Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

“Yol kadındır, sır içinde sır olmayacağız”

AleviNet

Published

on

Heidenheim ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (HAKM) Kadınlar Kolu, Yazar Gülfer Akkaya’nın konuk olduğu “Yol Kadındır, Sır İçinde Sır Olmayacağız” başlıklı söyleşi gerçekleştirdi.

Yazarımız, Araştırmacı Gülfer Akkaya, Avrupa’da söyleşilerine devam ediyor. Avrupa’nın çeşitli ülke ve şehirlerinde panel ve söyleşilere katılan Akkaya ile, Giengen kasabasında bulunan Heidenheim ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (HAKM) de “Yol Kadındır, Sır İçinde Sır Olmayacağız” başlıklı söyleşi gerçekleştirdi.

Programın açılış konuşmasını ve moderatörlüğünü kadınlar kolu üyesi ve aynı zamanda Heidenheim ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (HAKM) Eş Başkanı olan Ayşe Göçmen yaptı. Dernek sekreteri İmdat Şahin de etkinliğin organizasyonu için yoğun çaba harcarken, dernek gençlerinden Sıla ve Ebru’nun, aileleriyle birlikte gelen çocuklara kültür merkezini gezdirip, bilgilendirmede bulunmaları da anlamlıydı.

Ayşe Göçmen açılış konuşmasında Alevi kadınlarının sorunlarından ve aynı zamanda tüm kadınlar için ortadan kaldırılması gerekli erkek şiddetinden bahsetti.

Geçtiğimiz pazar günü, 17 Aralık’ta Heidenheim Alevi Kültür Merkezinde “Yol Kadındır” panelin açılış konuşmasının ardından kadına yönelik erkek şiddetini anlatan video izlendi. Ardından panelist yazar Gülfer Akkaya ile söyleşi başladı. Söyleşiye Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) GYK üyesi ve AAKB-BW Başkanı Beyhan İpek de katkı sağladı. Kadınlar Kolu Başkanı Zahide Güzel de yaptıkları çalışmalar hakkında bilgilendirmede bulundu.

„Alevilik, kadim ve kadıncıl bir inanç…“

Akkaya konuşmasını üç bölüm halinde yaptı. İlk bölümde Alevi toplumunun teorik olarak da olsa neden kadın erkek eşitliğini kabul ettiğinin izlerini araştırdığını, bu araştırma sonunda Alevilik inancının kadim ve kadıncıl bir inanç olduğunu belirtti. Alevilik teolojisinden temel Alevilik metinleri olan rızalık şehri, Kırklar Meclisi ve deyişlerden örneklerle, yanı sıra Alevilikteki Ana ve Dedelerin varlığı, Alevilik hukuku ve öne çıkan önemli sözler, Alevilik inancında can olmaktan kaynaklı toplumsal cinsiyetin olmaması gibi örnekler üzerinden fikrini açarak konuşmasını sürdürdü.

Alevilik inanç önderlerinden Hace Bektaş-ı Veli ile Kadıncık Ana, Bacıyan-ı Rum teşkilatı üzerinden Alevilik süreçlerinin oluşmasında ve Alevi yol önderleri arasında eşitlikçi ilişkilerin nasıl kurulduğuna dikkat çekti.

İkinci bölümde kadıncıl olan Aleviliğin nasıl değişerek erkekleştirildiğini, bu erkekleştirmenin nedenleri ve nasıl olduğu üzerinde durdu. Erkek egemen dünyada Aleviliğin erkekleştirilmesinin sürpriz olmadığını söyleyen Akkaya, Aleviliğin erkekleştirilmesine etki eden üç temel faktörü; erkek egemen diğer din ve inançlar, devletler ve Alevi erkekler olarak tanımladı.

Üçüncü bölümde erkekleştirilen Aleviliğin ve artık kadın erkek eşitliğinden uzaklaşan Alevi toplumunun yeniden kadın erkek eşitliğini sahiplenmesi ve o yöne doğru değişmesi için neler yapması gerektiğini aktaran Akkaya, iki temel alanda değişiklik yapması gerektiğini söyledi. Alevilerin evleri (aile) ve Alevi kurumları.

Her türlü cinsiyetçi işbölümlerinin yaşandığı, erkek şiddetinin yüksek oranda olduğu, miras, eğitim, çalışma, sosyal ve siyasal alanlarda Alevi kadınlarının önünde Alevi erkeklerinin durarak engel oluşturduğunu söyleyen Akkaya “Alevilik inancında hiçbir canlı için öldürme emri yoktur ama bugün Alevi erkekler kadın cinayetleri işleyebiliyor” dedi.

„Canlar arasında eşitlik yok“

Alevi kurumlarını, Ana ve Dedeleri cinsiyet eşitliği ve erkek şiddetine karşı açık mücadeleye çağıran, Alevi kadınların tıpkı inançlarında olduğu gibi eşitlikçi ve özgürlükçü ideolojik zeminde örgütlenmesi gerektiğine işaret eden Akkaya’nın ardından AAKB-BW Başkanı Beyhan İpek, Alevi kurumunda çalışan bir kadın olarak kendilerine çok sayıda şiddet başvurularının olduğunu aktardı.

Alevi kurumlarında çalışan kadınların giyimlerinin, sosyal paylaşım alanlarına dek erkekler tarafından denetlenmek istendiğini belirten İpek, ancak kadınların bu tarz erkek şiddetine direndiklerini de belirtti.

Alevi erkeklerin can olma fikrini kabul ettiklerini ama canlar arasında eşitlik olmadığını ifade eden İpek, güçlü ve dinamik bir kadın çalışması için daha çok kadını mücadeleye davet etti. Ardından önümüzdeki süreçte planladıkları çalışmalardan bahsetti.

Katılımın güçlü, ilginin yoğun olduğu söyleşi derin konuşma ve tartışmalarla devam etti.

Söyleşide yazar Gülfer Akkaya kitaplarını imzaladı, kadınlar birlikte fotoğraflar çekindi.

Etkinlikte, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) tarafından açılan enformasyon standında, Gülfer Akkaya’nın son kitabı “Yol kadındır”, SYKP Avrupa tarafından yeni çıkarılan “Erkek Şiddetine ve Heteroseksizme Karşı Mücadele Rehberi” kitapçığı, “HDK-A Program ve Tüzük” kitapçığı söyleşiye gelenlerce büyük ilgi örgü. Standa Meşale Tolu’nun da bir dövizi asıldı.

Avrupa Forum

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

DAD: Mazlum Çaresiz, Mekan Rızasız, Zaman Sahipsiz Değidir…

AleviNet

Published

on

BASINA VE KAMUOYUNA
Hakk hiçbir ana, babaya evlat acısı göstermesin. Kainatta doğmak gayretle haktır. Yaşamak ise korunması gereken bir haktır. Cümle varlık Masum u Pak olanı yeni doğmuşları birlikte korumakla mükelleftir. Çünkü onlar korunmasız sevgililerdir. Onlar sevgi ile doğmaya gayret etmiş Paklardır. Gayretleri doğuranların emeği ile yüce sevgiye dönüşür. Bu nedenle Annelerin sabrını anlamakta zorlanır Hakk bilmeyenler. Hakk olana ilk doğumundan bağlı olduğunu unutur. Şir’e gelen sevgi ile beslenir. Bu nedenle Kainatın değişmez yasası Şir’i(Sütü) helal kılmaktır. Analık rızasıdır. Varlık bu Şeriat üzere kanun koyar. Bu Şeriatın şirazesi ise Hakk Yasası olan Şir’in(Ana Sütünün) Pak yasasıdır. Bu nedenle Munzur dağların göğüslerinden Şir gibi akar. O suyu içen de pak bedenli evlatlar büyütür. Balığı kutsal, ağaçı kutsal, taşı kutsal, mekanı niyaz mekanıdır. Hakk bilmeyenlerin önünde, Hakk bilenlerin sığındığı Doğa Ananın sevgi mekanıdır. Bawa Duzgin da öyledir. Haskar da Jele de. Munzur bolluk olsun, bereket olsun diye çıldırırcasına Şir’ini akıtıyor Dersim topraklarına. Nehak bentler çekerken önüne, bentleri yıkarcasına yaşam için akıyor Munzur. Bir ağaç meyvesi ile yüzlerce canın rızalığını alırken. Hakk bilmeyen nefis iktidarları o cömert ağaçları kesiyor. Açlık savaşları için diplerine mayın döşüyor. Munzur kaç savaş gördü, kaç beden sırladı ciğerleri parçalanırcasına. Kaç ana bağrına attı kendini, anasının rahmine doğarmışçasına. Zülümkarın kininden kaçmak için. Şirini helal edercesine atladı bağrına. Reya Heq coğrafyası mekan bildiğimiz, yer gösterdiğimiz, niyaz olduğumuz bolluk coğrafyası Dersim çok zülümkar gördü. Biz Reya Heq Aleviler / Hakk Yol Aleviler topraklarımızda tüm Kainata barış dilerken, Hakk aşkına, Xızır gayreti ile yaşamak istiyoruz. Binyıllardır bu inançla lokma veriyoruz. Her can ikrarlıdır. Fakat Nehak ikrar bilmez nefis körüdür. Fakat biz biliriz ki her can bir anadan doğar ve her ana tüm zülme rağmen vicdanlıdır. Doğa rızalıdır, yaşam ısrarlıdır. İnsanı ise Kamil ahlaklı olmaya çağırıyoruz. Anasından emdiği Şir’i Helal kılmasını diliyoruz.
Bağrımızı parçalayan Ayaz ve Nupelda canların mekanı Hakk mekanıdır. Cümle evladı Koruyamadığımızın acısı bizi yakarken Ceylanı, Aylanı, Valeriayı, Ayaz ve Nupelda canımızdan can götürmüştür. Hakk bizlere evlatların yüzü suyu hürmetine savaşları durdurma gayreti versin.
Bu Manada…
1) Ayaz ve Nupelda kardeşleri katleden savaş zihninin son bulması ve topraklarımıza yerleştirilmiş onbinlerce mayının ve başıboş patlayıcının temizlenmesi ahlaki, vicdani, hukuki bir sorumluluktur.
2) Türkiye halkları daha ağır bir savaş travmasını kaldıramayacak durumdadır. Karar vericilerin bu konuda çözümden yana vicdan geliştirmeleri temel beklentimizdir.
3) Hakk Yol Aleviler bir egemenlik düzeninden çok, cümle mekanı Hakk Mekanı olarak görür. Erkanımız rızalık yasasını düstur sayar. Ahlakımız cümle canı birlik makamında görür. Yolumuzu softalığa dönüştürmeye çalışan iktidar karar vericileri ve onlara payanda olan sofular proje liselerinde öldürmedikleri evlatları nefislerine kurban etmek istiyorlar. Bu ahlaksızlıktan derhal vazgeçmelidirler. Projeye ihtiyacımız yok cümle canla eşit görülmeye ihtiyacımız var. Hakk Yasasında azınlık olmaz, azınlık diye hukuk koyanlar Hakk’tan cuda nefis Fetvacılarıdır.
4) Doğamız, ormanlarımız cümle varlığın evidir. Yolumuzda bir böcek ile bir insanın ömrü birdir. Can Hakk’ın birlik deryasıdır. İnsanı herşeyin üstünde görme cahilliğinden, Hakk bilmeyen hadsizlikten vazgeçilmelidir. Bugün alemde katledilen kamil insan değerleridir. Gözümüzün önünde katlederken doğayı ve yaşamı her seyirci kalan ahlaksızlaşır. Buna göz yuman mühür verdiklerimiz ise ilk ahlaksızlaşanlardır.
5) Cümle canı Hakk elçisi bildikleri 124 bin Nübüvvetin Hakikat kelamlarını hatırlamaya, ibret almaya ve yaşatmaya gayret etmesini diliyoruz. Hakk Yol Alevi canları ise yaşamın her alanında barışı ve birlikte yaşam umudunu güçlendirmek için ortak çabada ısrarcı olmalarını bekliyoruz. 18.07.2019 Perşembe’den başlayarak devam eden her Perşembe Evlatların, Anaların, Babaların yüzü suyu hürmetine evde, işyerinde, Cemde, sokakta Çerağlarımızı Barış dolu bir dünya umudu ve inancıyla uyandırmaya çağırıyoruz.
Mazlum Çaresiz, Mekan Rızasız, Zaman Sahipsiz Değidir…

DEMOKRATİK ALEVİ DERNEKLERİ GENEL MERKEZİ – DERSİM

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Pentagon: Türkiye 9 milyar dolar kayba uğrayacak

AleviNet

Published

on

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Beyaz Saray’ın Türkiye’nin F-35 programından çıkarıldığını duyurmasının ardından bir açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’nin S-400 tipi Rus yapımı hava savunma sisteminden vazgeçmemesi nedeniyle kararın alındığına dikkat çekilerek “ABD ve F-35 programına katılan ortakların Türkiye’nin programdan çıkarılması konusunda görüş birliği içinde olduğu” belirtildi.

Pentagon Satın Alma ve İdame İşlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ellen Lord, Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında F-35 programı çerçevesinde yaklaşık 900 parçanın Türkiye’de üretilmesinin öngörüldüğünü hatırlatarak, sevkiyat zincirinin Türk fabrikalardan Amerikan fabrikalarına kaydırılacağını belirtti. Sevkiyat zincirinin kaydırılmasının ABD’ye maliyetinin 500-600 milyon dolar olacağını kaydeden Müsteşar Yardımcısı, “Türkiye bu karar sonucu maalesef kaçınılmaz bir şekilde istihdam kaybına uğrayacak ve uzun vadeli ekonomik fırsatları kaçıracaktır” diye konuştu. Lord, Türkiye’nin F-35 programı sürecinde aktarılması öngörülen toplam 9 milyar dolarlık kaynaktan da yararlanamayacağını dile getirdi.

Pentagon Satın Alma ve İdame İşlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ellen Lord, F-35 uçaklarının kullanımı için ABD’de eğitilen Türk pilotların ve diğer teknik personelin de ülkeyi 31 Temmuz’a kadar terk edeceğini açıkladı. Pentagon’da düzenlenen basın toplantısına katılan ABD Savunma Bakan Vekili David Trachtenberg de ABD’nin Türkiye ile ilişkilerine her zaman değer verdiğini belirterek “Stratejik ortaklığımız devam ediyor. Ancak söylendiği gibi, bu belirli bir faaliyete verilen belirli bir yanıt” şeklinde konuştu.

Ankara: Kararın meşru dayanağı yok

Beyaz Saray ve Pentagon’dan yapılan açıklamalara Ankara’dan da yanıt geldi. Türkiye Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasının müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığı ve kararın meşru bir gerekçesinin de bulunmadığı belirtildi.

Türkei Außenministerium Ankara

Bu kararın ABD-Türkiye ilişkilerinde onarılmaz yaralar açacağı vurgulanan açıklamada, “F35 programının ana ortaklarından olan Türkiye’nin programın dışında bırakılması adil olmadığı gibi, S-400 sisteminin F-35’leri zaafa uğratacağı iddiası da geçersizdir. Bu konuda NATO’nun da katılacağı bir çalışma grubu kurulması teklifimizin karşılıksız bırakılması ABD tarafındaki önyargının ve meseleyi iyi niyetle kendi boyutları içinde çözme iradesinin eksikliğinin en bariz göstergesidir” ifadeleri kullanıldı.

Türk Dışişleri, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında geçen ay Osaka’da gerçekleşen görüşmeye sadık kalınmasını da istedi.

NATO Genel Sekreteri: Endişeliyim

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından çıkarma kararından endişe duyduğunu söyledi. ABD’nin Colorado eyaletindeki Aspen Enstitüsü’nde düzenlenen Güvenlik Forumu’na katılan Stoltenberg, burada yaptığı açıklamada,  S-400 hava savunma sisteminin NATO’nun hava ve füze savunmasının bir parçası olamayacağını, ancak bununla birlikte Türk savaş uçakları ve radarlarının NATO sisteminin parçası olmayı sürdüreceğini belirtti.

ABD, Türkiye’deki S-400’ler üzerinden Rusya’nın F-35 tipi savaş uçakları ile ilgili casusluk faaliyetlerinde bulunmasından endişe ediyor. Washington, sevkiyattan vazgeçmemesi durumunda Türkiye’nin Temmuz ayı sonunda F-35 programından çıkarılacağını açıklamıştı. ABD, Türkiye’yi ekonomik yaptırımlarla da tehdit etmişti. ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası’na (CAATSA) dayanılarak hazırlanan bir yaptırım listesi ABD Kongresinde.

Reuters/HS,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Almanya’da TKP/ML davasında 3 tahliye

AleviNet

Published

on

“TKP/ML örgütünün üye ve yöneticileri olmak”la suçlanan 10 Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) üye ve yöneticisi 2016 yılının Haziran ayından bu yana Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde yargılanıyor.

Son yıllarda Almanya’da toplu şekilde görülen en kalabalık siyasi davası niteliğini taşıyan yargılamanın geçtiğimiz Haziran ayında görülen duruşmasında Dr. Banu Büyükavcı, Dr. Sinan Aydın ve Sami Solmaz tutuklanmışlardı.

“İzinsiz Almanya dışına tatil amaçlı çıkmakla” suçlanan aktivistler için mahkeme heyeti savcılığın iddialarını haksız bularak serbest bırakma kararı verdi.

Her üç aktivist bundan sonra tutuksuz yargılanacak. Ayrıca Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi sözcülüğü ise Alman basınının “Münih Komünistler Davası” olarak adlandırdığı yargılanmanın Nisan 2020’ye kadar uzatıldığını açıkladı.

Almanya, Fransa, İsviçre ve Yunanistan polisinin 15 Nisan 2015 günü ortak operasyonlarıyla tutuklanan Türkiyeli aktivist ve siyasetçiler “terörist” bir örgüte üye olmakla suçlanıyor. Alman yargı birimleri söz konusu aktivistlerin “yabancı terör örgütü” maddesi olarak bilinen 129b uyarınca yurtdışında “terör” örgütüne destek, örgüte üyelik ve yöneticilik yaptığını iddia ediyorlar.

DAVA VE SORUŞTURMA BİLGİLERİ TÜRKİYE’DEN

Sanıklardan bazıları Türkiye’de ağır işkencelerden geçirilmiş ve baskılardan dolayı Almanya’ya gelip sığınma talebi kabul edilen siyasi mülteciler olarak dikkat çekiyor. Yargılamalarda Alman federal savcılığın topladığı bilgilerin önemli bir bölümünün Türkiye’den gönderildiği ortaya çıkmıştı. 2006’da federal savcılık, Almanya ve Avrupa çapında “TKP/ML’nin faaliyetleri” başlığı altında bir soruşturma açmış, bu amaçla da 2008 yılında Türkiye’den destek istemişti.

2016 yılının Haziran ayından bu yana sürmekte olan davada şimdiye kadar 200’ün üzerinde duruşma gerçekleşti. Ancak aktivistler savcılığın haklarında istediği 3 yıl hapis cezasından daha fazla cezaevlerinde tutulmuşlardı. 10 aktivisten 8’i belirli aralıklarla duruşmalara katılma koşuluyla şartlı tahliye edilirken, Deniz Pektaş ve Müslüm Elma ise hala tutuklu olarak yargılanıyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI