Connect with us

.

Politika

Özgür Özel’den Man Adası için bir iddia daha: Şirketin sahibi ‘Ziya Enişte’

AleviNet

Published

on

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “mankafa” sözüne, “Sokakta çocukların kavgada birbirine kullandığı terimleri siyaset terminolojisine katmaya başladı. ‘Mankafa’ diyor, nereden çıktı bu, çünkü kafa Man’da. Bazen bazı kelimeler bazı şeylerin içine gizlenir ve o ‘mankafa’nın içindeki ‘man’ akla kleptomanın içinde ‘man’ı getiriyor, nedir kleptoman; hırsızlık hastalığıdır” dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya bir belge göndereceklerini söyleyen Özel, “Süleyman Soylu’ya size dağıtacağımız bu belgeyi bir örneğini de yollayacağız. Bu belge Man Adasında BUMERZ Limited’in hangi tarihte kurulduğunu ve kurucu olarak da Ziya İlgen’in bizim eniştenin imzasını bulunduruyor” ifadelerini kullandı.

Özel, şunları söyledi

“Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Cuma günü yaptığı konuşmasında artık siyaseten üslubu sertleştirmenin falan ötesinde hakaretin de ötesinde iyice sokakta çocukların kavgada birbirine kullandığı terimleri siyaset terminolojisine katmaya başladı ve Genel Başkanımıza ‘mankafa’ diye bir tanımlama yaptı. Ama nereden çıktı şimdi bu kadar tartışma varken…

“KLEPTOMAN HIRSIZLIK HASTALIĞIDIR”

‘Mankafa’ diyor, nereden çıktı bu, çünkü kafa hala Man’da ve bilinçaltında sürekli ‘ne var acaba Man Adasında bunların elinde’. Ve kafa Man’da olunca böyle bir yaklaşım. Bazen bazı kelimeler bazı şeylerin içine gizlenir ve o ‘mankafa’nın içindeki ‘man’ akla kleptomanın içinde ‘man’ı getiriyor, nedir kleptoman; hırsızlık hastalığıdır. Vatandaşın vergilerini ödemeyip bir ölçüde vatandaşın cebine gireceği parayı kendi cebinde tutmak isteyen yetimin hakkını çalmaya alışmışların sığındığı bir adadır Man Adası.

“KUDÜS AKP HESABIYLA YARIM ZARRAB ETMİYOR”

ANKA’nın haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Karaman İl Kongerinde yaptığı konuşmaya anımsatan Özel, “Biz dış politikanın Karaman İl Kongresinde tribünlerden alkış almak için kullanılacak bir mesele olmadığının bir kez daha altını çizmek istiyoruz. Ya Karaman’da söylediklerini diplomatik olarak yapacaksın seni dünya ciddiye alacak kararlılıkla arkasında duracaksın. Amerika’yı tanımamak ne demek, tanımıyorsan orada niye hala büyükelçin duruyor, tanımıyorsan diplomatik ilişkilerin niye sürüyor? Bunun sonuçları ne olur? Şimdi Karaman’dan üfürüyor ama öbür tarafta bir şey estiği yok. Şunu da görmek lazım, Reza Zarrab için iki tane nota verdiniz. Kudüs için nota verdiniz mi? Üç semavi dinin merkezi Kudüs onun için herkesin seferber olduğu arkasında durduğu Kudüs AKP hesabıyla yarım Zarrab etmiyor. Sen Zarrab için iki nota ver, Kudüs için kılını kıpırdatma. Karaman kongresinde kaplan kesiliyor ama Kudüs ile ilgili adımları atmaya geldiğinde ‘pek yakında o adımları da atacağız inşallah’ diyor. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değil.”

“ŞEYTANİ BİR BENZETME”

Rıdvan Dilmen’in “parkasız Deniz Gezmiş” sözünü de değerlendiren Özel, “Rıdvan’ın bu yorumu gerçekten vicdanı bir benzetme değil şeytani bir benzetme olmuş. Bu şeytani benzetme kabul edilebilir bir şey değil. Bu ifade olsa olsa Deniz Gezmiş’in mezarda kemiklerini sızım sızım sızlatır” dedi.

“SÜLEYMAN EFENDİ FETULLAH GÜLEN İLE GÖRÜŞTÜN MÜ?”

AKP’nin Man Adası belgelerini konuşmak istemediğini savunan Özel, şunları kaydetti: “Man Adası belgelerini konuşmak istemiyorlar ve kapı duvar. Biz istiyoruz konuşulsun. Bir kişi konuşuyor Süleyman Soylu. Çok ağır hakaretler ediyor. Süleyman Efendi sen Amerika’ya gittin mi, Fetullah Gülen ile görüştün mü? Süleyman kafaya şimdi şunu söylemek gerekir, önümüzdeki hafta gensoru geldiğinde hala daha o sorulara cevap vermediysen o sorularla ilgili net olarak tarihleri de sana bir kez daha sana soracağız ve nerede olduğunu ispatlamanı isteyeceğiz, o tarihi sen biliyorsun, ben de biliyorum. ‘Gitmedim’ diyemedi. Cumartesi günü Süleyman Soylu’ya bir isim verdik, Vedat Demir. Birlikte Fetullah Gülen’in yanına gittin, Demokrat Parti’deyken Genel İdare Kuruluna aldın. Cevap vermiyorsa istifa edecek.

ŞİRKET MAN ADASINDA, SAHİBİ ZİYA ENİŞTE”

Süleyman Soylu’ya size dağıtacağımız bu belgeyi bir örneğini de yollayacağız. Bu belge Man Adasında BUMERZ Limited’in hangi tarihte kurulduğunu ve kurucu olarak da Ziya İlgen’in bizim eniştenin imzasını bulunduruyor. Çok basit bir şey yapacak Süleyman Soylu bu belgeyi Man Devleti’nden internet sitesine girip abonelik ödeyerek edinebilir. Bu elimizdeki Ziya İlgen ve imzasını hem Jandarmadan hem dünya kriminal labratuvarlarından akredite kuruluşlarla çalışıp bu imzasının sahte olduğunu ispatlasın. Bu belgenin sahte olduğunu ispatlasın. Mühürlü Ziya enişte imzalı. Bu şirket adı Bumerz’dir, Bumerz Burak, Mustafa Erdoğan ve Ziya enişte… Bu şirket Belwey Limidet Şirketi tarafından hisseleri alınacak sonra da o konuştuğumuz büyük paralar gelip arada pay edilecektir. Şirket Man Adasında. Sahibi Ziya enişte. Süleyman Soylu Man Adasındaki şirketi ispat edeceksiniz diyor. Belge burada. Daha belge çok istediği zaman istediği kadar dağıtacağız.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Almanya ‘güvenli bölge’den bihabermiş!

AleviNet

Published

on

Geçtiğimiz günlerde Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut, Ankara ile Washington’un arasında anlaşmaya varılan “güvenli bölge” ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rojava Kürdistanı ile Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditlerini Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi’ne sormuştu.

“Bilirkişi” konumundaki daire, Rojava Kürdistan’ın sınırında kurulan “güvenli bölge”nin uluslararası yasalara aykırı olup olmadığını ve Almanya’nın Erdoğan’ın işgal tehditleri karşısındaki yaklaşımına ilişkin kısa bir rapor hazırladı. Uluslararası medya kuruluşlarında çıkan haberlerin bir özeti andıran raporda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik saldırı planlarına ilişkin somut bilgilerin olmadığı ifade edildi.

ALMANYA’NIN POZİSYONUNU AÇIKLAMADILAR!

Raporu hazırlayan uzmanların “Güvenli bölge” tartışmalarına ilişkin Almanya’nın pozisyonu açıklamaktan kaçındıkları görülürken, Angela Merkel’in başbakanlığındaki hükümet adına şu açıklamayı yapmaları dikkat çekti: “Federal Hükümet Türkiye- Suriye sınırında durumu tespit edecek bir malumata sahip değil.”

Türk devletinin Rojava ve Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditleri için ise Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi “meşru müdafaayı” gerektirecek gelişmelerin olmadığını ifade ederek, YPG güçlerinin sınırdaki ağır silahlarını çektiğine dair medyada çıkan haberleri hatırlattı.

Türkiye’nin Suriye politikası çerçevesinde Ankara rejimine silah ihracatının devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise Bilimsel Hizmetler Dairesi, bu konuda 2 Şubat 2018’de açıklanan raporun geçerliği olduğunu bildirdi. Türk devletinin Efrîn’e Alman yapımı Leopard tanklarıyla saldırısı sonrasında Sol Parti’nin talebi üzerine daire “Türkiye’ye yapılan tank ihracatının şu anki veriler ışığında uluslararası hukuku ihlal etmiyor” görüşünü öne sürmüştü.

Continue Reading

Politika

Van’dan Soylu’ya: Çok kalitesiz ve devşirmesin!

AleviNet

Published

on

19 Ağustos’ta Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesine karşı 29 gündür Demokrasi Nöbeti adı altında oturma eylemleri yapılıyor.

Van’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu İlçe Binası önünde devam eden eyleme, belediye eşbaşakanları, milletvekilleri, Barış Anneleri, HDP’liler, TJA’lılar, Kiği, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği’nin (KAYYDER) temsilcilerinin de içinde olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Eylem yine polis ablukası altında gerçekleşti. “Kayyum idaresi değil halk iradesi” yazılı pankart açıldığı eylemde konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Amed ziyaretini sert bir dille eleştirdi.

Bu çerçevede esnaflara seslenen Bülbül, “Siz de gidin Süleyman’ın kapısında oturun. Süleyman’a deyin ki ‘Sen HDP’nin kapısında oturmak için bakan olmadın, sorunlara çözüm bulmak için bakan oldun.” şeklinde konuştu.

Bülbül, “Süleyman Soylu ve avanesi Kürt halkına, demokrasiye karşı her gün her dakika suç işliyor. Çocukları dağa gitmiş olan mazlum İnsanları kullanarak da suç işliyor. Biz o annelere diyoruz ki HDP’nin kapısı önünde oturmayın, içeri girin HDP çözüm kapısıdır. Süleyman Soylu çözüm bulamayıp tıkandığı için HDP’nin kapısına geldi” ifadelerini kullandı.

DEVLETİN BİR KAPISI YOK, SOYLU ÇOK KALİTESİZ

Bülbül, 17 bin faili meçhul cinayetin hesabının verilmesi gerektiğini belirtirken, katledilen Mehmet Sincar’ın, Musa Anter’in, Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un hesabının verilmediğini hatırlattı.

HDP’li vekil Bülbül, “Sizin kapınızda bütün Türkiye’nin oturması lazım değil. Sizin kapınız olsa Pir Sultan Abdal’ın tabiri ile ‘Bizim sorunumuz kapının ipi ile değil, o kapının sahibi iledir.’ Ama kapı yok, düşmanlığın da bir adabı olur. Süleyman Soylu sen çok kalitesizsin” diye konuştu.

“SEN BİR DEVŞİRMESİN”

Hükümetin organizesiyle HDP Amed İl binası önünde oturan bazı aileleri ziyaret eden Soylu’ya seslenen Bülbül, şunları belirtti:

“Süleyman Soylu, avaneni de al git Kandil’de oturma eylemi yap. Çocuklar Diyarbakır’da değil, Kandil’de. Sizin yönteminizle siyaset yapılmaz. Şah Hüseyin Kerbela’da beklerken yanında kimse gitmedi. Çünkü; Yezit her kapıya bir asker dikmişti kimse gitmesin diye. Süleyman Soylu, her sokağa bir TOMA koymuş, diyor; ‘HDP’lilerin yanına giden yok’ diyor. Sen bu TOMA’yı, gözaltı furyasını, işkenceyi, baskıyı kaldır bakayım Van nasıl yerinden sarsılıyor. Sen bize siyaset öğretemezsin, sen bir devşirmesin. AKP’ye, Tayyip Erdoğan’a küfür ve hakaret ederek geldin. Sen Fethullah Gülen ile birlik oldun AKP’yi vurmaya çalıştın. Şimdi AKP ile birlik olup bizi vurmaya çalışıyorsun. Bu siyasetin adı, hokkabazlıktır, düzenbazlıktır.”

“Biz belediyelerimizi tekrar geri alacağız” diyen Bülbül, şunları ekledi: “Ya seçimle ya hukukla ama bir şekilde alacağız. Hakkımızı yerde bırakmayacağız. Bu gökten parlayan güneş, kıpırdayan yapraklar, Van halkı şahit olsun ki, dünya insanlığı şahit olsun ki Süleyman Soylu ve zihniyeti kaybedecek, haklar kazanacak. Eşitlik, özgürlük, barış ve adalet kazanacak. Hani tecridi kaldırmıştınız, hani söz vermiştiniz, hani Kürt Halk Önderi ile düzenli avukat görüşmesi olacaktı. Be hey yalancılar, be hey sahtekârlar bu ne biçim politikadır. Kendi sözünüzü tutmuyorsunuz. Kendi yasanıza uymuyorsunuz. Kendi yasanıza uyun. Sizin yasanıza göre Van’ın meşru başkanı Mustafa Avcı ve Bedia başkanımızdır. Kabul etmiyorsanız bunun adı faşizmdir.”

Bu açıklamaların ardından bir süre daha sloganlar ve ezgilerle oturma eylemi yapıldı ve sonlandırıldı.

Continue Reading

Politika

Taşçıer: Kürt sorunu çözülmeden kimse hakkını kullanamaz

AleviNet

Published

on

Mardin’de kayyum gasplarına karşı 29 gündür süren Demokrasi Nöbeti, HDP binası önünde devam etti. Eylemlerini Karayolları Parkı’nda yapmak isteyen HDP’lilere polislerce yine engel olunurken, zırhlı araç, gözaltı otobüsleri ve çevik kuvvet polisleri ile abluka altında tutulan il binası önünde oturma eylemi yapıldı. Oturma eyleminin ardından HDP Amed Milletvekili İmam Taşçıer açıklama yaptı.

YÜZ YILLIK İNKÂRA DİKKAT ÇEKİLDİ

Taşçıer, “Sadece bugün Kürt halkının iradesine kayyum atanmıyor. Tarihsel olarak baktığımızda 1924 yılında Türkiye’nin yeni Anayasası yapıldığında da Kürt halkı yok sayıldı. Bu da Kürt halkının iradesinin yok sayılmasıydı. Ardından yapılan değişikliklerde de Kürt halkının iradesi yok sayılmaya, Kürt halkı inkâr edilemeye bugüne kadar devam etti” dedi. Kürtlerin haklarını talep ettiklerini ve her dönem baskı ile karşılaştıklarını dile getiren Taşçıer, Şeyh Sait ve arkadaşlarının İstiklal Mahkemelerince idam edilmesini hatırlattı.

‘HER ŞEYDEN ÖNCE KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ’

Taşçıer, 31 Mart seçimlerine de değinerek, önceki dönem yapılan kayyum atamalarına rağmen halkın tercihini yine HDP’den yana yaptığını söyledi. HDP Milletvekili İmam Taşçıer, AKP-MHP’ye “Ne olursa olsun, bu halk size destek vermeyecek” derken, şunları da söyledi: “Kürt sorununu çözmek adına bir adım atılmadığı sürece, Kürt sorunu çözülene kadar Türkiye’de Kürt halkının da Türk halkının da haklarını kullanması mümkün değil. Demokrasi de Türkiye’de hayat bulamayacak. Öncelikle Kürt sorunu çözülecek, ondan sonra hep birlikte çalışabileceğiz, kendimizi yönetebileceğiz.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI