Connect with us

.

Haberler

MARAŞ KATLİAMI; Gıjık Dede ve Guro 

Avatar

Published

on

Maraş’ı KAHRAMAN yapan da bir Alevi/Kürt olan Karayılandır. Karayılan, işgalcilere karşı kahramanca savaşıp askeri güçler olmadan Maraş’I kahraman ve Antep’i GAZİ yaptı. Ama bu sıfatları kentlerimize verirken dahi asimilasyonu amaçlayan ırkçı güçler KAHRAMAN MARAŞ’ı KANLI MARAŞ yaptılar… Fransız kurşunuyla yaralandığında; “Vurun Antepliler namus günüdür!” kaçmayın diyen halk kahramanı KARAYILAN da Maraş Pazarcık’lı bir Alevi Kürt’tür. Karayılan gibi bir halk kahramanını unutturup katmerli asimilasyonu pekiştirme çabası ırkçı, faşistlere yetmedi ki Maraş’ı kanlı Maraş’a çevirdiler.

Maraş katliamı insanlığa karşı işlenmiş suçtur. Bu suçun bir numaralı sanığı devlettir. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyası egemen inkarcı zihniyet tarafından oluşturulan katliam psikolojisi ile yoğrulmuştur. Bu öyle bir psikolojidir ki genetiği nesilden nesile devam eder. Hiçbir ilaç ruhta, bilinçte ve kişilikte oluşan derin yaranın tedavisini sağlayamaz. Tedavinin bir tek ilacı vardır. İnsanlaşmak!… İnsanlaşma olgusu sadece biyolojik bir vaka değildir. İnsanlaşmak hakikate giden ışığın farkına varmaktır. İnsanlaşmak, zalimi ve zulmü tanımaktır. İnsanlaşmak, zalimin ve zulmün karşısında tavır almak, korkunun yarattığı kirli atmosferi yaşam, insan, hak ve hakikat sevgisinin ışığıyla aydınlatmaktır.

Biz mazlumlar zalimleri de “İnsan” sanarız. Oysa insan olmak için biyolojik varlık yetmez. Biyolojik varlık sadece cisimdir. Cisme anlam veren, duygu, düşünce ve eylemdir. Eşitlik ve adalet için duygusu, düşüncesi, eylemi olmayan kişileri insandan saymak yaşamın kutsallığına yapılacak en büyük hakarettir.

Bu anlamda zalimlerin bir tek eylemi vardır, o da zulümdür. Rönesans ışığının öncülerinden, Roma Katolik Kilisesinin Engzisyon mahkemesi tarafından yakılarak katledilen rahip Giordano Bruno der ki “Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.” Maraş katliamı “Tanrıyı kullanan” canilerin “Tanrı adına” yaptıkları bir katliamdır. Maraş katliamcılarının dini zulmün, inkarın, katliamın dinidir. Maraş katliamında Hak için Hakka yürümüş sayısız insanımız var. Ama bunlardan ikisi düşüncesi, duygusu ve eylemiyle biraz daha farklı ve anlamlıdır. Biri Gıjık Dede (Sabri Özkan.) Diğeri ise Guro (Mehmet Kocamaz)dır.

