dernekleri Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Görer’e saldırmıştı.

Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi yayınladığı yazılı açıklamayla İzmir’de saldırıya uğrayan Hüseyin Görer’e ilişkin açıklama yayınladı.

AKD Genel Merkezi’nin yayınladığı açıklamada “Ancak geçtiğimiz hafta İzmir’de Alevi edep ve erkanına yakışmayan bir anlayışla Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez Yöneticileri ve şube başkanlarımızın da içinde bulunduğu canlarımıza karşı yapılan fiili saldırı ve linç girişimi ile hakaret içeren sataşmaların yapılmasını asla kabul edemeyiz. Şiddet ve dayatma ile haksız isteklerini dayatmaya çalışanları,destekleyenleri, bu saldırıya zemin hazırlayanları nefretle kınıyoruz. Her ne adına yapılırsa yapılsın “kıblesi insan olanların“ canlarımıza yapılan utanç verici, nefret ve kin içeren bu davranışı onaylaması olanaklı değildir.” denildi.

AKD’nin açıklamasının tamamı şöyle:

Alevilerin örgütlenme ve haklarının verilmesi konusundaki mücadelede Alevi Kültür Dernekleri’nin konumundan ve etki alanından yıllardır rahatsız olanların, birlik ve dirliğimizi bozmak, kurumlarımızı dizayn etmek için her türlü zeminde tertipler içinde olduklarını biliyoruz.

Bu tertiplerin bozulması, Alevi inancını ve örgütlenmesini politik ve ideolojik temelli beklentilerine payanda yapmak isteyen kişi ve kurumların çabalarının boşa çıkarılması için her dönemde Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin İNCİNSEN DE İNCİTME hoşgörüsü içinde, eleştiri sınırlarını aşan merkezi örgütlülüğümüzü yok sayan anlayışlara karşı soğukkanlı olmaya çalıştık.

Ancak geçtiğimiz hafta İzmir’de Alevi edep ve erkanına yakışmayan bir anlayışla Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez Yöneticileri ve şube başkanlarımızın da içinde bulunduğu canlarımıza karşı yapılan fiili saldırı ve linç girişimi ile hakaret içeren sataşmaların yapılmasını asla kabul edemeyiz. Şiddet ve dayatma ile haksız isteklerini dayatmaya çalışanları,destekleyenleri, bu saldırıya zemin hazırlayanları nefretle kınıyoruz. Her ne adına yapılırsa yapılsın “kıblesi insan olanların“ canlarımıza yapılan utanç verici, nefret ve kin içeren bu davranışı onaylaması olanaklı değildir.

Bizim yöneticilerimiz yalnız değildir. Alevi Kültür Dernekleri olarak bizim yöneticilerimize, üyelerimize bu insanlık dışı davranışta bulunanlar ile bu davranışa zemin hazırlayan, destekleyenlere karşı örgütsel sorumluluk ve öğretimizden kaynaklanan bilincimizle Alevi edep ve erkanına ve yasalara göre gerekli yaptırımların uygulanacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

“Düşmanınızın bile insan olduğu unutmayın“ diyen bir öğretinin ışığıyla hareket etmesi gereken ancak yol arkadaşlarına gözü dönmüş şekilde fiilen saldıran, darp eden, hakaret eden, saldırıya zemin hazırlayan kendini bilmez kişilerin, İzmir Karşıyaka şubesini ve Cemevini dernek tüzüğü ve Genel Merkez yönetiminin kararlarına aykırı şekilde üç yıldır yönetme anlayışlarının sonucu olarak bu istenmeyen üzücü olaylar meydana gelmiştir.
Alevi edep ve erkanına, dernek tüzüğü ve Genel Merkez kararlarına uymayan, şubeyi ve cemevini suç örgütü mantığıyla yönetmeye çalışan, kendi ideolojik bataklığına çekmek ve politik rant elde etmek için dernek ve cemevini üs olarak kullanmak isteyenlere karşı tüzüğümüz kuralları ve demokratik teamüller çerçevesinde gerekli tedbirleri alarak hoşgörü sınırları içinde davranmaya çalıştıysak da Genel Merkez yönetimini ve şube üyelerinin taleplerini hiçe sayan, yasa dışı genel kurul toplantısı yapan, üye olmayan kişileri hazirun listesine ekleyerek resmi evrakta hile yapan yönetim kurulunu görevden alıp 11.03.2017 tarihinde Karşıyaka şubesini kapatmak zorunda kaldık. Bölgede yaşayan canlarımızın örgütlü yapısının bozulmaması ve hizmetlerin yürütülmesi için YAMANLAR ŞUBESİNİ kurarak faaliyete devam ettik.

Kapatılan Karşıyaka şubesinin eski yöneticilerinin yazılı ve görsel basında sosyal medyada Derneğimiz Genel Başkanı Doğan Demir, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Görer başta olmak üzere bütün yöneticilerimizi hedef gösteren, toplum nezdinde küçük düşürmeye çalışan, hakaretlerde bulunan daha önceden kurdukları dernekle cemevini işgal eden bu kişilerin söylemleri arşivlerde ve duyarlı canlarımızın hafızalarında durmaktadır. Her zeminde Alevi hukukuna sarılan, ancak işlerine gelmediğinde mahkemelerde derneğimiz hakkında dava açmaya çekinmeyenlerin açtıkları 2 ayrı dava halen sürmekte olduğundan daha fazla ayrıntıya girmeyeceğiz.

Alevi edep erkanı ve örgütsel sorumluluğumuz gereği “GÖRDÜĞÜNÜ ÖRT GÖRMEDİĞİNİ SÖYLEME-KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR” anlayışımızdan dolayı AKD Genel Merkezi olarak Yamanlar Cemevinde yaşanan işgalin sona erdirilmesi ve olumsuzlukların çözümü için ilgili merciler nezdinde defalarca girişimlerde bulunduk. Yaşanan sorunların çözümü için İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından geçtiğimiz hafta yöre halkının bilgilendirilmesi amacıyla “YAMANLAR CEMEVİ BULUŞMASI“ adı altında sorun afişe edilerek yöre sakinleri, mahalle muhtarları, çeşitli kuruluşlar toplantıya çağrıldı. AKD olarak bu tür toplantılarla sonuç alınamayacağını, insanların karşı karşıya getirilerek provakasyona açık zemin oluşturacağı öngörümüzü Büyükşehir Belediyesi yetkililerine belirtmemize rağmen toplantı yapılması konusunda ısrarlı olunması nedeniyle üyelerimizin haricinde bölgede bulunan AKD Genel Merkez yöneticilerimiz ve şube başkanlarımızla toplantıya katılmaya karar verdik.

Toplantı yerine gittiğimizde belediye yetkilileri yanında şu anda Yamanlar Cemevi binasının işgal eden dernek yöneticileri ve üyeleri ile çevre illerden gelen kişilerinde toplantıya katıldıklarını tespit ettik. Görüşmelerimizde konuya taraf olan kişiler ve kurumların yöneticilerini dinleyeceğiz diye bizleri toplantıya çağıran İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu“ Mülkiyeti ve tasarruf hakkının Büyükşehir Belediyesine ait Yamanlar Cemevi binasının 14 yıldır kullanıldığını, cemevi çalışmalarına müdahil olmadıklarını, son bir yıldır yaşanan sorunların kendisini aştığını çeşitli yerlere şikayetler yapıldığının belirterek sorunun Aleviler arasındaki bölünmeden kaynaklandığını, binalarına sahip çıkmak adına soruna taraf olanların kendi aralarında görüşerek on gün içinde karara bağlanmasını,aksi takdirde binanın belediyeye teslim edilmesini isteyerek “hiçbir kimseye söz hakkı vermeden olayların gerçek yüzünü anlamadan toplantıyı bitirmiştir

Esas itibariye Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yaşanan sorunların çözümü odaklı davranış gösterip yıllardır orada sorunsuz şekilde hizmet yürüten kurum temsilcilerimizi dinleyip binanın tahsis kararını buna göre vermesi gerekirken insanları karşı karşıya getirmesini anlayamadık.

Devam eden sorunun karşılıklı diyalog ile çözümü yerine orta yolcu politikacı tavrıyla aldıkları kararı taraflara tebliğ etmekten öteye bir anlam taşımayan toplantı sonrasında önceden planlandığı şekilde bina önünde toplanmış ve kurgusu yapılmış İzmir Alevi Kültür ve Cemevi yönetici ve üyeleri tarafından Genel Merkez Yöneticilerimiz ve şube başkanlarımız sözlü hakarete, fiili saldırıya, şiddet ve darpa maruz kalmış linç edilmek istenmiştir.

Halkın ve önceden haber verilmiş bilinen bazı basın mensuplarının gözü önünde gerçekleşen bu provakatif saldırı kişilere değil kurumumuza, özünde Alevi inancına yapılmıştır. Kurumsal olarak yasal çerçevede gerekenler mutlaka yapılacaktır. Saldırıyı yapanlar, kurgulayan ve destek olanlar, zemin hazırlayanlar kendilerini halkın hizmetinde CAN olarak nasıl göreceklerdir merak ediyoruz.
Genelde ülkemizin özünde Alevi birlikteliğinin bozulmasını isteyen kargaşa ve fitne fesattan medet umanların ekmeğine yağ sürenleri, provakatörleri kendini insan sayanların vicdanlarına havale ediyoruz.

Bu noktada Alevileri, Alevi kurumlarını dizayn etmeye çalışan içimizde ve dışımızdaki Hızır Paşaları ve avanesini tanıyoruz. İnsanlıktan nasibini alamamışların yıllardır bizi yolumuzdan inancımızdan çevirme gayretlerini boşa çıkarmak adına dünden daha dirençli ve bilinçle mücadeleye devam ederken üyelerimiz, yöneticilerimiz başta olmak üzere bütün canlarımızı, çirkin oyunlara karşı uyanık olmaya, sağduyulu davranmaya, kurumlarımızı ve yöneticilerimizi sahiplenmeye, doğru duvarın yıkılmayacağını bilerek şiddet ve dayatma yerine hoşgörü ve anlayışla sorunlarımızın çözülmesinde BİR olmaya DİRİ olmaya davet ediyoruz.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Almanya’da çocuklara başörtüsü yasağı tartışması

AleviNet

Published

on

Avusturya Parlamentosu’nun dün aldığı ilköğretim öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı kararı Almanya’da tartışmalara yol açtı. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Almanya’da da ilköğretim öğrencisi çocuklara başörtüsü yasağı getirilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Küçük kızların başörtüsü takması saçmalık. Müslümanların çoğu da böyle düşünüyor. Ailelerle diyalog kurmaktan yasağa kadar, çocukları korumak için tüm önlemlerin düşünülmesi ve uygulanması gerekiyor” dedi.

Annette Widmann-Mauz

Annette Widmann-Mauz

Almanya’da hükümeti oluşturan koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden Avusturya Parlamentosu’nun kararına destek veren siyasetçiler var. Partinin aile politikaları uzmanı Leni Breymaier başörtüsü yasağını olumlu bulduğunu belirterek, “Bu bana göre dini olmaktan öte toplumsal bir sorun, bir eşitlik sorunu” ifadesini kullandı.

Weinberg’ten anayasal hak vurgusu

Koalisyonun büyük ortağı Hristiyah Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) aile politikaları sözcüsü Marcus Weinberg ise Avusturya örneğinde görülen tarzda bir başörtüsü yasağına mesafeli yaklaştı. Weinberg kız çocuklarına toptan bir yasak getirmenin, inancı gereği örtünmeye karar veren kızları mağdur edeceğini ve bunun da anayasada çerçevesi çizilen dini inancını özgürce yaşama hakkıyla ters düştüğünü belirtti.

Marcus Weinberg

Marcus Weinberg

Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Heinz-Peter Meidinger ise çocuklara aileleri tarafından başörtüsü takmaları için baskı yapıldığını dile getirerek, “Okulda başörtüsü takmak, daha çocuk yuvalarında ve ilkokulda görsel bir ayrım yarattığı için uyuma zarar vermektedir” dedi.

Lamya Kaddor

Lamya Kaddor

Yasak yerine ikna

İslam bilimci Lamya Kaddor ise yasak uygulamasının yanlış bir yol olduğunu savunarak, böyle bir adımın kutuplaştırıcı olduğunu ve çocuk üzerinde aile ile okul arasında seçim yapma baskısı getirdiğini dile getirdi. Kaddor, konunun çözülmesi için pedagojik yollarla ailelere ulaşılmasını ve bu buluşmalara cami derneklerinin de davet edilmesini tavsiye etti.

KNA / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Haberler

Ezidi kadınlar çocuklarının kabul edilmesini istiyor

AleviNet

Published

on

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla birlikte serbest kalan tutsaklar topraklarına, ülkelerine dönmeye başladı. Özgürlüğüne kavuşanların bir bölümünü de Ezidiler oluşturuyor. Irak’ın kuzeyinde dini bir azınlık olan Ezidiler, 2014 yılında IŞİD’in vahşi soykırımına hedef olmuş, binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırılarak tutsak alınmış köle yapılmış, cinsel şiddete maruz kalmıştı.

Ancak artık Suriye’nin kuzeyinde IŞİD esareti son bulmuş olsa da, özgürlüklerine kavuşan Ezidi kadınların bir bölümü Suriye’den ayrılıp, topraklarına dönemiyor. Soykırımın yol açtığı acıların hala canlı olduğu Ezidi toplumunun bir bölümü, IŞİD’lilerin tecavüzü sonucunda dünyaya gelen çocuklara, “soykırımcıların çocukları” gözüyle bakıyor, bu çocukları cemaatin içine almayı kabul etmiyor.

Irak’taki Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin IŞİD’in tutsaklığından kurtulanların yeniden cemaate kabul edileceğini açıklamış olması umutlara yol açmıştı. Fakat kararın duyurulması ile birlikte cemaat içinde başgösteren itirazlar konseye geri adım attırdı, Ezidi dini liderler aslında bu kararın IŞİD’lilerin tecavüzü sonucu dünyaya gelen çocukları değil, sadece anne ve babası Yezidi olan IŞİD tutsaklarını kapsadığını açıkladı.

Ezidi cemaatinde evlilikler ancak iki Ezidi arasında gerçekleştiği takdirde kabul ediliyor. Din değiştirerek Ezidi olmayı seçenlerle de evlenmek mümkün ancak din değişikliğinin de cemaatin onayı ile gerçekleşmiş olması koşulu var. Ezidiler soykırıma karşı bu şekilde karşı koyabileceklerine, ancak bu yolla kimliklerini koruyabileceklerine inanıyorlar.

Karar ailelere bırakılmalı

Ezidi insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, yayınladığı video mesajında dini liderlerin kararına ilişkin şu değerlendirmeyi aktardı:

“Karar verme hakkına sahip olanlar soykırımdan hayatta kalanlar ve aileleridir. Kimsenin onlarla ilgili kararlar almaya hakkı yok. Eğer çocuklarıyla birlikte Irak’a dönme kararı alırlar ise, cemaat olarak bunu kabul etmek, onlara iyi karşılamak ve akla gelebilecek her türlü desteği sunmak zorundayız.”

İki kez mağdur oluyorlar

“Bir anne olarak kadınların neler hissettiklerini anlayabiliyorum” diyen Ezidi aktivist ve eski Irak milletvekili Amina Said de çocukların kaderiyle ilgili kararların ailelere bırakılması gerektiğini söyledi. DW’ye konuşan Said, “Üyesi olduğum için Ezidi cemaatindeki tepkileri de anlıyorum. Ama bu insanlar mağdur. Eğer kapılarımızı onlara kapatırsak, şiddet kurbanlarını da cezalandırmış oluruz” diye konuştu.

Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin 2015 yılında, din değiştirerek Müslüman olmaya zorlanmış olan kadınların yeniden din değiştirerek Ezidi cemaatine geri kabüllerini sağlamaya dönük olumlu, yapıcı kararlar aldığını söyleyen Amina Said, “Ama şimdi yanlış bir karar aldılar. Eğer vakit ayırıp aileler, kadınlar ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileriyle konuşsalardı, bu kadınlar için bir çözüm bulunabilinirdi” dedi.

Video izle 04:41 Paylaş Kayıp Ezidilerin peşinde

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/33vMp

Kayıp Ezidilerin peşinde

Kimi Ezidi cemaati üyesine göre sözkonusu kadınların çocuklarıyla birlikte başka bir yerde yaşamaları, cemaat içinde dışlanmalarını önlemek için tek yol ve zaten çok büyük sıkıntıları göğüslemeye çalışan cemaatin korunması, bazı çocuk ve annelerinin çıkarlarından daha önemli.

Neden çocuklar kabul edilmiyor?

Yazda adlı yardım kuruluşunun direktörü Ahmed Burjus, bir zamanlar nüfuzu 500 bin olan Ezidiler için, soykırımdan sorumlu tuttukları kişilerin çocuklarını kabul etmenin çok acı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Burjus, Ezidi bir erkeğin kendisine karısıyla ilgili şu sözleri aktardığını söyledi: “Karımın dönmesini istiyorum. Ama Çeçenistan, Türkiye ya da Suudi Arabistan’dan bir adamın çocuğu ile gelmesini istemiyorum. Çünkü bu insanlar soykırımdan, talandan sorumlu, evlerimizi yıkıp yok ettiler, ailelerimizi öldürdüler. Şimdi de onun kızını ya da oğlunu evimize almak mı zorundayız.”

Burjus kimi çocukların, IŞİD nedeniyle büyük acılar yaşamış olanların intikam eylemlerinin kurbanı olabileceğine dikkat çekerken, Irak yasalarında, Müslüman anne ya da babadan olma bir çocuğun Müslüman olarak kaydedilmesi yönündeki tartışmalı maddenin de sorun yaratabileceğini söyledi.

Burjus, “kadın ve çocuklar saygıyı hak ediyor” demekle birlikte, bunun ancak bu çocukların Irak dışında bir yerde yerleştirilmesi ve hayatlarını orada sürdürmelerine imkan tanınmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor.

Video izle 11:55 Paylaş Ezidilerin parçalanan hayatları

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/317c7

Ezidilerin parçalanan hayatları

Kadınlar tercihe zorlanıyor

Kimi kadınlar Almanya’ya, Avrupa’nın farklı bölgelerine ve Avustralya’ya göç etti. Kimi kadınlar da bir yolunu bulup, fark edilmeksizin eski cemaatlerine döndü, bazıları hamile olduklarını gizledi, dünyaya getirdikleri çocukları, ailelerinin diğer fertlerine verdi.

London School of Economics Ortadoğu Merkezi uzmanı Zeynep Kaya, 3 bin 500 Ezidi kadından 200’ünün çocuklarıyla birlikte IŞİD tutsaklığından kaçabildiğinin tahmin edildiğine dikkat çekti. Ezidi kadınların çoğunluğunun cemaatlerine dönmek istediğini belirten Zeynep Kaya, “Ama bu durumda çocuklarından vazgeçmek zorundalar” diye konuştu.

Bunun Ezidi kadınlar için çok sancılı bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, kadınların çocuklarından vazgeçmek ve başka yerlere göç etmek arasında tercih yapmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekerek, “yaşadıklarına ilaveten bir de dışlanıyorlar, geri dönmek istedikleri cemaatlerine kabul edilmiyorlar” dedi.

Hänel, Lisa

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading

Haberler

Abdullah Gül’den YSK’nin kararına tepki: Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız

AleviNet

Published

on

Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.” dedi.

YSK değil AKP açıkladı: İstanbul seçimi iptal! Bir garip iptal gerekçesi: O sandıklarda 16 bin 253 AKP görevlisi vardı Dışişleri’nden “seçim” açıklaması Yeni seçim 23 Haziran’da… İptalden sonra ne olacak? AKP İstanbul İl Başkanı Şenocak’tan YSK’ye teşekkür CHP: Millet iradesine darbe yapanlara izin vermeyeceğiz Mansur Yavaş’tan Ekrem İmamoğlu açıklaması YSK kararı sonrası dolarda sert tırmanış Tunç Soyer’den İstanbul açıklaması: Hiçbir güç durdurumaz

Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım.
Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.

— Abdullah Gül (@cbabdullahgul) 7 Mayıs 2019

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI