Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

‘73’üncü Ferman’ın temelini 1975’te Baas rejimi zihniyeti attı’

AleviNet

Published

on

1975’te Baas rejimi tarafından Şengal Dağı’ndaki yerleşim yerlerinden ovada oluşturulan micemaalara göç ettirilen Êzidîler, DAİŞ saldırısında büyük kayıplar verdi. Kurtulanlar ise eski korunaklı köylerine ulaşabilenler oldu. Êzidîler, “73’üncü ferman temelini Baas rejiminin zihniyetinden alıyor” diyor.

1975 yılında Irak ile İran arasında imzalanan Cezayir Anlaşması’na rağmen savaş durmadı. Molla Mustafa Barzani öncülüğündeki Kürt isyanı ABD’nin de elini çekmesi ile büyük bir yenilgiye uğramıştı. Saddam Hüseyin’in diktatörlüğündeki Irak devleti, Êzidîlerin Kürt isyanına destek verdiği savıyla Şengal Dağı’na yöneldi ve Êzidîleri dağdan uzaklaştırdı.
ŞENGAL DAĞININ KUZEY VE GÜNEYİNDEKİ MİCEMAALAR
Şengal Dağı’nın dibinde veya üzerindeki köylerde yaşayan Êzidîler, dağın kuzey ve güneyinde yer alan ovadaki micemaalara (toplu yerleşim alanları) sürüldü. Bu politika sonucunda Şengal Dağı’nın kuzeyinde Xanesor, Sînûnê, Borik, Dihola, Digurê, Zorava micemaları oluşturuldu. Dağın güneyinde ise Til Êzir, Til Benat, Til Qesap, Sîba Şêx Xidir ve Girzêrik micemaaları oluşturuldu.
1975 yılındaki köy boşaltmalarına göre Şêrka, Hecî Ûso, Kîno, Kuşna, Kersê, Helîqê, Cefriyê, Kerkê köyleri Xanesor micemaasına; Kolka, Sîmê Hêstir, Genê, Usîfa, Eldîna, Milêk, Dêraf ve Barava köyleri Borik micemaasına; Baxelêf, Bekira, Ûsif, Berana, Zêrwa köyleri Zorava micemaasina taşındı. Yine Zorava micemaasına yerleştirilen köylerdeki insanlar Herdan köyüne de yerleştirildi. Barê, Adîka, Emera, Behrava, Ûsiva köylerinin bir kısmı Digurê micemaasina; Adîka, Ûsiva, Emera, Pîr Mecdîn köyünün bir kısmı Duhola micemaasina; Bekira, Ûsiva, Pîr Mecdîn, Emera köyünün bir kısmı da Gohbel micemaasina taşındı.
Şengal Dağı’nın güneyindeki micemaalar ise şu şekilde oluşturuldu. Kiçûka, Qerranî, Diloxan, Til Etat köyleri Til Benat micemaasına; Kora Evdo, Xana Şehwanî, Kerranî, Acmê, Baxelêf köyleri Til Qesap micemaasına; Wardiya, Cidalê, Heyalê, Kersê, Êzir, Xerbatê Qawala köyleri Til Êzir micemmaasına, Sikêniyê ve Heyalê köyleri ise Sîba Şêx Xidir micemaasina taşındı. Kimi köylerdeki Êzidîler 2-3 micemaaya dağıtıldı.
MİCEMAALAR İLE ÊZİDÎLER ARAP KÖYLERİNE YAKINLAŞTIRILDI
Şengal Dağı’nın kuzey ve güneyinden geçen ve dağı çevreleyen ana yolun ova tarafına kurulan bu  micemaalar, askeri olarak daha kolay kontrol edilebilirken bu politika ile aynı zamanda Êzidîler Arap köylerine yakınlaştırılmış oldu. Bu politikaya göre Şengal Dağı’nın kuzeyinde oluşturulan Xanesor, Sînûnê, Digurê, Dihola, Gohbel ve Zorava micemaaları; Ummul Xubarî, Naîm, Ramo, Bizona, Şehlan, Esriya, Mişefra, Bîr Qasim, Hesawik, Bircêrî adlı Arap köylerine yakınlaştırıldı. Yine dağın güney tarafındaki Til Benat, Til Qesap, Til Êzir, Sîba Şex Xidir ise Medîban, Macrês, Baac, Bilêc, Xilo, Xenisî, Kunrovî, Qapûsî gibi Arap köylerine yakınlaştırılmış oldu.
Söz konusu uygulama ile amaçlanan, 39 yıl sonra meydana gelen 73’üncü fermanda etkisini gösterdi. DAİŞ katliamında en fazla kayıp dağın güneyinde yer alan micemaalarda meydana geldi. Özellikle katliamda bin 700 nüfusluk Koço köyünün bilindiği kadarı ile bin 250 ferdi katledilirken hala yüzlercesinin de akıbeti hakkında herhangi bir bilgi yok. Buradaki Êzidîler, komşu oldukları Arap aşiretlerden Mitewta ve Xatûnîlerin DAİŞ ile beraber hareket ettiğini ve katliama katıldıklarını belirtiyor.
FERMANDA GÖÇ ÖNCESİ YERLEŞİM YERLERİ SIĞINAK OLDU
3 Ağustos 2014 fermanında DAİŞ’in eline geçen yerleşim yerlerinden, 1975 yılı öncesi yerleşim yerlerine ulaşabilmeyi başaran Êzidîler hayatta kaldı. Pîra Ewra kubbesinin bulunduğu Zêrwa köyü, Şerfeddîn kubbesinin bulunduğu Ûsiva, Dêrav, Bekira; Şebil Qasim kubbesinin bulunduğu Kersê; Pîra Fatê kubbesinin bulunduğu Cefriyê köyünde günlerce açlık ve susuzluğa rağmen Êzidîler kurtulmayı başardı. Yine dağın güney kesiminden Şengal Dağı’na doğru yol alan Êzidîler, eski köyleri olan Qizilkent, Zomanî, Xirabsorik, Gundê Çêlî köylerinde günlerce direndi. Dağın en yüksek yeri olan ve Çilmêra kubbesinin bulunduğu alanda Êzidîler için kurtuluş bölgelerinden biri oldu. Kersê, Kolka, Sîmê Hestir ve Milik köylerine ulaşmayı başaran ve Serdeşt kampı olarak bilinen alana yerleşen Êzidîler de hala tüm zorluklara rağmen güven içinde yaşıyor.
‘GÖÇ POLİTİKASININ AMACI ÊZİDÎLERİ ARAP KISKACINA ALMAKTI’
Êzidî gazeteci Argeş Şengalî, 1975 yılındaki köy boşaltmalarıyla Sünnî Baas rejimin Êzidîleri Arap kıskacına alarak yok etmek istediğini belirterek şunları söyledi: “Birçok saldırı ile Êzidîleri dağdan uzaklaştıramadılar fakat micemaalar ile birlikte köyleri boşaltarak bu durumu nispeten başardılar. Tüm köylerden insanları micemaalara göç ettirerek, Êzidîlere evler inşa ettiler. Herkese bir tapulu ev verdiler. Birçok aile micemaalara geçmek istemese de zorla ve helikopterlerle taşıdılar. Karşı duranların da evlerini yaktılar.”
‘73’ÜNCÜ FERMAN ZİHNİYETİ 1975 YILINDA MEVCUTTU’
Çilmêra kubbesi micewêri olan Qasim Osman Xelef Mirad ise şunları söyledi: “2014 yılında olan ferman o dönem Irak devletinin de aklında olan bir şeydi. Bu politika ile Êzidîleri dağdan uzaklaştırarak fermanlarda Êzidîlerin kendilerini korumasının önüne geçmek istediler. Ki bunun böyle olduğunu da 3 Ağustos 2014 yılındaki DAİŞ fermanında gördük. On binlerce insanımız katledildi, on binlercesi de DAİŞ’in eline esir düştü. 73’üncü ferman temelini bu zihniyetten alıyor.”
‘ÊZİDÎLERİN IRAK’TA RESMİ MÜLKLERİ YOK’
Bir diğer Êzidî gazeteci Îbrahim Êzidî de 1975 yılında uygulanan göç ettirme politikasının Êzidî düşmanlığından kaynaklandığını ifade ederek, Êzidîlerin Irak devletindeki statülerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Dağda fermanlara karşı direnen ve kendini yok etmekten kurtarmaya çalışan Êzidîlerin aslında Irak devletince hiçbir zaman tanınmadığını da biliyoruz. Êzidîlerin ne 1975 öncesi ne de sonrasında yerleşim yerleri ve topraklarının resmi olarak tapusu yok. Sadece micemaalara sürülen Êzidî ailelerin bir ev tapusu dışında – çoğunda bu da yok- resmi bir mülkleri yok.”
MA / Selami Aslan
Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Dünya 5G ile tanıştı onlar 1G’ye hasret

AleviNet

Published

on

Dünya’da 5G teknolojisi yaygınlaşırken Sivas’a bağlı Gazi köyü internet ile hiç tanışmadı. Şehir merkezine 40 kilo metre mesafede ki köyde üç GSM firmasından sadece birinin sinyali ulaşıyor. Köy sakinleri, yetersiz sinyalden istifade edebilmek için sinyalin en güçlü yakalandığı köy camisinin minaresine çıkıyor. Minarede sadece görüşme yapabilen köy sakinleri internete ise bağlanamıyor. Minarede çıkıp cep telefonu görüşmesi yapmak isteyenler bazen minare önünde sıra beklemek zorunda kalıyor. Köy sakinleri GSM firmalarına seslenerek, köy halkı olarak herkesin köylerinde baz istasyonu kuracak ilk firmanın hatlarını alıp kullanacakları sözünü verdiler. Köyde internet ve cep telefonları çekmediği için sürekli köyde yaşayan çok sayıda kişinin cep telefonu ve bilgisayarı bulunmuyor.

Muhtar: “Mağduruz”
Köy Muhtarı Osman Yıldırım, köylerinde internet ve cep telefonu çekmediği için mağduriyetler yaşadıklarını belirterek, “Köyümüze gelen memurlar mağdur oluyor. Gelen maillerini okuyamadıkları, devletin onlardan istedikleri bilgileri internete giremedikleri için burada görev yapmak istemiyorlar. Bizim acil bir ihtiyacımız olsa, sabit telefonlardan uzaktaysak o ihtiyacımızı gideremiyoruz. Tarlaya, araziye çıktığımızda dünya ile olan iletişimimiz kesiliyor. GSM firmalarından biri köyümüzde baz istasyonu kurarsa, yaklaşık 800 nüfusumuz var, hepimiz o firmanın hatlarından alacağız” dedi.

Minare önünde sıra oluşuyor
Köy sakinleri ise yaptıkları açıklamada, “Dışarıdan köye gelen misafirlerimiz veya köy dışında yaşayan köylülerimiz daha büyük sıkıntı yaşıyor. İşleri aksadığı için köyde fazla kalmak istemiyorlar. Çocuklarımız ödevlerini araştıramıyor. Cep telefonu ile görüşme yapabilmek için yüksek tepelere veya minareye çıkmak zorunda kalıyoruz. Gençler çıkıyor ama yaşlılar zorluk yaşıyor. Dünya 5G’ye geçti. Biz 1G’yi bile bulamıyoruz” dediler.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Maganda kurşunuyla hayatını kaybeden minik Selin’in organları 6 çocuğa umut oldu

AleviNet

Published

on

Balıkesir’e tatile giden aile, eğlenmek için gittiği mekan da büyük bir şok yaşadı. Bir mekan da eğlenen çift bir anda silah sesleri yükselmesiyle korku doldu anlar yaşadı. Saniyeler önce babasıyla oynayan Selin kurşunların hedefi oldu. Hastanede minik kız 6 günlük süren yaşam savaşını kaybetti. İstanbul’da yaşayan acılı anne Sinem Cebeci, minik kızının odasında İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

“Çok neşe dolu ve merhametliydi”
6 gün hastanede kaldıklarını ve kızının çok direndiğini anlatan anne Sinem Cebeci, “6 gün biz hastanedeydik, çok direndi. Derman arayamadık. Elimiz kolumuz bağlı bekledik. O kadar saat bir umut bekledik. Onca insan bizimle dua etti. Selin yaşının çocuğu değildi. Her konu hakkında bir fikri vardı. Çok neşe dolu ve merhametliydi. Giyinmeyi, gezmeyi ve dolaşmayı çok seven bir çocuktu. Benim çocuğum hiç yoktan gitti. Doktorlar da bizimle birlikte her gün ağladılar. Hiç tanımadığım bir kadın diz çöktü önümde ve ‘Biz de acı çekiyoruz’ dedi” şeklinde konuştu.

“Ben bağış yapmak istiyorum”
Minik Selin’in 3 ay önce izlediği bir haberden etkilenerek organ bağışı yapmak istediğini anlatan anne “Bize ‘Organ bağışı için vaktiniz var, bir dinlenin düşünün’ dediler. Daha sonra zaman kısaldı. Kalp zorlanmaya başladı, organlar zarar görecek ve bir an önce karar vermeniz lazım. 3 ay önce Selin’in ‘bağış yapmak istiyorum’ sözleri aklımıza geldi ve biz de organları bağışladık” dedi.

“Benim canımdan can şu anda yaşıyor”
Başka ailelerin çocuklarına ışık olduklarını anlatan Sinem Cebeci, “Biz o gün acımızı bıraktık, umut aramadığımız için kızımın organları o kadar çocuğa can oldu. Bir anda onları düşünmeye başladık. Işık oldunuz ve evlerine ışık yaktınız dediler. İnşallah şifa bulurlar. ‘İnsanlar daha küçük çocuk nasıl bağış yaptınız’ dedi. Toprak olacağını düşününce, bunu söylemek benim için çok acı ama orada çürüyüp gitmesindense birilerine umut olması gerektiğini düşünüyorum. Benim canımdan can şu anda yaşıyor aslında. Oraya götürüp bıraktığınız da birine umut olmayacak. İnsanların böyle bakması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Ölümlerin ve cinayetlerin yüzde 70’i son dönem de pompalı tüfekle oluyormuş”
Ölümlerin ve cinayetlerin yüzde 70’i son dönem de pompalı tüfekle olduğunu vurgulayan anne Cebeci, “Bu silah olayı düşündürüyor. İlk gün bunu sorgulayacak durumda değiliz ama birkaç gün sonra diyoruz ki pompalı tüfek yani. Bana göre ulaşılması zor bir silah gibi geliyor. İnsanlar dedi ki bunu temin etmek çok kolay. İnternete girince bulunabiliyor, adrese teslim ederek gönderiyorlar. Normal silah almak çok zormuş ama o pompalı tüfekler kolay satılabiliyormuş. Şunu öğrendik ki bu ölümlerin ve cinayetlerin yüzde 70’i son dönem de pompalı tüfekle oluyormuş. Bana göre buna bir düzenleme getirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Ne oyuncaklarına ne elbisesine bakamadık”
Kızının organlarının başkalarına şifa olmasını söyleyen baba Serkan Cebeci ise şunları söyledi:
“Biz meleğimizi kaybettik. Onun organları başkalarına şifa oldu. Pompalı tüfekle ilgili meclisin ya da hükumetin bir önergesi midir? Bu şekilde bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Pompalı tüfek internette satılması çok saçma bir şey. Acımız taze ama düşüncemiz kıyafetlerini çocuk esirgeme kurumuna bağışlamayı düşünüyoruz. Ne oyuncaklarına ne elbisesine bakamadık”

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Alevilerden Kayyum protestoları: konsolosluklara siyah çelenk

AleviNet

Published

on

HDP’li Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyımlara tepkiler giderek büyüyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), kayyımları protesto etmek için Avrupa’nın bir çok kentinde  Türk Konsoloslukları önüne siyah çelenk bıraktı.

LONDRA

İngiltere’nin başkenti Londra’da Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Londra Türkiye Büyükelçiliği’ne siyah çelenk bıraktı. Burada yapılan basın açıklamasını BAF yönetiminden Dilek İncedal ve Hasan Bölücek okudu.

AKP hükumetinin iktidara geldiği günden bu yana ülke üzerine kabus gibi çöktüğü belirtilen açıklamada, AKP’nin Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarını görevden alması ve kendi kadrolarını kayyım olarak atamasının kabul edilemez olduğuna dikkat çekildi.

DÜSSELDORF

Almanya’nın Düsseldorf kentinde de Türk Konsolosluğuna siyah çelenk bırakıldı. Eyleme AABK Genel Başkanı Hüseyin Mat’ın yanında AABF yöneticileri ve üyeleri katıldı.

Ortak açıklamayı AABF yöneticisi Mesut Kabakçı okudu. Açıklamada, “Bu farkındalıkla sadece Alevilerin talepleri söz konusu olduğunda değil, ülkemizdeki toplumsal mücadele noktasında her zaman sokağa çıkarak sesimizi yükselttik. Yüzyıllardır sahip olduğumuz mazlumdan, demokrasiden ve halkların kardeşliğinden yana olan duruşumuz nedeniyle bu haksız kararlar karşısında da sessiz kalmayacağımızı kamuoyuna duyururuz. Ülkemizde din, dil, renk, milliyet ayrımı olmadan kardeşçe barış içinde yaşamak mümkün. Tüm demokrasi güçleriyle el ele vererek, tek adam rejiminin baskıları karşısında asla boyun eğmeyeceğiz.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın ardından Düsseldorf Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı. Burada bir konuşma yapan AABK Genel Başkanı Mat, kimseden korkularının olmadığını belirterek, Alevilerin tarihi boyunca mazlumun yanında olduğunu belirtti, Kürt halkına yapılan her türlü haksızlığın Alevilere de yapıldığını kaydetti. Açıklamanın ardından , bir vatandaş yaklaşarak, “boş işlerle uğraşıyorsunuz” deyince kısa bir gerginlik yaşandı.

MÜNİH

Münih’te yaşayan Aleviler, kayyum işgalini Türk konsolosluğunun önünde protesto etti.

Avrupa Alevi Birlikler Konfederasyonu’nun (AABK) kayyum işgaline ilişkin Türk konsolosluklarına siyah çelenk bırakma çağrısı üzerine, Münih Türk Konsolosluğu önünde eylem yapıldı.

Münih Alevi Derneği’nin öncülüğünde düzenlenen eylemde, AKP-MHP faşizmi protesto edildi. Ortak mücadelenin önemine dikkat çekilen eylemde, “Baskılara direneceğiz” mesajı verildi.

Eylemde sık sık “Direne direne kazanacağız”, “Diktatör Erdoğan” sloganları atıldı. Eylemin sonunda konsolosluk binasının önüne siyah çelenk bırakıldı.

MARSİLYA

Öğle vakti konsolosluk önünde bir araya gelen AKM üyeleri, “Katil Erdoğan” ve “Diktatör Erdoğan”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarını attı.

Basın açıklamasında demokrasi savunucularına Erdoğan rejimine karşı birleşme çağrısı yapıldı. Eylemciler basın açıklaması ardından kapıya siyah çelenk bıraktı.

Ayrıca Cumartesi günü saat 18:00’de Canabiere meydanında yapılacak yürüyüşe de katılım çağrısı yapıldı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI