Connect with us

.

Dünya

İran’da protesto dalgası… ‘İslam devleti istemiyoruz’ sloganları atıldı

AleviNet

Published

on

İran, hayat pahalılığı, işsizlik ve yolsuzluk karşıtı protestolara sahne oluyor. Önceki gün ilk olarak Meşhed kentinde başlayan gösteriler başka kentlere de yayılarak dün de sürdü. Şiilerin kutsal kentlerinden biri sayılan, ülkenin ikinci büyük kenti Meşhed’de önceki gün ekonomik durumu ve artan işsizliğe karşı gerekli mücadelenin gösterilmediği tepkisiyle kalabalık bir grup sakaklara çıktı. Güvenlik güçlerinin “(Cumhurbaşkanı Hasan) Ruhani’ye ölüm”, “Diktatöre ölüm” ve “Suriye’den çıkın, bizi düşünün”, “Gazze değil, Lübnan değil, hayatım İran için”,” İslam devleti istemiyoruz”,”Mollalar defolun” sloganları atan göstericilere gaz ve tazyikli suyla müdahale ettiği haberleri AFP ve Reuters ajanslarınca, sosyal medyaya dayanarak duyuruldu.

ABD’den destek geldi

Gösterilerin ardından ABD Başkanı Trump’tan açıklama geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’daki gösterileri yakından takip ettiklerini açıklayarak, olaylar sırasındaki tutuklamaları kınadıklarını bildirdi

İran giderek ısınıyor… Rejim taraftarları da sokağa çıktı.

‘Karşıdevrimci’ suçlaması

Meşhed Valisi Muhammed Rahim Norouzian “Gösterinin yasadışı olduğunu ancak polisin halka hoşgörülü davrandığını” öne sürdü. Gösterilerin “İran İslam Cumhuriyeti’nin düşmanları ve karşı devrimciler tarafından örgütlendiğini” savunan Vali, kamu malına zarar verme suçlamasıyla bazı gözaltıların yapıldığını da doğruladı. Protestolar sırasında 52 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu. Kimi kaynaklar, Şahrud, Kaşmer ve Nişabur kentlerinde de protesto gösterileri düzenlendiğini aktardı. Dün de kimi kentlerde protestoların olduğu haberleri gündeme yansıdı. Kirmanşah’ta 300 kişinin sokağa çıktığı, “siyasi tutuklulara özgürlük” sloganları atıldığı duyuruldu. IRNA ajansının haberine göre ülkenin dini liderini seçen, azledebilen Uzmanlar Meclisi’nin üyesi Ayetullah Ahmed Alamolhoda polisin göstericilere karşı daha sert bir tutum takınması gerektiği açıklamasını yaptı. AFP’nin haberinde Nişabur’un milletvekili Hamid Garmabi’nin “Meşhed’deki büyük krizin yasadışı mali kurumlar kaynaklı olduğu” yönündeki sözleri aktarıldı.

Ahmedinejad’a atıf

Garmabi’nin 2005-2013 yılları arasında eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde mantar gibi türeyen “kredi veren kurumlara” atıfta bulunduğu belirtilirken kötü yönetilen bankacılık sektörü ile yükseliş dönemindeki inşaat sektörünün birleşiminin kötü sonuçlar yarattığı kaydedildi. Birçok kredi şirketinin yatırımcılarına ödeme yapamadığı savunuldu. Ruhani’nin 2013’te iktidara geldiğinde finans sektörünü düzeltmeye çalışarak en büyük 3 kredi şirketini kapattığı, Merkez Bankası’nı zararı karşılamakla görevlendirdiği ancak sürecin çok yavaş işlediği ifade edildi.

HAMANEY’DEN UYARI GELMİŞTİ

İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Batılı ülkelerle 2015 yılında yaptığı nükleer anlaşma yaptırımların kaldırılması nedeniyle başarı olarak görülüyor. Ancak yaptırımların kaldırılmasının ekonomik getirilerinden kendilerinin faydalanamadığını düşünen kesimler, yolsuzluk ve yanlış yönetimden şikâyetçi. Ülkede işsizlik geçen yıldan bu yana yüzde 1.4 oranında artarak yüzde 12.4’e yükseldi. 80 milyonluk nüfusun yaklaşık 3.2 milyonu işsiz. Geçen mayıs ayında gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci dönem için aday olan “ılımlı” kanattan Ruhani, koltuğunu korumuştu. Ancak ülke ekonomisinin durgunluğu hem seçim kampanyası döneminde hem de sonrası için Ruhani’nin önündeki en büyük sorunlardan biri olarak görülüyordu. Hükümetin ekonomi politikalarını sık sık eleştiren İran’ın ruhani lider Ayetullah Ali Hamaney de çarşamba günü ulusun yüksek fiyatlar, enflasyonla mücadele ettiğini söylemiş, sorunların çözülmesi çağrısında bulunmuştu. Öte yandan, ABD ile Sünni Körfez bloğu ve İsrail, son dönemde Tahran ittifaklığını güçlendirmiş durumda.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

Afganistan’da Cumhurbaşkanı’nın mitingine intihar saldırısı

AleviNet

Published

on

Afganistan’ın doğusundaki Parvan vilayetinde Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin seçim mitingi yaptığı alan yakınlarında intihar saldırısı düzenlendi. İçişleri Bakanlığı sözcüsü Nasrat Rahimi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada saldırganın, motosiklete yerleştirdiği bombayı, Parvan vilayetinin Cengel Bağ bölgesinde miting için toplanan kalabalığın yakınında patlattığını söyledi.

Yapılan açıklamada Cumhurbaşkanının herhangi bir yara almadığı belirtildi.

Reuters haber ajansı, patlamada en az 30 kişinin öldüğünü, 45 kişinin de yaralandığını duyurdu.

Parvan Hastanesi Başhekimi Kasım Sengin de yaptığı açıklamada, patlama sonrası  tedavi altına alınanlar arasında kadın ve çocukların da bulunduğunu belirtti.

İkinci saldırı Kabil’de

Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin katıldığı seçim mitingi yakınlarında düzenlenen saldırıdan hemen sonra Kabil’de de bir patlama oldu. Polis yetkilileri ilk belirlemelere göre altı kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Patlamanın ABD Büyükelçiliği yakınlarında meydana geldiği belirtildi. 

Taliban yayınladığı açıklamada her iki saldırıyı da üstlendiğini duyurdu.

Taliban ülkede 28 Eylül’de yapılacak seçimleri boykot etme çağrısında bulunarak, şiddet kullanma tehdidinde bulunmuştu. Taliban, düzenlenebilecek saldırılarda hedef olmamak için halka seçim mitinglerinden uzak durma çağrısı yapmıştı.

AFP, Reuters,dpa/MK,JD

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Dünya

İsrail’de halk sandık başında

AleviNet

Published

on

İsrail’de yaklaşık 6 milyon 400 bin seçmen 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’in yeni üyelerini seçmek üzere bugün sandık başına gidiyor. Erken genel seçimler için TSİ ile 07.00’da başlayan oy verme işlemleri saat 22.00’da sona erecek. Seçmenler, farklı partilerin oluşturduğu 30 liste arasından seçim yapacak. Bu partilerin üçte birinin yüzde 3,25 seçim barajını aşarak parlamentoya girmesi bekleniyor. 

Likud ile Mavi-Beyaz İttifakı’nın oyları başa baş

Kamuoyu yoklamaları Başbakan Benyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz’ın liderliğindeki Mavi-Beyaz İttifakı’nın seçimi başabaş tamamlayacağını gösteriyor. Evimiz İsrail (İsrael Beiteinu) partisinin lideri Avigdor Lieberman’ın ise vereceği destek ile hangi partinin hükümeti kuracağı konusunda belirleyici bir rol oynayacağı tahmin ediliyor. 

Benny Gantz ve Benyamin Netanyahu

Benny Gantz ve Benyamin Netanyahu

Milliyetçi çizgideki Lieberman, erken seçimler öncesinde Likud ve Mavi-Beyaz İttifakı’nın oluşturacağı büyük koalisyondan yana olduğunu gösteren açıklamalarda bulunmuştu. Gantz ise Netanyahu başbakanlığı üstlenmediği takdirde, Likud ile koalisyona gidebileceklerinin sinyalini vermişti. Seçimler sonrasında Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in en çok oyu alan partiye hükümeti kurma görevi vermesi öngörülüyor. 

İsrail’de Nisan ayında yapılan genel seçimler sonrasında en yüksek oyu alan Netanyahu yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmiş, ancak sağcı ve dindar partilerin katılımı ile koalisyon hükümeti kurmakta başarısız olmuştu. Nisan seçimleri sonrasında Netanyahu’ya destek veren eski Savunma Bakanı Lieberman’ın Ultra-Ortodoks erkeklerin de zorunlu askeri hizmeti yapması yönündeki talebi Ultra-Ortodoks partiler tarafından reddedilmiş, hükümetin  kurulamaması üzerine de parlamento kendini feshetmişti. 

Filistin açısından durum

Ülkenin ve halkın güvenliğine yönelik tutumları açısından Likud ile Mavi-Beyaz İttifakı arasında büyük bir fark bulunmadığı için, seçim sonuçlarının Filistin konusunda değişiklik yaratması beklenmiyor. Bu nedenle de Filistinle barış sürecinin yakın bir gelecekte canlandırılması ihtimal dışı olarak görülüyor. 

AFP,dpa/JD,SÖ
© Deutsche Welle Türkçe 

Continue Reading

Dünya

Êfrîn’deki etnik temizlik BM oturumlarında

AleviNet

Published

on

9 Eylül’de Cenevre Birleşmiş Milletler (BM) Ofisinde başlayan BM İnsan Hakları Konseyi 42. İnsan Hakları Oturumları, ülkelerde yaşanan insan hakları ihlalleri üzerine yapılan tartışmalarla devam ediyor. Oturumlarda söz alan sivil toplum kuruluşlarından Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltildi.

‘TÜRKİYE’DE YARGI BAĞIMSIZLIĞI YOK’

Oturumlarda Halklar Arasında Dayanışma ve Irkçılık Karşı Hareket (MRAP) adına yapılan konuşmada 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan askeri darbe girişiminin ardından Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine dikkat çekildi.

Türkiye’de yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kaldırıldığının ifade edildiği konuşmada, terörle mücadele adı altında başta Kürtler olmak üzere binlerce insanın tutuklandığına vurgu yapıldı.

MRAP temsilcisi “Diyarbakır, Van ve Mardin Büyük Şehir Belediye Başkanları görevden alınıp yerine kayyumlar atandı ve bine yakın Kürt vatandaş tutuklandı” dedi.

Türkiye’de yargı bağımsızlığının işlemediğini kaydeden temsilci, son olarak, konudan sorumlu BM özel raportöründen Türkiye’deki hakimlerin ve avukatların bağımsızlığı konusunda bir çalışma içerisine girmesini istedi.

‘ULUSLARARASI TOPLUMUN SESSİZLİĞİ KABUL EDİLEMEZ’

Yine oturumlarda African Agency for Integrated Development (AAID) adlı sivil toplum kuruluşu adına söz alan Thoreau Redcrow ise Türk devleti ve himayesindeki çetelerin işgali altında bulunan Êfrîn’de yaşananlara dikkat çekti.

“Êfrîn hala Türk devleti ve ona bağlı silahlı grupların ağır işgali altında kalmaya devam ediyor” diyen Redcrow, uluslararası toplumun bu işgale karşı sessiz kalmaya devam etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Redcrow, “Erdoğan ve hükümetine karşı hiçbir uluslararası baskı olmadığından kaynaklı, Türk ordusu ve müttefiki olan askeri gruplar Êfrîn’in Kürt nüfusu üzerindeki baskı, şiddet ve kültürel yıkım çalışmalarını sürdürüyor. Êfrîn’de yaşayan Kürtler keyfi olarak tutuklama ve işkenceye maruz kalıyor. Şehir etrafına duvar örmek için mahalleler yıkılıyor” diye ekledi.

‘ETNİK TEMİZLİK YAPILIYOR’

“Êfrîn’de yaşayan Kürtlerin evlerine ve toprağına zorla el konulduğu gibi şeriat vergileri vermeye zorlanıyor” diyen Redcrow, Êfrîn’deki zeytinlik alanların nasıl yok edildiğine ve zeytinlerin nasıl Avrupa’ya satıldığına dikkat çekti.

Êfrîn’de demografik yapının değiştirildiğini ve kültürel mirasın yok edildiğini söyleyen Redcrow, “Êfrîn’de etnik temizlik yapılıyor. Eğitim sistemi olduğu gibi sokak isimleri de Türkçe olarak değiştiriliyor. Kürtlerin kültürel eserleri tahrip ediliyor, mezarları yıkılıyor. Bölgedeki tarihi eserler çalınıp daha sonra yasadışı yollarla Türkiye’deki müzelere satılıyor” diye konuştu.

Yüz binlerce Êfrînlinin Türk devlet teröründen kaçmak zorunda kaldığını kaydeden Redceow, “Êfrîn’deki işgale sessiz kalınmaması gerekir. Bu konseyin insan haklarını savunmak için ahlaki bir görevi var” ifadelerini kullandı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI