Connect with us

.

Haberler

AKD bazı Alevi Kurumlarının yayınladığı açıklamaya cevap verdi

AleviNet

Published

on

AABK ( Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu), ABF (Alevi Bektaşi Federasyonu),HBVAKV (Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı), ve PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Alevi Kültür Dernekleri’nin Maraş anması sırasında ve sonrasındaki tavırlarını eleştiren bir açıklama yayınlamıştı. Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi’de bugün cevaben bir açıklama yayınlayarak, diğer Alevi Kurumlarının iddialarını yalanladı.

İşte AKD’nin açıklaması:

BASINA VE KAMUOYUNA

23 Aralık 2017 günü 39 yıl önce Maraş’ta katledilen canlarımızı anmak için engellemelere rağmen bir araya geldik. Biz ülkemiz aydınları ve Alevileri üzerine oyun oynayan karanlık güçleri ve yandaşlarını tanıdığımızı, Alevilerin birlik ve beraberliğinden korkan kargaşa, terör ve akan kandan, anaların göz yaşından beslenmeye çalışanların birleşip sorumlu davranış sergileyen AKD örgütlüğüne karşı nefretlerini kusmalarına rağmen halkımıza uygulanan baskı ve zulme karşı göğüs gererek provokatör kışkırtmalara karşı her daim sağ duyulu yaklaşıp birliğimizi, dirliğimizi daim eyleyeceğimizi açıkladık. Maraş katliamını anma etkinliğinde toplumda olmayan karşılıklarını sahte görüntü ve söylemlerle doldurmaya çalışanların gerçek yüzlerini bir kez daha gördük. Anma öncesi ve sonrasından kurumlarımızda mihman ettiklerimiz bölgedeki 25 şubemiz ve genel merkez yöneticilerimizi yok saymaya kalkanlara karşı duruş gösteren genel başkanımız, Gaziantep ve Sultangazi Şube başkanlarımızı tehdit etmeye kadar vardırdıkları davranışlarına örgütsel tepkimizi yalan yanlış haberlerle çarpıtarak tekrar kahramanlık yapmaya başladılar.
AKD örgütlülüğü olarak Genel Başkanımız Doğan Demir ve Genel merkez yöneticilerimizle, bütün şubelerimiz ve üyelerimizle bu güne kadar sizin kirli oyunlarınıza alet olmadık ,bundan sonrada olmayacağız. Aleviler adına yapılan her anmayı kendi siyasi beklentilerine payanda yapmaya çalışanlara izin vermeyeceğimizi, bu ülkenin yöneticileri ile her zeminde görüşüp sorunlarımızı kavga ve sloganla değil özümüzden taviz vermeden sağduyu ve diyalog ile çözmeye devam edeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.
AKD yönetimi olarak İç İşleri Bakanı ve bazı valilerle, belediyelerle alenen yaptığımız görüşmeleri Aleviliğe ihanet sayıp, bize hain diyenlere soruyoruz. Bu güne kadar gizlice görüştüğünüz bakan, vali veya belediye başkanlarına neyi pazarladınız, belediyelerden ne alıp ne verdiniz, geçen yıl Maraş Valisi ile neyin pazarlığını yaptınız hadi açıklayın. Tuncer Baş bu gün malları ve parası üzerinde tepindiğiniz vakfın temelini atan ve inşaatın maliyetini devletin hazinesinden karşılayan Dönemin Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’i unutmuş olamazsınız. Alevi kurumları adına hak mücadelesinde devlet erkanı ile görüşen, hak talep eden herkes size göre hainse peki siz ne oluyorsunuz.? Hadi geçtik bu balık hafızalıları, yalan ve iftiraları dillerine dolayan ve bu çirkin girişime destek olan kurumlara ve bazı yayın organlarına zamanı geldiğinde elbette söyleyecek çok sözümüz vardır.
Dün bazı haber sitelerinde yazdıkları haberin kaynağını ve açıklama yapanı yazma cesareti gösteremeyen cesur kalemşörler AKD genel başkanımızı ve ,şube başkanlarımızı hedef gösteren alevi diline yakışmayan edepten yoksun bir açıklama yayınladılar.

“Anmaya katılan AABK ( Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu), ABF (Alevi Bektaşi Federasyonu),HBVAKV (Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı), ve PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Alevi Kültür Dernekleri’nin anma sırasında yaşanan gerginlikler ve sonrasından yaşananları eleştirerek AKD tabanıyla hiçbir sorunlarının olmadığını yalnızca AKD içerisinde bir grubun Alevi hareketini provoke etiğini öne sürdü. Açıklamada AKD yönetimi özür dilemeye davet edildi.”

Devamla”Anmanın bitimine doğru AKD Antep şube başkanı Yılmaz Demirdelen ile AKD Sultangazi şube başkanı Zeynel ODABAŞ, AKD genel başkanı Doğan Demir’in bilgisi ve talimatıyla HBVAKV genel başkanına fiili müdahale ve saldırıda bulunmuşlardır. Buna engel olmak isteyen ABF Genel Başkanına karşı da AKD Antep şube başkanı Yılmaz Demirdelen küfür ve hakaret içeren fiili saldırıda bulunmuştur. Buna tanık olan AKD genel başkanı Doğan Demir engel olmak yerine, Abf genel başkanına sözlü saldırı ve hakarette bulunmuştur. “

Burada yazılanları açıklamada yarar vardır. AKD Gaziantep Şube Başkanı Avukat Yılmaz Demirdelen ve AKD Sultangazi Şube Başkanı Zeynel Odabaşı mevcut ABF’nin Genel başkan yardımcılığını yapmış mücadeleleri ve duruşuyla her daim saygıyı hak etmiş kişilerdir. ABF nin başkanlık koltuğunu işgal eden Muhittin Yıldız rahat çalışsın bahane bulamasın diye karşı çıkmamıza rağmen mevcut görevlerinden istifa etme özverisini gösteren değerli canlarımızdır.
Doğan Demir, AKD’nin genel başkanıdır. Ne mafya babası ,nede bizlerin şeyhi değildir. Bizim GYK üyelerimiz ve şube başkanlarımız da mürit değil yolun talibi, ayak türabıdır. Doğan Demir şube başkanlarımıza ve hiç kimseye saldırı talimatı vermez. Bu açıklamayı yapan kişiler kendi sıfatlarını genel başkanımıza yakıştırıyorlar.
Bu çirkin iftiranın devamı açıklamada gizli.” Bir sonraki gün yani Pazar günü HBAKV başkanı ile Abf genel başkanı, eş zamanlı olarak değişik telefonlardan aranarak küfür, hakaret ve tehdide maruz kalmışlardır. Maraş’ta yaşanan bu olaydan sonra ve tehdit ve hakaret içeren bu aramalar tesadüf olamaz.”
AKD örgütlülüğünü yok saymaya çalışan her zeminde ayar vermeye çalışanların yalanları bitmiyor. Maraş’ta AKD orada olduğu halde yok saymaya çalışanlara tepki gösteren yöneticilerimize parmak sallayıp, gözlerini belertenlere anladığı dilden cevap verilmiştir.
Ancak ortalıkta hala ABF Genel başkanıyım sıfatıyla afra-tafra satan Muhittin Yıldız Genel Başkanımız Doğan Demir’i eşinin yanında telefonla arayarak” Gaziantep şube başkanı Yılmaz Demirdelen ve Sultangazi Şube Başkanı Zeynel Odabaşını kasderek” bağla şu köpeklerini tasmalarından, yoksa gider evlerinden aldırır, gerekeni yaparım, seni bitiririm “ diyen zattır.
Daha önceki ABF başkanı Baki Düzgün’ün evini kimliği belirsiz çakallarına bastırıp öldürmekle tehdit eden, ABF yönetim kurulunda bulunan Kadınlar dahil bazı kişilere küfredip hakaretlerde bulunan kişi de aynı zattır. Kartal Mitinginde herkesle kavga eden yine bu zattır. Bu güne kadar şu veya bu şekilde bu zatın yaptıklarına sesini çıkarmayan, yapılan ahlak ve edep dışı davranışlarına göz yuman sorunu kişiler arası çekişme olarak gören kişilere soruyoruz? Bu zat bu küstahlığı yapma cesaretini kimlerden almaktadır? Sizce Alevilerin dili, davranışı hele de alevi kurumlarının çatı örgütü ABF’nin başkanı böylemi olmalıdır? Sizlerin üç maymun rolünü oynayarak yapılanları görmezden gelmelerinizle bu zat ABF başkanı olarak daha ne kadar o makamı işgal edip alevi kurumlarını ayrıştırmaya devam edecektir?
Serseri bir mayın gibi nerde patlayacağı ve hangi kuruma zarar vereceği belli olmayan bu kendini bilmez kişinin davranışını hangi alevi canımız hoş görür anlamış değiliz. Mafyanın bile değerlerini alt üst eden bu zat ucuz mahalle kabadayılığı sergilerken bizi alevi hak mücadelesinde ihanetle suçlayabiliyor. Kendi pisliklerini bile eline yüzüne bulaştıranları Alevilerin vicdanlarına havale ediyoruz.
Yaptığımız görüşmelerde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticilerinin böyle bir açıklamadan haberleri olmadığını ve böylesi bir açıklamayı da doğru bulmadıklarını öğrendik. AKD olarak “kem söz sahibine yakışır” diyerek yapılan çirkinlikleri açıklamayı yapanlara ve buna çanak tutanlara iade ediyoruz.
Bu yolda mücadele eden herkes isimlerini ve kurumlarını açıklama cesaretini bile gösteremeyen kişileri çok iyi tanıyorlar.
Bize atfedilmeye çalışılan ancak sırıtan “ ağacın kurdu kendi özünden olur “özdeyişine aynen katılıyoruz. Mafyavari davranışlarla bile yönetilemeyen ve her geçen gün borç batağına sürüklenen son bir yıldır örgütsel anlama aleviler arasında saygınlığı kalmayan ABF’nin kurucusu ve en büyük kitlesel bileşeni Alevi Kültür Derneğidir.. Aldıkları bağış ve yardımları, AB proje fonlarını çarçur edip hesabını veremeyen mevcut ABF yönetimini çok uyardık, hatta rahat kadro kursunlar diye yönetim ve diğer organların asıl ve yedek üyeliklerinden çekildik. Yönetimden AKD temsilcisi dışında olup istifa eden bir çalışma üretemeyen bir çok canımıza rağmen etiket uğruna mevcut yönetimde kalmaya çalışan enkaz haline getirdikleri ABF yi üstümüze yıkmaya ve kendi pisliklerini bize bulaştırmaya çabalayanların hezeyanlarını ve mafyavari tehditlerini dikkate almıyoruz.
Bunun yanında varlık sebebinin AKD olduğu Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı başkanı Tuncer Baş ve ABF Başkanı Muhittin Yıldız yanına aldıkları bazı kurumların yöneticilerini yalan beyanlarla kandırarak alevi hak mücadelesine zarar vermektedirler. Tuncer Baş’ın benzer davranışı daha birkaç önce Çorumda yaptığımız anma toplantısında AABK Başkamı Sayın Hüseyin Mat ‘ada yalanlar söyleyerek zor durumda bıraktıklarını biliyoruz. Yine Maraş’ta aynı gün içimizden çıkmış HDP Milletvekili Sayın Müslüm Doğan’a hakaret edip tombala milletvekilisin diyen zat aynı kişidir. Hacı Bektaş dedeler kurulu toplantısından kovulan, bana ne Alevilikten ben holding yönetiyorum diyen, kendi kurduğu şubeyi kapatıp genel sekreterini ayrıştıran , öncelikle kendi ideolojik yapısına uymayan sadece vakıf senedine göre çalışmayı düşünen şube yöneticilerini sudan bahanelerle görev alan zat Tuncer Baş’tır.
AKD yöneticileri olarak 5 yıldır görev yaptığımız dönemde her şey mükemmel olmamıştır ama ABF ve bileşeni kurumlarımızda bu denli ayrıştırma ve kargaşa yaşanmamıştır. Yaşanan olumsuzlukları gördüğümüzde Tuncer Baş ve Muhittin Yıldız’ın göreve geldikten sonra kurumlar arasını açmak ve ayrıştırmak için özel olarak görevlendirildiğini düşünmeden edemiyoruz. Kendi yaptıkları pislikleri başkalarının üstüne atmada sınır tanımayanlar, kurumunuza vakfedilen maddi ve manevi değerlerimiz üzerinde keyfinizce tepinmeniz karşılıksız kalmayacak, demokratik ortamlarda Alevilere yakışan şekilde hesap sorulacaktır. Güneşi balçıkla sıvayamayacağınızı ve mutlaka bir gün yaptıklarınızın hesabını vereceğinizi unutmayınız.
Bozuk saatin bile günde iki defa doğruyu gösterdiği gibi açıklamada geçen “AKD Alevi hareketinde köklü geçmişi olan bir kurumdur. Bu nedenle Alevi Hareketi açısından anlamdır ve olmazsa olmazlarımızdandır. “ cümlesi doğruyu işaret etmektedir. Ancak bunca yalan ve iftiradan sonra acaba diye düşünürken arkasından gelen cümleler utanmazlıkta sınır tanınmayacağını göstermektedir.
“Bizim sorununuz AKD kurumu ve tabanı ile değildir. AKD içinde Alevi Hareketini bölmeye ve farklı yerlere çekmeye çalışan, sisteme ve asimilasyon politikasına hizmet etmeye çalışan kişiler ve yöneticiler ile ilgilidir. Kurumlara çöreklenmiş bu tür kişilerin Alevi Hareketine daha fazla zarar vermemesi için söküp atmak ve teşhir etmek de bizim görevimizdir. Abf olarak Akd ile yol yürüdük ve yürümeye de devam edeceğiz. Yolumuza zarar veren kişilikleri de AKD’nin değerli yöneticileri ile birlikte kurumdan arındıracağız. Bu nedenle AKD’nin değerli canları elbirliğiyle bu ihanetçi kişilikleri görevden almalıdırlar”

Bu açıklama ile kendi kurumlarını yönetmekten aciz malum kişiler, bu defa en büyük ve vazgeçilmez kurumuna yalakalıkta sınır tanımayarak AKD içine çomak sokmaya çalışmaktadır. Nasıl olsa AKD’nin şube yöneticilerini ve üyelerini yalanla kandırıp AKD yi karıştırır mevcut yönetimlerini devirir ve şakşakçı yöneticiler seçtirir koltuğumuzu koruruz sevdasına düşmüşlerdir. Tabi emriniz olur efendim ne demek. Derhâl AKD nin mevcut şeyhinin ve müritlerinin defterleri düreriz dememizi mi bekliyorsunuz ? Daha çok beklersiniz. Anlaşılan siz AKD örgütlerini tanıyamamışsınız. Bu entrikacı tavrın adını alevi hukuku ve yolumuz koymalıdır Edep yahu illa edep diyoruz.
Değerli canlar, AKD içi boş bir kurum değildir. Bizim hiçbir kurum veya kişiden özür dileyecek bir davranışımız yoktur. Bu yolun ve örgütün sahipleri vardır. AKD nin mevcut yöneticileri atamayla veya sahte vaatlerle paraşütle yönetime gelmedik.Üyelerimizin özgür iradeleri ve demokratik seçimleriyle göreve getirildik ve bu güne kadar yolumuzun edep ve erkanından , derneğimizin ilkelerinden taviz vermedik, bundan sonra birkaç kendini bilmezin yalanları ve iftiralarıyla yolumuzdan dönecek değiliz.Başka Genel Başkanımız Doğan Demir ve GYK üyelerimiz, şube başkan ve üyelerimizin saçının bir teline dahi zarar getirilmesine asla izin vermeyiz, bunun düşünülmesine bile asla tahammül etmeyiz. Bize hiç kimse talimat veremez.
Alevilerin hak mücadelesi tarihi ibretlik olaylarla doludur.8.İmam Rıza döneminde Abbasi Halifesi Harun Reşit oğlu El Memnu döneminde İmam Rızanın bilgi ve tecrübesini kabul eden ancak taraftarlarından çekinen Halife, İmam Rıza’ya “velayet hakkı sizindir, velayeti size veriyorum, size biat edeceğim, yalnız devleti ben yöneteceğim” diye teklif edince İmam Rıza “ Velayet Hak’tan verilir. Eğer size velayet haktan verilmişse sizin ne haddinize ki bana velayeti devretmeye kalkışırsınız. Yok velayet Hak’tan değil zorla gasp ettiğiniz biz makamsa bizim zorla gasp edilmiş bir makamda gözümüz yoktur” der. Tabiki sonuç bilindiği gibi zehirletilip katledilir.
Yine ortaya çıkıp ABF inanç kurulunu toplayıp kurum başkanları olarak orada özümüzü dara çekip haklıyı haksızı tespit edeceğiz söyleminiz de fiilen biten başkanlığınızı ve koltuğunuzu korumak sevdasından başka bir şey değildir. Özünü dara çekmek sizin gibi riyakar ve kendi kurumları arasına nifak sokan ayrıştıran kendini beğenmiş kibirli kişilerin işi değildir. İnanç kurulunda vicdanı ile hareket eden bir avuç dedelerimizi de tarihimizdeki HAKEM OLAYI gibi kandırmaya mı çalışıyorsunuz. Biz sizlerin kurduğu tuzağa düşmeyeceğiz.
ABF başkanı ve yandaşlarına son sözümüzdür. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz. Yalanla, sahte vaatlerle oturduğunuz ve entrikalarla işgal ettiğiniz o koltuktan derhal kalkıp onurluca istifa edin, sağa sola çamur atmaktan vazgeçin, emaneti sahibi olan kurumlara terk edin. Çünkü ABF bizim gözümüzde sizin gibilere terk edilemeyecek kadar değerlidir.
Bazı gerçeklerin farkına varan duyarlı kurum yöneticilerini göreve çağırıyoruz. Bu bataklıktan ABF ‘yi kurtarıp ve doğru yolu bulacağımıza inancımız tamdır.
AKD olarak bundan sonra şikayet ve sızlanma yerine YA YOLU AÇACAĞIZ yada YOLDAN ÇEKİLEĞİZ. DOĞRU YOLDA GİDEN KURUMLARLARLA YOLDAŞ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.“

Hak bizi doğru yoldan ayırmasın. Boz atlı Hızır hepimizin yardımcısı olsun. Muhabbet ehline ve yol için mücadele verenlere aşk ola. 30.12.2017

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Almanya’da çocuklara başörtüsü yasağı tartışması

AleviNet

Published

on

Avusturya Parlamentosu’nun dün aldığı ilköğretim öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı kararı Almanya’da tartışmalara yol açtı. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Almanya’da da ilköğretim öğrencisi çocuklara başörtüsü yasağı getirilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Küçük kızların başörtüsü takması saçmalık. Müslümanların çoğu da böyle düşünüyor. Ailelerle diyalog kurmaktan yasağa kadar, çocukları korumak için tüm önlemlerin düşünülmesi ve uygulanması gerekiyor” dedi.

Annette Widmann-Mauz

Annette Widmann-Mauz

Almanya’da hükümeti oluşturan koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden Avusturya Parlamentosu’nun kararına destek veren siyasetçiler var. Partinin aile politikaları uzmanı Leni Breymaier başörtüsü yasağını olumlu bulduğunu belirterek, “Bu bana göre dini olmaktan öte toplumsal bir sorun, bir eşitlik sorunu” ifadesini kullandı.

Weinberg’ten anayasal hak vurgusu

Koalisyonun büyük ortağı Hristiyah Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) aile politikaları sözcüsü Marcus Weinberg ise Avusturya örneğinde görülen tarzda bir başörtüsü yasağına mesafeli yaklaştı. Weinberg kız çocuklarına toptan bir yasak getirmenin, inancı gereği örtünmeye karar veren kızları mağdur edeceğini ve bunun da anayasada çerçevesi çizilen dini inancını özgürce yaşama hakkıyla ters düştüğünü belirtti.

Marcus Weinberg

Marcus Weinberg

Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Heinz-Peter Meidinger ise çocuklara aileleri tarafından başörtüsü takmaları için baskı yapıldığını dile getirerek, “Okulda başörtüsü takmak, daha çocuk yuvalarında ve ilkokulda görsel bir ayrım yarattığı için uyuma zarar vermektedir” dedi.

Lamya Kaddor

Lamya Kaddor

Yasak yerine ikna

İslam bilimci Lamya Kaddor ise yasak uygulamasının yanlış bir yol olduğunu savunarak, böyle bir adımın kutuplaştırıcı olduğunu ve çocuk üzerinde aile ile okul arasında seçim yapma baskısı getirdiğini dile getirdi. Kaddor, konunun çözülmesi için pedagojik yollarla ailelere ulaşılmasını ve bu buluşmalara cami derneklerinin de davet edilmesini tavsiye etti.

KNA / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Haberler

Ezidi kadınlar çocuklarının kabul edilmesini istiyor

AleviNet

Published

on

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla birlikte serbest kalan tutsaklar topraklarına, ülkelerine dönmeye başladı. Özgürlüğüne kavuşanların bir bölümünü de Ezidiler oluşturuyor. Irak’ın kuzeyinde dini bir azınlık olan Ezidiler, 2014 yılında IŞİD’in vahşi soykırımına hedef olmuş, binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırılarak tutsak alınmış köle yapılmış, cinsel şiddete maruz kalmıştı.

Ancak artık Suriye’nin kuzeyinde IŞİD esareti son bulmuş olsa da, özgürlüklerine kavuşan Ezidi kadınların bir bölümü Suriye’den ayrılıp, topraklarına dönemiyor. Soykırımın yol açtığı acıların hala canlı olduğu Ezidi toplumunun bir bölümü, IŞİD’lilerin tecavüzü sonucunda dünyaya gelen çocuklara, “soykırımcıların çocukları” gözüyle bakıyor, bu çocukları cemaatin içine almayı kabul etmiyor.

Irak’taki Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin IŞİD’in tutsaklığından kurtulanların yeniden cemaate kabul edileceğini açıklamış olması umutlara yol açmıştı. Fakat kararın duyurulması ile birlikte cemaat içinde başgösteren itirazlar konseye geri adım attırdı, Ezidi dini liderler aslında bu kararın IŞİD’lilerin tecavüzü sonucu dünyaya gelen çocukları değil, sadece anne ve babası Yezidi olan IŞİD tutsaklarını kapsadığını açıkladı.

Ezidi cemaatinde evlilikler ancak iki Ezidi arasında gerçekleştiği takdirde kabul ediliyor. Din değiştirerek Ezidi olmayı seçenlerle de evlenmek mümkün ancak din değişikliğinin de cemaatin onayı ile gerçekleşmiş olması koşulu var. Ezidiler soykırıma karşı bu şekilde karşı koyabileceklerine, ancak bu yolla kimliklerini koruyabileceklerine inanıyorlar.

Karar ailelere bırakılmalı

Ezidi insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, yayınladığı video mesajında dini liderlerin kararına ilişkin şu değerlendirmeyi aktardı:

“Karar verme hakkına sahip olanlar soykırımdan hayatta kalanlar ve aileleridir. Kimsenin onlarla ilgili kararlar almaya hakkı yok. Eğer çocuklarıyla birlikte Irak’a dönme kararı alırlar ise, cemaat olarak bunu kabul etmek, onlara iyi karşılamak ve akla gelebilecek her türlü desteği sunmak zorundayız.”

İki kez mağdur oluyorlar

“Bir anne olarak kadınların neler hissettiklerini anlayabiliyorum” diyen Ezidi aktivist ve eski Irak milletvekili Amina Said de çocukların kaderiyle ilgili kararların ailelere bırakılması gerektiğini söyledi. DW’ye konuşan Said, “Üyesi olduğum için Ezidi cemaatindeki tepkileri de anlıyorum. Ama bu insanlar mağdur. Eğer kapılarımızı onlara kapatırsak, şiddet kurbanlarını da cezalandırmış oluruz” diye konuştu.

Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin 2015 yılında, din değiştirerek Müslüman olmaya zorlanmış olan kadınların yeniden din değiştirerek Ezidi cemaatine geri kabüllerini sağlamaya dönük olumlu, yapıcı kararlar aldığını söyleyen Amina Said, “Ama şimdi yanlış bir karar aldılar. Eğer vakit ayırıp aileler, kadınlar ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileriyle konuşsalardı, bu kadınlar için bir çözüm bulunabilinirdi” dedi.

Video izle 04:41 Paylaş Kayıp Ezidilerin peşinde

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/33vMp

Kayıp Ezidilerin peşinde

Kimi Ezidi cemaati üyesine göre sözkonusu kadınların çocuklarıyla birlikte başka bir yerde yaşamaları, cemaat içinde dışlanmalarını önlemek için tek yol ve zaten çok büyük sıkıntıları göğüslemeye çalışan cemaatin korunması, bazı çocuk ve annelerinin çıkarlarından daha önemli.

Neden çocuklar kabul edilmiyor?

Yazda adlı yardım kuruluşunun direktörü Ahmed Burjus, bir zamanlar nüfuzu 500 bin olan Ezidiler için, soykırımdan sorumlu tuttukları kişilerin çocuklarını kabul etmenin çok acı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Burjus, Ezidi bir erkeğin kendisine karısıyla ilgili şu sözleri aktardığını söyledi: “Karımın dönmesini istiyorum. Ama Çeçenistan, Türkiye ya da Suudi Arabistan’dan bir adamın çocuğu ile gelmesini istemiyorum. Çünkü bu insanlar soykırımdan, talandan sorumlu, evlerimizi yıkıp yok ettiler, ailelerimizi öldürdüler. Şimdi de onun kızını ya da oğlunu evimize almak mı zorundayız.”

Burjus kimi çocukların, IŞİD nedeniyle büyük acılar yaşamış olanların intikam eylemlerinin kurbanı olabileceğine dikkat çekerken, Irak yasalarında, Müslüman anne ya da babadan olma bir çocuğun Müslüman olarak kaydedilmesi yönündeki tartışmalı maddenin de sorun yaratabileceğini söyledi.

Burjus, “kadın ve çocuklar saygıyı hak ediyor” demekle birlikte, bunun ancak bu çocukların Irak dışında bir yerde yerleştirilmesi ve hayatlarını orada sürdürmelerine imkan tanınmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor.

Video izle 11:55 Paylaş Ezidilerin parçalanan hayatları

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/317c7

Ezidilerin parçalanan hayatları

Kadınlar tercihe zorlanıyor

Kimi kadınlar Almanya’ya, Avrupa’nın farklı bölgelerine ve Avustralya’ya göç etti. Kimi kadınlar da bir yolunu bulup, fark edilmeksizin eski cemaatlerine döndü, bazıları hamile olduklarını gizledi, dünyaya getirdikleri çocukları, ailelerinin diğer fertlerine verdi.

London School of Economics Ortadoğu Merkezi uzmanı Zeynep Kaya, 3 bin 500 Ezidi kadından 200’ünün çocuklarıyla birlikte IŞİD tutsaklığından kaçabildiğinin tahmin edildiğine dikkat çekti. Ezidi kadınların çoğunluğunun cemaatlerine dönmek istediğini belirten Zeynep Kaya, “Ama bu durumda çocuklarından vazgeçmek zorundalar” diye konuştu.

Bunun Ezidi kadınlar için çok sancılı bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, kadınların çocuklarından vazgeçmek ve başka yerlere göç etmek arasında tercih yapmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekerek, “yaşadıklarına ilaveten bir de dışlanıyorlar, geri dönmek istedikleri cemaatlerine kabul edilmiyorlar” dedi.

Hänel, Lisa

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading

Haberler

Abdullah Gül’den YSK’nin kararına tepki: Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız

AleviNet

Published

on

Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.” dedi.

YSK değil AKP açıkladı: İstanbul seçimi iptal! Bir garip iptal gerekçesi: O sandıklarda 16 bin 253 AKP görevlisi vardı Dışişleri’nden “seçim” açıklaması Yeni seçim 23 Haziran’da… İptalden sonra ne olacak? AKP İstanbul İl Başkanı Şenocak’tan YSK’ye teşekkür CHP: Millet iradesine darbe yapanlara izin vermeyeceğiz Mansur Yavaş’tan Ekrem İmamoğlu açıklaması YSK kararı sonrası dolarda sert tırmanış Tunç Soyer’den İstanbul açıklaması: Hiçbir güç durdurumaz

Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım.
Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.

— Abdullah Gül (@cbabdullahgul) 7 Mayıs 2019

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI