Connect with us

.

Firaz Baran

Demir Çelik’e Axuçan Ocağı Dersi

FİRAZ BARAN

Published

on

Demir Çelik’in “Alevilik” isimli kitabını Eylül ayında Köln kentinde aldım. Şöyle düşündüm:

“Kürecikli Ethem Xemgîn, Sarızlı Mehmet Bayrak, Erzurumlu Ezeli Doğanay’ı okudum. Bir de Vartolu Demir Çelik’i okuyalım.”

Kitapta Ağuçan Ocağı şöyle tanıtılıyor: “Ocağın ocakzade dedesi Ahmed Yesevi’nin halifelerindendir.” (Sy. 201)

Yanlış. Neden?

Ahmet Yesevi Müslüman’dı. Alevi değildi. Ayrıca halifelik Alevilik’te yoktur. İslam dininin Şafîî mezhebinde vardır.

Yazar devam ediyor: “Ocağı daha çok çocuğu olmayanlar ziyaret ederler.” (Sy. 201)

Yanlış. Neden?
Alevilik’te iki tür ocak vardır.
1- Taliplere giden, cemleri yürüten ocaklar. (Yani yönetici ocaklar)
2- Keramet Ocakları: Sadece çocuk ocakları yoktur. Ağuçan Ocağı’na bağlı yüzlerce yel, yılan, sedef ve diğer keramet ocakları da vardır.

Ağuçan Ocağı gibi ana ocakların hepsinde hem taliplere giden ocak aileleri, hem de keramet ocağı aileler vardır.

Özetle aşağıdan yukarıya mertebeler şöyledir: Talip-Rêber-Dada-Bov (Mürşid).
Ağuçan Ocağı’nın 40 mürşidi vardır. Her mürşid 10-15 dada (pir)’dan sorumludur. Keramet ocaklarının çoğunluğu ise taliplerin içinden çıkmıştır.

Bir Gaf Daha

Demir Çelik devamla şunu ifade ediyor: “Ağuçan Ocağı’nın ocakzade dedeleri ağırlıklı olarak Dersim, Elazığ ve Erzincan’da bulunur.” (Sy. 202)

Yanlış. Neden?
Çünkü, Ağuçan Ocağı’nın “ocakzade dedeleri” sadece sayılan şehirlerle sınırlı değildir. Elbistan, Malatya, Adıyaman ve Pazarcık’taki Alevi toplumunun önemli bir bölümü talip olarak Ağuçan Ocağı’na bağlıdır. Buralarda da Ağuçan Ocağı’na bağlı yüzlerce “ocakzade dede” ailesi vardır. Bu bölgedeki dini ve toplumsal çalışmaları yüzlerce yıldır bu aileler sürdürmektedir.

Yazarlara Öneri

Artık “Alevilik budur”, “Alevilik şöyledir” gibi kitaplar yazmayalım
.Hikayesi, geçmişi, üzerine anlatılan kerametleri yazılmayan binlerce ziyaret, keramet ocakları ve dervişler var. Bunlar teker teker yazılırsa Aleviliğin ne olup olmadığı zaten ortaya çıkar.

1990’da olsak Aleviliği genel anlatan kitaplar bilincimize katkı sağlardır. Ama Alevi literatürü o süreci çoktan geçti. Artık yerele inip, tek tek ziyaretleri, dervişleri ve ocakları yazmak gereklidir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Firaz Baran

19 Ziyareti Olan Köy: Rîvyon’daki Alevilik

FİRAZ BARAN

Published

on

Rîvyon Otmî (Atmî) aşiretinin bir koludur ve Pazarcık’ta 37 ayrı köy ve mezrası vardır. Bu köy ve mezralar Çoyî Qênî (Ganidağı)’nin üzerindedir. Rîvyon coğrafyasında çok sayıda Alevi ziyareti var. Bu ziyaretler şunlardır(1):

  1. Dorê Ziyorate: Zorbon köyünde.
  2. 2. Ercos Ziyareti: Gundî Xinde’de.
  3. 3. Gurbuz Dada Ziyareti: Bayramî Dönişe ziyarete ilişkin şu bilgileri verdi: Uzunçarşı’da. Ziyaret Dorę Barű’dur. Yaşlı ve büyük bir ağaçtır. Ziyaretin gövdesi de kalındır. Üç kişinin eli ancak ulaşır. Meyvesi yok. Amcam Mahmut Ekemen bir rüya görüyor. Rüyadan sonra ziyaretin etrafını düzenledi. Etrafını taşla çevirdi. Orada bir sarnıç da yapıldı. Yüksekliği en az 10 metre var. Biz yazın Gurbuz Dada‘ya gideriz.”(2)
  4. 4. Gollê Raşik Ziyareti: Orî Kare’nin yanında. Orî Kare ve Gundî Pone bu ziyarete Bir meşe ağacıdır. Dibinde krater suyu var, bir göl oluşturuyor. Ziyaretin ağacı yaşlıdır. Gövdesi ancak iki kişinin kolları kavuşacak kadar kalındır.(3)
  5. 5. Qara Ziyaret: Ollaköron’a yakın.
  6. 6. Qaradada Ziyareti: Nusret Yavavlı ziyareti şöyle anlattı: Gundî Çolêx, Gundî Hörik ve Gundî Deva’ya yakın. Çoyî Qenî’nin içinde 8-10 tane meşe ağacıydı. Eskide bir yerleşim varmış orada. Bütün mezraların inandığı, gittiği bir ziyarettir. Başka yerlerden de gelenler oluyor. Şavê Îni şöyle olurdu: Omaxli Ziyareti ile bilinmeyen gizli bir irtibatı varmış gibi anlatılırdı. Bazı geceler birbirine ateş topu attıklarını anlatırdı eskiler. Qaradede Ziyareti’nden herkes korkar ve saygı duyar.Ziyaretin yanında eski harabeler var. Bugün de 7-8 ev yaptı insanlarımız. Yazın orada kalıyorlar. Herkes adağını götürür. Biz çocukken senede bir kere giderdik, kurbanımızı yapar, lokmamızı pay eder ve gelirdik.”(4)
  7. 7. Quru Ziyaret: Çoyî Qenî’nin en yüksek noktasıdır. Bir meşe ağacıdır. Kendir Obası’yla dağın bağlantısını kuran bir patikanın üzerindedir. En yakın yerleşim yeri Orî Kare’dir. Etrafı taş duvarla çevrilmiştir. Îrî Dêna’nın fıstık bahçesinin içindedir.
  8. 8. Kolkî Haydon Ziyareti: Uzunçarşı köyündedir. Ziyarette Haydo Dada’nın türbesi de var.
  9. 9. Kunê Bê: Yel ziyaretidir. Dorî Molê Mamî Çolik ziyarete ilişkin şu bilgileri verdi: Bir taştır. Bir patikadan oraya giderdik. Amcamın üzüm bağından geçerdik, bir toru aşardık ve ulaşırdık. Oraya bir taş alıp yapıştırırdık. Taş oyuktur. Orası tepede. Oradaki esinti romatizmaya iyi geliyor.”(5)
  10. 10. Omaxli Ziyareti
  11. 11. Tonon Ziyareti: Bir taştır. Kendir köyünün yanında.
  12. 12. Toyî Baruye: Xalakoran köyünde.
  13. 14. Veyis Efendi Ziyareti: Zorbon köyünün yanında
  14. 15. Yıldız Ziyareti: Gundî Kandir ile Filîske mevkiisi arasındadır. Gundî Alife’nin hemen önündedir.
  15. 16. Ziyoratê Çopike: Gundî Hörik’ın yanında. Ziyoratê Gore’nın karşısına düşüyor. Çok eski bir ziyaret olduğu söyleniyor.
  16. 17. Ziyoratê Gore: Gundî Hörik’ın yanında. Dore Baruye’dir (meşe). İkiye ayrılan bir yolun üzerinde. Çok yaşlı bir ağaçtır. İki üç ağaç yanyanadır. Kutsal ağaçlardır. Gundî Horik oraya gelir. Etrafı taşla örülüdür.
  17. 18. Ziyoratê Sayde: Awluk mezrasında.
  18. 13. Ziyoratê Xille: Bir ağaçtır. Avluk mezrasına yakın.
  19. 19. Ziyoratê Zöri: Gundî Xinde’de.

 

Rîvon Köyünün Piri

Rîvon köyleri Îrbomî Biçûk Dada’nın talipleridir. Dada’nın mezarı bugün Gölbaşı’ya bağlı olan Xallikon köyündedir. Rîvonlular Dada’nın mezarını da ziyaret ederler.

Dada görevini bugün oğlu Ethem Dada sürdürüyor. Ethem Dada da Xallikon köyünde yaşıyor. Rîvon’un köyde ve Avrupa’da düzenlediği etkinliklere katılıyor. Almanya’nın Köln kentinde yapılan Rîvon gecesine katılmıştım. Rîvonlular kendi pirlerine büyük bir hürmet ve sevgi gösteriyorlar. Ethem Dada ile yaptığım bir görüşmede şöyle demişti: “Bizi birbirimize bağlayan bu sevgidir. 1 haftalığına Almanya’ya gittim. 45 gün kaldım. Bu hem özlemi, hem de birbirimize olan manevi ihtayacımızı gösteriyor.”

Ethem Dada’nın kardeşi Seyîd Dada da yolu takip ediyor. Halkın arasına fazla çıkmamakla birlikte pirlik görevini yapıyor.

 

Îrbomî Xotûne Anlatıyor

Îrbomî Xotûne, Rîvon koluna bağlı Xalakoran mezrasındandır. Îrbomî Xotûne de köyde gördüğü Alevilik üzerine şunları yazdı:

“Köyümüz ve mezramız Kürd ve Alevi’dir. Birilerinin yazdığı ve vurguladığı ne Türkmeniz, ne de İslam’ın özüyüz. İslam’ın hiçbir şartını kabul etmemişiz. Hasan Efendi vardı. Avuçan ocağından bir pirimizdi. Cemiyetlerimizde, “İslam’ı sözde kabul ettik. Özde kabul etmedik. Asla İslam ile alakamız yoktur” derdi. Yaşam tarzımız da bunu ortaya koyuyor.

İnançlara karşı değiliz. Sadece asimilasyona ve otoasimilasyona karşıyız. “İslam’ın özüyüz” diyen Aleviler Dersim’de Seyid Rıza’ya ihanet eden Rêber’i unutmamalıdır. Rêber, isyan sonrası affedilmeyi ve hediye almayı beklerken “Halkına faydası olmayanın bize faydası olmaz” denilerek öldürüldü. “Aslını inkar eden haramzadedir” sözü de çok anlamlıdır. Çıkar peşinde koşanlar gün gelecek bu halk tarafından toplum dışı edilecektir.

Kürdistan’da silahlı korucular sistemi savunuyor. Bekçilik yapıyorlar. Alevilik’te de sözlü korucular sisteme bekçilik yapıyorlar. “Aleviler Türk’tür”, “Türmendir”, “İslam’ın özüyüz” demenin başka bir anlamı, ifadesi olamaz.

 Kara Ziyaret

Mezramızın doğusunda Kara Ziyaret var. Mezramız senede iki defa ilkbahar ve sonbaharda bu ziyarete giderdi. Kurbanlar kesilir, dualar edilirdi. İlkbaharda yağmuurların bol yağması ve verimin bol olması; sonbaharda ise alınan ürünün sağlıklı ve huzur içinde tüketilmesi için dua edilirdi.

Dadalarımız senede bir sefer gelirlerdi. Küskünleri barıştırırlardı. Akşamları bir evde toplanırlardı. Aileler lokmalarıyla o eve giderlerdi. Konuşmalardan sonra saz eşliğinde beyitler söylenir, semahlar dönülürdü.”(6)

Husnê Xalatûte Anlatıyor

Husnê Xalatûte Rîvon’un Gundî Çolex köyündendir. Büyük dedesi Xalo ve nenesi Husna çok inançlı insanlardı. Onlar üzerine olan iki ünlü çîrok’u Husnê Xalatûte şöyle anlattı:

Bizim ailede ilk gelen Haso’dur. Onun oğlu Xalo’dur. O solakmış. O nedenle lakap olarak ona Çolax (Çolak) demişler. Köy içinde Malê Xalatûte derler. Halen de “Gundî Xalatûte”, “Gundî Çolêx”, “Duraxî Xalatûte”, “Zorî Xalatûte” derler. Sonra onun oğlu Samo geliyor. Onun oğlu da babam Silo. Nüfusta Sülayman Bakır yazıldı. Ama babamı da büyükdedemin ismiyle çağırdılar. Herkes Çolax derdi.

 Kır Atlı’nın Gelişi

Xalo dedemin Xizir ile görüştüğüne inanılır. Diğer obada bir sorun çıkmış. Kendisini çağırıyorlar. “Xalo bugün gelip bu sorunu çözmeli” diyorlar. Xalo dedem oraya gidiyor. Evden çıkacağı zaman eşine şöyle diyor: “Bir kır atlı gelecek. Ne verirse al, ne isterse ver.”

Sonra kır atlı geliyor.

“Çoxo ta wa xêr” diyor neneme.

“Xêr la tawi” diyor.

“Xal” diyor. “Îşe xwa hawû, çû” diyor.

Atlı demiş ki, “Çi got“? Go ki “Çi do hilgira, çi xwost pê de.”

Atlı heybesini veriyor. Nenem heybeyi alıyor ve içinde oxê gil görüyor. “Bizim eşyamız çoktur. Biz gil yemeyiz. Götür bir fakire ver” diyor. O zaman da 13 obada bizim mülkümüz vardı. Nenem, “Aşağı Mülk, Yukarı Mülk, Koyton’un yanı, bizim köylerin ekinini biz ekiyoruz. Biz gil yemeyiz” diyor.

“Ekmek yaptın mı” diyor. Nenem, “Evet” diyor.

“Son bazlamayı ver” diyor.

Nenem de “Ben bazlamayı veremem. Bazlama Xalo’nundur” diyor.

Kır atlı gidiyor ve naxirci’nın eşini görüyor. (Naxirci: İnekleri yayan kişi) “Kocan nerede” diyor. “Naxirda” diyor. Oxê gil’ı kadına veriyor (Oxê Gil: Kil Toprak). “Sağol” diyor kadın. “Ekmek yaptın mı” diyor. “He” diyor, “Komşu biraz un verdi. Ekmek yaptım” diyor. “Son bazlamayı bana ver” diyor. Kadın bazlamayı veriyor. “Bir tas ayran da var. Komşu getirdi. Vereyim, onu da için” diyor. Onu da içiyor. Xizir kadına şöyle diyor: “Çadırın 7 tane ola. Varlığın bol ola” ve gidiyor.

Sonra Xalo dedem eve geliyor ve neneme soruyor: “Ne oldu, geldi mi” diyor. “Geldi” diyor. “Ne yaptın” diyor. “Gil getirdi, ben almadım. Gil’ı ne yapacağız” diyor. Dedem, “Ne istedi” diyor. Nenem, “Bazlama istedi. Son bazlamaydı. Vermedim, sana bıraktım” diyor. “Xwode ta kor ka” (Allah seni kör ede) diyor.

Ve netekim kör oluyor.

 

Ve hastalık halen bizim soyda var. İki halam, amcamın kızı ve bizde de göz rahatsızlığı var. Bunu şimdi araştırıyorlar. Doktor bana şöyle dedi: “Sizin rahatsızlığınız erkeklerde bulunur. Nasıl sizde olmuş.” Retina tabakasının arkası, beyinle göz arasında. Göz 0,50. Ama görme gitgide eksiliyor.

Sonra o naxirci’nın 7 oğlu oluyor. Üç tanesi ikizdir. Maddi durumu da düzeliyor. O da aynı bizim Rîvon’da bizim obadandı.(7)

 

Husna Nenem ve Gökkuşağı

Ben nenemin adıyım. Husna Olke derlerdi. Husna nenem de ermişti. Hastalıklarla da ilgileniyordu. Yarası olan, hastalığı olanı neneme getirirdi. Nenem öldüğünde Mülk’te iki tane hoca getiriyorlar. (Mülk komşu bir Türk köyüdür, FB) Cenazesini yıkadıkları zaman suyu döktükçe su gökkuşağı gibi oluyormuş. Eskiden cenazeyi tahtanın üstüne koyar, elden götürürlerdi. Götürdüklerinde gökkuşağı da cenazenin üzerinde kalmış. Mezara koyduklarında gökkuşağı da nenemle beraber mezara giriyor. Orada şok oluyorlar. “Nasıl böyle bir şey olur” diyorlar.

Husne nenemin kızkardeşi Xono Olke var. Onun mezarının üstünde de her Perşembe gecesi bir nur yanıyor. Mezar askeriyenin karşısında. Askerler nura bakmaya gidiyorlar. Askerler yaklaşınca nur mezarın içine giriyor. Husna ve Xonê Silo’nın yani Rîvon’daki Gundî Sile’yi kuran kişinin bacılarıdır.(8)

 

Hasanî Molê Momudî Zorba ile Köydeki Alevilik Üzerine Kısa Söyleşi(9)

 

Zorbon‘daki Aleviliği konuşalım… Zorbon‘da Weyîs Efendî Ziyareti var. Ziyareti biraz anlatabilir misin?

Weyîs Efendî bizim mürşidimizdi. Zorbon‘a geldiğinde eski bir meşe ağacının yanında oturur, insanlarla orada sohbet edermiş. „Burası eski mürşidlerin konakladığı bir yerdir. Bundan sonra burası ziyaret olsun“ demiş. Kolkî Haydon ziyareti var. Şavê Îni (perşembe akşamı) Weyîs Efendî ziyaretine ateş topu fırlatıyordu. Oradan da başka ziyaretlere gidiyordu. Bizimkiler „Gel bak“ diyorlardı, ben korkup bakmıyordum.

 

Alevilik‘in aile içinde nasıl bir yeri vardı?

Büyük dedem Zorba yola çok bağlı, inancı sağlam biriymiş. „Benim can alıcım 3 gün önce gelir. Bana 3 gün müsaade verir“ demiş. Öyle de olmuş. Adıyaman Belveren‘de yaylaya gidiyorlar. Dedem, „Benim can alıcım geldi. 3 gün sonra öleceğim“ demiş. O dönem bizim bazı köylüler cenaze töreni için Türk hocaları getirirdi. Dedem, „Cenazeme bizden birini getirin. Türk hocası getirmeyin“ demiş. 3 gün sonra dedem hakka gidiyor ve orada toprağa veriyorlar. Bazıları, „Mezarın üzerinde ateş yanıyor“ derdi.

 

Ateş yanması olayı bizde de anlatılır. Bizim köye ekmek getiren kişi Ewirli köyündendi ve Türk‘tü. Sabah güneş doğmadan ekmek getiriyordu. Amcamın oğluna, „Elif Ana‘nın mezarının yanında hep bir ateş yanıyor“ demiş. Amcamın oğlu da gülmüş ve „Belki üşüyorlar, ondan ateş yakıyorlar“ demiş. Adam anlamamış. 40‘ların bazen buluştuğu ve ateş yaktıkları inancı Alevilik‘te var ve birçok yerde bu sözleri duyarız. Dedenin mezarını seçmeleri güzel bir durum.

Bir de ailenin silsilesini sorayım. Kaç babanı biliyorsun?

En büyüğümüzden bana silsile şöyle: Toşo, Îwe Toşe, Zorbe Îwe, Îromî Zorba, Momûde Îromî Zorba ve ben Hasanî Momûdî Îromî Zorba.

 

Alî Mamî Bayramî Qize Anlatıyor

Alî Mamî Bayramî Qize (Ali Kaşıkkırmaz) Rîvon’un Gundî Horik mezrasından. Rîvon’daki Aleviliğe ilişkin şu önemli bilgileri paylaştı:

 

* Bizim ailede derviş değil de nenemin kardeşi çok inançlı biriymiş. Woqosî Mamike derler. Sakalına bıçak vurmamış. Onlar Gundî Kare‘liydi.

* Bir de inanca ilişkin enteresan olan qotik yani cin-peri konusu… Nenem anlatırdı… Bir yerde qotik gördüklerinde tenekeyle kovalar, tütsü yakarlarmış.  Bir de nuska yapıyorlarmış.

* Saydî Waqos vardı. Ne zaman yağmur yağacak bilirmiş. Söyledikleri çıkarmış. Bir de insanlar kokusu güzel diye banîştok ve kivizon ağaçlarını yakarmış. Saydî Waqos odun yanarken ağlarmış. „Avno rizqe zorî wana. Mawirin, maşawtînin“ (Bunlar çocuklarınız rızkı. Kesmeyin, yakmayın) diyormuş.

* Bir de raqif‘lar varmış. Raqif için bilgin diyebiliriz. Örneğin Îwe Raşe varmış. Bunlar Osmanlı‘ya karşı halkı bilinçlendiriyormuş. Köy köy gezerler, 6 ay sonra köye gelirlermiş.

* Dedeleri ve çîrokbêjleri çok dinlerdim… Örneğin dede, „Kavir kari bûye. 40 qotir jê hoyta dar“ (Taş kırılıyor, içinden 40 katır çıkıyor) demişti. Yani 40‘ları anlatıyordu. Ama çocuktuk, anlam veremiyorduk.(10)

Kaynakça

1- Ziyaretlerin listesini Rîvyon köyünden arkadaşım Sadık Bakırdağ hazırladı. Sadık’a çok teşekür ediyorum. Hizmetin Hak defterine yazıla Sadık. Ziyaretlerin detaylı anlatımlarını da Rîvyon köyünden büyüklerimize ve arkadaşlarıma sordum.

2- Rîvon köyünden Bayramî Dönişe anlattı.

3- Nusret Yavavlı anlattı. Yavavlı ile Almanya’nın Leverkusen kentinde görüştüm.

4- Karadada Ziyareti’ni Nusret Yavavlı anlattı.

5- Kunê Bê Ziyareti’ni Gundî Gurde’den Dorî Molê Mamî Çolik anlattı. Doro ile Almanya’nın Dortmund kentinde görüştüm.

6- Îrbomî Xotûne ile 2010 yılında görüştüm. Kendisi bir mektup göndererek Xalakoran köyünü ve Alevi inancını nasıl yaşadıklarını anlattı.

7- Husnê Xalatûte Gundî Çolex’ten Çolak Ağa’nın kızı. Bugün 71 yaşında olan Husna abla Londra’da yaşıyor. Kendisiyle telefon üzeri söyleşi yaptım. Köyün tarihine ilişkin önemli bilgiler aktardı. Söyleşinin tamamı Rîvyon isimli kitapta yayınlanacaktır.

8- Husnê Xalatûte anlattı.

9- Hasanî Molê Momudî Zorba ile Almanya’nın Köln kentinde görüştüm.

10- Alî Mamî Bayramî Qize ile Almanya’nın Köln kentinde görüştüm.

Continue Reading

Firaz Baran

Ocaxî Şixraşon

FİRAZ BARAN

Published

on

Şixraş nedir? (Kürdçe bilmeyenler için yazalım: X ğ olarak okunur.)

Pazarcık’ın en eski Alevi ocağıdır. Ocağın bilinen 400 yıllık bir geçmişi var. Pazarcık’ta Şixraşon isimli bir köy de vardır.

Sînamilî aşiretinin de en büyük kollarından biridir. Sadece Pazarcık’ta Şixraş koluna mensup 25 köy vardır. (Gelecek ay yeni bir kitabım çıkıyor. Kitapta Pazarcık’taki Şixraş köylerinin tam listesini bulabilirsiniz.)

Şixraşon Ocağı’nın adı beytlerde de geçer. Örneğin:

Daste gûlî minî raş a
Gûl da çinî maş ba maş a
E ki core ma bige
Ocoxe Şixraş a

Pazarcık’a İlk Geliş

Ali Donat Şixraşon Ocağı’nın bir üyesi… 60’lı yaşlarda olan Donat, ocağın Pazarcık’a ilk gelişini ve nerelerde kaldıklarını şöyle anlatıyor:

“Aile 1600’lerde Pazarcık’a geliyor. Çadır ve hoxlarda kalıyorlarmış. Kışın Çoyî Tûte’deki Xirêwa mevkiisinde iki ay kalıyorlarmış. Sonra Dowûdon köyündeki Xirêwa mevkiisine gidiyorlarmış. İlkbaharda kar eriyince de Engizek dağına gidiyorlarmış. Orada da şu yaylalarda kalıyorlarmış: Hole Haycon, Yilon e, Masîla, Goksiye, Domircixe, Yoype ve Nolê Goz. Bu durum uzun yüzyıllar böyle devam etmiş. Sonra yavaş yavaş kışın köylere, yazın yaylaya gitmeye başlamışlar. O nedenle mezarlarımız da değişik yerlerdedir. Örneğin Orice Dada’nın mezarı Damirçone Juri’da (Dowûdon’un yanındaki) bir qowun (kubbe) içindedir.”

 Mehmet Yenialtun da Şixraşon Ocağı üyesi. Mehmet benim çocukluk arkadaşım. Mehmet de bu konuda şu bilgiyi veriyor:

Ocak iki ana aileden oluşuyor: Mistawalon ve Haycon. Haycon adını mevkii isimlerinde de görüyoruz. Örneğin Çoyî Tûte’de ilk yerleştikleri Xirêwa mevkiisinde Ore Haycon var. O dönem katliamlardan kaçıp sık ormanların içinde saklanıyorlar. Dede nereye gelirse talip beraber gelir. O dedeler rahatına düşkün insanlar değillerdi. Çalışkandı. Toplumun bugüne gelmesinde onların öncülüğü ve çabaları önemli rol oynadı. Yine Alevi hukukunun devlet hukukunun üstünde olması da toplumu birarada tutan çok önemli bir temel olmuştur.”

 Şixraşon Ocağı’na Üye Olan Dada Aileleri ve Yaşadıkları Köyler?

Mehmet Yenialtun, Pazarcık ve Elbistan’da Şixraşon Ocağı’na üye bine yakın aile olduğunu, ancak hepsinin değil, bazı ailelerin yol hizmetini yaptığını anlatıyor. Mehmet bu aileleri ve yaşadıkları köyleri sayıyor:

Molê Mamadke: Oyle Mamadke ve Miste Mamadke kardeşti. Dî Mûse’ye yerleştiler. Oradaki inanç hizmetini yaptılar.

Memik: Antep’teki ormanda türbesi var. Memik bizim sülaledendir. Şixraşonların Mistawalon ailesinden. Antep’te Memik ismi çoktur. Hep o dedemizin ismidir.

Samî Dorke ve Eşi Mowûş: Aylason köyünde oturuyorlar. Hayattalar ve hizmeti sürdürüyorlar. Felç olan, eli-ayağı tutmayanlar oraya gidiyorlar.

Salwarê Dore: Esmepûr’da oturuyordu. Babamın halasıdır. Tirs da girt (korku alıyordu). Mezarı Esmepûr’da. Korkan insanlar yanına giderdi.

Oyle Mistke: Esmepûr’un Dondikon mezrasında yaşadı. Orada hakka yürüdü. Talipleri olan, cem yürüten bir ocaktı. Pirlik yaptı. Ondan sonra oğlu Topik Dada pirlik yaptı.

 Ali Donat da Elbistan’da Molê Saydî Hallêc (Dedeoğlu) ailesinin Şixraşon Ocağı’na üye olduğunu ve yüzlerce yıldır yol hizmetini yaptıklarını anlatıyor. Yine Elbistan’daki Şixraş köylerini de şöyle sıralıyor: “Qopon, Doşlix, Mîroylon, Nargala, Axcaşar, Zardakeş, Kuliye ve Malaw.”

Şixraşon Ocağı’na Dair Notlar

400 yıl az bir zaman değil. Katliamlardan kurtul, sık ormanlar içinde yabani hayvanlarla içiçe yaşa. Bu yabani yaşam içinde Alevi hukukunu tüm toplumla beraber yaşat… Gerçekten bunlar sıradan durumlar değil…

Çıkacak yeni kitabımda ocağımızın aile ağacını yayınlayacağız. Yine yol hizmeti yapan dada ve anaların mezarları nerede? Atê Mowûş, Oyle Oric, Dorke Êlî, Oyle Mistke, Doxane Hemad, Olî Dada ve diğer yol erenlerini de anlatacağız…

Continue Reading

Firaz Baran

Dêrsim’li Derviş’in Getirdiği Hüzün: Sîso Amca ile Söyleşi – 2

FİRAZ BARAN

Published

on

Sîso Amca, eskiden dervişler de vardı. Evlenmezler, köy köy dolaşırlardı. Dervişlerden kimleri gördün, seni kim etkiledi?

Toplu halde dolaşanlar da vardı, köylerde kalanlar da… Örneğin Husênî Dinik bizim köyde kalıyordu. Dersimliydi. 1938 katliamı sonrası bizim köye gelmişti. Anlattıkları herkesi büyük bir hüzne sürüklemiş. Derviş Husên jandarmanın başını görse deli oluyordu. Küfrediyordu. Annemin amcası muhtardı. Ölse onların evinde yatmıyordu. “Husên bir akşam da bizde yat” dediklerinde şöyle diyordu: “Sizin yataklarınızda Türklerin kokusu geliyor.” Muhtar olduğu için bazen askerler onlara geliyordu.

Husên uzun sakallıydı. Altın gibi bir insandı. Hergün banyo ederdi. Sakalları parlardı.

* Xidir Baba vardı.
Engizek’te Sarasot yaylasında dünyasını değiştirdi. Ermiş bir insandı. Bizim köyde kalıyordu. Mezarı yayladadır. Onun mezarı da ziyaret edilir. Mezarın üstünde yemek yapıp yenir, para bırakılır ihtiyaç sahipleri alsın diye. Xidir Baba da çocukken Dêrsim’den gelmiş. Yaklaşık 50 yıl önce hakka gitti.

* Yine Hasan Baba vardı.
Bizim köyde 20 sene kaldı. Pehlivan diyorlardı. Sonra kayboldu. Herkes onun hakkında bir şey söyledi. “Öldü” diyen oldu, “Memleketi Malatya’ya gitti” diyen oldu, “Ajanmış, görevini yaptı gitti” diyen de…

Derviş Bir Kadın: Nozê

Sîso Amca, sizin köylü (Gonîg) Çopo’yu merak ediyorum. Beyaz atı, birlikte dolaştığı dervişlerden çok söz ederler. Hapiste kalıyor. Biraz anlatır mısın?
(Sîso Amca, eşi Siltê Teyze’nin daha iyi tanıdığını söylüyor ve Siltê Teyze anlatıyor)
Çopo evliydi. Karısının ismi Basê’ydi. Basê ölüyor. Bir oğlu ve bir kızı vardı. Çopo o dönem bir kadınla kaçtı. Yaylada Înê Qijikon’a götürdü. Bu yayla Engizek’te Bêbage mevkiisindedir, Carîdon’a yakındır. Kızın ailesi Çopo’yu mahkemeye verdi.

Hapise girdi. Orada çok düşünüyor. Çıkınca maddi dünyayla ilişkisini kopardı. Tapo Ağa’nın oğluydu. Malını mülkünü bırakıp dervişlerin, ermişlerin peşinden gitti. Dervişlerle dolaşırdı. Bazen 20 kişi oluyorlardı.

Nozê adında bir kadın derviş de vardı.

Çopo ile Nozê hep yaylada dolaşırlardı. Akrabaları hepsi yaylada olmasına rağmen Çopo onların çadırlarına gitmezdi. Bir ağacın altında kalırlardı. Nozê ile bir ateş yakar etrafında otururlardı. Millet ya bir yemek götürür, ya götürmezdi. Nozê Tawkaylon köyündendi. Îmî Bayrike gilin ailesindendi. Onlar yoldaştı. Ama millet inanmıyordu. “Nasıl bir şey yok” diyorlardı. Devamlı yanyanalardı. Önce Çopo, sonra Nozê öldü. Çopo’nun mezarı Kirni köyünde, Hemî Toze’nin mezarının yanındadır. Çopo öldüğünde yaşlıydı. Çopo’nun beyaz bir atı vardı. Çok güzel ve yiğit bir attı. Ayaklarını havaya kaldırırdı. Ben çocukken, Çopo benim şimdiki yaşımdaydı. (Siltê Teyze 70’in üzerinde, FB)

Çopo, hep dervişlerle dolaştığı için kızının bir derviş veya ocak ailesine gelin gitmesini istiyordu. Kızı Xacê’yi Olî Qute’nin yeğeniyle evlendirdi. Xacê şimdi Çigîl köyünde yaşıyor.

Olî Qute: Bize Tapmayın

Olî Qute ile hiç konuştunuz mu? Örneğin Alevilik üzerine ne derdi?

Sîso Amca: Bir oğlağımız vardı. “Bunu kurban ederiz” diyorduk. Ya bir ziyarette, ya da bir ocakta. Tam o günlerde Olî Qute yaylada bizim eve geldi ve 12 gün bizde kaldı. Olî Qute ilk geldiğinde oğlağı tarif etti ve “Siz kurban etmeyi düşünüyorsunuz” dedi. Tarifi doğruydu, donduk kaldık. Sonra onun için o zaman kurban ettik.

Olî Qute, kısa boylu ve sakallıydı. Karıncalara basmazdı. Bitleri başkasına gitmezdi. Hep onun üstündelerdi. “Onlar benim kuzularım, onlara karışmayın” derdi. Hiç unutmam… Olî Qute, “Yavrum bize tapmayın” diyordu. “Bizim de anamız babamız var. Sizinle bizim farkımız şudur: Siz Xwode’nin yoluna dolanarak gidiyorsunuz, biz direk gidiyoruz. Bize tapmayın. Ağacın dibinde çıkmadık.” Kürdçe konuşurdu. Bir kelime Türkçe bilmezdi.

Olî Qute ile Hemî Toze anlaşamıyorlardı. Hole Cunon’da (Engizek’te Gonîg köyüne ait bir yayla. FB) bir defa karşılaştılar. Birbirine laf attılar.

Kavrî Heme

Söz açılmışken biraz da Hemî Toze’yi konuşalım…
Siltê Teyze Anlatıyor:

Kavrî Heme dediğimiz büyük bir kaya var. 4 katlı bir bina kadar büyüktür. Zayvê Qêdî mevkiisindedir. Bu kaya yerinden oynuyor ve bir dereye kadar yuvarlanıyor. Heme Tozi o tarafa geldiği zaman hep o kayanın üzerinde dururdu. O nedenle kaya onun adıyla anılıyor. Annem anlatmıştı. “Bir defa Nolê Bulxur’dayız. Koyunları sağacağımız zaman bir baktık ki bir haftor Kavrî Heme’nin altında.” Haftorlar gündüz kör olurmuş, gece ise gözleri lüküs lambası gibiymiş. Gözlerini lüküs gibi açıp millete havlıyor. Bir adam bir atı kovar gibi “diah diah” diyor ve haftor gidiyor. Kavrî Heme ve Ovê Dew’in toprağını asum yapardık. Toprağı öyle de yerdik. Çok da güzeldi.

Siltê Teyze, bilmeyenler için Ovê Dew’i de anlatır mısın?
Engizek’tedir. Bir pınardır. Suyu yer altında çıktığında ayran gibi görünür. Adı o nedenle Ovê Dew. Yaylaya giden her köy orada konaklar ve bir gece orada kalır. Adağını adar, dileğini tutar, sonra kendi yaylasına giderler. Orası bizim bir ziyaretimizdir. Onun suyu üstüne yemin içilir.

Sizin köyde de bir osum ocağı vardı. Sanırım Çigîl köyünden gelmişler…
Evet. Molê Cilik e’dir. Çigîl köyünden bizim köye yerleştiler. Osum yapıyorlar. Cilo’nun adı Mamo’ydu. Lakap olarak Cilo diyorlardı. Bir eve yılan girşim. Gelmiş osum yapmış. Yılan şap diye yere düşmüş. Şimdi ocağa Mommo bakıyor.

Sîso Amca, çok dede ve derviş gördün. Müsahibin vardı. Cemlere katıldın. Geçmişe dönüp baktığında yanlış gördüğün durumlar da oldu mu?

Alevilik yolu kıldan ince, kılıçtan keskindir. Ama yapana. Bugün ne dede kaldı, ne itikat, ne de eski cemler… (Sert bir eleştiri olabilir. Ama 80’ine yaklaşan bir amcanın sözlerini silemezdim. FB)

Dedeler de bazı hatalar yaptılar. Unutmadığım bir olayı anlatayım… Birgün Hüseyin Doğan’ın oğlu Hayri bizim eve geldi. Milon köyüne gitmek istedi. Götürdüm. Gittiğimiz evin beş çocuğu vardı. Oturduk, konuştular. Sonra gideceğimiz zaman ev sahibi keçilerini dışarı çıkarttı. Beş tane keçi… “Dede, hangisini götürüyorsan götür” dedi. Hayri tuttu, içinde memeleri en iri olan keçiyi seçti, “Şunu götüreceğim” dedi. Şimdiki aklım olsa bırakmazdım. Adam dağın başında yaşıyor. 5 çocuk, iki de kendileri 7 nüfus. Tu Xwedê natirse? 5 tane çocuktan korkmuyor musun? Millet o zaman sesini çıkarmıyordu. Korkuyordu. “Bize beddua yapar” diyordu.

Güzel bir sohbet oldu. İkinize de çok teşekür ederiz.
Biz teşekür ederiz. Xizir mino havole wa biwi.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI