Connect with us

Haberler

Devlet, laiklik, bütçe ve Diyanet

“Demokrasi tüm bireylerin (yurttaşların) eşit olduğu bir rejimin adıdır.”  DERVİŞ.

Osmanlı devletinde Şeyhülislamlık vardı, Osmanlı’nın 1875’te kabul edilen anayasasında küçük bir değişiklik yapılarak Şeyhülislamlığın yeni bir biçim ve devamı niteliğinde olan “Şer’iye Vekâleti” kuruldu. Bu kurum 03 Mart 1924 tarihinde lağvedildi, bu seferde Şer’iye Vekâleti’nin yerine ve devamı niteliğinde olan Diyanet İşleri Başkanlığı aynı gün 03 Mart 1924 tarihinde 429 Sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı bir teşkilat olarak kuruldu.  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Başbakanlığa bağı bir kuruluş olarak kurulmasıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de resmi bir dini olmuş oldu.

Laiklik 1937’de anayasaya girdi, (anayasa madde 2) ama Türkiye’de devletin koruyup kolladığı resmi bir din ve dini bir kurum (DİB) vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) da temsil ettiği bir İslam (Sünni-Hanefi-Maturudi) yorumu var. Bütün bunlar apaçık ortadayken inançları ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün yurttaşları DİB’i vergileriyle desteklemek zorunda bırakılıyor ve eğitim, sağlık ve diğer yatırımcı bakanlıklar gibi, Diyanet’in bütçesi de tüm yurttaşlardan alınan vergilerden oluşturuluyor. Uygulamalara bakıldığında ve bu yapısıyla devlet “laik devlet” değildir, yarı laik bir devlettir. Oysaki anayasamızda ‘demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti’ olduğu yazılıdır.

Devletlerin demokratik laik olup olmadıkları yaptıkları bütçeyle ve bütçe tercihleriyle ortaya çıkar. Meclise sunulan ve onaylanan bütçe, devletin laiklik ile demokratik ve sosyal hukuk devleti arasındaki olmazsa olmaz bağlantıyı gösterir. Kuruluşundan bu güne, yıldan yıla palazlandırılan Diyanet’e zaman zaman 3-4-5-6-7-8 bakanlık bütçesine denk gelecek miktarda, eğitim ve sağlık bakanlıklarından daha çok bütçe ayrılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığının 2018 yılı bütçesi tamı tamına 7 milyar 774 milyon YTL’dir. Yıllardır egemenlerin bize reva gördükleri laiklik ve bütçe anlayışları bu şekildedir!

Gerçekte çağdaş, demokratik, laik hukuk sistemini benimseyen devlet’ in dini bir kurumu olmaz, bir dini finanse etmez, dinler ve mezhepler arasında da ayrım yapmaz. Çağdaş, demokratik ve laik hiçbir devletin bütçeden beslenen, korunup kollanan Diyanet İşleri Başkanlığına benzer bir kamu kurumu yoktur. Batıda din işleri özerk bir sistemle çözümlenmiştir, Kilise de bu özerk yapı içerisindedir. Ülkemizde olduğu gibi devlet çatısı içinde değildir. Devlet çatısı içinde (altında) olan Diyanet İşleri Laik Devlet anlayışına ve eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu yapısıyla laik devletten, din-devlet ayrılığından ve eşitlik ilkesinden söz etmek mümkün müdür? Elbette mümkün değildir!

Batıda Katolik Hıristiyan gönüllü olmak şartıyla kendi Kilisesine, Ortodoks Hıristiyan gönüllü olmak şartıyla kendi Kilisesine, Protestan kendi kilisesine ve diğer Hıristiyan mezhep ve tarikatlarda gene gönüllü olarak vermek istedikleri din-inanç vergilerini belli bir düzeyi geçmemek koşulu ile kendi Kiliselerine verilmek üzere bir dilekçe ile vergi dairelerine başvurarak bu haklarını kullanmak istediklerini beyan ederler. Laik bir devlette din işlerine bakan bir kurum olmaz. Her din ve Mezhep mensupları kendi özerk “Cemaatlerine ait örgütlerini” kurar. Din devletin çatısı altında yer alıyorsa ve devlet o din’i, bir kurum eliyle denetliyorsa o ülke zaten laik olmaz! Türkiye Cumhuriyeti Devleti ta 1924’te bu yana Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla Din’i denetliyor, bunun adına da  “Türk tipi laiklik diyor!

Diyanet’in tıpkı holdingler gibi bir dizi yan gelir kaynakları olduğu da anımsanırsa devasalığı daha da iyi anlaşılacaktır. Din işlerine yatırımcı ve eğitim bakanlıklarından fazla bütçe ayırıp, laiklikten dem vuran bir devlet anlayışı (geleneği)  ile karşı karşıyayız. Devlet geleneği ifadesini bilerek kullanıyorum, çünkü bu tercih tüm Cumhuriyet hükümetleri tarafından kullanılmıştır. Açıkça ifade etmek gerekirse, bütün bunlar bir devlet politikasıdır. Sosyolojik bir gerçektir ki,   devletlerin ya da iktidarların dinsel esaslara dayanması demokrasiyi, özgürlüğü, eşitliği ve barışı özünde demokratik ortamı ortadan kaldırır.

Bütçelerin sadece teknik değil tamamen siyasal ve sınıfsal aygıtlar olduğu da gizlenemez bir gerçektir. Her yıl tekrarlanarak yapılan bütçe, mevcut statükoyu (mevcut durum) korumak için şekillendiriliyor. Her yıl Diyanet’e ayrılan ekonomik payın devasa büyüklüğü de bunun göstergesidir. Bu devasa bütçeyle devlet Diyanet eliyle dini ve toplumu kontrol altında tutuyor. Sağlık, eğitim ve gelecek güvencesi her gün daha da aşağıya düşen halkın tepkileri, cehennem korkusu ve cennet umudu ile ekarte ediliyor.

Diyanet’e ayrılan devasa bütçe, sadece laiklik açısından değil, demokrasi ve toplumsal barış açısından da sakıncalar yaratıyor. Büyük düşünür Platon diyor ki; “Adaletsizliklerin En Büyüğü Adil Olmayıp, Adilmiş Gibi Görünmektir.” Nüfusunun en az dörtte birinin Alevi olduğu, sayıları birkaç yüz bine indirilmiş olsa da hala Müslüman olmayan yurttaşların yaşadığı ülkemizde, belli bir dinin belli bir mezhebine ayrılan devasa bütçe, devletin kendi yurttaşlarına inançsal olarak bir kimlik dayatan ve onlara tek tipleşmeyi dayatan anlayış, anti demokratik ve değildir de nedir?

Oysa dini bireysel ve vicdani tercih olarak gören laik bir devlet, farklı inançlardan olan yurttaşları karşısında eşit bir mesafede durur ve topladığı vergileri sadece sosyal ve ekonomik alanlara yönlendirir. Evet, laik devlet dinden uzak durur ve dini de kendinden uzak tutar. Buna karşılık hem inanç gereklerinin yerine getirilmesini güvence altına alır, hem de farklı dinsel tercihlere (inanışlara) sahip yurttaşların birbirlerine karşı gelişebilecek ayrımcılığı engeller.    Din özgürlüğü tıpkı diğer hak ve özgürlükler gibi mutlaktır, bu bağlamda yapılacak her türlü politik ve sosyal baskı İNSAN HAKLARINA aykırıdır.

Dinsel propaganda, asimilasyon ve fetva merkezi olarak görev yapan Diyanet İşleri, sorgulanıp kaldırılma olasılığına karşı da anayasal güvence altındadır. Yıllar önce bir siyasi parti (Barış Partisi) Diyanet’in kaldırılacağını programına yazdığı için hakkında kapatma davası açılmıştı! Tüm bu gerçekler ışığında demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olabilmek için, yani Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında belirtilen özelliklerin (eşitlik) sadece söylem ve yazı üzerinden kalmayıp gerçekliğe dönüşebilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması, denetimi altında tuttuğu devasa ticari kurumların kamulaştırılması, devlet bütçesinden dini kurumlara pay ayırma uygulamasına son verilmesi gerekir.  Aynı zamanda 1924 yılında 442 Sayılı Kanunla yerleşim birimlerine Cami yapılması zorunluluğu getirilmiş. 442 Sayılı Köy Kanunun 2’inci maddesinde değişiklik yapılması gerekmektedir.

Ülkemizde din eğitimi de devletin tekelindedir. Okullarda Diyanet İslam’ının öğretildiği zorunlu din dersleri veriliyor. Laik Demokratik bir devletin, yurttaşlarına belli bir dinin belli bir mezhebi doğrultusunda eğitim vermemesi de gerekir. Oysa ülkemizde ilkokul 4. Sınıftan itibaren “Sünni-Hanefi-Maturidi” anlayış çerçevesinde zorunlu ve uygulamalı din dersi eğitimi yapılmakta, aynı anlayış çerçevesinde yaygın İmam Hatip ve İlahiyat fakülteleri kurumlaşmasına yoğun bir şekilde gidilmekte, hemen hemen tüm okullar İmam Hatip statüsüne dönüştürülmektedir. Eğitim sisteminin de demokratik, laik, eşitlikçi bir yapıya döndürülmesi gerekmektedir.

Sonuç: Diyanet, tekelci ve asimilasyoncu yapısıyla günümüzde de varlığını sürdürmektedir.  Bu kurum yani Diyanet İşleri Başkanlığı, tekelci yapısı ve hem de kendine tanınan anti demokratik aşırı bir koruma ile ülkemizin inanç dünyasının normalleşmesinde ve barışın-demokrasinin önünde temel bir engel olarak durmaktadır. Bu engel demokratik bir biçimde ortadan kaldırılmadıkça yıllardır yarattığı sıkıntılar devam edecektir.  Evet, her şeyden önemlisi tüm toplumsal sorunlarımıza ve değişik din-inanç-ibadet ve etnik-dil anlayışına ön yargısız ve tabulardan arındırılmış bir gözle bakabildiğimiz ölçüde toplumsal barışa erişebileceğiz. Aşk İle.

Mehmet KABADAYI.

İletişim:Mehmet_k.34@hotmail.com

Continue Reading
Advertisement //pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Haberler

17-25 Aralık yolsuzluk iddialarına adı karışan bakanlar ne yapıyor?

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları, şüphesiz Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatını en fazla etkileyen olaylardan biri. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Gülen yapılanması arasındaki kırılma noktası olarak kabul edilen 17 Aralık’taki operasyonlarda, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar ve İran asıllı Türk işadamı Reza Zarrab’ın da aralarında bulunduğu 89 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlara ‘rüşvet’, ‘görevi kötüye kullanma’, ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘kaçakçılık’ gibi suçlamalar yöneltildi. 25 Aralık 2013’teyse ikinci dalga operasyon için düğmeye basıldı. Bu defa da 96 kişiye ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek’, ‘ihaleye fesat karıştırmak’ ve ‘rüşvet’ suçlamaları yöneltildi. İkinci dalga operasyonda, dönemin başbakanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan hakkında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrı evrakı hazırlandı.

Continue Reading

Haberler

Kars’ta protokol krizi: Tugay komutanı tokalaşmadı

Kars’ta 23 Nisan kutlama törenlerine 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut, Kars Belediye Eş Başkanları ile tokalaşmadı.

Kars Valiliği önünde dün sabah gerçekleşen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için tören alanına gelen Kars Belediye Eş başkanları Ayhan Bilgen ve Şevin Alaca, 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut ile tokalaşmak istedi.

Bu sırada Tuğgeneral Özgür Nuhut kendini geri çekilerek, Bilgen ve Alaca ile tokalaşmadı. Elleri havada kalan eş başkanlar, diğer kişilerle tokalaştıktan sonra yerlerine oturararak gösterileri izledi. Öte yandan törenden görüntüleri Twitter hesabından paylaşan Alaca, “Almadığınız el Kars halkının iradesi” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

Haberler

Almanya’dan silah ihracatında Türkiye 19’uncu sırada

Almanya’nın silah ve teçhizat ihracatında bu yılın ilk üç ayında düşüş kaydedildi. Yeşiller milletvekili Omid Nouripour’un soru önergesine Ekonomi Bakanlığı’nın verdiği yanıta göre, Alman hükümeti bu yılın ilk üç ayında 1 milyar 120 milyon euro değerinde satışa onay verdi. 2018’de ise her çeyrekte ortalama 1 milyar 210 milyon euroluk silah ve teçhizat satışına onay verilmişti.

Almanya’nın silah ve askeri malzeme ihraç ettiği ülkeler arasında Türkiye, verilen 15 milyon 300 bin euro değerindeki satış izni ile 19’uncu sırada bulunuyor. Alman Haber Ajansı’nın (dpa) edindiği bilgilere göre, Türkiye ve Suudi Arabistan’a silah ve teçhizat ihracatı için bekletilen başvuruların değeri milyarlarca euroyu buluyor.

Türkiye, geçmişte Almanya’da silah ve askeri malzeme alan ülkelerin başında geliyordu. Ancak Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimini izleyen süreçte demokrasi ve insan hakları alanındaki gerilemeler ve Türkiye’nin Afrin operasyonunda Alman Leopard tanklarının kullanılması ile ilgili tartışmalar Almanya’nın Türkiye’ye silah ihracatını sınırlandırmasında önemli bir rol oynamıştı.

Silah ihracatında ABD ilk sırada

Ekonomi Bakanlığı’nın soru önergesine verdiği yanıta göre, Almanya’nın  2019’un ilk çeyreğinde silah ve teçhizat ihraç ettiği ülkelerin başında ABD geliyor. Yılın ilk üç ayında Almanya’dan ABD’ye 169 milyon 100 bin euroluk satışa onay verildi. Bunu 156 milyon 900 bin euro değerindeki ihracat izni ile İngiltere takip  etti. 87 milyon 800 bin euro değerinde satışın yapıldığı Avustralya üçüncü, 56 milyon 100 bin euroluk ihracat ile Fas dördüncü ve 54 milyon 600 bin euro değerindeki satış ile Avusturya beşinci sırada yer aldı.

Berlin’in Riyad’a silah satışında “ortak proje” pürüzüAlman hükümetinin 2018 yılında verdiği ihracat izinlerinin değeri yaklaşık Almanya Suudilere silah satış yasağının süresini uzattıdörtte bir azalarak 4 milyar 820 milyon euro olarak kaydedilmişti. Almanya’nın silah satışında son olarak 2015 yılında rekor kaydedilmiş ve 7 milyar 860 milyon euro değerinde silah ve askeri malzeme ihraç onayı verilmişti. 2015 yılından beri silah ihraç onaylarında düşüş gözlemleniyor.

Almanya’da koalisyon ortakları Hristiyan Birlik (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD), iktidara geldiği Mart 2018’den beri silah ve askeri malzeme ihracatına verilen onaylarda daha kısıtlayıcı bir tutum izliyor. Koalisyon protokolünde, Yemen savaşına müdahil ülkelere silah satışının kısmen askıya alınması karara bağlanmıştı. Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın geçen yıl Ekim ayında İstanbul’da öldürülmesinin ardından Kasım ayında Suudi Arabistan’a silah ve askeri malzeme satışı askıya alınmış, Mart ayının sonunda ise Suudilere yapılacak teslimatlardaki yasak gevşetilmişti.

Hristiyan Birlik ile Sosyal Demokratlar arasında görüş ayrılığı

Silah ve askeri malzeme ihracatına ilişkin uygulamalar, koalisyon ortakları CDU/CSU ve SPD arasında görüş ayrılığı yaratıyor. Silah satışında daha sert bir düzenleme yapılmasını isteyen Sosyal Demokratların, Avrupa seçimleri için hazırladıkları programda “Kriz bölgelerine ve diktatörlüklere silah ve teçhizat ihracatı yapılmasını istemiyoruz” ifadesi yer alıyor.

Hristiyan Birlik partileri ise silah ve askeri malzeme ihracatında daha sert bir düzenlemenin Almanya’nın dış politikasına zarar vermesinden kaygı duyuyor. Buna gerekçe olarak Yemen savaşına müdahil olan ülkelere uygulanan silah satış yasağının, İngiltere ve Fransa ile savunma alanında yürütülen ortak projeleri olumsuz yönde etkilediği gösteriliyor.

Koalisyon ortakları, bu yılın ortasına kadar silah ve teçhizat ihracatında yeni bir düzenleme üzerinde uzlaşma sağlamayı hedefliyor.

DW,dpa/JD,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

EN SON EKLENEN HABERLER

Haberler10 saat ago

17-25 Aralık yolsuzluk iddialarına adı karışan bakanlar ne yapıyor?

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları, şüphesiz Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatını en fazla etkileyen olaylardan biri. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki...

Dünya10 saat ago

Sri Lanka saldırılarını IŞİD üstlendi

Sri Lanka’da üç kilise ve beş yıldızlı üç oteli hedef alan eş zamanlı bombalı saldırıları IŞİD üstlendi. Örgütün yayımladığı açıklamada, “Sri...

Politika10 saat ago

Buldan: İnsanlığın yerlerde sürüklendiği bir noktadayız!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 23 Nisan özel gündemiyle toplanan Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Buldan’ın konuşma...

Politika10 saat ago

HDP’nin Meclis yeni Grup Başkan vekili Oluç

Ayhan Bilgen’in 31 Mart Yerel Seçimlerinde Kars Belediye Eşbaşkanı seçilmesinden sonra Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yeni Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili...

Güncel10 saat ago

Oyuncu Deniz Çakır’a hapis talebi

Oyuncu Deniz Çakır’ın, Beşiktaş’taki bir kafede bulunan bazı kadın müşterilere söylediği sözlerle, “halkın bir kesimini, sosyal, sınıf, din, mezhep, cinsiyet,...

Güncel10 saat ago

Tonlarca domates ve çilek Türkiye’ye geri gönderildi

Rosselhoznadzor basın dairesinden yapılan açıklamada, ajansın Bryansk ve Smolensk müdürlüklerinde görevli çalışanların geçici muhafaza depolarında tutulan Türk menşeili toplam 39.5...

Haberler10 saat ago

Kars’ta protokol krizi: Tugay komutanı tokalaşmadı

Kars’ta 23 Nisan kutlama törenlerine 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut, Kars Belediye Eş Başkanları ile tokalaşmadı. Kars...

Forum11 saat ago

Sırça köşk çatırdıyor!

ALİ ERDOĞAN Saygı ile andığımız edebiyatçı Salahattin Ali, Edebiyat dünyasına sayısız eserler bırakmıştı. Halk TV’nin açtığı kitap kanpanyasında sekiz kitabını...

Güncel14 saat ago

YSK kararını verdi: KHK’liler oy kullanabilir

AKP’nin KHK ile ihraç edilenlerin oy kullanmaması yönündeki itirazı YSK tarafından reddedildi. AKP, YSK’ye sunduğu ek dilekçede KHK’lilerin oy kullanamayacağını...

Haberler15 saat ago

Almanya’dan silah ihracatında Türkiye 19’uncu sırada

Almanya’nın silah ve teçhizat ihracatında bu yılın ilk üç ayında düşüş kaydedildi. Yeşiller milletvekili Omid Nouripour’un soru önergesine Ekonomi Bakanlığı’nın...

Röportaj15 saat ago

Kati Piri: AB Erdoğan’ın otoriterliğine güç veriyor

Avrupa Parlamentosu (AP) Hollanda milletvekili ve Türkiye Raportörü Kati Piri, AKP iktidarının Türkiye’yi felakete sürüklediğini belirterek, “Türkiye basın konusunda hiçbir...

Güncel15 saat ago

HDP, Kemal Türkler’i mezarı başında andı

1 Mayıs Dünya Emekçi gününe sayılı günler kala Halkların Demokratik Partisi (HDP), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kurucularından ve onursal...

Advertisement

Facebook

Öne Çıkan Yazılar

bahis siteleri kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri film izle canl? iddaa

porno izle

porno indir

istanbul escort