Gıjık Dede Hacı Kureyş/Kureyşan Ocağı Pirlerinden bir Ocakzadedir. Pir Gıjık Dede 3 Nisan 1978’de katledilir. Bilindiği gibi Maraş katliamı planı tarihi geçmişi olan kirli bir plandır. Asıl plan Gıjık Dede’nin Hakka uğurlanması sırasında uygulamaya konulacaktır ama bundan vazgeçilir. Ve büyük katliam 19/26 Aralık 1978 tarihine ertelenir. Gıjık Dede bir gün mahalle kahvesinde oturmaktadır. “Ülkücü” faşistlerin bir arabayla geldiklerini görür ve kapıya çıkar. Faşistlerin amacı kahvehanenin içine girmek ve oturanları yaylım ateşine tutmak, toplu katliam yapmaktır. Gıjık Dede ellerini kapının iki yanına koyar ve adeta “Beni öldürmeden buaraya giremezsiniz!” diyen bir görüntü verir. Katiller gıjık Dede’nin bedenine 12 el ateş ederler ve Gıjık Dede Hakka Yürür. İçerdekiler Gıjık Dede’nin bu destansı fedakarlığı sayesinde bir dahaki katliama kadar kurtulmuştur! Gıjık Dede çağımızın ermişlerinden bir ulu kişidir. Ama adı sanı bilinmez. Aşk olsun sana Gıjık Dede! Aşkı niyaz olsun! (Asıl adı Sabri Özkan, lakabı Gıjık Dede’dir. Gıjık Kürtçe bir sözcüktür. Saçları ve sakalları seyrek ve dik dik olanlara Kürtçe Gıj/Gıjık derler.)

Guro (Mehmet Kocamaz) ise ayrı bir destandır. Hani katliamdan kalan bir resim vardır. Katledilen canlar arasından yüzünde acının derin izleriyle, çömelmiş halde bir yakını arayan can! İşte bu can Guro’dur (Kürtçe Kurt demektir.) Guro’ya bir kolu engelli olduğundan “Çolak” da derler. “Guro” katliam sırasında destansı bir direniş gösterir. Siyasi bir örgütlülüğe mensup olmadığı halde silahını alır ve katliamcıların püskürtülmesinde büyük fedakarlık gösterir. 12 Eylül 1980’de TKP/ML, TİKKO üyesi olmaktan tutuklanır ve ağır işkenceler görür. Gördüğü bu işkencelerin etkisi ile 17 Aralık 1982’de Mersin Hapishanesinde Hakka Yürür.

Maraş katliamında Hakka Yürüyen canları, Gıjık Dede ve Guro ‘yu saygı ile anıyoruz. 21 aralık 2013 Cumartesi günü Maraş Mağaralı Mahallesinde Gıjık Dede, Guro ve katliamda yitirdiğimiz canlarımızı anacağız. Gıjık Dede aşkına siz de gelin!…

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

CUMARTESİ ANNELERİ: “Adalet Herkes İçindir”

AleviNet

Published

on

“Türkiye’de siyasi sorumluluk sahibi olanlar, anayasal görevlerini yerine getirmiyor. Hukuk uygulama kurumlarının işlevsizleştirilmesi sonucunda, yurttaşın hak ve özgürlükleri güvencesiz durumdadır. İnsan hakları İhlallerinin yarattığı cezasızlık kültürü ve siyasallaşan hukuk sistemi ihlallerin ve adaletsizliğin yaygınlaşmasına neden olmaktadır.

“Bu adaletsizlik ikliminde 742 haftadır “Adalet herkesi kapsamalıdır çünkü adalet herkes içindir” diyerek buluşuyoruz. Adalete erişimin imkânsızlaştığı bu topraklarda ahlaki sorumluluğumuzun gereği olarak adalet çağrımızda ısrar ediyoruz.”

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Sebla Arcan, böyle seslendi.

Eylemlerinin 742. haftasında gözaltında kaybedilen Abdulkadir Çelikbilek’e dikkat çeken Cumartesi Anneleri/İnsanları, bir kez daha Galatasaray Meydanı’nındaki eylem yasağının kaldırılmasını istedi.

İçişleri Bakanlığı’nın “yasaklaması” nedeniyle 42 haftadır Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapamayan Cumartesi Anneleri/İnsanları, bu haftaki eylemlerini de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Çukurluçeşme Sokak’ta yaptı.

Ellerinde karanfiller ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri/İnsanları’na, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Oya Ersoy ile Ahmet Şık da destek verdi.

Arcan: Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz

Eylemde ilk olarak konuşan Arcan şunları söyledi:

“742 haftadır yaşadığımız, tanık olduğumuz vahşet karşısında susmuyoruz; hakikati bilmenin sorumluluğuyla devleti yönetenlerin ve toplumun karşısına etik bir taleple çıkıyoruz; gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetleri açıklansın, kaybetme suçunun tüm aktörleri hesap versin!

“742. haftamızda ‘25 yıldır inkar edilen hakikat açıklansın, Abdulkadir Çelikbilek için adalet sağlansın!’ diyerek buluştuk.

“Uzun yıllardır sürüncemede bırakılan dava bu suç ikliminin bütün aktörlerini kapsayarak evrensel hukuka uygun bir biçimde sonuçlandırılmalı ve adalet sağlanmalıdır.”

“Uzun yıllardır sürüncemede bırakılan dava bu suç ikliminin bütün aktörlerini kapsayarak evrensel hukuka uygun bir biçimde sonuçlandırılmalı ve adalet sağlanmalıdır.

“Abdulkadir Çelikbilek ve tüm kayıplarımızla ilgili hakikat açıklanıncaya, tüm failler yargılanarak ceza adaleti sağlanıncaya kadar mücadelemizden ve 43 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma ve mücadele mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz”

Arcan’ın ardından 1995 yılında İzmir’de gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız konuştu. Yıldız şunları söyledi:

“Biz diyoruz ki ‘Alanımızda basın açıklaması yapmak istiyoruz’. Vali beye sesleniyoruz. Bu yasağını kaldır bizi polisle burada karşı karşıya getirme. Bize burada hareket eden polis, Çorlu’da yakınlarını kaybedenlere de aynı şekilde hakaret etti. Bunları insan olmaya davet ediyorum.”

Abdulkadir Çelikbilek nasıl kaybedildi?

38 yaşındaki Abdulkadir Çelikbilek Diyarbakır’da yaşıyordu. 14 Aralık 1994 tarihinde şehir merkezinde bulunan Esnaflar Kahvehanesine gitti. On dakika kadar sonra içinde dört sivil görevlinin bulunduğu beyaz bir Toros araba kahvehanenin önünde durdu. Araçtan inen silahlı iki kişi kahvehaneye girdi. Abdulkadir kahvehaneden ayrılınca onlar da çıktı ve kısa bir süre takip ettikten sonra Abdulkadir’i zorla Beyaz Torosa bindirdiler.

Olaya tanık olan kişiler durumu Çelikbilek Ailesi’ne bildirdi. Ailenin yaptığı başvurular sonuçsuz kaldı; Çelikbilek’in gözaltına alındığı inkâr edildi.

21 Aralık 1994 tarihinde Abdulkadir Çelikbilek’in ağır işkence görmüş bedeni Diyarbakır’daki Mardinkapı Mezarlığı’nın dışında bir çöp yığını içinde elleri arkadan bağlı halde bulundu.

JİTEM mensubu Abdulkadir Aygan olayın nasıl gerçekleştiğini detaylarıyla anlattı. Savcılık iddianamesinde de yer alan beyanında Aygan ‘Abdulkadir Çelikbilek’i kaçakçılık yapıyor ve örgüte finans sağlıyor suçlamasıyla Diyarbakır postanesi civarında toros arabaya bindirdik.

Olayda ben, Kemal Emlük, uzman çavuş Abdulkadir Uğur, uzman çavuş Uğur Yüksel vardı. JİTEM’e götürdük.

Buradaki sorgusunda üzerinden hiç para çıkmadı, yoksul bir adamdı, bizde de şüphe olmuştu; ama bir defa almıştık. JİTEM alınca sağ bırakmaz. Şehmuz kod adlı uzman çavuş Uğur Yüksel onu boğarak öldürdü. Beyaz Station arabanın arka kısmına Çelikbilek’in cesedi atıldı. JİTEM tim komutanı Tunay Yanardağ’da oradaydı. Ardından ceset Mardinkapı’daki Diyarbakır Mezarlığı duvarının yanına atıldı’ dedi.

Çelikbilek’in nasıl ve kimler tarafından gözaltına alındığı, işkenceyle sorgulanıp gözaltında katledildiği, suça iştirak eden JİTEM mensubu tarafından açıklanmasına rağmen bugüne kadar iç hukuktan bir sonuç alınamadı.

AİHM’e taşınan davada Mahkeme, Hükümet’in Abdulkadir Çelikbilek’in ölümüne ilişkin açıklamada bulunmadığını, polisler hakkında gerekli soruşturmaların yürütülmediğini ve dosyadaki bilgilerin AİHM’den gizlendiğini kaydetti. 3 1 Mayıs 2005 tarihinde AİHM; Hükümet’in, Abdulkadir Çelikbilek’in gözaltında ölümünden sorumlu olduğu ve yetkili makamların etkili bir soruşturma yürütmediği sonucuna vararak Türkiye’yi mahkûm etti.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 13 maktulünden biri de Abdulkadir Çelikbilek’tir. (EMK/TP)

Evrim Kepenek

bianet kadın ve LGBTİ haberleri editörü. Cumhuriyet, Birgün, Taraf, DİHA ve Jin News için çalıştı. Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergileri için yazılar yazdı. Okulun Duzi belgeselini yönetti. Hemşin kültür dergisi GOR’un yazarlarından. Yeşilden Maviye & Karadeniz’den Kadın Portreleri, Sırtında Sepeti, Medya ve Yalanlar isimli kitaplara katkı sundu. 2011 Musa Anter Gazetecilik ödülü sahibi. İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği bölümünden mezun oldu, eğitimine Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde devam etti.

Bianet

Continue Reading

Haberler

Garip Dede Dergahı’nda “Sözümüz Kutsaldır, Sözümüz Cesaretimizdir” etkinlikleri bu yazda devam ediyor

editor

Published

on

By

Garip Dede Dergahı’nda “Sözümüz Kutsaldır, Sözümüz Cesaretimizdir” adı altında yürüttüğümüz etkinlikler bu yaz da devam ediyor. Dergah Başkanı Pir Celal Fırat sosyal medya hesabından yayınladığı açıklama’da cümle canları etkinlilere davet etti.

Pir Celal Fırat’ın açıklaması şöyle: 

“Sevgide buluşarak; şiirle, nefesle, türkülerle, deyişlerle ve muhabbetle anlatmak istediklerimizi dile getireceğiz.

Sadece inançsal değil bütün ferdi ve sosyal meselelere tercüman olmak için çabalayacağız. Çünkü birlikte, ama farklılıklarımızla yaşama konusunda müşterek ve kadim bir geleneğe sahibiz.

Bu amaçla çıktığımız yolda; asimilasyona, gericiliğe ve dayatmalara karşı toplumuzun sesi olacak ve herkesi bir araya getirmek için çaba göstereceğiz.

“Sözümüz Kutsaldır, Sözümüz Cesaretimizdir” adı altında gerçekleşecek etkinliklerimizin duyuruları sosyal medya hesaplarımızdan yapılacaktır.

Cümle canlar davetlidir.”

Continue Reading

Haberler

Hubyar köyünde dördüncü cemevinin temeli atıldı

editor

Published

on

By

Tokat Almus’a bağlı Hubyar Köyünün 19 mahallesinden biri olan Kamişçek mahallesinde cemevi temelli atıldı.  Temeli atılan bu cemevi Hubyar köyünde dördüncü cemevi olacak.

Cemevi temeli atma sırasında çekilen bir fotoğraf dikkati çekti. Fotoğrafta, temel atılmadan önce bir dedenin diz çökerek, temel atılacak yerde kutsal tekeli dağına dönerek dua ettiği görülüyor.

Hubyar Ocağı bölge açısından önemli olmakla beraber Alevi gelenek ve göreneklerinin sürüldüğü nadide yerlerdendir.

Temel atması ardından Kamişçek mahallesinde cemevinin inşaatına başlanacak.

 

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI