SON DAKİKA

Şah-ı Merdan Ali’yi Arsıza,Nursuza, Yolsuza Bırakmamak.

Bülent Felekoğlu, FOTO GALERİ, YAZARLAR

Taterli Kültürü Ölüyor mu?

Bu haber 15 Ocak 2018 - 13:43 'de eklendi ve 157 views kez görüntülendi.

Davul ve zurna sanatını Pazarcık’ta üç köy icra eder: Taterli (Oşixon-Kirîvon), Dî Xinte ve Dî Bargîron. Bu köyler davul kasnağını kendileri yapar, derisini kendileri takardı. Yine zurnanın kamışını da çeltik ekerek elde ederdi.

Pazarcık’ın bana göre yaşayan dervişlerinden Hüseyin Satı ile bu konuyu konuştuk. Şöyle diyor: “1990’larda davul-zurna sanatını icra edenlerin sayısı yaklaşık 400 kişiydi. Bugün 11 kişiye düştü. Davul kasnağı ve zurna kamışı da artık yapılmıyor. Bu sanatın yok olması beni üzüyor.”

Acaba bu sanata olan ilgi neden yok oluyor? Satı şöyle yanıtlıyor: “Nedeni göç değil. Bu köylerden en az 5 bin nüfus halen Pazarcık ve kendi köylerinde yaşıyor. Bu sanatı yapanları insanlarımız hor gördü. Onlar da bu sanatı bırakıp başka çalışmalarla geçimlerini kazanmaya başladılar.”

Alevilik Tarihindeki Üç Kutsal Kelime

Davul ve zurna çalanlara Pazarcık’ta “Aşık”, “Kirîv” (kivre) veya “Abdal” deniyor. Bu üç kelime aslında Alevilik tarihinde önemli yer tutuyor. Hüseyin Satı güzel bir örnek veriyor: “Abdal denildiğinde bizim insanlar horlandıklarını sanıyor. Halbuki geçmişte inancını anlatan derviş ve ermişlere abdal denirdi. Örneğin Pir Sultan Abdal ve Abdal Musa bunlardan en ünlüleridir.”

Aşıklar ise Alevi nefeslerini günümüze taşıyanlardır. Aşıklar olmasaydı bugün hangi Alevi deyişinden söz edebilirdik ki?

Kivre ise binlerce yıllık bir geleneği temsil ediyor. Hüseyin Satı ise kivrelik konusunda enteresan bir bilgi veriyor: “Pazarcık’ta davul-zurna sanatını icra eden köylere ‘kirîvon’ (kivreler) da deniyor. Çünkü diğer köyler bu üç köyden çok sayıda insanı kivre yapmışlar. Çocukları onların kucağında sünnet olmuş. Aslında bu da bir önyargıdan kaynaklanıyor. İyi niyetli bir girişim değil. Neden? Çünkü çocuklarının kirîvonlularla evlenmesini istemiyor. Bunu nasıl yapacak? Kivre tutarak.”

Foto: Hüseyin Satı

Babası Pazarcık’ın Hanobası, annesi Taterli köyünden olan Satı, kendisini Taterli’li hissediyor. Hüseyin Satı, ayrıca şu bilgileri de aktarıyor:

“Davu-zurna çalan köyler birbiriyle akraba. Ben çocukken Taterli köyünün büyük bir kısmı davul-zurna işi yapıyordu.

Eskiden çeltik ekip zurna kamışı elde ediyorlarmış. Şimdi yapmıyorlar. Yine davul ve saz yaparlardı. Örneğin dedem Hasanî Doydoy davulcularla gider sünnet yapardı. Aynı zamanda bağlama ve davul kasnağı da yapardı. İhtiyaç olduğunda davul kasnağı Antep’te Kalealtı’nda da alınır, derisini kendileri takardı. Şimdi bunlar yapılmıyor.”

Taterli köyünden olan iki usta. Davulda Olî Emiroke ve zurnada Hisenî Çelo.

Pazarcık’ta bu köylerden olan insanlarımız bir dernek açmış. Adı “Taterli, Şahintepe, Aşıklar Kültürünü Yaşatma Derneği.” Hüseyin Satı bir gün dernekte bu sanatın yaşaması için bazı öneriler yapıyor. Nasıl bir tepki aldığını Satı’dan dinleyelim:

“Bir arkadaş, ‘Biz bu aptallık kelimesini alnımızdan silmek için ne kadar uğraş verdik sen bilmiyorsun’ dedi. Ben de ‘Bir kültürü öldürdünüz’ dedim. ‘Boşver’ dedi, ‘O kültürü Avrupa’da bize ‘Abdal’ diyenler yapıyor.”

Orkestra Hal Hal. 1980 sonrası Pazarcık düğünlerine “orkestra”lar da katıldı. Elinde saz olan Mehmet Suna. Suna, “Ana Ana Elif Ana” deyişiyle geniş kitlelere kendini tanıtmıştı.

Satı’nın Önerileri

“O köyde davul-zurna dersleri olmalı. Bu iş bilimsel yapılmalı. Otantik yapı yok olmadan bunu gelecek kuşaklara bilimsel olarak iade edebiliriz.

Ayrıca sanatın her alanında yer almalarını isterim. Üniversitelere gidip ‘Kurslar yapmak istiyoruz’ desek buna kimse hayır demez. Üniversiteler üzeri yapılacak kurslarda müzik eğitimi, nefesli-telli enstrümanlar, ritim, piyano dersleri olabilir. Konservatuarlara öğrenci yetiştiren kurslar yani…

Avrupa’da yapılan bir düğün. Ceylan Kardeşler çalıyor… Salmanîpok köyünden Ali Şenpınar yine döktürüyor

Kuzenimin kızı Hacibektaş Üniversitesi’ni kazandı, Resim öğretmenliğini… O bu yaz Dî Orte köyünde resim kursu yapacak. Örneğin bizde o kadar sanatçı çıktı, ama ilk kez bu yeğenim üniversiteye geçti. Raşo, Haskî Dolcî, Müslime Tone, Êso gibi çok ünlü sanatkarlar bu köylerden çıktı. İnanıyorum ki üzerinde durulsa bu köylerimizden büyük sanatçıların çıkması içten bile değil. Êso çok usta bir zurnacıymış. Parmaklarını güzel kullananlara “Beyçe Êso” derler. Bu yetenekli parmaklar yok olmadan Pazarcıklı kurumlar ve şahıslar elini taşın altına koymalıdır.”