Connect with us

.

Dünya

Almanya’da Kürtlere yönelik yasaklara karşı ‘ES REİCHT!’ kampanyası…

AleviNet

Published

on

Alman devletinin Kürt halkı ile demokrasi güçlerine uyguladığı yasak ve engellemelerin kalkması için 51 kuruluşun organize ettiği ‘es reicht’ (artık yeter) kampanyasında Alman halkının harekete geçmesi hedefleniyor
Almanya’da son dönemde başta Kürtler olmak üzere demokrasi güçlerine artan baskıların son bulması için 27 Kasım Pazartesi günü ‘Êdî bes e’ (Es reicht-Artık yeter) adıyla bir kampanya start almıştı. Kampanya, Berlin’in tarihi Brandenburg Tor (Brandenburg Kapısı) meydanında gerçekleşen basın toplantısında kamuoyuna duyurulmuştu.

51 kuruluş var…

51 kuruluşun bir araya gelerek organize ettiği kampanyada “Yasak ve engelleri ortak mücadele ile aşacağız” çağrısı yapılıyor. Almanya’da değişik halklar ile dini grupların temsilcilerini bir araraya getiren kampanyaya KCDK-E, AVEG-KON, TJK-E, ATIK, NAV-DEM, HDK-A, ADHK, Yeşil Sol, MDDK ve FEDA gibi kuruluşlar öncülük ediyor.

Almanlar devletlerine itiraza davet edilecek

Kampanya çerçevesinde bir dizi gösterilerle yasak ve engellemelerin kalkması için Alman kamuoyunun Berlin’deki siyasi iktidara baskı yapması amaçlanıyor. ANF’nin kampanya bilenleşenlerinden aldığı bilgilere göre kampanya boyunca bir dizi renkli ve etkili gösteriler düzenlenecek. Amaç ise Alman halkının yasaklar için ‘Es reicht’ (Artık yeter) demesini sağlamak.

Alman halkına ulaşılacak

“Omuz Omuza – Temel Hak ve Özgürlükleri Savunalım” adıyla startı verilen kampanyanın ulaşmak istediği kitle ise Alman halkı. ANF’de yer alan habere göre, yapılacak yürüyüş ve mitinglerin kalabalık ve kitlesel olması hedeflenen kampanyanın dili de Almanca olacak. Almanya’nın bütün kentlerinde enternasyonal birleşik komiteler şeklinde çalışmaların yürütüleceği kampanya çerçevesinde renkli ve dikkat çekici gösterilerle halktan destek istenecek.

Yasağın bilançosu anlatılacak…

Almanya’nın uyguladığı yasakların mağduru olan siyasetçi ve aktivistler ise kampanya çerçevesinde hikayelerini paneller ve broşürler yoluyla kamuoyuna anlatacak. Özellikle yasağın bilançosu ayrıntılı şekilde anlatılacak. Tutuklanan insanlar, verilen para cezaları, iptal edilen oturum müsaadeleri hikayeleriyle dile getirilecek.

‘Uyarı nöbeti’

Almanya’nın tüm şehirlerinde “Uyarı Nöbeti” (Mahnwache) biçiminde kültürel-sanatsal ve görsel sunumların öne çıkarıldığı etkili eylemlerin düzenlenmesi amaçlanıyor. Bu eylemlerle Alman halkına hem yasaklar anlatılacak, hem de yasaklara karşı verilen siyasi-hukuki mücadeleye destek istenecek.

İlk etapta 50 bin imza

“Uyarı Nöbetleri”nde hazırlanan imza kartları sayesinde ile kampanyaya destek için imza toplanılacak. Kampanyanın organizatörleri kısa sürede 50 bin imza toplamayı hedefliyor. Çünkü 50 bin imzanın toplanması halinde Federal Parlamento bileşenleri taleplerini tartıştırmak zorunda kalacaktır.

Konsolosluk önlerinde eylem

Ayrıca kampanya çerçevesinde Almanya dışındaki Avrupa ülkelerinde de ilki 6 Aralıkta olmak üzere, iki haftada bir çarşamba günü Alman konsolosluğu önünde yasak sembollerle etkinlikler yapılması hedefleniyor. Alman konsoloslukları önünde yapılacak demokratik eylemlerle Alman hükümeti ve polisinin yasakçı ve baskıcı politikaları ve uygulamaları protesto edilecek.

Hak savunucuları harekete geçirilecek

Çeşitli ülkelerdeki insan hakları savunucuları ve hukukçulardan oluşan heyetler organize edilerek Almanya’daki insan hakları yerinde incelenmesi ve mağdurlarla görüşmeler yapılacak. Daha sonra bu heyetler izlenimlerini raporla halinde ilgili kurumlara sunacaklar.

‘Duran insan’ eylemi…

Sosyal medyanın etkili kullanılması da hedeflenen kampanyada yapılacak etkinlerden en ilginci ise “Duran insan” eylemi. Önümüzdeki günlerde açıklanacak belli bir gün ve saatte tüm şehirlerin merkezi yerlerinde insanlar durarak şunu söyleyecekler:

– “Biliyor musun bu sembol yasak”,

– “Biliyor musun DAİŞ’e karşı savaşan YPG/ YPJ’nin bu bayrağı yasak”,

– “Biliyor musun önderliğim ve iradem olarak gördüğüm sayın Öcalan’ın resmini taşımam yasak”,

– “Ekolojiyi, tüm kimliklerin, inançların özgür ve eşit yaşamın felsefesini oluşturan sayın Öcalan’ın resmini taşımam yasak”,

– “Ortadoğu’da barbarlığa karşı demokratik, eşitlikçi bir toplum inşa eden YPG ve YPJ bayrakları yasak biliyor musun?”

– “Kürtlerin düzenlediği yürüyüş ve mitinglerde su içmek, yemek yemek, kitap ve CD bulundurmak yasak”,

– “Almanya’da Kürt siyasetçiler ve ATİK üyesi devrimciler yargılanıyor, biliyor musun?”

Berlin hükümetinin kiriminalize siyaseti hakkında da bir konferansın düzenleneceği kampanyada ayrıca başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde, geniş bir yelpaze ile sivil toplum kuruluşlarından destek talep edilecek.

Tarihi belli olan etkinlikler şunlar…

– 2 Aralık günü Jinên Ciwanên Azad ve Ciwanên Azad tarafından Stuttgart’ta “Dün erken, yarın geç, bugün faşizme karşı başkaldırmanın tam zamanı” sloganıyla gerçekleşecek yürüyüşe kampanya bileşenleri tam destek verecek.

– 6 Aralık’tan itibaren ise Almanya’nın tüm şehirlerinde “Uyarı Nöbeti” (Mahnwache) tarzında ve kültürel-sanatsal ve görsel sunumlar öne çıkarılarak dikkat çekici gösteriler organize edilecek. Merkel hükümeti ile Erdoğan rejiminin ilişkisi ve Alman devletinin yasakları tiyatro, resim ve karikatürle dile getirilecek.

– 9 Aralık’ta ise Kürt halkının dostu Almanların öncülüğünde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a özgürlük talebinin dile getirileceği yürüyüşler organize edilecek.

– ATİK ve AVEG-KON’un hazırladığı “Tek Tip Elbiseye Hayır” adlı kampanyaya da destek verilecek. “Tek Tip Elbiseye Hayır” kampanyası çerçevesinde 7 Aralık Pazar günü Duisburg, Londra, Zürih, Hamburg, Ulm ve Frankfurt’ta 16 Aralık’ta ise Viyana, Nürnberg, Hannover, Mülhous ve Köln’de paneller düzenlenecek.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

Afganistan’da Cumhurbaşkanı’nın mitingine intihar saldırısı

AleviNet

Published

on

Afganistan’ın doğusundaki Parvan vilayetinde Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin seçim mitingi yaptığı alan yakınlarında intihar saldırısı düzenlendi. İçişleri Bakanlığı sözcüsü Nasrat Rahimi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada saldırganın, motosiklete yerleştirdiği bombayı, Parvan vilayetinin Cengel Bağ bölgesinde miting için toplanan kalabalığın yakınında patlattığını söyledi.

Yapılan açıklamada Cumhurbaşkanının herhangi bir yara almadığı belirtildi.

Reuters haber ajansı, patlamada en az 30 kişinin öldüğünü, 45 kişinin de yaralandığını duyurdu.

Parvan Hastanesi Başhekimi Kasım Sengin de yaptığı açıklamada, patlama sonrası  tedavi altına alınanlar arasında kadın ve çocukların da bulunduğunu belirtti.

İkinci saldırı Kabil’de

Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin katıldığı seçim mitingi yakınlarında düzenlenen saldırıdan hemen sonra Kabil’de de bir patlama oldu. Polis yetkilileri ilk belirlemelere göre altı kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Patlamanın ABD Büyükelçiliği yakınlarında meydana geldiği belirtildi. 

Taliban yayınladığı açıklamada her iki saldırıyı da üstlendiğini duyurdu.

Taliban ülkede 28 Eylül’de yapılacak seçimleri boykot etme çağrısında bulunarak, şiddet kullanma tehdidinde bulunmuştu. Taliban, düzenlenebilecek saldırılarda hedef olmamak için halka seçim mitinglerinden uzak durma çağrısı yapmıştı.

AFP, Reuters,dpa/MK,JD

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Dünya

İsrail’de halk sandık başında

AleviNet

Published

on

İsrail’de yaklaşık 6 milyon 400 bin seçmen 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’in yeni üyelerini seçmek üzere bugün sandık başına gidiyor. Erken genel seçimler için TSİ ile 07.00’da başlayan oy verme işlemleri saat 22.00’da sona erecek. Seçmenler, farklı partilerin oluşturduğu 30 liste arasından seçim yapacak. Bu partilerin üçte birinin yüzde 3,25 seçim barajını aşarak parlamentoya girmesi bekleniyor. 

Likud ile Mavi-Beyaz İttifakı’nın oyları başa baş

Kamuoyu yoklamaları Başbakan Benyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz’ın liderliğindeki Mavi-Beyaz İttifakı’nın seçimi başabaş tamamlayacağını gösteriyor. Evimiz İsrail (İsrael Beiteinu) partisinin lideri Avigdor Lieberman’ın ise vereceği destek ile hangi partinin hükümeti kuracağı konusunda belirleyici bir rol oynayacağı tahmin ediliyor. 

Benny Gantz ve Benyamin Netanyahu

Benny Gantz ve Benyamin Netanyahu

Milliyetçi çizgideki Lieberman, erken seçimler öncesinde Likud ve Mavi-Beyaz İttifakı’nın oluşturacağı büyük koalisyondan yana olduğunu gösteren açıklamalarda bulunmuştu. Gantz ise Netanyahu başbakanlığı üstlenmediği takdirde, Likud ile koalisyona gidebileceklerinin sinyalini vermişti. Seçimler sonrasında Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in en çok oyu alan partiye hükümeti kurma görevi vermesi öngörülüyor. 

İsrail’de Nisan ayında yapılan genel seçimler sonrasında en yüksek oyu alan Netanyahu yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmiş, ancak sağcı ve dindar partilerin katılımı ile koalisyon hükümeti kurmakta başarısız olmuştu. Nisan seçimleri sonrasında Netanyahu’ya destek veren eski Savunma Bakanı Lieberman’ın Ultra-Ortodoks erkeklerin de zorunlu askeri hizmeti yapması yönündeki talebi Ultra-Ortodoks partiler tarafından reddedilmiş, hükümetin  kurulamaması üzerine de parlamento kendini feshetmişti. 

Filistin açısından durum

Ülkenin ve halkın güvenliğine yönelik tutumları açısından Likud ile Mavi-Beyaz İttifakı arasında büyük bir fark bulunmadığı için, seçim sonuçlarının Filistin konusunda değişiklik yaratması beklenmiyor. Bu nedenle de Filistinle barış sürecinin yakın bir gelecekte canlandırılması ihtimal dışı olarak görülüyor. 

AFP,dpa/JD,SÖ
© Deutsche Welle Türkçe 

Continue Reading

Dünya

Êfrîn’deki etnik temizlik BM oturumlarında

AleviNet

Published

on

9 Eylül’de Cenevre Birleşmiş Milletler (BM) Ofisinde başlayan BM İnsan Hakları Konseyi 42. İnsan Hakları Oturumları, ülkelerde yaşanan insan hakları ihlalleri üzerine yapılan tartışmalarla devam ediyor. Oturumlarda söz alan sivil toplum kuruluşlarından Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltildi.

‘TÜRKİYE’DE YARGI BAĞIMSIZLIĞI YOK’

Oturumlarda Halklar Arasında Dayanışma ve Irkçılık Karşı Hareket (MRAP) adına yapılan konuşmada 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan askeri darbe girişiminin ardından Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine dikkat çekildi.

Türkiye’de yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kaldırıldığının ifade edildiği konuşmada, terörle mücadele adı altında başta Kürtler olmak üzere binlerce insanın tutuklandığına vurgu yapıldı.

MRAP temsilcisi “Diyarbakır, Van ve Mardin Büyük Şehir Belediye Başkanları görevden alınıp yerine kayyumlar atandı ve bine yakın Kürt vatandaş tutuklandı” dedi.

Türkiye’de yargı bağımsızlığının işlemediğini kaydeden temsilci, son olarak, konudan sorumlu BM özel raportöründen Türkiye’deki hakimlerin ve avukatların bağımsızlığı konusunda bir çalışma içerisine girmesini istedi.

‘ULUSLARARASI TOPLUMUN SESSİZLİĞİ KABUL EDİLEMEZ’

Yine oturumlarda African Agency for Integrated Development (AAID) adlı sivil toplum kuruluşu adına söz alan Thoreau Redcrow ise Türk devleti ve himayesindeki çetelerin işgali altında bulunan Êfrîn’de yaşananlara dikkat çekti.

“Êfrîn hala Türk devleti ve ona bağlı silahlı grupların ağır işgali altında kalmaya devam ediyor” diyen Redcrow, uluslararası toplumun bu işgale karşı sessiz kalmaya devam etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Redcrow, “Erdoğan ve hükümetine karşı hiçbir uluslararası baskı olmadığından kaynaklı, Türk ordusu ve müttefiki olan askeri gruplar Êfrîn’in Kürt nüfusu üzerindeki baskı, şiddet ve kültürel yıkım çalışmalarını sürdürüyor. Êfrîn’de yaşayan Kürtler keyfi olarak tutuklama ve işkenceye maruz kalıyor. Şehir etrafına duvar örmek için mahalleler yıkılıyor” diye ekledi.

‘ETNİK TEMİZLİK YAPILIYOR’

“Êfrîn’de yaşayan Kürtlerin evlerine ve toprağına zorla el konulduğu gibi şeriat vergileri vermeye zorlanıyor” diyen Redcrow, Êfrîn’deki zeytinlik alanların nasıl yok edildiğine ve zeytinlerin nasıl Avrupa’ya satıldığına dikkat çekti.

Êfrîn’de demografik yapının değiştirildiğini ve kültürel mirasın yok edildiğini söyleyen Redcrow, “Êfrîn’de etnik temizlik yapılıyor. Eğitim sistemi olduğu gibi sokak isimleri de Türkçe olarak değiştiriliyor. Kürtlerin kültürel eserleri tahrip ediliyor, mezarları yıkılıyor. Bölgedeki tarihi eserler çalınıp daha sonra yasadışı yollarla Türkiye’deki müzelere satılıyor” diye konuştu.

Yüz binlerce Êfrînlinin Türk devlet teröründen kaçmak zorunda kaldığını kaydeden Redceow, “Êfrîn’deki işgale sessiz kalınmaması gerekir. Bu konseyin insan haklarını savunmak için ahlaki bir görevi var” ifadelerini kullandı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI